bugün
- sözlük kızlarının kekleri18
- dantelli sütyen takan erkek6
- yesene beni diyen kız8
- dindarların çoğunun fakir olması4
- 2026 sonbaharında izmir3
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- ölümden korkuyor musunuz17
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak7
- illüminati ve grup sex ayinleri4
- mazotun yarım litresi 50 tl26
- palamut6
- sözlük kızları dertleşiyor3
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- joseph weber2
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- ghost rider5
- seninleyken kendim olabiliyorum6
- artı oy alamama krizine girmek3
- matrix te yaşadığımız gerçeği8
- vombatların kakasının küp şeklinde olması3
- anın görüntüsü21
- zalbert ramstein8
- sözlükte ne değişti6
- sabahları sevilen şeyler10
- benim babamın siki kutu kola gibidir5
- sözlük yazarları istanbul'un fethine katilsalardi3
- intihar düşüncesi6
- uludağ itiraf18
- ben basit bir insanım5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı5
- cumartesi kahvaltısı5
- yahudi düşmanlığı4
- akçe2
- yanlış karaya çıkan recep ivedik2
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- queen feristah15
- sudekiray2
- flört etmeyen liberter öğretmen4
- sözlüğe resim yüklenememesi3
- aşk6
- amerikan küfürleri3
- ekşi sözlük8
- evliliği zorlaştırmak3
- bir bela geliyor28
- fusya semsiyeli yabanci20
- keki haddinden fazla kabaran kadın2
- gocu34
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- hava su ateş toprak3
9. bölüm- ada:
10 yıllık dp iktidarı, 27 mayıs 1960 günü, birkaç saat içinde devrilivermişti. üstelik, halkın büyük bir bölümünün ve muhalefet çevrelerinin desteği tamdı. toplumun bir bölümü, adeta korkulu bir düşten uyanmışcasına mutlu ve coşkuluydu. destek öylesine büyüktü ki, bir süre sonra radyolardan "tezahürat artık durdurulsun" duyuruları yapıldı. darbenin ilk günü lider seçilen cemal gürsel, devrik iktidar mensuplarının yargılanmayacağını ve üç ay içinde seçimlerin yapılacağını ilan etti. 27 mayıs müdahalesinin ilk günleri, iyimser bir hava içinde geçmişti.
darbecilerin lideri olarak orgeneral cemal gürsel ilan edilmişti. ancak, 27 mayıs'ın fiili lideri, gürsel'in adaşı tümgeneral cemal madanoğlu'ydu. madanoğlu, 27 mayıs 1960 günü bir grup hukuk profesörünü ankara'ya getirtmiş, onlardan bir anayasa hazırlamalarını istemişti. madanoğlu, bu isteğini dile getirirken iktidarı en kısa sürede sivillere devretme niyetinde olduğunu da açıkça dile getirdi. ancak, tam bu noktada profesörler madanoğlu'na itiraz ettiler. komutanların olağanüstü yetkilere sahip bir heyet kurarak ülkeyi idare etmeleri gerektiğine kanaat getirdiler. askerler kışlalarına çekilmek istiyor, siviller ise onlara durun diyordu. böylelikle milli birlik komitesi oluşturuldu. ne var ki mbk'nin oluşturulması hiç kolay olmadı. darbecilerin her biri, farklı örgütlerden geldikleri için birbirlerini tanımıyordu. başlarına lider seçtikleri cemal gürsel ise çoğunun adını bile bilmiyordu. 27 mayıs'ın başarıya ulaşmasıyla birlikte pek çok subay, "27 mayıs'ı ben yaptım" diye ortaya çıkmıştı. bunların ne kadarının gerçekten 27 mayıs'ta rol oynadığı, ne kadarının durumdan vazife çıkarmak için ortaya atıldığı kuşkuluydu. sonunda güvenilir komutanlardan oluşan bir heyetin çalışmalarıyla 38 kişilik mbk oluşturuldu. listenin başına cemal gürsel adı yazılıydı.
ne var ki mbk'nin oluşturulmasıyla iş bitmemişti. hatta tersine, yeni bir kriz kapıdaydı. krizin adı hükümetin oluşturulmasıydı. profesörler, hükümeti askerin kurmasını istemişti. bu yüzden hükümeti cemal gürsel kuracaktı. oysa 27 mayıs'ı yapan subaylar, askeri görevlerinin dışında hiçbir görev kabul etmeyeceklerine dair darbeden birkaç saat önce yemin etmişlerdi. sonunda geçmişi temiz sivillerden oluşan bir teknisyenler hükümetinin kurulmasına karar verildi. kriz aşılmış gibi görünüyordu. oysa sırada yeni ve daha büyük bir kriz vardı. iktidara süngüyle gelinebilirdi, ama üstüne oturulamazdı. nitekim, kısa bir süre sonra bu gerçek kendini açık biçimde gösterecekti.
cemal gürsel, ilk günlerde dp'lilerin yargılanmayacaklarını ve en kısa süre içerisinde seçimlere gidileceğini söylemişti. oysa bu o kadar kolay değildi. mbk içerisinde bir grup, hemen seçimlere gidilmesine karşıydı. askeri yönetimin uzun süre devam etmesinden, bu arada köklü reformların yapılmasından ve iktidarın ancak ondan sonra sivillere devredilmesinden yanaydı. radyodan darbe bildirisini okuyan albay alparslan türkeş de seçime karşı olanlardan birisiydi. türkeş, bu koşullarda seçim yapmanın iktidarı chp'ye vermek demek olacağını, bunun da "ordu, chp'yi iktidara getirmek için darbe yaptı" diye algılanacağını düşünüyordu. komutanların dışında anayasa komisyonunu oluşturan profesörler de gürsel'in karşısına geçmişti. profesörler, dp'lilerin yargılanması gerektiğini, aksi halde komutanların ileride "meşru bir iktidara darbe yapmaktan" idam edilmekle bile karşı karşıya kalabileceğini söylüyorlardı. onlara göre seçim yapılacaksa bile önce dp'liler yargılanmalı, bu yargılamadan sonra dp seçime sokulmalıydı. bu durumda devrik iktidar mensuplarına tartışmaları hararetlendi. kara harp okulu binası, tutuklularla dolup taşınca tümgeneral madanoğlu, bir emirle tutukluların çoğunu bıraktırdı. ancak, profesörlerin devreye girmesiyle birlikte bu isimler yeniden tutuklandı. bu arada harbiye'deki tutuklulardan içişleri eski bakanı namık gedik, kuşkulu bir biçimde yaşamını yitirdi. birden bire hava sertleşmişti. basında da devrik rejim aleyhinde ağır suçlamalar yer almaya başlamıştı. konya yolundaki toplu mezarlardan harbiye'yi havaya uçurma planlarına, kars ve artvin'in sovyetler'e verildiğinden tutun da gençlerin cesetlerinden hayvan yemi yapıldığına dair haberler yapılıyordu. doğruluğu kanıtlanmayan bu haberler ile kamuoyu, sert cezalara hazırlanıyordu. ilk günlerde "yargılama olmayacak" diyen ve "üç ay içinde seçim" sözü veren cemal gürsel ağız değiştirerek "onların suçlu olduklarına kaniyim" dedi. artık dp'ye mahkeme kapısı görünmüştü.
harbiye'de tutulan dp'liler, darbeden kısa bir süre sonra askeri uçaklarla etimesgut havaalanından istanbul'a getirildi. devrik iktidar mensupları, buradan bir gemiyle marmara açıklarındaki yassıada'ya taşındı. o güne dek bir askeri tesise ev sahipliği yapan bu küçük ada, o günden sonra türk siyasi yaşamına bir devrin yargılandığı yer olarak geçecekti. bu adada devrik iktidar mensuplarını son derece zorlu koşullar bekliyordu. haklarındaki suçlamalar ağırdı. neredeyse vatana ihanete varan bir dizi suçla itham ediliyorlardı. bununla birlikte askerlerin devrik iktidar mensuplarına olan yaklaşımları da oldukça kabaydı. dp'liler hakkında basın ve kamuoyunda da korkunç bir itibarsızlaştırma süreci yürütülüyordu. bu sürecin zirvesi "düşükler yassıada'da" filmiydi. film, eski dp'lilere yönelik öylesine aşağılayıcı ifadeler içeriyordu ki, bir süre sonra mbk üyesi bazı komutanlar bile eski dp'lilere acımaya başlamış, vicdanen rahatsızlık duyar olmuştu. filmin esas çarpıcı olan sonucu ise devrik cumhurbaşkanı bayar'ın intihar girişimi oldu. gururlu bir adam olan celal bayar, tüm ülkenin gözü önünde maruz kaldığı aşağılamaya dayanamamış, yassıada'da intihara girişmişti. intihar girişimini son anda fark eden askerler, 77 yaşındaki bayar'ı güçlükle kurtarmışlardı.
bayar'ın başarısız intihar girişiminden iki gün sonra, 27 eylül 1960 günü demokrat parti, bir mahkeme kararıyla kapatıldı. kararın gerekçesi, partinin beş yıldır kongresini yapmamasıydı. yaralı demir kırat öldürülmüştü. süvarilerinin kaderi ise yassıada'da çizilecekti.
anlatanlar: cemal madanoğlu, tarık zafer tunaya, hıfzı veldet velidedeoğlu, alparslan türkeş, suphi baykam, metin toker, baha akşit, esat budakoğlu, mükerrem sarol, aydın menderes, perihan arıburun, suphi karaman, nazlı ılıcak.
10 yıllık dp iktidarı, 27 mayıs 1960 günü, birkaç saat içinde devrilivermişti. üstelik, halkın büyük bir bölümünün ve muhalefet çevrelerinin desteği tamdı. toplumun bir bölümü, adeta korkulu bir düşten uyanmışcasına mutlu ve coşkuluydu. destek öylesine büyüktü ki, bir süre sonra radyolardan "tezahürat artık durdurulsun" duyuruları yapıldı. darbenin ilk günü lider seçilen cemal gürsel, devrik iktidar mensuplarının yargılanmayacağını ve üç ay içinde seçimlerin yapılacağını ilan etti. 27 mayıs müdahalesinin ilk günleri, iyimser bir hava içinde geçmişti.
darbecilerin lideri olarak orgeneral cemal gürsel ilan edilmişti. ancak, 27 mayıs'ın fiili lideri, gürsel'in adaşı tümgeneral cemal madanoğlu'ydu. madanoğlu, 27 mayıs 1960 günü bir grup hukuk profesörünü ankara'ya getirtmiş, onlardan bir anayasa hazırlamalarını istemişti. madanoğlu, bu isteğini dile getirirken iktidarı en kısa sürede sivillere devretme niyetinde olduğunu da açıkça dile getirdi. ancak, tam bu noktada profesörler madanoğlu'na itiraz ettiler. komutanların olağanüstü yetkilere sahip bir heyet kurarak ülkeyi idare etmeleri gerektiğine kanaat getirdiler. askerler kışlalarına çekilmek istiyor, siviller ise onlara durun diyordu. böylelikle milli birlik komitesi oluşturuldu. ne var ki mbk'nin oluşturulması hiç kolay olmadı. darbecilerin her biri, farklı örgütlerden geldikleri için birbirlerini tanımıyordu. başlarına lider seçtikleri cemal gürsel ise çoğunun adını bile bilmiyordu. 27 mayıs'ın başarıya ulaşmasıyla birlikte pek çok subay, "27 mayıs'ı ben yaptım" diye ortaya çıkmıştı. bunların ne kadarının gerçekten 27 mayıs'ta rol oynadığı, ne kadarının durumdan vazife çıkarmak için ortaya atıldığı kuşkuluydu. sonunda güvenilir komutanlardan oluşan bir heyetin çalışmalarıyla 38 kişilik mbk oluşturuldu. listenin başına cemal gürsel adı yazılıydı.
ne var ki mbk'nin oluşturulmasıyla iş bitmemişti. hatta tersine, yeni bir kriz kapıdaydı. krizin adı hükümetin oluşturulmasıydı. profesörler, hükümeti askerin kurmasını istemişti. bu yüzden hükümeti cemal gürsel kuracaktı. oysa 27 mayıs'ı yapan subaylar, askeri görevlerinin dışında hiçbir görev kabul etmeyeceklerine dair darbeden birkaç saat önce yemin etmişlerdi. sonunda geçmişi temiz sivillerden oluşan bir teknisyenler hükümetinin kurulmasına karar verildi. kriz aşılmış gibi görünüyordu. oysa sırada yeni ve daha büyük bir kriz vardı. iktidara süngüyle gelinebilirdi, ama üstüne oturulamazdı. nitekim, kısa bir süre sonra bu gerçek kendini açık biçimde gösterecekti.
cemal gürsel, ilk günlerde dp'lilerin yargılanmayacaklarını ve en kısa süre içerisinde seçimlere gidileceğini söylemişti. oysa bu o kadar kolay değildi. mbk içerisinde bir grup, hemen seçimlere gidilmesine karşıydı. askeri yönetimin uzun süre devam etmesinden, bu arada köklü reformların yapılmasından ve iktidarın ancak ondan sonra sivillere devredilmesinden yanaydı. radyodan darbe bildirisini okuyan albay alparslan türkeş de seçime karşı olanlardan birisiydi. türkeş, bu koşullarda seçim yapmanın iktidarı chp'ye vermek demek olacağını, bunun da "ordu, chp'yi iktidara getirmek için darbe yaptı" diye algılanacağını düşünüyordu. komutanların dışında anayasa komisyonunu oluşturan profesörler de gürsel'in karşısına geçmişti. profesörler, dp'lilerin yargılanması gerektiğini, aksi halde komutanların ileride "meşru bir iktidara darbe yapmaktan" idam edilmekle bile karşı karşıya kalabileceğini söylüyorlardı. onlara göre seçim yapılacaksa bile önce dp'liler yargılanmalı, bu yargılamadan sonra dp seçime sokulmalıydı. bu durumda devrik iktidar mensuplarına tartışmaları hararetlendi. kara harp okulu binası, tutuklularla dolup taşınca tümgeneral madanoğlu, bir emirle tutukluların çoğunu bıraktırdı. ancak, profesörlerin devreye girmesiyle birlikte bu isimler yeniden tutuklandı. bu arada harbiye'deki tutuklulardan içişleri eski bakanı namık gedik, kuşkulu bir biçimde yaşamını yitirdi. birden bire hava sertleşmişti. basında da devrik rejim aleyhinde ağır suçlamalar yer almaya başlamıştı. konya yolundaki toplu mezarlardan harbiye'yi havaya uçurma planlarına, kars ve artvin'in sovyetler'e verildiğinden tutun da gençlerin cesetlerinden hayvan yemi yapıldığına dair haberler yapılıyordu. doğruluğu kanıtlanmayan bu haberler ile kamuoyu, sert cezalara hazırlanıyordu. ilk günlerde "yargılama olmayacak" diyen ve "üç ay içinde seçim" sözü veren cemal gürsel ağız değiştirerek "onların suçlu olduklarına kaniyim" dedi. artık dp'ye mahkeme kapısı görünmüştü.
harbiye'de tutulan dp'liler, darbeden kısa bir süre sonra askeri uçaklarla etimesgut havaalanından istanbul'a getirildi. devrik iktidar mensupları, buradan bir gemiyle marmara açıklarındaki yassıada'ya taşındı. o güne dek bir askeri tesise ev sahipliği yapan bu küçük ada, o günden sonra türk siyasi yaşamına bir devrin yargılandığı yer olarak geçecekti. bu adada devrik iktidar mensuplarını son derece zorlu koşullar bekliyordu. haklarındaki suçlamalar ağırdı. neredeyse vatana ihanete varan bir dizi suçla itham ediliyorlardı. bununla birlikte askerlerin devrik iktidar mensuplarına olan yaklaşımları da oldukça kabaydı. dp'liler hakkında basın ve kamuoyunda da korkunç bir itibarsızlaştırma süreci yürütülüyordu. bu sürecin zirvesi "düşükler yassıada'da" filmiydi. film, eski dp'lilere yönelik öylesine aşağılayıcı ifadeler içeriyordu ki, bir süre sonra mbk üyesi bazı komutanlar bile eski dp'lilere acımaya başlamış, vicdanen rahatsızlık duyar olmuştu. filmin esas çarpıcı olan sonucu ise devrik cumhurbaşkanı bayar'ın intihar girişimi oldu. gururlu bir adam olan celal bayar, tüm ülkenin gözü önünde maruz kaldığı aşağılamaya dayanamamış, yassıada'da intihara girişmişti. intihar girişimini son anda fark eden askerler, 77 yaşındaki bayar'ı güçlükle kurtarmışlardı.
bayar'ın başarısız intihar girişiminden iki gün sonra, 27 eylül 1960 günü demokrat parti, bir mahkeme kararıyla kapatıldı. kararın gerekçesi, partinin beş yıldır kongresini yapmamasıydı. yaralı demir kırat öldürülmüştü. süvarilerinin kaderi ise yassıada'da çizilecekti.
anlatanlar: cemal madanoğlu, tarık zafer tunaya, hıfzı veldet velidedeoğlu, alparslan türkeş, suphi baykam, metin toker, baha akşit, esat budakoğlu, mükerrem sarol, aydın menderes, perihan arıburun, suphi karaman, nazlı ılıcak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar