bugün
- en lezzetli balık15
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin10
- karşı cinsteki en itici özellik12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- ben geldim naneler13
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- online listesindeki sıralama mantığı9
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- size takılan lakaplar7
- online listesi neden kaldırıldı10
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- mansur yavaş14
- gocu33
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- en son neye çok üzüldünüz12
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- inci sözlük8
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- game of thrones taki kerhaneci21
- sevmediğin biriyle sevişmek3
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- arkadaşlar5
- jeffrey dahmer vs nuri alço2
- başkent istanbul olsun11
- true nickli yazar22
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- mamudo gurban niye doğdun9
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- chatgpt2
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- insanların sizden uzak durması7
- ismet kalk çay koy kanka3
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- tai lung vs gocu22
- karton toplarken cin musallat olması5
adam resmen kendi kafasının içinde koskoca bir ordu beslemiş. tek beden yetmiyor ona, tek hayat dar geliyor. heteronimleri uydurmuyor, onları gerçekten yaşıyor. alberto caeiro çıkıyor mesela, elinde değneğiyle çoban şair, doğayı öyle çıplak ve temiz görüyor ki sayfayı çevirirken insanın boğazı düğümleniyor. ricardo reis ise bambaşka, mermer gibi soğuk, stoacı, pagan bir doktor. her cümlesi yontulmuş, pürüzsüz. derken alvaro de campos fırlıyor ortaya, motorların gürültüsünü, şehrin çılgınlığını, orgazmı, acıyı, her şeyi aynı anda kucaklayan o deli mühendis. bunların hepsinin tepesinde de fernando pessoa oturuyor, ama en sahtesi belki de o.
çünkü asıl pessoa’yı kimse bulamıyor. adam kimliğini paramparça etmiş, her parçayı ayrı bir insan yapmış. ayrı biyografi, ayrı felsefe, ayrı acılar. normalde biz hayatı yaşamaya çalışırken o hayatı yazmak için yaşıyordu sanki. lizbon’un dar bir ofisinde sigara dumanı, viski ve defterler… ölünce geriye o meşhur sandık kaldı, binlerce sayfa, yarım kalmış defterler, mektuplar, kendi icat ettiği dillerde notlar. aşkı bile o kağıtların üstünden yaşıyordu. gerçek hayatta neredeyse kimseye dokunmuyor, ama defterlerde onlarca tutkulu, karmaşık ilişki dönüyordu.
bazen düşünüyorum da, bu adamı fazla popülerleştirdiler. tişörtlerde, instagramda derin alıntılarla, en iyi heteronimler listeleriyle… ama pessoa öyle okunmuyor ki. içine girmek lazım. bir kere girdin mi, dışarıdaki şu boktan dünya birden sönük kalıyor. o küçük evreni çok daha gerçek geliyor insana. ben de bazen gece yarısı defterimi açıp onun satırlarına dalıyorum, sanki o da karşımdaki koltukta viskiyi yudumluyor, sigarasını yakıyor. ve o anda anlıyorum bazı insanlar yaşamak için değil, yazmak için doğuyor. pessoa da onlardan biriydi. ve ne güzel ki yazmış.
çünkü asıl pessoa’yı kimse bulamıyor. adam kimliğini paramparça etmiş, her parçayı ayrı bir insan yapmış. ayrı biyografi, ayrı felsefe, ayrı acılar. normalde biz hayatı yaşamaya çalışırken o hayatı yazmak için yaşıyordu sanki. lizbon’un dar bir ofisinde sigara dumanı, viski ve defterler… ölünce geriye o meşhur sandık kaldı, binlerce sayfa, yarım kalmış defterler, mektuplar, kendi icat ettiği dillerde notlar. aşkı bile o kağıtların üstünden yaşıyordu. gerçek hayatta neredeyse kimseye dokunmuyor, ama defterlerde onlarca tutkulu, karmaşık ilişki dönüyordu.
bazen düşünüyorum da, bu adamı fazla popülerleştirdiler. tişörtlerde, instagramda derin alıntılarla, en iyi heteronimler listeleriyle… ama pessoa öyle okunmuyor ki. içine girmek lazım. bir kere girdin mi, dışarıdaki şu boktan dünya birden sönük kalıyor. o küçük evreni çok daha gerçek geliyor insana. ben de bazen gece yarısı defterimi açıp onun satırlarına dalıyorum, sanki o da karşımdaki koltukta viskiyi yudumluyor, sigarasını yakıyor. ve o anda anlıyorum bazı insanlar yaşamak için değil, yazmak için doğuyor. pessoa da onlardan biriydi. ve ne güzel ki yazmış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar