bugün
- yörük kızı15
- kız düşürmenin kısa yolu15
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- mercimek çorbası içen kadın14
- sikişirken sigara içen kadın5
- uludağ sözlük size ne kattı24
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- pankek mi pişi mi10
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- sarımsak yiyen kız6
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması7
- sözlüğün en masum yazarları16
- tarihteki en kanlı savaşlar3
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- fusya semsiyeli yabanci26
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- uyudunuz mu4
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- arkadaşlar larissa kim12
- s'i l v'e r m'i s t26
- sarapci koala43
- bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğin şeyler4
- pandela 38
- türkiye13
- pizza6
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- aşk5
- hamarat kadın5
- karnı doydukça yemeğe kusur bulan insan5
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- dinlenme tesisi soğuğu5
- nervio21
- artı oy yalakalığı5
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- taşaklı erkek4
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- yemeğe bulyon koyan insan6
- hoşçakal uludağ sözlük7
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- ice latte içince aklıma sen geliyorsun diyen kadın4
- güzel kızların erkenden uyuması4
- soslu adana kebap5
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- gecenin şiiri3
- ey insan5
- recep tayyip erdoğan11
- şarapçının birden tayyipçi olması10
Yıl 1996, yaş 10… Ama Dylan Dog hikâyesine gelmeden önce biraz geriye gitmem gerekiyor.
Fumetti ile ilk tanışmam 1992 yılına dayanıyor. O zamanlar Mersin’deyiz. ilkokul birinci sınıfa yeni başlamışım. Rahmetli bakkal avni amcadan sakız alıyorum; içinden Teksas ve Tommiks’in konuşma balonları çıkıyor. Ama daha okumayı bilmiyorum.
ilkokul öğretmenim, Urfalı Mahmut Kırmızısaç, anneme sürekli, “Bu çocukta yetenek yok, bu çocuk okuyamaz.” diyordu. Gel zaman git zaman sınıfta okumayı ilk öğrenen ben oldum. Sebebi de tamamen meraktı. içimden sürekli, “Ulan, şu konuşma balonlarında ne yazıyor?” diyordum.
Öğretmenim Kırmızısaç’ın tabii Teksas ve Tommiks’ten haberi yok. Benim okumayı nasıl bu kadar hızlı öğrendiğimi görünce resmen şok geçirmişti. ????????
Neyse, gelelim 1996 yılına…
Yeni Yüzyıl Gazetesi, Teksas, Tommiks ve Zagor albümleri veriyordu. Dönemin “gomünisti” Şehriban halam ise bana sürekli, “Bunları okuyarak beynini kirletme. Bunlar hep kapitalist Amerika’nın ürünleri. Bunları okuyacağına Karl Marx’ı, Vladimir Lenin’i oku.” diyordu.
Ben de içimden, “Hala, daha 10 yaşındayım.” diyordum.
Gerçi halamın bir yanıldığı nokta vardı. Bu çizgi romanlar Amerikan değil, italyan çizgi romanıydı. Ama bir yandan da tamamen haksız sayılmazdı; sonuçta Amerikan kültüründen de oldukça besleniyorlardı.
Bir gün gazetenin spor sayfasını okurken sayfaları çevirirken bir bant gözüme ilişti: Karındeşen Jack (Jack lo Squartatore).
işte Dylan Dog ile ilk tanışmam o gündür.
Korku, gizem ve hafif erotizm içeren atmosferi beni resmen büyülemişti.
Ardından 1997 yılında Ad Yayıncılık Dylan Dog albümlerini yayımlamaya başladı. Bana göre Aydın Doğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne en büyük katkılarından biri de budur.
Sonra bayrağı 2002-2007 yılları arasında Rodeo Yayınları devraldı. Bana göre Dylan Dog’un altın çağı da bu dönemdi. En iyi sayılar o yıllarda çıktı. Hâlâ 26. sayı olan “Dopo la Mezzanotte” (Gece Yarısından Sonra) benim için ayrı bir yerde durur. Unutmam mümkün değil.
Daha sonra 2009-2011 arasında Hoz Comics, 2015’ten günümüze ise Lal Kitap yayın hayatını sürdürdü.
Uzun yıllar sonra çıkan bu yeni sayıyla, ilk yüz sayının verdiği o eski tadı yeniden aldım.
görsel
Kısacası, Dylan Dog okumayan gerçekten çok ama çok şey kaçırır.
Fumetti ile ilk tanışmam 1992 yılına dayanıyor. O zamanlar Mersin’deyiz. ilkokul birinci sınıfa yeni başlamışım. Rahmetli bakkal avni amcadan sakız alıyorum; içinden Teksas ve Tommiks’in konuşma balonları çıkıyor. Ama daha okumayı bilmiyorum.
ilkokul öğretmenim, Urfalı Mahmut Kırmızısaç, anneme sürekli, “Bu çocukta yetenek yok, bu çocuk okuyamaz.” diyordu. Gel zaman git zaman sınıfta okumayı ilk öğrenen ben oldum. Sebebi de tamamen meraktı. içimden sürekli, “Ulan, şu konuşma balonlarında ne yazıyor?” diyordum.
Öğretmenim Kırmızısaç’ın tabii Teksas ve Tommiks’ten haberi yok. Benim okumayı nasıl bu kadar hızlı öğrendiğimi görünce resmen şok geçirmişti. ????????
Neyse, gelelim 1996 yılına…
Yeni Yüzyıl Gazetesi, Teksas, Tommiks ve Zagor albümleri veriyordu. Dönemin “gomünisti” Şehriban halam ise bana sürekli, “Bunları okuyarak beynini kirletme. Bunlar hep kapitalist Amerika’nın ürünleri. Bunları okuyacağına Karl Marx’ı, Vladimir Lenin’i oku.” diyordu.
Ben de içimden, “Hala, daha 10 yaşındayım.” diyordum.
Gerçi halamın bir yanıldığı nokta vardı. Bu çizgi romanlar Amerikan değil, italyan çizgi romanıydı. Ama bir yandan da tamamen haksız sayılmazdı; sonuçta Amerikan kültüründen de oldukça besleniyorlardı.
Bir gün gazetenin spor sayfasını okurken sayfaları çevirirken bir bant gözüme ilişti: Karındeşen Jack (Jack lo Squartatore).
işte Dylan Dog ile ilk tanışmam o gündür.
Korku, gizem ve hafif erotizm içeren atmosferi beni resmen büyülemişti.
Ardından 1997 yılında Ad Yayıncılık Dylan Dog albümlerini yayımlamaya başladı. Bana göre Aydın Doğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne en büyük katkılarından biri de budur.
Sonra bayrağı 2002-2007 yılları arasında Rodeo Yayınları devraldı. Bana göre Dylan Dog’un altın çağı da bu dönemdi. En iyi sayılar o yıllarda çıktı. Hâlâ 26. sayı olan “Dopo la Mezzanotte” (Gece Yarısından Sonra) benim için ayrı bir yerde durur. Unutmam mümkün değil.
Daha sonra 2009-2011 arasında Hoz Comics, 2015’ten günümüze ise Lal Kitap yayın hayatını sürdürdü.
Uzun yıllar sonra çıkan bu yeni sayıyla, ilk yüz sayının verdiği o eski tadı yeniden aldım.
görsel
Kısacası, Dylan Dog okumayan gerçekten çok ama çok şey kaçırır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar