bugün
- s'i l v'e r m'i s t33
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak4
- davar tereyağı4
- bazı insanların sizi değiştirmesi4
- her şeyi hatırlayan insan3
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir8
- anın görüntüsü24
- pum pum çorbası8
- reenkarnasyon4
- tarihteki en kanlı savaşlar4
- kendine yabancılaşmanın sonucu kendinle tanışmak2
- serhat kılıç23
- claudian clouds21
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi4
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- yörük kızı15
- türkiye vatandaşlığından çıkmak4
- uludağ sözlük size ne kattı24
- kız düşürmenin kısa yolu15
- uludağ itiraf12
- muslettin amca7
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- sikişirken sigara içen kadın6
- mercimek çorbası içen kadın14
- günaydın şarkısı2
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- alkol yasağı2
- tavuk budu3
- fusya semsiyeli yabanci26
- sözlüğün en masum yazarları16
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- afd'nin saksonya anhalt'ı kazanması3
- zorunlu eğitim11
- pankek mi pişi mi10
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- sarapci koala43
- arkadaşlar larissa kim12
- nervio21
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- command and generals2
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- yemeğe bulyon koyan insan7
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- sarımsak yiyen kız6
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- pandela 38
- türkiye13
- tai lung45
Oda dediğin şey nefes alınmaz bir cehennem. Duvarlar ter ve rutubetle yıllardır kabuk bağlamış; parmağını sürsen yapış yapış, sümüksü bir tabaka eline bulaşıyor. Zemin, üstüne dökülmüş sidiğin, terin ve tozun birleşip kuruyup tekrar nemlenmiş karışımıyla parça parça kabarmış. Yatağın altı ölü hamamböceği mezarlığı; yanına yaklaşınca, yıllanmış sidik kokusuyla karışan çürük böcek kokusu boğazını yakıyor.
Evin içinde insanlar da odanın devamı gibi. Sırtından ter süzülen, kirle katılaşmış saçları yağ bağlamış, nefesi çürük diş ve mide asidi kokan tiplerle dip dibe yaşamak zorundasın. Tenleri nemden yapış yapış, her dokunuşta sanki deri değil, kaygan sümüksü bir yüzey gibi. O kadar uzun süredir yıkanmamışlar ki, beden kokusu artık kişisel değil, kolektif bir lağım havası.
Dışarıdan gelen yemekler de bu iğrençliğin uzantısı. Bayat pirinç, ağzına aldığında taneler birbirine yapışmış, sanki boğazına kayıp gitmek istemiyor, mideye inmeden çürüyor. Çürük soğanın keskin kokusu pirincin üstüne yapışmış, her lokmada ağzında asitli, mide bulandıran bir tat bırakıyor. Ekmeği ağzına atınca dişin küflenmiş yüzeye denk geliyor, o ekşi küf tadı damağına yapışıyor, yutamıyorsun. Yemek değil, zehirli bir çamur gibi. Ama açlıktan yine de yiyorsun, kusmamak için kendini sıkıp.
Günün sıcağıyla ter kokusu daha da ağırlaşıyor. insanların bedenlerinden yayılan ağır, keskin, amonyaklı ter kokusu, havadaki dışkı ve sidik kokusuyla birleşip ciğerine yapışıyor. Burnunla nefes aldıkça iç organlarına kadar bu kokuyu çekiyorsun. Herkes birbirine değiyor, sürtünüyor; nemli, kirli tenler birbirine yapışıyor. Bu dokunuş, sana insan değil, bozuk et pazarı gibi hissettiriyor.
Gece olduğunda da kurtuluş yok. Yattığın yerde çarşaf artık kumaş değil, yılların teriyle nemlenip taş gibi sertleşmiş, yüzüne gözüne sinmiş iğrenç bir deri parçasına dönüşmüş. Kokusu ise ter, sidik, dışkı ve küfün birleşimi. Yutkunmaya çalışıyorsun ama boğazın acı ve ekşi tadla dolu. Uyku da yok, sadece kokuların boğduğu bir kabus var.
Evin içinde insanlar da odanın devamı gibi. Sırtından ter süzülen, kirle katılaşmış saçları yağ bağlamış, nefesi çürük diş ve mide asidi kokan tiplerle dip dibe yaşamak zorundasın. Tenleri nemden yapış yapış, her dokunuşta sanki deri değil, kaygan sümüksü bir yüzey gibi. O kadar uzun süredir yıkanmamışlar ki, beden kokusu artık kişisel değil, kolektif bir lağım havası.
Dışarıdan gelen yemekler de bu iğrençliğin uzantısı. Bayat pirinç, ağzına aldığında taneler birbirine yapışmış, sanki boğazına kayıp gitmek istemiyor, mideye inmeden çürüyor. Çürük soğanın keskin kokusu pirincin üstüne yapışmış, her lokmada ağzında asitli, mide bulandıran bir tat bırakıyor. Ekmeği ağzına atınca dişin küflenmiş yüzeye denk geliyor, o ekşi küf tadı damağına yapışıyor, yutamıyorsun. Yemek değil, zehirli bir çamur gibi. Ama açlıktan yine de yiyorsun, kusmamak için kendini sıkıp.
Günün sıcağıyla ter kokusu daha da ağırlaşıyor. insanların bedenlerinden yayılan ağır, keskin, amonyaklı ter kokusu, havadaki dışkı ve sidik kokusuyla birleşip ciğerine yapışıyor. Burnunla nefes aldıkça iç organlarına kadar bu kokuyu çekiyorsun. Herkes birbirine değiyor, sürtünüyor; nemli, kirli tenler birbirine yapışıyor. Bu dokunuş, sana insan değil, bozuk et pazarı gibi hissettiriyor.
Gece olduğunda da kurtuluş yok. Yattığın yerde çarşaf artık kumaş değil, yılların teriyle nemlenip taş gibi sertleşmiş, yüzüne gözüne sinmiş iğrenç bir deri parçasına dönüşmüş. Kokusu ise ter, sidik, dışkı ve küfün birleşimi. Yutkunmaya çalışıyorsun ama boğazın acı ve ekşi tadla dolu. Uyku da yok, sadece kokuların boğduğu bir kabus var.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar