bugün
- insanlık nasıl geliştirilebilir10
- sözlüğün yeni tasarımı14
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- iyi menemenin sırrı18
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- hayatın anlamı ne7
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- gece gelen açlık7
- kötüye bir şey olmaz3
- muslettin amca23
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- fatma betül sayan kaya9
- alexander nübel7
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- mazide kalmış sözlük yazarları3
- sigara içmek8
- kendimi intihar edeceğim4
- yeraltı varlıkları7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- aşk bir yemek olsaydı8
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- sözlüğe ne oldu5
- pankek7
- mehmet şimşek5
- gülşen in memeleri14
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- arabayı satıp akülü araba almak3
- vincenzo italiano3
- beşiktaş4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- ucanpembekoala5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- gülden karaböcek3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- caligula'nın korkusu5
- boykot arabaları2
- üniversite yıllarını özlemek4
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- memeliler kaça ayrılır3
- hamas denince akla gelenler11
- toplumsal çürüme7
- tuborg ice7
- hangi yemek nerede yenir4
- futbol16
- michael myers3
"Aklın vazifesi, teslim olduktan sonra, o vahid etrafında ebedî meçhule doğru hudutsuz bir fikir cehdidir ki, bunun ismi HiKMETTiR."
(S. Mirzabeyoğlu - hikemiyat)
Akıl, insana en büyük lütuflardan biridir; fakat akıl, yalnızca bir araçtır. Gerçek anlamda işlevini yerine getirmeye başladığında, teslimiyetle başlar. Her şeyin sahibi olan ve her şeyin sırrını barındıran o "vahid" etrafında, akıl teslim olduktan sonra onun doğruyu bulma yolundaki çabası başlar. Ancak bu teslimiyet, bir boyutun ötesine geçmeyi gerektirir: Ebedî meçhul! Yani akıl, kendi sınırlarını tanıyarak, nihayetinde anladığını bilmediğini ve bilmediği şeylerin sonsuz bir okyanusu olduğunu kabul ederek her daim bir cehd içinde olur. işte buna hikmet denir. Hikmet, aklın sonsuz olanı anlamaya yönelik cehdidir; sınır tanımaz, sabırla ve azimle hep daha ileriye doğru yol alır.
> "Hikmet, sonsuz bir yolculuktur; varılacak bir hedefi değil, bir ufku vardır."
"Hududunu tanıyan, tükeniş sınırlarını gören akıl, dince en mübarek vasıta; kendi kendisini yenmeye ve çürüğe çıkartmaya memur köle âlet…"
Aklın gerçek işlevi, sınırlarını tanımakta yatar. Eğer akıl, kendi sınırlarını anlamadan bir varlık olarak büyüme iddiasına girerse, yanlış bir yolda ilerler. Din, aklın en mübarek vasıtasıdır; çünkü din, aklın hudutlarını gösterir, ona doğru bir yön, bir yörünge verir. Akıl, kendisini tanıdıkça, ne kadar mütevazı olması gerektiğini anlar. Ancak bu mütevazılık, sadece bir kabul değildir; akıl, kendi tükenişini, sonunu ve çürüyüşünü görerek, ona karşı bir mücadeleye girer. Bu, insanın her an kendisini yenmesi gerektiği, her an çürümeye doğru gittiği gerçeğinden doğan bir görevdir. Akıl, bu mücadelede en saf ve güçlü âlettir. Ama o âlet, ancak doğru yolda kullanıldığında anlam bulur, yoksa kendi kendisine köle olur.
> "Aklın her zaferi, kendi tükenişine karşı zaferidir; her gerçek akıl, kendisini aşan akıldır."
Sonuç olarak, akıl, dinin ışığında gerçek anlamını bulur. Ne kadar yükselirse yükselsin, akıl her zaman hudutlarını bilmelidir. Hikmet, bu sınırları bilip, sonsuz olanla bir olma arzusudur. Akıl, her şeyin farkında olarak her zaman mücadeleye devam eder. Çünkü akıl, kendisini aşmakla mükellef bir araçtır; her zafer, onun sınırları aşmaya yönelik bir çabasıdır.
(S. Mirzabeyoğlu - hikemiyat)
Akıl, insana en büyük lütuflardan biridir; fakat akıl, yalnızca bir araçtır. Gerçek anlamda işlevini yerine getirmeye başladığında, teslimiyetle başlar. Her şeyin sahibi olan ve her şeyin sırrını barındıran o "vahid" etrafında, akıl teslim olduktan sonra onun doğruyu bulma yolundaki çabası başlar. Ancak bu teslimiyet, bir boyutun ötesine geçmeyi gerektirir: Ebedî meçhul! Yani akıl, kendi sınırlarını tanıyarak, nihayetinde anladığını bilmediğini ve bilmediği şeylerin sonsuz bir okyanusu olduğunu kabul ederek her daim bir cehd içinde olur. işte buna hikmet denir. Hikmet, aklın sonsuz olanı anlamaya yönelik cehdidir; sınır tanımaz, sabırla ve azimle hep daha ileriye doğru yol alır.
> "Hikmet, sonsuz bir yolculuktur; varılacak bir hedefi değil, bir ufku vardır."
"Hududunu tanıyan, tükeniş sınırlarını gören akıl, dince en mübarek vasıta; kendi kendisini yenmeye ve çürüğe çıkartmaya memur köle âlet…"
Aklın gerçek işlevi, sınırlarını tanımakta yatar. Eğer akıl, kendi sınırlarını anlamadan bir varlık olarak büyüme iddiasına girerse, yanlış bir yolda ilerler. Din, aklın en mübarek vasıtasıdır; çünkü din, aklın hudutlarını gösterir, ona doğru bir yön, bir yörünge verir. Akıl, kendisini tanıdıkça, ne kadar mütevazı olması gerektiğini anlar. Ancak bu mütevazılık, sadece bir kabul değildir; akıl, kendi tükenişini, sonunu ve çürüyüşünü görerek, ona karşı bir mücadeleye girer. Bu, insanın her an kendisini yenmesi gerektiği, her an çürümeye doğru gittiği gerçeğinden doğan bir görevdir. Akıl, bu mücadelede en saf ve güçlü âlettir. Ama o âlet, ancak doğru yolda kullanıldığında anlam bulur, yoksa kendi kendisine köle olur.
> "Aklın her zaferi, kendi tükenişine karşı zaferidir; her gerçek akıl, kendisini aşan akıldır."
Sonuç olarak, akıl, dinin ışığında gerçek anlamını bulur. Ne kadar yükselirse yükselsin, akıl her zaman hudutlarını bilmelidir. Hikmet, bu sınırları bilip, sonsuz olanla bir olma arzusudur. Akıl, her şeyin farkında olarak her zaman mücadeleye devam eder. Çünkü akıl, kendisini aşmakla mükellef bir araçtır; her zafer, onun sınırları aşmaya yönelik bir çabasıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar