bugün

türkiye nüfus krizi

size biri çıkıp "türkiye'de doğum oranı düşük. nüfus yaşlanıyor, artık çoğalmıyoruz ve azalıyoruz. bu felaket demektir bla bla bla" derse ona gülün.
yukarıda da bahsettim. şu an doğum oranımıza %2 bir artış sağlansa 4 yıl sonra bakmak zorunda kalacağımız 10 milyon (+/-) insana sahip olacağız demektir ki asıl felaket budur.

10 milyon 0-4 yaş arası çocuk.
10 milyon üretmeyen, çalışmayan, katma değer sağlamayan insan.
4 yıl içinde ülkeye extradan gelmiş dil bilmez, eğitimsiz, kalifiye olmayan, bir arada yaşam kültürü ile vatandaşlık yurttaşlık duygularından yoksun, bu ülke ve insanlarına kültürüne aidiyet duymayan 20 milyon insanın göçmen-sığınmacı vs statüde olması gibi düşünün.
bu 20 milyon göçmen sığınmacı kaçak vs her ne diyorsanız sisteme üretime katma değer sağlamaya bu insanları entegre edebilirsiniz ve sürdürülebilir bir kaynak az-çok, yeterli-yetersiz girdi yaratabilirsiniz ama 10 milyon 0-4 yaş arası çocuğu 4 yıl içinde sübvanse edecek kaynağı yaratamazsınız.

konuyu daha da basit olarak açıklayayım.
karı koca çalışıp 60-70 bin lira aylık alan ve evi olup ev kirası vermeyen, borcu olmayan evli çiftin "evimiz var, kazancımız eh işte, bir derdimiz yok. bir çocuk yapalım" diyerek kadının hamile kalması ve 4'üz çocuğu olması gibi.
kadın tabi ki çalışmayacak.
canım 1-2 sene dişimizi sıkalım, sonra düzlüğe çıkarız da diyemezler. eğitiminden sağlığına, giyimden beslenmeye onlarca yıl sürecek bir ödeme zorunluluğuna girmiş olurlar.

birileri kalkıp insanların rahmine ve testislerine ahkam keserken, insanlara sanki çiftliğinde beslediği inek koyun tavuk gibi yaklaşıp "doğurun, çoğalın" diye bilgisizce konuşurken dikkatli olmalı.

bu sırada...
devlet açısından konuya yaklaşırsak, devletin derdi insanların kaç çocuk sahibi olacağı olamaz. zaten devletin buna ne hakkı ne hukuku ne de yetkisi var.
devletin derdi insanlara insan gibi yaşam kalitesi ve gelecek güvencesi, garantisi sunmak olduğunu hatırlatalım.
© copyright 2005 - 2026