bugün
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın8
- sarapci koala64
- pazartesi diyete başlamak3
- el chadaille bitshiabu9
- müdüre tamam aşkım diye mesaj atmak2
- silver ile evlenecek erkek41
- sabahları nefret edilen şeyler15
- sözlükteki bot yazarlar2
- ellerim bos gonlum hos29
- rica etsem beni linçler misiniz14
- yüzüklerin efendisi6
- aşk-ı memnu3
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- sürü zekası8
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- günün sözü25
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- teomancalmasur6
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı2
- avukat sevgili8
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- nervio hamferdi10
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- parayla saadet olması18
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- ortama girince herkesin susması11
- amedspor19
- resmine 31 çektim de yattım3
- sözlüğün toplam zekası6
- katatespizartmasi16
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği11
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- tuzlu kahve dizisi7
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
Sorumlular hesap verir mi bilmem ama sorumluları belirlemenin baya çetrefilli olacağı kesin.
Çünkü olayın hukuki zemini çok muğlak. Şöyle ki;
yaşanan olayda bir kere bolu belediyesi’nin herhangi bir sorumluluğu yok.
Otelin olduğu bölge bolu merkez itfaiye müdürlüğü’nün yetki alanında değil. Yangın yeterlilik yazısının 2007 yılında bolu belediyesi’nden alınmış olması hala oranın yetki alanında olduğunu göstermez. ikincisi, ilgili belge, işletmenin sadece ve sadece o tarihte yangın yeterliliğine sahip olup faaliyete başlayabileceğini gösterir. O günden itibaren ilelebet süren bir garanti belgesi değildir
binaların yangından korunması hakkında yönetmelik’in ‘denetim’ başlığı altında deniyor ki;
“MADDE 131- (1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı aşağıdaki şekilde denetlenir:
a) Özel yapı, bina, tesis ve işletmeler, mahalli itfaiye teşkilatı ile bunların bağlı veya ilgili olduğu bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşlarının müfettişi, kontrolör veya denetim elemanları tarafından denetlenir. Bina sahibi, yöneticisi ve sorumluları denetim elemanlarınca binaların arzu edilen bütün bölümlerini ve teçhizatını göstermek, istenilen bilgi ve belgeleri vermek zorundadır. Denetim sonunda eksik bulunan ve giderilmesi istenilen aksaklıklar ile talep edilen önlemlerin öngörülen uygun süre içerisinde ilgililerce yerine getirilmesi mecburidir.”
Haliyle Mahalli itfaiye teşkilatı bolu belediyesi itfaiye müdürlüğü değildir. Ya seben belediyesi itfaiye müdürlüğüdür yahut kartalkaya’nın dahil olduğu Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin varsa özel düzenlemelerindeki birimdir.
Ayrıca, ilgili maddeden de anlaşılacağı üzere denetim yükümlülüğü sadece itfaiye üzerinde değildir, işletmenin bağlı veya ilgili olduğu bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşlarının da yükümlülüğü vardır.
Yani yönetmelik, işletmenin bağlı/ilgili olduğu kurumlar denetim yaparken, işletmenin bir zamanlar (örneğin 15 yıl önce) anlık yangın yeterliliğine ilişkin herhangi bir itfaiyeden aldığı yazıya bakar, bunu yeterli görür, demiyor. Yönetmelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin, işletmenin bağlı ve ilgili olduğu kurumlara da denetim yükümlülüğü öngörüyor.
Peki yönetmelikte; itfaiye, ilgili bakanlık veya diğer kamu kurum kuruluşları için hangi periyotta denetim öngörülüyor?
Olayın nirengi noktası da burası işte. Çünkü Böyle bir düzenleme yok.
Madde 125: “ Yapı, bina, tesis ve işletmelerde yangın güvenliğinden; kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda en büyük amir, diğer bina, tesis ve işletmelerde ise sahip veya yöneticiler sorumludur.”
Yani Yangın güvenliğini sağlama yükümlülüğü, işletme tüzel kişiliğini temsilen mülk sahibi veya ilgili yöneticide. Gelgelelim buna uyulup uyulmadığının periyodik olarak denetlenmesi yahut yangın yeterliliğin geçerlilik süresi diye bir şey yok.
Peki Yürürlükteki mevzuata göre işler nasıl yürüyor?
işletmenin, yangın güvenliğini etkileyecek herhangi bir yapısal/organizasyonel değişiklik halinde ilgili kurumlardan denetleme talep etmesi, uygunluk yazısı alması beklenir.
Peki mevcut olayda ‘yangın yeterlilik belgesi’ neden 2007 tarihli?
Çünkü yönetmelik 2007’de çıktı. işletmeler ruhsat alabilmek yahut ruhsatlarını koruyabilmek için gerekli düzenlemeleri yaparak itfaiyeye başvurdu ve uygunluk yazısını aldı.
Verilen yazı, faaliyete başlamaya uygun olduğunu ancak yangın güvenliğinden işletmenin sahibi veya yöneticisinin sorumlu olduğunu söyler.
Bir diğer deyişle; benim denetimim anlıktır, işletme bu şartlarda faaliyete başlayabilir ama bu şartları korumak, değişen şartlara uymak ve genel olarak yangın güvenliğinin sürekliliğini sağlamak işletmenin sorumluluğundadır, denir. Kısacası, gerisi beni bağlamaz, diyor.
Türkiye’de ruhsat alan milyonlarca işletme bu şekilde ruhsat alıyor. ikamet amaçlı binaları da işin içine katarsanız, kaç milyon ediyor, siz hesaplayın.
Zaten buna her ne kadar yeterlilik belgesi falan dense de, aslında bu bir belge değil. Hukuki olarak bir belge niteliği taşımıyor. “itfaiye geldi, o an için yangın güvenliği yönünden faaliyete başlamama engel bir durum görmedi” yazısıdır.
Dahası, bir denetim raporu niteliğini de haiz değildir.
Hatta dahası, re’sen inceleme sonucunda yazılan bir yazı da değildir. Yazının başındaki ‘ilgi’ bölümünden de anlaşılacağı üzere, bir cevap yazısıdır. işletme itfaiyeye “yangın yeterliliğimin değerlendirilmesi” içerikli bir dilekçe yazar, itfaiye değerlendirme sonucu bir cevap yazısı yazar ve son paragrafa mealen “sonrası seni bağlar, haberin olsun” der. işletme de ruhsat veya diğer belgelendirmeler için ilgili kurumlara talepleri halinde bu yazıyı gösterir. işte hepsi bu.
Dolayısıyla otelin 2007 yılında aldığı yeterlilik yazısından yola çıkıp hukuki sorumlu aranmaz.
Ne yazık ki, aynı durum bütün binalar için de geçerli. Toplanma amaçlı (sinema, tiyatro, kongre merkezi vs) binalarda da durum bu.
Bir bakın bakalım kaç işletme ruhsatı aldıktan sonra bir daha yangına dair herhangi bir denetim görüyor?
Çevrenize bir bakın; işletmeler ruhsatı aldığı günün hemen ertesinde fiziki şartları baştan aşağı değiştirecek (sundurma çıkma, kaçak kat, alan genişletme, yeni bölme ekleme, yangın yükünü arttıracak depolama vs.) şeyler yapıyorlar mı, yapmıyorlar mı? Bunlardan kaç tanesi bu tür değişiklik ertesinde tekrardan ilgili bakanlığa ya da mahalli belediye itfaiyesine başvurup yangın yeterliliği devam ediyor mu diye yazı yazıyordur sizce?
18 senede ne değişiklikler olur, siz hesap edin vs vs.
Konuya dönersek;
Buradaki savcılık soruşturması, sorumluların tayini ve görevi ihmal olup olmadığıyla alakalı olacaktır.
Yönetmeliğe göre Sorumlular; mahalli belediye, ilgili bakanlık, ilgili kamu kurumları ve (eğer yangına ilişkin özel düzenleme varsa) turizm koruma gelişim bölgesinden sorumlu kurumdur.
Denetim anlamında Görevi ihmal var mıdır?
Yönetmelik periyot belirtmiyor ama bunlar tarafından denetlenir, diyor. (Yangın yeterlilik yazısı o anı bağladığı için onun konuyla ilgisi yok) ilgili madde yetkiyle birlikte sorumluluk belirtir şekilde düzenleme getirmiş.
Dolayısıyla seben belediyesi ve işletmeyle ilgili kurum ve kuruluşlar müteselsil sorumlu. Gelgelelim, periyot belirtilmediği için neyi baz alacaksın? Denetim yükümlülüğü nasıl, hangi şartlarda ve hangi aralıklarla yerine getirilir? Mevzuatta düzenlenmemiş.
Mahalli belediye diyecek ki, benle ne alakası var, zaten ruhsatlı işletme, yönetmelik yangın güvenliğinin sürekliliğini sağlama sorumluluğunu işletmeye vermiş. Bakanlık diyecek ki, ben 2007 tarihli bir yazıda uygunluk gördüm, yangın mevzusunda gerisi beni bağlamaz, ben turizm açısından denetledim. Bolu belediyesi diyecek ki, ben 2007’de faaliyete başlama için uygunluk yazısı vermişim, sonra adamların içeriyi nasıl değiştirdiğine, önlem alıp almadığına dair nereden bilgim olsun, zaten ben mahalli belediye de değilim, orası (artık) yetki alanımda da değil. Mahalli belediye diyecek ki, benim zaten re’sen denetim yetkim yok.
Bu arada, Olay siyasi çekişmeye döndüğünden işletmenin yangın güvenliğinin sürekliliğini sağlama yükümlülüğünden bahseden yok. Gerçi her halukarda ilgili yöneticiler yargılanır. (Ama Muhtemelen mülk sahibi yırtar)
Tabi bu konuya ilişkin, ilgili kurumlara (seben belediyesi veya ilgili bakanlık vs) iletilen eski bir şikayet varsa ve buna istinaden denetim olmamışsa o kurum denetim yönünden birincil sorumlu haline gelir.
Bunun dışında “yangın merdiveni vardı” denilen bakanlık açıklamasına istinaden sosyal medyada “hani yangın merdiveni yok” diyenlerin sanırım bilmediği konu şu; yangın kaçış merdivenleri her zaman bina dışında olmak zorunda değil, bina içinde de olabilir. O konuda otelin cephe fotoğraflarından çıkarım yapılamaz.
Durumun hukuki boyutu böyle.
Denetim anlamında Mevzuat mı yoksa kurumlar mı suçlu, tartışılır.
Ama her ne olursa olsun ölen öldüğüyle kalacak ve siyasi çekişmelerle oluşan gündem dağıldığında kimse bu olayı hatırlamayacak.
Çünkü olayın hukuki zemini çok muğlak. Şöyle ki;
yaşanan olayda bir kere bolu belediyesi’nin herhangi bir sorumluluğu yok.
Otelin olduğu bölge bolu merkez itfaiye müdürlüğü’nün yetki alanında değil. Yangın yeterlilik yazısının 2007 yılında bolu belediyesi’nden alınmış olması hala oranın yetki alanında olduğunu göstermez. ikincisi, ilgili belge, işletmenin sadece ve sadece o tarihte yangın yeterliliğine sahip olup faaliyete başlayabileceğini gösterir. O günden itibaren ilelebet süren bir garanti belgesi değildir
binaların yangından korunması hakkında yönetmelik’in ‘denetim’ başlığı altında deniyor ki;
“MADDE 131- (1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı aşağıdaki şekilde denetlenir:
a) Özel yapı, bina, tesis ve işletmeler, mahalli itfaiye teşkilatı ile bunların bağlı veya ilgili olduğu bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşlarının müfettişi, kontrolör veya denetim elemanları tarafından denetlenir. Bina sahibi, yöneticisi ve sorumluları denetim elemanlarınca binaların arzu edilen bütün bölümlerini ve teçhizatını göstermek, istenilen bilgi ve belgeleri vermek zorundadır. Denetim sonunda eksik bulunan ve giderilmesi istenilen aksaklıklar ile talep edilen önlemlerin öngörülen uygun süre içerisinde ilgililerce yerine getirilmesi mecburidir.”
Haliyle Mahalli itfaiye teşkilatı bolu belediyesi itfaiye müdürlüğü değildir. Ya seben belediyesi itfaiye müdürlüğüdür yahut kartalkaya’nın dahil olduğu Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin varsa özel düzenlemelerindeki birimdir.
Ayrıca, ilgili maddeden de anlaşılacağı üzere denetim yükümlülüğü sadece itfaiye üzerinde değildir, işletmenin bağlı veya ilgili olduğu bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşlarının da yükümlülüğü vardır.
Yani yönetmelik, işletmenin bağlı/ilgili olduğu kurumlar denetim yaparken, işletmenin bir zamanlar (örneğin 15 yıl önce) anlık yangın yeterliliğine ilişkin herhangi bir itfaiyeden aldığı yazıya bakar, bunu yeterli görür, demiyor. Yönetmelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin, işletmenin bağlı ve ilgili olduğu kurumlara da denetim yükümlülüğü öngörüyor.
Peki yönetmelikte; itfaiye, ilgili bakanlık veya diğer kamu kurum kuruluşları için hangi periyotta denetim öngörülüyor?
Olayın nirengi noktası da burası işte. Çünkü Böyle bir düzenleme yok.
Madde 125: “ Yapı, bina, tesis ve işletmelerde yangın güvenliğinden; kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda en büyük amir, diğer bina, tesis ve işletmelerde ise sahip veya yöneticiler sorumludur.”
Yani Yangın güvenliğini sağlama yükümlülüğü, işletme tüzel kişiliğini temsilen mülk sahibi veya ilgili yöneticide. Gelgelelim buna uyulup uyulmadığının periyodik olarak denetlenmesi yahut yangın yeterliliğin geçerlilik süresi diye bir şey yok.
Peki Yürürlükteki mevzuata göre işler nasıl yürüyor?
işletmenin, yangın güvenliğini etkileyecek herhangi bir yapısal/organizasyonel değişiklik halinde ilgili kurumlardan denetleme talep etmesi, uygunluk yazısı alması beklenir.
Peki mevcut olayda ‘yangın yeterlilik belgesi’ neden 2007 tarihli?
Çünkü yönetmelik 2007’de çıktı. işletmeler ruhsat alabilmek yahut ruhsatlarını koruyabilmek için gerekli düzenlemeleri yaparak itfaiyeye başvurdu ve uygunluk yazısını aldı.
Verilen yazı, faaliyete başlamaya uygun olduğunu ancak yangın güvenliğinden işletmenin sahibi veya yöneticisinin sorumlu olduğunu söyler.
Bir diğer deyişle; benim denetimim anlıktır, işletme bu şartlarda faaliyete başlayabilir ama bu şartları korumak, değişen şartlara uymak ve genel olarak yangın güvenliğinin sürekliliğini sağlamak işletmenin sorumluluğundadır, denir. Kısacası, gerisi beni bağlamaz, diyor.
Türkiye’de ruhsat alan milyonlarca işletme bu şekilde ruhsat alıyor. ikamet amaçlı binaları da işin içine katarsanız, kaç milyon ediyor, siz hesaplayın.
Zaten buna her ne kadar yeterlilik belgesi falan dense de, aslında bu bir belge değil. Hukuki olarak bir belge niteliği taşımıyor. “itfaiye geldi, o an için yangın güvenliği yönünden faaliyete başlamama engel bir durum görmedi” yazısıdır.
Dahası, bir denetim raporu niteliğini de haiz değildir.
Hatta dahası, re’sen inceleme sonucunda yazılan bir yazı da değildir. Yazının başındaki ‘ilgi’ bölümünden de anlaşılacağı üzere, bir cevap yazısıdır. işletme itfaiyeye “yangın yeterliliğimin değerlendirilmesi” içerikli bir dilekçe yazar, itfaiye değerlendirme sonucu bir cevap yazısı yazar ve son paragrafa mealen “sonrası seni bağlar, haberin olsun” der. işletme de ruhsat veya diğer belgelendirmeler için ilgili kurumlara talepleri halinde bu yazıyı gösterir. işte hepsi bu.
Dolayısıyla otelin 2007 yılında aldığı yeterlilik yazısından yola çıkıp hukuki sorumlu aranmaz.
Ne yazık ki, aynı durum bütün binalar için de geçerli. Toplanma amaçlı (sinema, tiyatro, kongre merkezi vs) binalarda da durum bu.
Bir bakın bakalım kaç işletme ruhsatı aldıktan sonra bir daha yangına dair herhangi bir denetim görüyor?
Çevrenize bir bakın; işletmeler ruhsatı aldığı günün hemen ertesinde fiziki şartları baştan aşağı değiştirecek (sundurma çıkma, kaçak kat, alan genişletme, yeni bölme ekleme, yangın yükünü arttıracak depolama vs.) şeyler yapıyorlar mı, yapmıyorlar mı? Bunlardan kaç tanesi bu tür değişiklik ertesinde tekrardan ilgili bakanlığa ya da mahalli belediye itfaiyesine başvurup yangın yeterliliği devam ediyor mu diye yazı yazıyordur sizce?
18 senede ne değişiklikler olur, siz hesap edin vs vs.
Konuya dönersek;
Buradaki savcılık soruşturması, sorumluların tayini ve görevi ihmal olup olmadığıyla alakalı olacaktır.
Yönetmeliğe göre Sorumlular; mahalli belediye, ilgili bakanlık, ilgili kamu kurumları ve (eğer yangına ilişkin özel düzenleme varsa) turizm koruma gelişim bölgesinden sorumlu kurumdur.
Denetim anlamında Görevi ihmal var mıdır?
Yönetmelik periyot belirtmiyor ama bunlar tarafından denetlenir, diyor. (Yangın yeterlilik yazısı o anı bağladığı için onun konuyla ilgisi yok) ilgili madde yetkiyle birlikte sorumluluk belirtir şekilde düzenleme getirmiş.
Dolayısıyla seben belediyesi ve işletmeyle ilgili kurum ve kuruluşlar müteselsil sorumlu. Gelgelelim, periyot belirtilmediği için neyi baz alacaksın? Denetim yükümlülüğü nasıl, hangi şartlarda ve hangi aralıklarla yerine getirilir? Mevzuatta düzenlenmemiş.
Mahalli belediye diyecek ki, benle ne alakası var, zaten ruhsatlı işletme, yönetmelik yangın güvenliğinin sürekliliğini sağlama sorumluluğunu işletmeye vermiş. Bakanlık diyecek ki, ben 2007 tarihli bir yazıda uygunluk gördüm, yangın mevzusunda gerisi beni bağlamaz, ben turizm açısından denetledim. Bolu belediyesi diyecek ki, ben 2007’de faaliyete başlama için uygunluk yazısı vermişim, sonra adamların içeriyi nasıl değiştirdiğine, önlem alıp almadığına dair nereden bilgim olsun, zaten ben mahalli belediye de değilim, orası (artık) yetki alanımda da değil. Mahalli belediye diyecek ki, benim zaten re’sen denetim yetkim yok.
Bu arada, Olay siyasi çekişmeye döndüğünden işletmenin yangın güvenliğinin sürekliliğini sağlama yükümlülüğünden bahseden yok. Gerçi her halukarda ilgili yöneticiler yargılanır. (Ama Muhtemelen mülk sahibi yırtar)
Tabi bu konuya ilişkin, ilgili kurumlara (seben belediyesi veya ilgili bakanlık vs) iletilen eski bir şikayet varsa ve buna istinaden denetim olmamışsa o kurum denetim yönünden birincil sorumlu haline gelir.
Bunun dışında “yangın merdiveni vardı” denilen bakanlık açıklamasına istinaden sosyal medyada “hani yangın merdiveni yok” diyenlerin sanırım bilmediği konu şu; yangın kaçış merdivenleri her zaman bina dışında olmak zorunda değil, bina içinde de olabilir. O konuda otelin cephe fotoğraflarından çıkarım yapılamaz.
Durumun hukuki boyutu böyle.
Denetim anlamında Mevzuat mı yoksa kurumlar mı suçlu, tartışılır.
Ama her ne olursa olsun ölen öldüğüyle kalacak ve siyasi çekişmelerle oluşan gündem dağıldığında kimse bu olayı hatırlamayacak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar