bugün
- istanbul un çok pahalı olması20
- kabataş olayı görüntüleri12
- en sevilmeyen ev işleri9
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri9
- gönül almaya çalışan erkek4
- yks 20263
- lansor2
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan3
- philadelphia krem peyniri2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- parayla dert dinlenir3
- herkes yatsın iyi geceler9
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- fazlası zarar2
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- ölmeyi dilemek2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- oğlum çok güzel lan6
- neden okula gitmek zorundayız2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- slavko vincic15
- oğuzhan uğur12
- velvet13
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- ispanya20
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- nervio11
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 50 tl ile rolling yapmak6
- horoz hayası çorbası5
- 2026 dünya kupası24
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- aklını yitirmek4
- bira cips6
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- tememda kenka nalaka10
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
beni derinden yıkan bir anıdır bu. o günlere dönünce ağlamaklı olurum hep. yani zaman makinesi bulduğumdan değil de aklım o dönemlere beni bir şekilde götürdüğünde.
neyse kafanızı şişirmeden anımı size hemen anlatayım.
ben parasız bir öğrenci olduğum zamanlarda ne yapacağımı bilemediğim bir döneme girmiştim. tabii o zamanlar gençliğin de etkisiyle paraya hızlı ulaşmak gibi bir gustom da vardı. yine bir final çıkışı etrafıma bakarken ve büte gireceğim dersin profesörüyle aklımda bir tartışma içindeyken ve dahası o tartışmada haklı çıkmaya çok yakınken bir ilan görüp irkildim. sanki başımın üzerinden gres yağı dökmüşler gibi titreyerek etrafıma baktım. etrafıma bakma sebebim de bu utanç dolu anı başka bir insanın görebilme ihtimalidir.
neyse ilanda kölelik için uygun insanlar müracaat edebilir yazıyordu ve hafif silik bir yazıydı. sanki bir başkası görmesin diye asılmış ama alıcısına ulaşabilme ihtimali yüksek olan bir ilandı bu benim için. sadece hayata tutunamayanların göreceği ilanlar vardır ya işte bu ilan tam da bu nitelikteydi benim nezdimde.
ilandaki telefon numarasını gizli numaradan aramaya çalıştım. çalıştım diyorum çünkü şu ayrıntıyı da veremeden edemeyeceğim: numaradaki son hane silikti. 11. hane silik olduğundan gizli numaradan 0 ve 9 dahil olmak üzere her tuşu sırasıyla deneyerek ve ilan sahibiyle tanışma fırsatı yakaladım. fırsat bu ya aslında benim talih diye düşündüğüm şeyin talihsizliğe dönüşeceğinden haberim bile yoktu.
şahsi numaramdan bile aramaya utandığım numaranın sahibiyle ve benim de köleliğimden dolayı gerçek anlamda da sahibem olan kadınla konuşmaya başladım. kampüste dört dönüyordum heyecandan. işte bu sefer parayı buldun oğlum diyordum kendime. en azından kazandığın üç kuruşla belki arkadaşlarına, sokağındaki her sabah aynı saatte yere tüküren esnaflara(ki bu esnaflar bana zaman ve mekan tayini konusunda istemeden de yardımcı olmuşlardır.), beni ve zemin katın yedi kat altında kalan 3 arkadaşımı evden atmaya fırsat kollayan ev sahibine borçlarımı ödeyip kendimi kısa bir süreliğine sağlama alma ihtimalini düşündükçe fen edebiyat fakültesinde topaç gibi dönüp ellerimi ovuşturuyordum.
kadının yani sahibemin yani beni bu bataktan kurtaracak diye düşündüğüm insanın beni çağırdığı adrese gittim. tabii büte kaldığım dersi geçmek için de ders kitabıyla gittim oraya. termodinamik kitabıyla köleliğe giden ilk ve son avanak olarak tarihe geçmiş olabilirim ama dersten geçemedim.
kadın ne derse yaptım. beni soğuk ve şehirlerarası otobüslerde çocuk olmaktan vazgeçmeye zorladı resmen. kalorifere zincirlendim, soğuk ve ıslak balkonunda saatlerce bekledim, mama kabından yemekler yedim,su kabından su içerken çok zorlanıyordum nedeni de şudur: su kabı uzağımda kalıyordu. boynumdan balkon korkuluğuna bağlanan zincirle su kabına yetişmek epey bir zordu benim için.
tabii benim bu köleliğimin de bitiş zamanı geldi. ben formatı çok yanlış anlamışım. meğerse köle olarak sahibeye para vermekle yükümlüymüşüm. bu nasıl olabilir?
olamaz,olamaz,olamaaaaaaaaaaaaaaazz.
ben parayı vermeyi reddedince bu kadın benim peşimi bırakmadı. hala bu kadının borcunu ödemeye çalışıyorum. yerin yedi kat altında yeraltı edebiyatı okurken kendimi kanalizasyonda buldum. bu ne yaman çelişki,uçurtmam tellere takıldı, hani benim gençliğime nerede?
neyse kafanızı şişirmeden anımı size hemen anlatayım.
ben parasız bir öğrenci olduğum zamanlarda ne yapacağımı bilemediğim bir döneme girmiştim. tabii o zamanlar gençliğin de etkisiyle paraya hızlı ulaşmak gibi bir gustom da vardı. yine bir final çıkışı etrafıma bakarken ve büte gireceğim dersin profesörüyle aklımda bir tartışma içindeyken ve dahası o tartışmada haklı çıkmaya çok yakınken bir ilan görüp irkildim. sanki başımın üzerinden gres yağı dökmüşler gibi titreyerek etrafıma baktım. etrafıma bakma sebebim de bu utanç dolu anı başka bir insanın görebilme ihtimalidir.
neyse ilanda kölelik için uygun insanlar müracaat edebilir yazıyordu ve hafif silik bir yazıydı. sanki bir başkası görmesin diye asılmış ama alıcısına ulaşabilme ihtimali yüksek olan bir ilandı bu benim için. sadece hayata tutunamayanların göreceği ilanlar vardır ya işte bu ilan tam da bu nitelikteydi benim nezdimde.
ilandaki telefon numarasını gizli numaradan aramaya çalıştım. çalıştım diyorum çünkü şu ayrıntıyı da veremeden edemeyeceğim: numaradaki son hane silikti. 11. hane silik olduğundan gizli numaradan 0 ve 9 dahil olmak üzere her tuşu sırasıyla deneyerek ve ilan sahibiyle tanışma fırsatı yakaladım. fırsat bu ya aslında benim talih diye düşündüğüm şeyin talihsizliğe dönüşeceğinden haberim bile yoktu.
şahsi numaramdan bile aramaya utandığım numaranın sahibiyle ve benim de köleliğimden dolayı gerçek anlamda da sahibem olan kadınla konuşmaya başladım. kampüste dört dönüyordum heyecandan. işte bu sefer parayı buldun oğlum diyordum kendime. en azından kazandığın üç kuruşla belki arkadaşlarına, sokağındaki her sabah aynı saatte yere tüküren esnaflara(ki bu esnaflar bana zaman ve mekan tayini konusunda istemeden de yardımcı olmuşlardır.), beni ve zemin katın yedi kat altında kalan 3 arkadaşımı evden atmaya fırsat kollayan ev sahibine borçlarımı ödeyip kendimi kısa bir süreliğine sağlama alma ihtimalini düşündükçe fen edebiyat fakültesinde topaç gibi dönüp ellerimi ovuşturuyordum.
kadının yani sahibemin yani beni bu bataktan kurtaracak diye düşündüğüm insanın beni çağırdığı adrese gittim. tabii büte kaldığım dersi geçmek için de ders kitabıyla gittim oraya. termodinamik kitabıyla köleliğe giden ilk ve son avanak olarak tarihe geçmiş olabilirim ama dersten geçemedim.
kadın ne derse yaptım. beni soğuk ve şehirlerarası otobüslerde çocuk olmaktan vazgeçmeye zorladı resmen. kalorifere zincirlendim, soğuk ve ıslak balkonunda saatlerce bekledim, mama kabından yemekler yedim,su kabından su içerken çok zorlanıyordum nedeni de şudur: su kabı uzağımda kalıyordu. boynumdan balkon korkuluğuna bağlanan zincirle su kabına yetişmek epey bir zordu benim için.
tabii benim bu köleliğimin de bitiş zamanı geldi. ben formatı çok yanlış anlamışım. meğerse köle olarak sahibeye para vermekle yükümlüymüşüm. bu nasıl olabilir?
olamaz,olamaz,olamaaaaaaaaaaaaaaazz.
ben parayı vermeyi reddedince bu kadın benim peşimi bırakmadı. hala bu kadının borcunu ödemeye çalışıyorum. yerin yedi kat altında yeraltı edebiyatı okurken kendimi kanalizasyonda buldum. bu ne yaman çelişki,uçurtmam tellere takıldı, hani benim gençliğime nerede?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar