bugün
- arkadaşlar hesabı silicem14
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan12
- velvet25
- ölürken dinlenecek müzik5
- türkiye'nin nato'dan çıkıp abd'ye barış götürmesi5
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- yılmaz güney7
- habire125
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- tai lung33
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- açık eksi oy4
- deccal3
- israiloğulları vs ismailoğulları2
- rafael leao27
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar5
- gocu'nun gerçekten komik biri olması4
- aleksey batrakov5
- türkiye22
- hewal ebo3
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı4
- başbirader bey3
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı4
- sarapci koala71
- öldükten sonra arkada bırakılacaklar2
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı2
- günün sözü23
- antipanik9
- kapadokya26
- sosyal demokrat3
- hilal yelekçi2
- önüne gelene faşist demek3
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- saygıdeğer yazarlar saygıdeğer biraderdirler2
- idris naim şahin3
- aktroller5
- ümit özdağ4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- sözlük yazarlarının saatleri8
- sözlüğün mal gibi olması2
- sabah namazına kalkmayı unutan ateist3
- memduh bashgan2
- ateistlerin yaşama amacı28
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı2
- yüksek enflasyon3
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
- akp seçimi kazanınca kalp krizi geçirecek yazarlar4
boşanmada mal paylaşımı denilen şey, insanın evlilik boyunca yaptığı tüm "mantıklı" yatırımların bir anda “romantik hata”ya dönüşmesidir.
düşünsene, evlendiğin kişiyle birlikte aldığın buzdolabı bile mahkeme kararıyla ikiye bölünemediği için kavganın sembolü haline geliyor.
bir zamanlar beraber “beyaz eşyalar kampanyadanmış aşkım!” diye sevinirken, şimdi “o faturalarda benim adım var” diyorsun.
başta çok masum başlıyor her şey.
“mal paylaşımı davası açalım” deniyor, insan sanıyor ki medeni medeni, iki taraf da oturup hesap yapacak.
ama yok. o hesap bir türlü tutmuyor.
çünkü evlilik boyunca kim neye ne kadar katkı yaptı, kim mutfağı topladı, kim kira ödedi, kim kredi taksidini yatırdı, kim sadece kahve yaptı…
bunların hepsi “yasal değer” kazanıyor.
ve bir anda “düğünde takılan bileziklerin hukuki statüsü” diye bir cümle duyuyorsun.
mahkemede hakim soruyor:
“evlilik içinde edinilen malların niteliği nedir?”
içinden diyorsun ki “nitelik mi? o televizyonu bile ben taşıdım!”
ama söyleyemiyorsun, çünkü avukatın kaşlarını kaldırmış, “sus, sonra anlatırım” bakışı atıyor.
işte o an anlıyorsun ki, mal paylaşımı davası biraz da karakter testi gibi.
kim sabırlı, kim inatçı, kim “yeter artık bırak gitsin” diyor, kim “ben bu tencereyi de istiyorum” diye diretiyor.
bazen gerçekten sadece tencere meselesi bile üç celse sürüyor.
çünkü mesele artık mal değil, haklı çıkmak.
bir arkadaşım anlatmıştı, “hakim son celsede arabayı bana verdi ama ruhsat hâlâ onda” diyordu.
dedim “peki ne yapacaksın?”
“ne yapayım, arabayı kullanamıyorum ama en azından kazandım.”
işte böyle tatlı trajediler yaşanıyor.
boşanmada kimse aslında kazanamıyor, herkes biraz eksiliyor.
ama şunu unutmamak lazım: mal paylaşımı, adaletin maddi tarafıdır.
çünkü emek de, fedakarlık da, ev içi düzen de değersiz değil.
bir taraf evin geçimini sağlamış olabilir, diğeri o evin duvarlarına huzur katmıştır.
hukuk da diyor ki: “ikiniz de katkı yaptınız, şimdi adilce bölüşün.”
işte tam da burada devreye iyi bir avukat giriyor.
çünkü mal rejimi, edinilmiş mallara katılma, kişisel mallar, değer artış payı gibi kelimeleri duyunca insanın beyni bir noktadan sonra kendini kapatıyor.
bir yerden sonra sadece “ben şu dolabı istiyorum” kısmını hatırlıyorsun.
o yüzden, kimse kusura bakmasın ama boşanmada mal paylaşımı öyle “internetten form doldurayım bitsin” tarzı bir şey değil.
mali değil, psikolojik bir süreç.
bir zamanlar “bizim evimiz” dediğin şey, artık “kimin tapusunda” diye tartışılıyor.
bir zamanlar “ortak banka hesabı” denilen o romantik cinayet aleti, şimdi “kim çekti o parayı?” davasına dönüşüyor.
bütün bunların ortasında bir yerlerde hâlâ eski anılar, fotoğraflar, hediyeler kalıyor.
ama hayat bu; bazen sadece duyguları değil, faturaları da ayırmak gerekiyor.
önemli olan, bu süreçten mümkün olduğunca az yara alarak çıkmak.
çünkü sonuçta ev bölünür, eşyalar bölünür, ama iç huzuru korumak kolay değildir.
o yüzden mal paylaşımı davası düşünen herkese küçük bir tavsiye:
kendinizin ve emeğinizin değerini bilin, ama eşyalar için ruhunuzu tüketmeyin.
çünkü en güzel yatırım, sonunda kendinize kalandır.
https://www.cerensumer.av...avukat-ceren-sumer-cilli/
https://www.cerensumer.av.tr/
düşünsene, evlendiğin kişiyle birlikte aldığın buzdolabı bile mahkeme kararıyla ikiye bölünemediği için kavganın sembolü haline geliyor.
bir zamanlar beraber “beyaz eşyalar kampanyadanmış aşkım!” diye sevinirken, şimdi “o faturalarda benim adım var” diyorsun.
başta çok masum başlıyor her şey.
“mal paylaşımı davası açalım” deniyor, insan sanıyor ki medeni medeni, iki taraf da oturup hesap yapacak.
ama yok. o hesap bir türlü tutmuyor.
çünkü evlilik boyunca kim neye ne kadar katkı yaptı, kim mutfağı topladı, kim kira ödedi, kim kredi taksidini yatırdı, kim sadece kahve yaptı…
bunların hepsi “yasal değer” kazanıyor.
ve bir anda “düğünde takılan bileziklerin hukuki statüsü” diye bir cümle duyuyorsun.
mahkemede hakim soruyor:
“evlilik içinde edinilen malların niteliği nedir?”
içinden diyorsun ki “nitelik mi? o televizyonu bile ben taşıdım!”
ama söyleyemiyorsun, çünkü avukatın kaşlarını kaldırmış, “sus, sonra anlatırım” bakışı atıyor.
işte o an anlıyorsun ki, mal paylaşımı davası biraz da karakter testi gibi.
kim sabırlı, kim inatçı, kim “yeter artık bırak gitsin” diyor, kim “ben bu tencereyi de istiyorum” diye diretiyor.
bazen gerçekten sadece tencere meselesi bile üç celse sürüyor.
çünkü mesele artık mal değil, haklı çıkmak.
bir arkadaşım anlatmıştı, “hakim son celsede arabayı bana verdi ama ruhsat hâlâ onda” diyordu.
dedim “peki ne yapacaksın?”
“ne yapayım, arabayı kullanamıyorum ama en azından kazandım.”
işte böyle tatlı trajediler yaşanıyor.
boşanmada kimse aslında kazanamıyor, herkes biraz eksiliyor.
ama şunu unutmamak lazım: mal paylaşımı, adaletin maddi tarafıdır.
çünkü emek de, fedakarlık da, ev içi düzen de değersiz değil.
bir taraf evin geçimini sağlamış olabilir, diğeri o evin duvarlarına huzur katmıştır.
hukuk da diyor ki: “ikiniz de katkı yaptınız, şimdi adilce bölüşün.”
işte tam da burada devreye iyi bir avukat giriyor.
çünkü mal rejimi, edinilmiş mallara katılma, kişisel mallar, değer artış payı gibi kelimeleri duyunca insanın beyni bir noktadan sonra kendini kapatıyor.
bir yerden sonra sadece “ben şu dolabı istiyorum” kısmını hatırlıyorsun.
o yüzden, kimse kusura bakmasın ama boşanmada mal paylaşımı öyle “internetten form doldurayım bitsin” tarzı bir şey değil.
mali değil, psikolojik bir süreç.
bir zamanlar “bizim evimiz” dediğin şey, artık “kimin tapusunda” diye tartışılıyor.
bir zamanlar “ortak banka hesabı” denilen o romantik cinayet aleti, şimdi “kim çekti o parayı?” davasına dönüşüyor.
bütün bunların ortasında bir yerlerde hâlâ eski anılar, fotoğraflar, hediyeler kalıyor.
ama hayat bu; bazen sadece duyguları değil, faturaları da ayırmak gerekiyor.
önemli olan, bu süreçten mümkün olduğunca az yara alarak çıkmak.
çünkü sonuçta ev bölünür, eşyalar bölünür, ama iç huzuru korumak kolay değildir.
o yüzden mal paylaşımı davası düşünen herkese küçük bir tavsiye:
kendinizin ve emeğinizin değerini bilin, ama eşyalar için ruhunuzu tüketmeyin.
çünkü en güzel yatırım, sonunda kendinize kalandır.
https://www.cerensumer.av...avukat-ceren-sumer-cilli/
https://www.cerensumer.av.tr/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar