bugün

boşanmada mal paylaşımı

boşanmada mal paylaşımı denilen şey, insanın evlilik boyunca yaptığı tüm "mantıklı" yatırımların bir anda “romantik hata”ya dönüşmesidir.
düşünsene, evlendiğin kişiyle birlikte aldığın buzdolabı bile mahkeme kararıyla ikiye bölünemediği için kavganın sembolü haline geliyor.
bir zamanlar beraber “beyaz eşyalar kampanyadanmış aşkım!” diye sevinirken, şimdi “o faturalarda benim adım var” diyorsun.

başta çok masum başlıyor her şey.
“mal paylaşımı davası açalım” deniyor, insan sanıyor ki medeni medeni, iki taraf da oturup hesap yapacak.
ama yok. o hesap bir türlü tutmuyor.
çünkü evlilik boyunca kim neye ne kadar katkı yaptı, kim mutfağı topladı, kim kira ödedi, kim kredi taksidini yatırdı, kim sadece kahve yaptı…
bunların hepsi “yasal değer” kazanıyor.
ve bir anda “düğünde takılan bileziklerin hukuki statüsü” diye bir cümle duyuyorsun.

mahkemede hakim soruyor:
“evlilik içinde edinilen malların niteliği nedir?”
içinden diyorsun ki “nitelik mi? o televizyonu bile ben taşıdım!”
ama söyleyemiyorsun, çünkü avukatın kaşlarını kaldırmış, “sus, sonra anlatırım” bakışı atıyor.

işte o an anlıyorsun ki, mal paylaşımı davası biraz da karakter testi gibi.
kim sabırlı, kim inatçı, kim “yeter artık bırak gitsin” diyor, kim “ben bu tencereyi de istiyorum” diye diretiyor.
bazen gerçekten sadece tencere meselesi bile üç celse sürüyor.
çünkü mesele artık mal değil, haklı çıkmak.

bir arkadaşım anlatmıştı, “hakim son celsede arabayı bana verdi ama ruhsat hâlâ onda” diyordu.
dedim “peki ne yapacaksın?”
“ne yapayım, arabayı kullanamıyorum ama en azından kazandım.”
işte böyle tatlı trajediler yaşanıyor.
boşanmada kimse aslında kazanamıyor, herkes biraz eksiliyor.

ama şunu unutmamak lazım: mal paylaşımı, adaletin maddi tarafıdır.
çünkü emek de, fedakarlık da, ev içi düzen de değersiz değil.
bir taraf evin geçimini sağlamış olabilir, diğeri o evin duvarlarına huzur katmıştır.
hukuk da diyor ki: “ikiniz de katkı yaptınız, şimdi adilce bölüşün.”

işte tam da burada devreye iyi bir avukat giriyor.
çünkü mal rejimi, edinilmiş mallara katılma, kişisel mallar, değer artış payı gibi kelimeleri duyunca insanın beyni bir noktadan sonra kendini kapatıyor.
bir yerden sonra sadece “ben şu dolabı istiyorum” kısmını hatırlıyorsun.

o yüzden, kimse kusura bakmasın ama boşanmada mal paylaşımı öyle “internetten form doldurayım bitsin” tarzı bir şey değil.
mali değil, psikolojik bir süreç.
bir zamanlar “bizim evimiz” dediğin şey, artık “kimin tapusunda” diye tartışılıyor.
bir zamanlar “ortak banka hesabı” denilen o romantik cinayet aleti, şimdi “kim çekti o parayı?” davasına dönüşüyor.

bütün bunların ortasında bir yerlerde hâlâ eski anılar, fotoğraflar, hediyeler kalıyor.
ama hayat bu; bazen sadece duyguları değil, faturaları da ayırmak gerekiyor.
önemli olan, bu süreçten mümkün olduğunca az yara alarak çıkmak.
çünkü sonuçta ev bölünür, eşyalar bölünür, ama iç huzuru korumak kolay değildir.

o yüzden mal paylaşımı davası düşünen herkese küçük bir tavsiye:
kendinizin ve emeğinizin değerini bilin, ama eşyalar için ruhunuzu tüketmeyin.
çünkü en güzel yatırım, sonunda kendinize kalandır.

https://www.cerensumer.av...avukat-ceren-sumer-cilli/
https://www.cerensumer.av.tr/
© copyright 2005 - 2026