bugün
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı21
- cin görmüş yazarlar9
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- koşun koşun havadis var3
- enayimiknatisii ile utah'dan alabama'ya gitmek3
- bostanlı da kahve içip kitap okumak2
- sözlükte bir şeylerin eksik olması2
- tarık akan2
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı10
- anın görüntüsü18
- sarapci koala75
- amgot3
- sivaslı ünlüler4
- renault 9 broadway6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- kürt faşisti5
- yeşilyurt3
- yengeç bacağı2
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- mesajlaşırken sırıtan erkek3
- simko38
- izlediğin bir filmi bir daha izlememe prensibi3
- hoşlanılan kızı çayı kıtlama içerken görmek5
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı2
- sırrı süreyya önder7
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- yılmaz güney11
- 2026 yazı2
- gocu31
- bayansız olmak4
- türk seküler devrimi11
- s'i l v'e r m'i s t13
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası13
- en son ne yediniz4
- arkadaşlar ben artık ayıyım6
- erkekler için mutlu evliliğin sırları7
- 7 65 çapında o biçim bir makbuz aslanım2
- kemal öztürk2
- türk kızı3
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek10
- 31 ağustos 2026 kktc türkiye uçak biletleri2
- kürtçüler neden avrupaya kaçar2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan36
- kürtler8
- nasıl yakışıklı olunur5
- bilinçaltı yansımalarını reel dünyada görmek4
- çağla idi2
- geceye bir mısra bırakmak2
- ilişkilerden edinilen tecrübe2
"Aklın vazifesi, teslim olduktan sonra, o vahid etrafında ebedî meçhule doğru hudutsuz bir fikir cehdidir ki, bunun ismi HiKMETTiR."
(S. Mirzabeyoğlu - hikemiyat)
Akıl, insana en büyük lütuflardan biridir; fakat akıl, yalnızca bir araçtır. Gerçek anlamda işlevini yerine getirmeye başladığında, teslimiyetle başlar. Her şeyin sahibi olan ve her şeyin sırrını barındıran o "vahid" etrafında, akıl teslim olduktan sonra onun doğruyu bulma yolundaki çabası başlar. Ancak bu teslimiyet, bir boyutun ötesine geçmeyi gerektirir: Ebedî meçhul! Yani akıl, kendi sınırlarını tanıyarak, nihayetinde anladığını bilmediğini ve bilmediği şeylerin sonsuz bir okyanusu olduğunu kabul ederek her daim bir cehd içinde olur. işte buna hikmet denir. Hikmet, aklın sonsuz olanı anlamaya yönelik cehdidir; sınır tanımaz, sabırla ve azimle hep daha ileriye doğru yol alır.
> "Hikmet, sonsuz bir yolculuktur; varılacak bir hedefi değil, bir ufku vardır."
"Hududunu tanıyan, tükeniş sınırlarını gören akıl, dince en mübarek vasıta; kendi kendisini yenmeye ve çürüğe çıkartmaya memur köle âlet…"
Aklın gerçek işlevi, sınırlarını tanımakta yatar. Eğer akıl, kendi sınırlarını anlamadan bir varlık olarak büyüme iddiasına girerse, yanlış bir yolda ilerler. Din, aklın en mübarek vasıtasıdır; çünkü din, aklın hudutlarını gösterir, ona doğru bir yön, bir yörünge verir. Akıl, kendisini tanıdıkça, ne kadar mütevazı olması gerektiğini anlar. Ancak bu mütevazılık, sadece bir kabul değildir; akıl, kendi tükenişini, sonunu ve çürüyüşünü görerek, ona karşı bir mücadeleye girer. Bu, insanın her an kendisini yenmesi gerektiği, her an çürümeye doğru gittiği gerçeğinden doğan bir görevdir. Akıl, bu mücadelede en saf ve güçlü âlettir. Ama o âlet, ancak doğru yolda kullanıldığında anlam bulur, yoksa kendi kendisine köle olur.
> "Aklın her zaferi, kendi tükenişine karşı zaferidir; her gerçek akıl, kendisini aşan akıldır."
Sonuç olarak, akıl, dinin ışığında gerçek anlamını bulur. Ne kadar yükselirse yükselsin, akıl her zaman hudutlarını bilmelidir. Hikmet, bu sınırları bilip, sonsuz olanla bir olma arzusudur. Akıl, her şeyin farkında olarak her zaman mücadeleye devam eder. Çünkü akıl, kendisini aşmakla mükellef bir araçtır; her zafer, onun sınırları aşmaya yönelik bir çabasıdır.
(S. Mirzabeyoğlu - hikemiyat)
Akıl, insana en büyük lütuflardan biridir; fakat akıl, yalnızca bir araçtır. Gerçek anlamda işlevini yerine getirmeye başladığında, teslimiyetle başlar. Her şeyin sahibi olan ve her şeyin sırrını barındıran o "vahid" etrafında, akıl teslim olduktan sonra onun doğruyu bulma yolundaki çabası başlar. Ancak bu teslimiyet, bir boyutun ötesine geçmeyi gerektirir: Ebedî meçhul! Yani akıl, kendi sınırlarını tanıyarak, nihayetinde anladığını bilmediğini ve bilmediği şeylerin sonsuz bir okyanusu olduğunu kabul ederek her daim bir cehd içinde olur. işte buna hikmet denir. Hikmet, aklın sonsuz olanı anlamaya yönelik cehdidir; sınır tanımaz, sabırla ve azimle hep daha ileriye doğru yol alır.
> "Hikmet, sonsuz bir yolculuktur; varılacak bir hedefi değil, bir ufku vardır."
"Hududunu tanıyan, tükeniş sınırlarını gören akıl, dince en mübarek vasıta; kendi kendisini yenmeye ve çürüğe çıkartmaya memur köle âlet…"
Aklın gerçek işlevi, sınırlarını tanımakta yatar. Eğer akıl, kendi sınırlarını anlamadan bir varlık olarak büyüme iddiasına girerse, yanlış bir yolda ilerler. Din, aklın en mübarek vasıtasıdır; çünkü din, aklın hudutlarını gösterir, ona doğru bir yön, bir yörünge verir. Akıl, kendisini tanıdıkça, ne kadar mütevazı olması gerektiğini anlar. Ancak bu mütevazılık, sadece bir kabul değildir; akıl, kendi tükenişini, sonunu ve çürüyüşünü görerek, ona karşı bir mücadeleye girer. Bu, insanın her an kendisini yenmesi gerektiği, her an çürümeye doğru gittiği gerçeğinden doğan bir görevdir. Akıl, bu mücadelede en saf ve güçlü âlettir. Ama o âlet, ancak doğru yolda kullanıldığında anlam bulur, yoksa kendi kendisine köle olur.
> "Aklın her zaferi, kendi tükenişine karşı zaferidir; her gerçek akıl, kendisini aşan akıldır."
Sonuç olarak, akıl, dinin ışığında gerçek anlamını bulur. Ne kadar yükselirse yükselsin, akıl her zaman hudutlarını bilmelidir. Hikmet, bu sınırları bilip, sonsuz olanla bir olma arzusudur. Akıl, her şeyin farkında olarak her zaman mücadeleye devam eder. Çünkü akıl, kendisini aşmakla mükellef bir araçtır; her zafer, onun sınırları aşmaya yönelik bir çabasıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar