bugün

en gıcık olunan insan davranışı

bu başlık açılmışken girmemek olmaz. bence net zirve, tahtın tartışmasız sahibi şu: sen bir şey anlatıyorsun (acı, sevinç, rezillik, her ne boksa) daha lafını güzelce dökemeden, daha ulan dinle bak diye heveslenmene fırsat kalmadan karşıdaki o meşhur “evet ya anladım” bakışını takınıyor, başını hafif yana yatırıyor, göz teması kuruyor, hatta off be bile diyor… ama bütün bunlar bir tuzak.

içinden sayaç çalışıyor: şimdi ben devreye gireyim sayacı. ve bam!

“ya ben de geçen sene tam aynısını yaşadım, bok gibiydi, şöyle oldu böyle oldu…” diye kendi oscar’lık monologunu patlatıyor. senin anlattığın olay anında fon müziği oluyor, dekor oluyor, figüran oluyor. senin acın onun sahnesine açılan kapı, senin mutluluğun ise “aa ben daha fazlasını yaşadım” diye gölgelenecek malzeme.

üç kuruşluk empati alacağım diye beş milyonluk sinir stresi çekiyoruz vesselam.

hele grup muhabbetinde yapan versiyonu var ki level 80. bir anda ortam “kim daha çok çekti” yarışına dönüyor, herkes kendi tribününden tezahürat yapıyor, kimse kimseyi dinlemiyor, sadece kendi sesini duymak için bekliyor.

şahane bir türüz gerçekten.

madem o kadar anlatacak derdin var, niye anlat bakalım diye sordun? niye nasıl gidiyor diye laf attın? direkt otur da benim 45 dakikalık destanımı dinle desene, belki ikimiz de vakit kaybetmeyiz.

gelin istanbul’a, denizin üstüne kurulu bu deliliğin içinde bu kültürü bizzat görün. deneyimleyin, not alın, belgesel çekin, ne bileyim tez yazın amk.

en azından birileri susmayı da öğrenir belki.
© copyright 2005 - 2026