bugün
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması11
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle26
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar6
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi10
- yürüyüş partisi3
- gocu abi3
- 22 haziran 2026 fsm'ye amedspor bayrağı asılması3
- lucas luthor2
- ideal sevgilinin en önemli özelliği11
- şemsiyenin ters dönmesi3
- bugün de meme atan olmaması13
- günün sözü2
- oyuncu2
- paris te son tango6
- sözlüğe fotoğraf atmış erkekle evlenir misiniz2
- sözlüğe foto atan erkekler silik yesin2
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı3
- yazma diyince yazmayan erkek4
- 65 şut çekip gol atamamak3
- aylık 299 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- beyaz otomobil satın almak10
- anın görüntüsü15
- 22 27 32 35 yaş kadınlar 50 yaş erkek evliliği2
- gelmiş geçmiş en iyi müzik klibi4
- kıdemliye hızlı diğerlerine yavaş pc veren it2
- bir bardak birayla saatlerce ağlamak2
- iş kadını yazarlar6
- yaşlılığınız için insan biriktirin11
- meloş nerede sorunsalı5
- gocu bey meh meh bey birader4
- misafir ağırlamak2
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- kadın motorcunun yol kesip sürücüye saldırması4
- çok tanrılı dinlerde somut delil yokluğu6
- hoşgeldin pazartesi7
- artık ulu sözlüğümüze fotoğraf atılabilmesi4
- 22 haziran 2026 yeni zelanda mısır maçı2
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar6
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı6
- clydeless bonnie3
- ege waw3
- ibrahim hacıosmanoğlu5
- yetersizim diyerek istifa etmek3
- 2026 dünya kupası16
- engellediğim yuzır başlığıma yazmasın3
- ev kredisi çeken asgari ücretli3
- 2026 dünya kupasında tutulan takım5
- sevgiliye en güzel hitap şekli4
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- her başarılı erkeğin altında bir kadın yatıyor2
adam resmen kendi kafasının içinde koskoca bir ordu beslemiş. tek beden yetmiyor ona, tek hayat dar geliyor. heteronimleri uydurmuyor, onları gerçekten yaşıyor. alberto caeiro çıkıyor mesela, elinde değneğiyle çoban şair, doğayı öyle çıplak ve temiz görüyor ki sayfayı çevirirken insanın boğazı düğümleniyor. ricardo reis ise bambaşka, mermer gibi soğuk, stoacı, pagan bir doktor. her cümlesi yontulmuş, pürüzsüz. derken alvaro de campos fırlıyor ortaya, motorların gürültüsünü, şehrin çılgınlığını, orgazmı, acıyı, her şeyi aynı anda kucaklayan o deli mühendis. bunların hepsinin tepesinde de fernando pessoa oturuyor, ama en sahtesi belki de o.
çünkü asıl pessoa’yı kimse bulamıyor. adam kimliğini paramparça etmiş, her parçayı ayrı bir insan yapmış. ayrı biyografi, ayrı felsefe, ayrı acılar. normalde biz hayatı yaşamaya çalışırken o hayatı yazmak için yaşıyordu sanki. lizbon’un dar bir ofisinde sigara dumanı, viski ve defterler… ölünce geriye o meşhur sandık kaldı, binlerce sayfa, yarım kalmış defterler, mektuplar, kendi icat ettiği dillerde notlar. aşkı bile o kağıtların üstünden yaşıyordu. gerçek hayatta neredeyse kimseye dokunmuyor, ama defterlerde onlarca tutkulu, karmaşık ilişki dönüyordu.
bazen düşünüyorum da, bu adamı fazla popülerleştirdiler. tişörtlerde, instagramda derin alıntılarla, en iyi heteronimler listeleriyle… ama pessoa öyle okunmuyor ki. içine girmek lazım. bir kere girdin mi, dışarıdaki şu boktan dünya birden sönük kalıyor. o küçük evreni çok daha gerçek geliyor insana. ben de bazen gece yarısı defterimi açıp onun satırlarına dalıyorum, sanki o da karşımdaki koltukta viskiyi yudumluyor, sigarasını yakıyor. ve o anda anlıyorum bazı insanlar yaşamak için değil, yazmak için doğuyor. pessoa da onlardan biriydi. ve ne güzel ki yazmış.
çünkü asıl pessoa’yı kimse bulamıyor. adam kimliğini paramparça etmiş, her parçayı ayrı bir insan yapmış. ayrı biyografi, ayrı felsefe, ayrı acılar. normalde biz hayatı yaşamaya çalışırken o hayatı yazmak için yaşıyordu sanki. lizbon’un dar bir ofisinde sigara dumanı, viski ve defterler… ölünce geriye o meşhur sandık kaldı, binlerce sayfa, yarım kalmış defterler, mektuplar, kendi icat ettiği dillerde notlar. aşkı bile o kağıtların üstünden yaşıyordu. gerçek hayatta neredeyse kimseye dokunmuyor, ama defterlerde onlarca tutkulu, karmaşık ilişki dönüyordu.
bazen düşünüyorum da, bu adamı fazla popülerleştirdiler. tişörtlerde, instagramda derin alıntılarla, en iyi heteronimler listeleriyle… ama pessoa öyle okunmuyor ki. içine girmek lazım. bir kere girdin mi, dışarıdaki şu boktan dünya birden sönük kalıyor. o küçük evreni çok daha gerçek geliyor insana. ben de bazen gece yarısı defterimi açıp onun satırlarına dalıyorum, sanki o da karşımdaki koltukta viskiyi yudumluyor, sigarasını yakıyor. ve o anda anlıyorum bazı insanlar yaşamak için değil, yazmak için doğuyor. pessoa da onlardan biriydi. ve ne güzel ki yazmış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar