bugün
- müsavat dervişoğlu8
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- abdullah öcalan4
- saddamdan kovulanların türkiyede özerklik istemesi4
- ahmet mümtaz taylan8
- kürtleri sempatik göstermek için söylenen yalanlar4
- kokoreç3
- marco asensio5
- leyla ile mecnun4
- ekşi sözlük21
- fenerbahçe'nin başarısızlığının nedenleri4
- furkan vakfı'na yönelik operasyon3
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- yasakçı zihniyet15
- ismail kartal16
- palamut2
- zorunlu eğitim12
- aziz yıldırım2
- sözlüğün bamyası4
- aleksey batrakov18
- enayimiknatisi ile kavga etmek13
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- 21 yaşında erkek 31 yaşında kadın ilişkisi2
- doların 48 tl olması3
- 0 0 7'nin kafasını tutup ağaca sürtmek5
- bugün ne yapsam9
- kimse kalmadı5
- sidiki cherif6
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- üsteki yazarın nickinin düşündürdüğü3
- başına gelmeyen bir olay hakkında ahkam kesmek2
- scary movie 23
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması7
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması6
- ioçk2
- fazla araştırmak kötü müdür5
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması7
- 35 yaş üstü kadın kontenjanı5
- bana neden eksi verdiğinizi sorabilir miyim acaba3
- felsefe9
- mutlu ama uzak olsun10
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı6
- baran dergisi3
- gram altın4
- metal müzik dinleyen imam4
- güllünün roman havası oynarken balkondan düşmesi5
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- maşa ile koca ayı3
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar9
- daha 17 dizisi aras vs teoman7
Ben hayatım boyunca herhangi bir kadının karşısındaki erkeğe bu denli açıkça konuştuğunu hiç görmedim, hiç duymadım.
Bu var ya, söyleneni dikkate alabilen bir erkek için bulunmaz bir nimet. Karşındaki kadını geri kazanmaktan çok çok daha değerli bir şey aslında ama sen ne yazık ki hala o evrede değilsin.
Biraz can sıkıcı olabilir ama diyaloğa dışarıdan bakınca gözüken şu:
Kız sana açıkça, seni bir yetişkin olarak, bir erkek olarak göremiyorum, sen bir oğlan çocuğu gibi davranan ve henüz büyüyememiş birisin, aşırı kırılgansın, hayat seni savuruyor, dış etkenlere karşı kendine has bir duruş gösteremiyorsun, bunları engelleyemesen bile ayakta kalacağına dair emare göstermiyorsun; bir kadın olarak zaman zaman duygularına kapılıp savrulabilecek, zaaf ve tereddüt gösterebilecek kişi ben olmayım; beni ayakta tutabilecek, destekleyebilecek, koruyabilecek, sırtımı yaslayabileceğim kişi ise sen olmalısın ama durum tam tersi, demiş.
Sense hala emziği alınmış çocuk gibi, “tamam tamam haklısın, sen ne diyorsan doğrudur, ne istiyorsan o olurum, yeter ki gitme” diyorsun.
Ya resmen kızın görüşlerini, algısını daha da perçinliyorsun çünkü verdiğin cevaplar “doğru lan ben erkeğim amk, bir kadının bana bunları söylemesi ağırıma gider ve tekrar ettirmemek için gerekirse her türlü zorluğa katlanırım, hatta seni kaybetmek de dahil her şeyi göze alırım” demiyor. o cevaplar hala daha “ben sana muhtacım, kişiliğim aynı kalacak ama rol yaparak senin istediğin gibi gözükürüm” diyor. Çünkü onca konuşmada odaklandığın tek şey, hala ve hala kızın gidip gitmeyeceği. kız giderse çekeceğin acıdan kaçınmaya çalışıyorsun.
Erkek bir kadını çok sevebilir ama asla ona muhtaç davranamaz. Öyle bir hakkı kesinlikle yok ve öldüğü güne kadar hiçbir zaman öyle bir hakkı olmayacak.
Erkek olarak Hepimiz o yollardan bir şekilde geçiyoruz ve bunu deneyimleyerek öğreniyoruz. Kimse doğuştan öğrenmedi elbette ama artık bir ayılmak lazım.
Bu, erkeğe bazen çok büyük bir haksızlık gibi gelebilir, “insan asıl düştüğünde elinden tutacak birine ihtiyacı vardır, işte o kişi de neden hayatındaki kadın olmasın” diye düşünebilir. Bu, Çok makul bir yaklaşım gibi de görünebilir ama kadın için erkeği erkek yapan, bir şeyleri yönetebilmesi, göğüs gerebilmesi, düştüğünde tek başına kalkabiliyor olmasıdır. Tekrar vurgulamakta fayda var: tek başına!
Kız da açıkça söylüyor; sen başına gelenlerle nasıl baş ettin, diyor zaten. Sana acıdığım için kalamam, diyor.
Yine doğru söylüyor, bir kadının bir erkeğe acıdığı, ona üzüldüğü için onla olmaya devam etmesi mümkün değil. Çok kısa ömürlü bir deneme olur ve bu kısa sürede o merhamet tiksintiye dönüşecektir.
Yapabileceğin en iyi şey, şöyle yaparım, böyle başarırım, yeter ki kal, demek yerine o dediklerini yapıyor olmak, hiç değilse yapabilir hale gelecek ciddi bir plana sahip olmak. Bu planı da kıza sunum yapmak için kullanmamak.
Ayrıca kızın da dediği gibi; geçer. Ağlarsın, sızlarsın, perişan olursun, dünyanın gam yükü sırtında sanırsın ama bunların her birinin ömrü senin acıya olan sadakat sürenle sınırlıdır. Sonra geçer.
Ne dünyadaki tek kadın o, ne de sen onla var oluyorsun.
Onu geri istiyorsan yapabileceğin tek şey değişmek; ona muhtaç olmana sebep olan eksiklerin her neyse onları tamamlayıp muhtaçlığını ortadan kaldırmak ve hayatınla ilgili sorumluluk almak. Bunlar gerçekleştiğinde zaten onu eskisi gibi istemeyeceksin, ki, bir erkek olarak hiç kimseyi böyle muhtaç şekilde istiyor olmamalısın.
Bundan sonra kesin olan bir şey var; asla hiçbir şey şu an olduğu gibi olmayacak. Hem çocuk olayım, hem bir kadın beni erkeği olarak görsün diye bir olasılık yok. Alice’in harikalar diyarında bile mümkün değil. Bunları başarabilirsen kız sana geri döner veya dönmez. Ama başarırsan zaten dönüp dönmemesi çok da umurunda olmayacak. işin güzel yanı, o kafaya geldiğinde “sikmişim harikalar diyarını” diyor zaten insan.
Yani Kız dönsün ya da dönmesin bunları yapmak zorundasın.
Kısacası, Erkeğe koşulsuz sevgi de yok, saygı da yok. Ya hakedeceksin ya da bu döngüyü sürekli yaşayacaksın.
Ama her halukarda bunların sana bir kadın tarafından bu kadar açık bir şekilde ifade edilmesinin değerini bilmen lazım.
Bu var ya, söyleneni dikkate alabilen bir erkek için bulunmaz bir nimet. Karşındaki kadını geri kazanmaktan çok çok daha değerli bir şey aslında ama sen ne yazık ki hala o evrede değilsin.
Biraz can sıkıcı olabilir ama diyaloğa dışarıdan bakınca gözüken şu:
Kız sana açıkça, seni bir yetişkin olarak, bir erkek olarak göremiyorum, sen bir oğlan çocuğu gibi davranan ve henüz büyüyememiş birisin, aşırı kırılgansın, hayat seni savuruyor, dış etkenlere karşı kendine has bir duruş gösteremiyorsun, bunları engelleyemesen bile ayakta kalacağına dair emare göstermiyorsun; bir kadın olarak zaman zaman duygularına kapılıp savrulabilecek, zaaf ve tereddüt gösterebilecek kişi ben olmayım; beni ayakta tutabilecek, destekleyebilecek, koruyabilecek, sırtımı yaslayabileceğim kişi ise sen olmalısın ama durum tam tersi, demiş.
Sense hala emziği alınmış çocuk gibi, “tamam tamam haklısın, sen ne diyorsan doğrudur, ne istiyorsan o olurum, yeter ki gitme” diyorsun.
Ya resmen kızın görüşlerini, algısını daha da perçinliyorsun çünkü verdiğin cevaplar “doğru lan ben erkeğim amk, bir kadının bana bunları söylemesi ağırıma gider ve tekrar ettirmemek için gerekirse her türlü zorluğa katlanırım, hatta seni kaybetmek de dahil her şeyi göze alırım” demiyor. o cevaplar hala daha “ben sana muhtacım, kişiliğim aynı kalacak ama rol yaparak senin istediğin gibi gözükürüm” diyor. Çünkü onca konuşmada odaklandığın tek şey, hala ve hala kızın gidip gitmeyeceği. kız giderse çekeceğin acıdan kaçınmaya çalışıyorsun.
Erkek bir kadını çok sevebilir ama asla ona muhtaç davranamaz. Öyle bir hakkı kesinlikle yok ve öldüğü güne kadar hiçbir zaman öyle bir hakkı olmayacak.
Erkek olarak Hepimiz o yollardan bir şekilde geçiyoruz ve bunu deneyimleyerek öğreniyoruz. Kimse doğuştan öğrenmedi elbette ama artık bir ayılmak lazım.
Bu, erkeğe bazen çok büyük bir haksızlık gibi gelebilir, “insan asıl düştüğünde elinden tutacak birine ihtiyacı vardır, işte o kişi de neden hayatındaki kadın olmasın” diye düşünebilir. Bu, Çok makul bir yaklaşım gibi de görünebilir ama kadın için erkeği erkek yapan, bir şeyleri yönetebilmesi, göğüs gerebilmesi, düştüğünde tek başına kalkabiliyor olmasıdır. Tekrar vurgulamakta fayda var: tek başına!
Kız da açıkça söylüyor; sen başına gelenlerle nasıl baş ettin, diyor zaten. Sana acıdığım için kalamam, diyor.
Yine doğru söylüyor, bir kadının bir erkeğe acıdığı, ona üzüldüğü için onla olmaya devam etmesi mümkün değil. Çok kısa ömürlü bir deneme olur ve bu kısa sürede o merhamet tiksintiye dönüşecektir.
Yapabileceğin en iyi şey, şöyle yaparım, böyle başarırım, yeter ki kal, demek yerine o dediklerini yapıyor olmak, hiç değilse yapabilir hale gelecek ciddi bir plana sahip olmak. Bu planı da kıza sunum yapmak için kullanmamak.
Ayrıca kızın da dediği gibi; geçer. Ağlarsın, sızlarsın, perişan olursun, dünyanın gam yükü sırtında sanırsın ama bunların her birinin ömrü senin acıya olan sadakat sürenle sınırlıdır. Sonra geçer.
Ne dünyadaki tek kadın o, ne de sen onla var oluyorsun.
Onu geri istiyorsan yapabileceğin tek şey değişmek; ona muhtaç olmana sebep olan eksiklerin her neyse onları tamamlayıp muhtaçlığını ortadan kaldırmak ve hayatınla ilgili sorumluluk almak. Bunlar gerçekleştiğinde zaten onu eskisi gibi istemeyeceksin, ki, bir erkek olarak hiç kimseyi böyle muhtaç şekilde istiyor olmamalısın.
Bundan sonra kesin olan bir şey var; asla hiçbir şey şu an olduğu gibi olmayacak. Hem çocuk olayım, hem bir kadın beni erkeği olarak görsün diye bir olasılık yok. Alice’in harikalar diyarında bile mümkün değil. Bunları başarabilirsen kız sana geri döner veya dönmez. Ama başarırsan zaten dönüp dönmemesi çok da umurunda olmayacak. işin güzel yanı, o kafaya geldiğinde “sikmişim harikalar diyarını” diyor zaten insan.
Yani Kız dönsün ya da dönmesin bunları yapmak zorundasın.
Kısacası, Erkeğe koşulsuz sevgi de yok, saygı da yok. Ya hakedeceksin ya da bu döngüyü sürekli yaşayacaksın.
Ama her halukarda bunların sana bir kadın tarafından bu kadar açık bir şekilde ifade edilmesinin değerini bilmen lazım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar