bugün
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek20
- ben geldim naneler30
- zamanda yolculuk mümkün olsa yapılacaklar4
- uludağ sözlükteki ayak fetişizmi14
- cips yedikten sonra parmakları tişörte silmek7
- geceye bir şarkı bırak15
- sevgiliyle dağ evindeyken şömine önünde sevişmek8
- zengin kızların güzel olması7
- sinir bozucu şeyler10
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu10
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- erkeklerin güzel kız görünce verdiği tepki7
- şu an okunan kitap2
- anın görüntüsü18
- sözlük için ne yapabiliriz10
- sözlükte kalp krizi geçirmek5
- kırmızılı kadın konya2
- izlemek istediğim filmler2
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- haluk levent'e para emanet etmek23
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- türkiye nin en güvenilir insanı11
- bunalımdan çıkmaya karar verilen an2
- clydeless bonnie8
- pilavlı sohbet vs rakı balık7
- kaliteli insanı belli eden detaylar24
- haluk levent'in kumar oynamasının asıl sebebi3
- sevgiliniz karşı cinsle tatile gidebilir mi12
- insan silmek4
- döner mi yesem hamburger mi makarna mı13
- kuranda namaz yok8
- nickaltı hoşgeldini olmayan yazarlar5
- dünyanın en samimiyetsiz cümlesi13
- bir insana çirkin demek6
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- insan olmaya ceyrek kala12
- biri size sokakta yan baksa ne yaparsınız6
- 10 bin lira verseler bu gece sokakta yatar mısın4
- bir erkeği erkek yapan beş özellik14
- sigarayı neden seviyoruz5
- bir erkeği elde etmenin yolları12
- hesap ödeyen erkek2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları13
- trump'ın iran'a saldırıların süreceğini açıklaması2
- yapay zekanın tehlikeli yükselişi12
- ahbap10
- her ay aynı eskorta gitmek tek eşlilik midir7
- seni onaracağım diyen partner3
- bik bik'in erkek olması8
"Hakim bir davayı temsil ettiğime göre, mahkum tavrı takınmayacağım tabiidir!"
(S. Mirzabeyoğlu - hikemiyat)
Bir dava, yalnızca savunulan bir konu değildir; bir varoluş meselesidir. Hakim, davanın mutlak sahibi ve temsilcisidir; o, yalnızca bir olayın ve bir gerçeğin değil, o gerçeğin hakikatine giden yolun izleyicisidir. Her şeyin belirleyicisi olan hakikate karşı duyduğu sadakatle, o davayı savunur, çünkü o dava onun varlık sebebidir. Mahkûm tavrı ise, yalnızca bir teslimiyetin, bir acizliğin belirtisi olur. Mahkûm, bir kayıptır; o, bir şeyin edileni, edilmek zorunda kalmışıdır. Ama hakim, ne kaybeder ne de teslim olur. O, bir hakikatin tarafıdır; her adımında o hakikate daha da yaklaşır ve ona yönelir.
"Tabiatıyla" demek, burada kaderin akışını, olayların özünü tanımak anlamına gelir. Bir hakim, davanın doğruluğuna inandığı müddetçe, mahkûm bir tavır sergileyemez. Mahkûm tavrı, bir teslimiyet ve çözülme halidir; hakim ise çözüme giden yolda bir neferdir. Bir davayı temsil etmek, bir zaferin değil, bir mücadelenin en saf halidir. Bu mücadelede ise mahkûmiyetin yeri yoktur. Hakim, ne teslim olur ne de pes eder; çünkü o, bir davayı sadece temsilen değil, onun hakikatine imanla taşır.
> "Bir davanın temsilcisi, yalnızca doğruyu savunur; kaybı kabul etmek, ona ve kendine ihanet etmektir."
Davada olan sadece kişi değil, hakikatin kendisidir. Hakim, davanın sahibidir ve ona tüm varlığıyla sadıktır. Mahkûm ise yalnızca bir yanılgıdır, çünkü onun yolu tükenmiş ve çıkışı yoktur. Hakim olan, o yolda her zaman direnir, her zaman doğruluğu savunur.
(S. Mirzabeyoğlu - hikemiyat)
Bir dava, yalnızca savunulan bir konu değildir; bir varoluş meselesidir. Hakim, davanın mutlak sahibi ve temsilcisidir; o, yalnızca bir olayın ve bir gerçeğin değil, o gerçeğin hakikatine giden yolun izleyicisidir. Her şeyin belirleyicisi olan hakikate karşı duyduğu sadakatle, o davayı savunur, çünkü o dava onun varlık sebebidir. Mahkûm tavrı ise, yalnızca bir teslimiyetin, bir acizliğin belirtisi olur. Mahkûm, bir kayıptır; o, bir şeyin edileni, edilmek zorunda kalmışıdır. Ama hakim, ne kaybeder ne de teslim olur. O, bir hakikatin tarafıdır; her adımında o hakikate daha da yaklaşır ve ona yönelir.
"Tabiatıyla" demek, burada kaderin akışını, olayların özünü tanımak anlamına gelir. Bir hakim, davanın doğruluğuna inandığı müddetçe, mahkûm bir tavır sergileyemez. Mahkûm tavrı, bir teslimiyet ve çözülme halidir; hakim ise çözüme giden yolda bir neferdir. Bir davayı temsil etmek, bir zaferin değil, bir mücadelenin en saf halidir. Bu mücadelede ise mahkûmiyetin yeri yoktur. Hakim, ne teslim olur ne de pes eder; çünkü o, bir davayı sadece temsilen değil, onun hakikatine imanla taşır.
> "Bir davanın temsilcisi, yalnızca doğruyu savunur; kaybı kabul etmek, ona ve kendine ihanet etmektir."
Davada olan sadece kişi değil, hakikatin kendisidir. Hakim, davanın sahibidir ve ona tüm varlığıyla sadıktır. Mahkûm ise yalnızca bir yanılgıdır, çünkü onun yolu tükenmiş ve çıkışı yoktur. Hakim olan, o yolda her zaman direnir, her zaman doğruluğu savunur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar