bugün
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti6
- antipanik9
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları5
- türkiye20
- günün sözü22
- yaşam enerjisi veren şeyler5
- ateistlerin yaşama amacı28
- sosyalist reisçi2
- vapurla iskele arasına düşmek2
- simitlere marti atmak2
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak2
- birader başlığına kızan yazarlar2
- karı kıza para yedirir misiniz8
- zorunlu eğitim18
- iletişim başkanlığı'nın türk dizileri toplantısı2
- sabahları nefret edilen şeyler16
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı4
- lokum gibi3
- sarapci koala69
- rafael leao24
- koala görünce eksiyi basmak7
- ölümden sonra hiçlik ümidi2
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- erkeklerin istediği tek şey17
- recep tayyip erdoğan23
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- biraderlerin vurduyor olması12
- sarapci diye nick alan akpli17
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- en son ne zaman namaz kıldın13
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- mehmet ali alabora7
- biraderine de sana da yeter artık7
- fener balı15
- ismet özel der ki3
- fenerbahçe vs galatasaray26
- ayağı şiir kokan kadın6
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- biraderizm felsefesi6
- sikerim böyle hayatı deyip 7/24 taksicilik yapmak2
- manifest11
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- bir dinciyle tartışmak5
- teröriste sövmek artık yasak23
buna en güzel örnek, şöyledir;
--spoiler--
BiR ZAMANLAR, Erzurum ilinin bir köyünde, kendi halinde yaşayan bir adamcağız vardı. Kunduracılık yaparak geçimini temin ederdi. Kazanndığından bir kısmını da kenara ayırmayı adet edinmişti. Adamcağızın bundan muradı, bir kere çıktığı hac yolculuğuna bir kere daha çıkmaktı.
Zaman geçti, Kunduracının kenarda biriktirdiği paralar, hatırı sayılır bir miktara ulaştı. Hesabını kitabını yaptı. Para hac için kâfi idi. O da yol hazırlıklarına başlayıverdi.
O hazırlık yapadursun, kümesindeki üç-beş tavuktan biri hastalanıp öldü. Adam da bu ölü tavukları alıp kapısının önündeki çöplüğe attı. Ertesi sabah bir baktı ki, ölü tavuk attığı yerde değil.
''Acaba'' dedi. '' Köpekler mi aldı götürdü ? '' Ama köpekler alıp gitmez oracıkta yerdi. Kimin aldığıın pek merak etti. Birisinin almış olacağından şüphe etti.
'' Birisi bu hasta tavuğu yerse, o da hastalanır. Ah keşke gömeydim de böyle ortalığa bırakmayaydım'' diye eyvahlandı.
Sağa sola bakınırken, üç beş ev ötesinde oturan dul ve fakir bir kadıncağızın evinden pişmiş tavuk kokusunun geldiğini farketti.
'' Eyvahlar olsun! Bu fukara kadıncağız tavuğu almış olmasın'' dedi.
Gidip kapılarını çaldı. Hakikaten de, dul ve fakir kadın, adamın çöpe attığı tavuğu almıştı.
''Bacım, o tavuk hasta idi. Yenmez ki! '' dedi.
Kadın:
''Ağam, ben fakirim, günler oldu şu çocukcağızlarıma aş edemedim. Bu ölü tavuğu da o sebeble aldım ki, kursaklarına lokma girsin.''
Bu sözleri duyan kunduracı:
''Vay benim halime'' der. ''Şu kadıncağız ile yavruları aç yatar aç kalkarlar da, ben kenara akçe yığarım.'' Sonra da ikinci kez hacca gitmekten vazgeçer. Elinde avucunda ne biriktirdiyse kadına verir, doyurur giydirir. Kendisini bekleyen hac kafilesini de:
''Siz varın gidin. Allah haccınızı mubarek etsin'' diye uğurlar.
Kafilesi, kunduracıyı köyünde bırakarak yola çıkar. Ova ğeçilir, dağ aşılır, çöl adımlanır.. Onlar mübarek Hicaz'a varırlar. Kâbe'ye vardıklarında bir de ne görsünler, kunduracı, beyaz ihrama bürünmüş, tavaf ediyor. Şaşırıp kalırlar. içlerinden bir kaçı koşarak yanına gidip sormak ister. Ancak gittiklerinde onu gördükleri yerde bulamazlar. Bakarlar, başka bir tarafta yine görürler. Bu sefer de o yana koşarlar. Ancak yine aynı şey olur. Gözlerinin değdiği yere, ayakları değdiğinde, kunduracı orada yoktur. Seslenirler, seslerini duyuramazlar. Bu böyle çokca olur. Nihayet hac vazifesi biter ve kafile geriye, köylerine doğru yola çıkar.
Köye dönüp geldiklerinde, konu komşu, hısım akraba, torun torba ziyarete gelip el öpmek için sıraya girince, hacılar bir türlü ellerini vermezler. ''Boşverin'' derler, ''Bizim elimizi öpüp de ne yapacaksınız! Gelin hep beraber kunduracıya gidelim, onun ellerini öpelim. Esas hacı odur.''
--spoiler--
yani defalarca kez hacca gitmeye gerek yok, o hac parasını fakir fukaraya da dağıtsanız olurdur.
--spoiler--
BiR ZAMANLAR, Erzurum ilinin bir köyünde, kendi halinde yaşayan bir adamcağız vardı. Kunduracılık yaparak geçimini temin ederdi. Kazanndığından bir kısmını da kenara ayırmayı adet edinmişti. Adamcağızın bundan muradı, bir kere çıktığı hac yolculuğuna bir kere daha çıkmaktı.
Zaman geçti, Kunduracının kenarda biriktirdiği paralar, hatırı sayılır bir miktara ulaştı. Hesabını kitabını yaptı. Para hac için kâfi idi. O da yol hazırlıklarına başlayıverdi.
O hazırlık yapadursun, kümesindeki üç-beş tavuktan biri hastalanıp öldü. Adam da bu ölü tavukları alıp kapısının önündeki çöplüğe attı. Ertesi sabah bir baktı ki, ölü tavuk attığı yerde değil.
''Acaba'' dedi. '' Köpekler mi aldı götürdü ? '' Ama köpekler alıp gitmez oracıkta yerdi. Kimin aldığıın pek merak etti. Birisinin almış olacağından şüphe etti.
'' Birisi bu hasta tavuğu yerse, o da hastalanır. Ah keşke gömeydim de böyle ortalığa bırakmayaydım'' diye eyvahlandı.
Sağa sola bakınırken, üç beş ev ötesinde oturan dul ve fakir bir kadıncağızın evinden pişmiş tavuk kokusunun geldiğini farketti.
'' Eyvahlar olsun! Bu fukara kadıncağız tavuğu almış olmasın'' dedi.
Gidip kapılarını çaldı. Hakikaten de, dul ve fakir kadın, adamın çöpe attığı tavuğu almıştı.
''Bacım, o tavuk hasta idi. Yenmez ki! '' dedi.
Kadın:
''Ağam, ben fakirim, günler oldu şu çocukcağızlarıma aş edemedim. Bu ölü tavuğu da o sebeble aldım ki, kursaklarına lokma girsin.''
Bu sözleri duyan kunduracı:
''Vay benim halime'' der. ''Şu kadıncağız ile yavruları aç yatar aç kalkarlar da, ben kenara akçe yığarım.'' Sonra da ikinci kez hacca gitmekten vazgeçer. Elinde avucunda ne biriktirdiyse kadına verir, doyurur giydirir. Kendisini bekleyen hac kafilesini de:
''Siz varın gidin. Allah haccınızı mubarek etsin'' diye uğurlar.
Kafilesi, kunduracıyı köyünde bırakarak yola çıkar. Ova ğeçilir, dağ aşılır, çöl adımlanır.. Onlar mübarek Hicaz'a varırlar. Kâbe'ye vardıklarında bir de ne görsünler, kunduracı, beyaz ihrama bürünmüş, tavaf ediyor. Şaşırıp kalırlar. içlerinden bir kaçı koşarak yanına gidip sormak ister. Ancak gittiklerinde onu gördükleri yerde bulamazlar. Bakarlar, başka bir tarafta yine görürler. Bu sefer de o yana koşarlar. Ancak yine aynı şey olur. Gözlerinin değdiği yere, ayakları değdiğinde, kunduracı orada yoktur. Seslenirler, seslerini duyuramazlar. Bu böyle çokca olur. Nihayet hac vazifesi biter ve kafile geriye, köylerine doğru yola çıkar.
Köye dönüp geldiklerinde, konu komşu, hısım akraba, torun torba ziyarete gelip el öpmek için sıraya girince, hacılar bir türlü ellerini vermezler. ''Boşverin'' derler, ''Bizim elimizi öpüp de ne yapacaksınız! Gelin hep beraber kunduracıya gidelim, onun ellerini öpelim. Esas hacı odur.''
--spoiler--
yani defalarca kez hacca gitmeye gerek yok, o hac parasını fakir fukaraya da dağıtsanız olurdur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar