bugün
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz13
- çağla idi20
- şiir yazan erkek16
- kadınları susturmanın en iyi yolu12
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- yavaş araba kullanmanın daha tehlikeli olması9
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- gta oyununun görevler bittikten sonra sıkması2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- sevişmek istenen ünlüler10
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı10
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır3
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- şu an dinlenen şarkıdan bir cümle7
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler10
- sözlükteki flört listem9
- çok bekar olan sözlük kızı9
- efsane albüm isimleri4
- arkadaşlar özür dilerim11
- özelden alet fotosu atan erkek yazar8
- zeynep kurubacak3
- aklıma takılıyor5
- 0 0 728
- beni linç ettiler abi8
- sarapci koala hatayi28
- ne oldu bana6
- doymuyorum diye bağıran komşu5
- yediğiniz en ağır dayak5
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- kız yeğen sahibi olmak5
- beni kimsenin gözünde canlandıramaması5
- suya sabuna dokunmayan sanatçılar3
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- viski kola15
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- traveler vs iock6
- karşı cinse sorulan sorular8
- uyumak isteyip de uyuyamak4
- köylülere hakaret eden yazarlar5
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz29
- hava soğudu ulan11
- fusya semsiyeli yabanci7
- mazotun 100 lira olacağı tarih14
- sosyalleşmenin zorlaşması12
- gocu abi7
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- neden bu kadar kişi online5
bir yerde kelimelere güveni kırılmış bir adam. ama bırakamıyor da. çünkü elinde başka alet yok. marangozsun, elindeki bütün aletler yamuk, yine de masa yapmaya çalışıyorsun. gençken dünya budur diye cümle kuran biri, yaş ilerledikçe dönüp kendi cümlesine şüpheyle bakıyor. ben bunu neye göre söyledim? diye didiklemeye başlıyor. o meşhur dil oyunları meselesi de biraz buradan geliyor gibi. oyun falan değil aslında, bayağı bir sıkışmışlık.
bizde iş başka yürüyor mesela. biri konuşurken cümlenin yapısını falan analiz etmiyorsun. daha ikinci kelimede çözüyorsun niyetini. bu sitem edecek, bu bir şey isteyecek, bu laf sokacak. kelimeyi tam duymadan yakalıyorsun derdini. çünkü yarım konuşulan, ima edilen, dolandırılan bir dilin içinde büyüyorsun. beyin otomatik tamamlıyor eksikleri. o yüzden yüklem başta mı sonda mı, çok da umurunda olmuyor. mesele kelime değil, bağlam.
wittgenstein da geç dönemde buraya yanaşıyor aslında. anlam kullanımdadır diyor. kelime tek başına bir şey ifade etmez, nasıl ve nerede kullanıldığıyla anlam kazanır. doğru. ama yine de çözümü kelimenin içinde arıyor. çerçeveyi inceliyor, sınır çiziyor, haritayı düzeltiyor.
ama bazen haritayı bırakınca daha net görüyorsun. kelimeler işaret sadece. tabela gibi. aşk, adalet, doğru yazıyor üstünde. herkes aynı tabelayı okuyor ama yürüdüğü yol bambaşka. sonra da tartışıyoruz. kelimeler aynı, yaşanan şeyler başka.
bir de şöyle bir yanı var bunun. kelimeler fazla ciddiye alınınca insana sahte bir kontrol hissi veriyor. adını koydum, çözdüm sanıyorsun. halbuki çoğu zaman sadece etiket yapıştırıyorsun. içeride hiçbir şey değişmiyor.
gerçek iletişim zaten çoğu zaman cümlede değil. o küçük kaymada, sesin titremesinde, duraksamada. biri iyiyim diyor mesela. kelimeye bakarsan mesele yok. ama ses titrek, tonuna bakınca hikâye bitmiş.
belki de wittgenstein’ın bütün derdi buydu. biz neden kelimeye bakıp gerisini ıskalıyoruz diye.
özetle kelimeler harita. ama çoğu insan haritaya bakıp yolu yürüdüğünü sanıyor. yolu yürüyen az.
bizde iş başka yürüyor mesela. biri konuşurken cümlenin yapısını falan analiz etmiyorsun. daha ikinci kelimede çözüyorsun niyetini. bu sitem edecek, bu bir şey isteyecek, bu laf sokacak. kelimeyi tam duymadan yakalıyorsun derdini. çünkü yarım konuşulan, ima edilen, dolandırılan bir dilin içinde büyüyorsun. beyin otomatik tamamlıyor eksikleri. o yüzden yüklem başta mı sonda mı, çok da umurunda olmuyor. mesele kelime değil, bağlam.
wittgenstein da geç dönemde buraya yanaşıyor aslında. anlam kullanımdadır diyor. kelime tek başına bir şey ifade etmez, nasıl ve nerede kullanıldığıyla anlam kazanır. doğru. ama yine de çözümü kelimenin içinde arıyor. çerçeveyi inceliyor, sınır çiziyor, haritayı düzeltiyor.
ama bazen haritayı bırakınca daha net görüyorsun. kelimeler işaret sadece. tabela gibi. aşk, adalet, doğru yazıyor üstünde. herkes aynı tabelayı okuyor ama yürüdüğü yol bambaşka. sonra da tartışıyoruz. kelimeler aynı, yaşanan şeyler başka.
bir de şöyle bir yanı var bunun. kelimeler fazla ciddiye alınınca insana sahte bir kontrol hissi veriyor. adını koydum, çözdüm sanıyorsun. halbuki çoğu zaman sadece etiket yapıştırıyorsun. içeride hiçbir şey değişmiyor.
gerçek iletişim zaten çoğu zaman cümlede değil. o küçük kaymada, sesin titremesinde, duraksamada. biri iyiyim diyor mesela. kelimeye bakarsan mesele yok. ama ses titrek, tonuna bakınca hikâye bitmiş.
belki de wittgenstein’ın bütün derdi buydu. biz neden kelimeye bakıp gerisini ıskalıyoruz diye.
özetle kelimeler harita. ama çoğu insan haritaya bakıp yolu yürüdüğünü sanıyor. yolu yürüyen az.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar