bugün
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata14
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı18
- bira şişeden mi kutudan mı içilir sorunsalı4
- üç sözlük kızına evlenme teklif etmek7
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek7
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- üşümek hiç ısınmamak3
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- coskuyla sabunlanan pipi8
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar9
- akşam yemeğinden sonra uyumak3
- caminin tuvaletinde 31 çekmek5
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- zorda kalsanız kendinizden küçükle sevişir misiniz3
- kolye140
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- salata bile yapamayan tip5
- herhangi bir arkadaşa ihtiyaç duymamak3
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı14
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız6
- sözlük yazarlarının salataları15
- fransa da sokağa çıkma yasakları4
- bdsm ci kadın yazar12
- mandalinanın yanında ekmek yemek3
- egzotikbirkul6
- 20583
- uzaylıların beyini bizden büyük mü2
- uzaylılarda düğün geleneği var mı2
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- arkadaşlar cenabet kim3
- moonlight'ın külo vermesi2
- kale3112 ifşa2
- telefona eşini benim karı diye kaydeden erkek3
- ortadoğu haritasını kim çizdi2
- türkiye nin en büyük sorunu13
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- güzellik göreceli değildir3
- kalp krizi2
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- usualsuspects'in ayağı15
- fon vurgunu34
- yapay zekanın saracadan intikamı3
- çizme giyen bir kadının daha kadın olduğu gerçegi2
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- tuttuğunu koparan kadın3
bir bilgenin öğrencisi olan insan şanslıdır. o doğrudan yaşamın kaynağı olan aklı rehber edinmiş bir öğretmenin öğrencisidir. kendi iç dünyasına ve ruhuna dair derin içgörü ve keşifler yapmaya olanak sağlayan ve bunun sonucunda kendini hem içsel olarak, hem de dışsal olarak daha iyi tanımasına yardımcı olan bir bilgenin. çünkü onun öğretileri ahlaki ve manevi değerleri kapsar.
akademik öğretiler ve tıp bilimi fazla düşünmenin (overthinking) negatif bir eylem olduğunu ifade ederken bir bilgenin, öğretmenin, kanaât önderinin ya da düşünürün kanaât ve görüşlerine göre çok düşünmek hayatın, yaşamanın, canlı kalabilmenin göstergesidir. onlar kitapların bir bölümün düşünce ürünü eserler olduğunu (çünkü bazı kitaplar kötüdür) ve insanlık tarihinin ilk bilgisinin zihinden çıktığını bilirler.
tıpkı antik yunan zamanında olduğu gibi günümüzde değerli şahsiyetler, yani kendi öğretilerini oluşturmuş olan büyük kafalar, onun yanında bir şeyler öğrenmek, ama gerçek bir şeyler öğrenmek isteyen öğrencilere veya danışanlara bu bireysel öğretilerini aktarırken özgün bir yol seçerler. salt felsefenin, bilimin ve sanatın nimetlerinden yararlanmak yerine doğayı, yaşamı, insanı, evreni ve benzeri her şeyi kendi aklının süzgecinden geçirip bir anlama bulayarak aktarırlar. çünkü filozoflar, bilim insanları, sanatçılar dönem dönem bundan para kazanmışlardır ve hatta servetini buna borçlu olanları bile vardır, ancak kendi düşünceleriyle ilerleyen, sürekli düşünce halinde olan, düşüncelerini kitap yoluyla insanlara aktarabilmiş düşünürler tarihin hiçbir döneminde bundan para kazanmamışlardır ve kendi öğretilerini oluşturmuş olanlar onlardır.
bireysel öğretilere sahip olan ve bunları karşılığında hiçbir çıkar gözetmeden öğreten, anlatan, aktaran büyük kafalar, yani öğretmenler sofistler gibi değildirler. onlar bilgiyi para karşılığı satmazlar. sofistler anlama, değere, iyiliğe, doğruya, güzelliğe, gerçeğe, sevgiye dair her bir bilgiyi para karşılığı satarlar ki bugün akademik çevre (lisans, yüksek lisans, doktora, profesör, doçent) bunun bir tezahürüdür. oysa kendi aklının ekmeğini yiyerek, bundan hiçbir fayda sağlamadan öğretme gayesinde olanlar, işte onlar gerçek birer öğretilere sahip olan kişiliklerdir.
burada samimiyetle okumak, derece yapmak, bilgiyi öğrenmek ve sonrasında kariyer yapmak isteyen ve bunun için emek veren akademi öğrencilerine saygımızı dile getirelim. ancak günümüzde akademinin ve örgün eğitimin sadece türkiye'de değil, dünyada da niteliğinin düşük olduğunu; iyiyi, doğruyu ve güzeli anlamış ve kafasında özümsemiş, bilgi hamallığı ve malumatfuruşluk yapmayan, her şeyin özüne inen, öğretileriyle öğrencisini düşünmeye ve aklını kullanmaya sevk eden bir bilge/düşünür/kanaât önderi/öğretmen ve benzeri ne denilirse denilsin, kendi aklının ekmeğini yiyerek öğretilerden bir dünya oluşturmuş olan yüce insanlarla akademi öğretmenlerinin ve profesörlerin seviyeleri arasında büyük farklar olduğunu tespit etmemiz gerekmektedir. çok az akademi kurumu öğrencilere gerçek ve değerli bir şeyler öğretir. diğerleri de eşek yüküyle para alır
bireysel öğretileri öğretebilecek kalibrede insan azdır. o devlet nezdinde bir profesör ya da yetkili bir şahıs olmasa da capcanlı bir insandır. sana kimliğini, benliğini, ruhunu anlatacak olan bir şahsiyettir, kişiliktir, kimliktir ve bunu doğrudan doğruya kendi zihninden, aklından, düşüncelerinden, hayallerinden oluşturmuştur. kendi öğretileri, kendi kanaâtleri, kendi düşünceleri olan öğretmenlerdir onlar.
ilkokul mezunu bir insanın, doktora yapmış bir insandan daha zeki olabilme ihtimali vardır. çünkü entelektüel kapasite ve bilgi dağarcığı ile zeka farklı kavramlardır. kolektif akademi sana önceden belirlediği bir dizi bilgiyi sunar, tıpkı senden önce yüz binlerce insana öğrettiği gibi. oysa gerçek bir öğretmenin hayatı boyunca bir kaç tane ile bir kaç yüz tane arasına değişiklik gösteren öğrencisi olur. ve bazen o öğretiler öğrenciden öğrenciye değişir. öğreti sahibi önce öğrenciyi tanır, sonra öğretileri ona uygun bir şekilde, onun cevaplarına göre şekillendirir. ve bir bilgenin ne kadar az öğrencisi olursa, bilge o kadar değerlidir.
doğuştan, derin bir anlayışla dünyaya gelenler ekstra bir çalışma yapmadan da insanları büyüleyebilirler. hatta doktora yapmış bir insan da, bir profesör de ondan etkilenebilir. işte biz onlara öğreti sahibi olanlar diyoruz. sadece %1'lik bir kısım, öğrenciliğini ilerleyen yıllarda öğretmenliğe taşır.
bir bilgenin zihinsel , düşünsel, akli öğretileri olduğu gibi ahlaki, duygusal, manevi öğretileri de olur. vicdanın, merhametin, inceliğin, hassasiyetin, saygının, sevginin ve benzeri şeylerin değerine dair pek çok öğretiyi de aktarır. öz saygıyı, öz sevgiyi, öz değeri de anlatır.
eğer bir kişi öğretileri anlayabilecek kadar kapasite sahibi ise ve bu kişinin öğretmeni karşı cinsse, öğrenci ona aşık olur. gerçek bir öğreti sahibi bu aşka karşılık vermez. oysa gizli şekilde akademi içinde öğrencileriyle ilişkiye girenler vardır. çünkü onlar devletin sistemini pusulası yapmış paralı birer sofisttirler.
akademik öğretiler ve tıp bilimi fazla düşünmenin (overthinking) negatif bir eylem olduğunu ifade ederken bir bilgenin, öğretmenin, kanaât önderinin ya da düşünürün kanaât ve görüşlerine göre çok düşünmek hayatın, yaşamanın, canlı kalabilmenin göstergesidir. onlar kitapların bir bölümün düşünce ürünü eserler olduğunu (çünkü bazı kitaplar kötüdür) ve insanlık tarihinin ilk bilgisinin zihinden çıktığını bilirler.
tıpkı antik yunan zamanında olduğu gibi günümüzde değerli şahsiyetler, yani kendi öğretilerini oluşturmuş olan büyük kafalar, onun yanında bir şeyler öğrenmek, ama gerçek bir şeyler öğrenmek isteyen öğrencilere veya danışanlara bu bireysel öğretilerini aktarırken özgün bir yol seçerler. salt felsefenin, bilimin ve sanatın nimetlerinden yararlanmak yerine doğayı, yaşamı, insanı, evreni ve benzeri her şeyi kendi aklının süzgecinden geçirip bir anlama bulayarak aktarırlar. çünkü filozoflar, bilim insanları, sanatçılar dönem dönem bundan para kazanmışlardır ve hatta servetini buna borçlu olanları bile vardır, ancak kendi düşünceleriyle ilerleyen, sürekli düşünce halinde olan, düşüncelerini kitap yoluyla insanlara aktarabilmiş düşünürler tarihin hiçbir döneminde bundan para kazanmamışlardır ve kendi öğretilerini oluşturmuş olanlar onlardır.
bireysel öğretilere sahip olan ve bunları karşılığında hiçbir çıkar gözetmeden öğreten, anlatan, aktaran büyük kafalar, yani öğretmenler sofistler gibi değildirler. onlar bilgiyi para karşılığı satmazlar. sofistler anlama, değere, iyiliğe, doğruya, güzelliğe, gerçeğe, sevgiye dair her bir bilgiyi para karşılığı satarlar ki bugün akademik çevre (lisans, yüksek lisans, doktora, profesör, doçent) bunun bir tezahürüdür. oysa kendi aklının ekmeğini yiyerek, bundan hiçbir fayda sağlamadan öğretme gayesinde olanlar, işte onlar gerçek birer öğretilere sahip olan kişiliklerdir.
burada samimiyetle okumak, derece yapmak, bilgiyi öğrenmek ve sonrasında kariyer yapmak isteyen ve bunun için emek veren akademi öğrencilerine saygımızı dile getirelim. ancak günümüzde akademinin ve örgün eğitimin sadece türkiye'de değil, dünyada da niteliğinin düşük olduğunu; iyiyi, doğruyu ve güzeli anlamış ve kafasında özümsemiş, bilgi hamallığı ve malumatfuruşluk yapmayan, her şeyin özüne inen, öğretileriyle öğrencisini düşünmeye ve aklını kullanmaya sevk eden bir bilge/düşünür/kanaât önderi/öğretmen ve benzeri ne denilirse denilsin, kendi aklının ekmeğini yiyerek öğretilerden bir dünya oluşturmuş olan yüce insanlarla akademi öğretmenlerinin ve profesörlerin seviyeleri arasında büyük farklar olduğunu tespit etmemiz gerekmektedir. çok az akademi kurumu öğrencilere gerçek ve değerli bir şeyler öğretir. diğerleri de eşek yüküyle para alır
bireysel öğretileri öğretebilecek kalibrede insan azdır. o devlet nezdinde bir profesör ya da yetkili bir şahıs olmasa da capcanlı bir insandır. sana kimliğini, benliğini, ruhunu anlatacak olan bir şahsiyettir, kişiliktir, kimliktir ve bunu doğrudan doğruya kendi zihninden, aklından, düşüncelerinden, hayallerinden oluşturmuştur. kendi öğretileri, kendi kanaâtleri, kendi düşünceleri olan öğretmenlerdir onlar.
ilkokul mezunu bir insanın, doktora yapmış bir insandan daha zeki olabilme ihtimali vardır. çünkü entelektüel kapasite ve bilgi dağarcığı ile zeka farklı kavramlardır. kolektif akademi sana önceden belirlediği bir dizi bilgiyi sunar, tıpkı senden önce yüz binlerce insana öğrettiği gibi. oysa gerçek bir öğretmenin hayatı boyunca bir kaç tane ile bir kaç yüz tane arasına değişiklik gösteren öğrencisi olur. ve bazen o öğretiler öğrenciden öğrenciye değişir. öğreti sahibi önce öğrenciyi tanır, sonra öğretileri ona uygun bir şekilde, onun cevaplarına göre şekillendirir. ve bir bilgenin ne kadar az öğrencisi olursa, bilge o kadar değerlidir.
doğuştan, derin bir anlayışla dünyaya gelenler ekstra bir çalışma yapmadan da insanları büyüleyebilirler. hatta doktora yapmış bir insan da, bir profesör de ondan etkilenebilir. işte biz onlara öğreti sahibi olanlar diyoruz. sadece %1'lik bir kısım, öğrenciliğini ilerleyen yıllarda öğretmenliğe taşır.
bir bilgenin zihinsel , düşünsel, akli öğretileri olduğu gibi ahlaki, duygusal, manevi öğretileri de olur. vicdanın, merhametin, inceliğin, hassasiyetin, saygının, sevginin ve benzeri şeylerin değerine dair pek çok öğretiyi de aktarır. öz saygıyı, öz sevgiyi, öz değeri de anlatır.
eğer bir kişi öğretileri anlayabilecek kadar kapasite sahibi ise ve bu kişinin öğretmeni karşı cinsse, öğrenci ona aşık olur. gerçek bir öğreti sahibi bu aşka karşılık vermez. oysa gizli şekilde akademi içinde öğrencileriyle ilişkiye girenler vardır. çünkü onlar devletin sistemini pusulası yapmış paralı birer sofisttirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar