bugün
- sabah sözlüğe girenlerin kaliteli ve elit olması5
- berkant gültekin'in gürsel tekin'e verdiği ayar4
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- manifest grubu vs tarkan4
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak13
- yeni parti55
- kemal kılıçdaroğlu15
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi3
- dansör3
- gezi teknesinde kızlara dans eden erkek2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj7
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- penis ağrısına iyi gelen şeyler2
- hikayeyi devam ettir54
- milliyetçi hareket partisi3
- alman finolarının ortak özellikleri2
- türbanlı kızla sevişmek2
- izmirlilerin bilmedikleri şeyler2
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek2
- nickten isim tahmini yapmak72
- çapulcuların kudurması3
- oje kurutucu cila2
- sokakta kavga teknikleri16
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- mezoterapi12
- bitkiler de acı çeker mi sorunsalı2
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- geceleri uyutmayan dertler4
- arkadaşlar bakar mısınız28
- beşiktaş ve galatasaray'ın radarındaki futbolcu2
- sözlük yazarlarının saatleri10
- büyük filmlerden büyük replikler3
- çekirge7
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- 31 yaş sendromu5
- enteresan neden kavga yok6
- tai lung26
- kavganın kazananı yoktur6
- tekne turu11
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- uysaljakoben17
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- kürk giyen erkek6
- üç harflilerden korkmak5
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- habire12 adamdır37
- anne4
bir yerde kelimelere güveni kırılmış bir adam. ama bırakamıyor da. çünkü elinde başka alet yok. marangozsun, elindeki bütün aletler yamuk, yine de masa yapmaya çalışıyorsun. gençken dünya budur diye cümle kuran biri, yaş ilerledikçe dönüp kendi cümlesine şüpheyle bakıyor. ben bunu neye göre söyledim? diye didiklemeye başlıyor. o meşhur dil oyunları meselesi de biraz buradan geliyor gibi. oyun falan değil aslında, bayağı bir sıkışmışlık.
bizde iş başka yürüyor mesela. biri konuşurken cümlenin yapısını falan analiz etmiyorsun. daha ikinci kelimede çözüyorsun niyetini. bu sitem edecek, bu bir şey isteyecek, bu laf sokacak. kelimeyi tam duymadan yakalıyorsun derdini. çünkü yarım konuşulan, ima edilen, dolandırılan bir dilin içinde büyüyorsun. beyin otomatik tamamlıyor eksikleri. o yüzden yüklem başta mı sonda mı, çok da umurunda olmuyor. mesele kelime değil, bağlam.
wittgenstein da geç dönemde buraya yanaşıyor aslında. anlam kullanımdadır diyor. kelime tek başına bir şey ifade etmez, nasıl ve nerede kullanıldığıyla anlam kazanır. doğru. ama yine de çözümü kelimenin içinde arıyor. çerçeveyi inceliyor, sınır çiziyor, haritayı düzeltiyor.
ama bazen haritayı bırakınca daha net görüyorsun. kelimeler işaret sadece. tabela gibi. aşk, adalet, doğru yazıyor üstünde. herkes aynı tabelayı okuyor ama yürüdüğü yol bambaşka. sonra da tartışıyoruz. kelimeler aynı, yaşanan şeyler başka.
bir de şöyle bir yanı var bunun. kelimeler fazla ciddiye alınınca insana sahte bir kontrol hissi veriyor. adını koydum, çözdüm sanıyorsun. halbuki çoğu zaman sadece etiket yapıştırıyorsun. içeride hiçbir şey değişmiyor.
gerçek iletişim zaten çoğu zaman cümlede değil. o küçük kaymada, sesin titremesinde, duraksamada. biri iyiyim diyor mesela. kelimeye bakarsan mesele yok. ama ses titrek, tonuna bakınca hikâye bitmiş.
belki de wittgenstein’ın bütün derdi buydu. biz neden kelimeye bakıp gerisini ıskalıyoruz diye.
özetle kelimeler harita. ama çoğu insan haritaya bakıp yolu yürüdüğünü sanıyor. yolu yürüyen az.
bizde iş başka yürüyor mesela. biri konuşurken cümlenin yapısını falan analiz etmiyorsun. daha ikinci kelimede çözüyorsun niyetini. bu sitem edecek, bu bir şey isteyecek, bu laf sokacak. kelimeyi tam duymadan yakalıyorsun derdini. çünkü yarım konuşulan, ima edilen, dolandırılan bir dilin içinde büyüyorsun. beyin otomatik tamamlıyor eksikleri. o yüzden yüklem başta mı sonda mı, çok da umurunda olmuyor. mesele kelime değil, bağlam.
wittgenstein da geç dönemde buraya yanaşıyor aslında. anlam kullanımdadır diyor. kelime tek başına bir şey ifade etmez, nasıl ve nerede kullanıldığıyla anlam kazanır. doğru. ama yine de çözümü kelimenin içinde arıyor. çerçeveyi inceliyor, sınır çiziyor, haritayı düzeltiyor.
ama bazen haritayı bırakınca daha net görüyorsun. kelimeler işaret sadece. tabela gibi. aşk, adalet, doğru yazıyor üstünde. herkes aynı tabelayı okuyor ama yürüdüğü yol bambaşka. sonra da tartışıyoruz. kelimeler aynı, yaşanan şeyler başka.
bir de şöyle bir yanı var bunun. kelimeler fazla ciddiye alınınca insana sahte bir kontrol hissi veriyor. adını koydum, çözdüm sanıyorsun. halbuki çoğu zaman sadece etiket yapıştırıyorsun. içeride hiçbir şey değişmiyor.
gerçek iletişim zaten çoğu zaman cümlede değil. o küçük kaymada, sesin titremesinde, duraksamada. biri iyiyim diyor mesela. kelimeye bakarsan mesele yok. ama ses titrek, tonuna bakınca hikâye bitmiş.
belki de wittgenstein’ın bütün derdi buydu. biz neden kelimeye bakıp gerisini ıskalıyoruz diye.
özetle kelimeler harita. ama çoğu insan haritaya bakıp yolu yürüdüğünü sanıyor. yolu yürüyen az.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar