bugün
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı7
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor5
- duygu özaslan6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- ya şeytan haklıysa5
- bana aşık olan var mı4
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- espiyonaj dizisi3
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- helin kandemir4
- fenerbahçenin keşkeleri2
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
- başkalarının hayatı dizisi4
- 15 kasım 20264
- karaçulhaspor3
- 90lar türkçe pop5
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı3
- 812
- 1990 1995 arası beşiktaş3
- gassal dizisi2
- 1997 2002 arası galatasaray3
- kürt menemeni2
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- dokuz eylül üniversitesi2
- kars şehir stadyumu2
- 16 kasım 20262
- askerde özlenen şeyler9
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme4
- binbir gece masalları dizisi2
- 80 yıl cumhuriyet şehir stadyumu2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi19
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- sevgilimin babasıyla cinsel ilişki yaşadım2
- sarı koala2
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi2
- helin elveren4
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor5
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı3
- hatay usülü soslu döner3
- abdullah öcalan3
- gençler sakın büyümeyin3
- 8 kasım 2026 52 orduspor sakaryaspor maçı3
- centilmen dizisi3
- 8 kasım 2026 elazığspor şanlıurfaspor maçı3
- kanser2
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- parmak kütletmek2
heteoseksüaliteyi "norm" kabul etme sonucu (bilinçli/bilinçsiz olarak) gerçekleşen, geniş alan ve anlama sahip dışlamadır.
bu tip norma aykırı/anormal durumlarda, nasıl tepki verileceğine ve durum karşısında nasıl vaziyet alınacağına dair kamusal-özel-akademik tüm kuruluşlar için mihenk taşlarının en hası olan amerikan psikiyatri derneği, 1970'li yıllarda "homoseksüalite"yi, "hastalık" olmaktan kavramsal olarak çıkarmıştır. yerine; "yönelim", "edim", "tercih" kelimeleri kullanılmaya başlanmıştır. zaten herşeyde olduğu üzre burda da kırılma noktası; kuralı-normu-yasayı "yapanlar" ile bundan etkilenen ve manipüle olan sıradan "bireyler" arasındaki çatışmadır: adlandıran (belki de yaftalayan) ve değerlendiren; norma aykırı addedilen bir durumu yaşayan, bizzat içinde bulunan kişi değil, farklı sebeplerden ötürü (toplumsal nüfuz sebebiyle kanaat liderliği, ekonomik güç, bilimsel ve akademik statü, politik tandans,..v.b.) iktidar sahibi kişilerdir. adlandırma ile değişme ve gerçeğin saptırılması olabildiği gibi; ne yazık ki çoğu zaman, adlandıranlar, adlandırmanın temelinde haiz olmaları gereken temele sahip değildirler, altyapı bomboştur. akla hastası olduğum erving goffman'ın muhteşem deneyini getirir: araştırma ekibi tarafından akıl hastanesine yollanan, psikiyatrik (özellikle de psikosomatik) sorunları olan bireylerin, "tıp nişanı"na sahip doktorlarca muayene edilmesi ve "sağlıklı" bulunarak yatırılmadan eve yollanmalarının ardından; ekipçe doktorlara haber verilerek, bir araştırma için hastaneye "sağlıklı" ve "hasta" bireylerin, bu sefer karma olarak yollanacağının iletilmesi. sonuç olarak; doktorların doğru hastayı "tutturma" yüzdelerinin trajikomik bir sayıda kalması, yatarak tedavi görmesi gereken hastalar dışarı salınırken, proje grubu da dahil olmak üzere, oldukça fazla sayıda "sağlıklı" kişinin, doktorları ikna edememesi ve "akıl hastası" tanısıyla içerde tutulmaları, dışarı çıkamamaları gibi.
örnekten hareketle söylersek; norm ya da olması gereken şey, kurumdan kuruma bile sayısız farklılık gösterir. norm ve gerçek bir değil birden fazladır. toplumsal gerçeklik de öyle. benim öğrendiğim; biri ötekine "doğru" ya da "yanlış" farketmez; hepsinin bir arada ve yan yana yaşamak zorunda olmalarıdır. korkarak ya da benimseyerek, tercih kişilerin neticede.
bu tip norma aykırı/anormal durumlarda, nasıl tepki verileceğine ve durum karşısında nasıl vaziyet alınacağına dair kamusal-özel-akademik tüm kuruluşlar için mihenk taşlarının en hası olan amerikan psikiyatri derneği, 1970'li yıllarda "homoseksüalite"yi, "hastalık" olmaktan kavramsal olarak çıkarmıştır. yerine; "yönelim", "edim", "tercih" kelimeleri kullanılmaya başlanmıştır. zaten herşeyde olduğu üzre burda da kırılma noktası; kuralı-normu-yasayı "yapanlar" ile bundan etkilenen ve manipüle olan sıradan "bireyler" arasındaki çatışmadır: adlandıran (belki de yaftalayan) ve değerlendiren; norma aykırı addedilen bir durumu yaşayan, bizzat içinde bulunan kişi değil, farklı sebeplerden ötürü (toplumsal nüfuz sebebiyle kanaat liderliği, ekonomik güç, bilimsel ve akademik statü, politik tandans,..v.b.) iktidar sahibi kişilerdir. adlandırma ile değişme ve gerçeğin saptırılması olabildiği gibi; ne yazık ki çoğu zaman, adlandıranlar, adlandırmanın temelinde haiz olmaları gereken temele sahip değildirler, altyapı bomboştur. akla hastası olduğum erving goffman'ın muhteşem deneyini getirir: araştırma ekibi tarafından akıl hastanesine yollanan, psikiyatrik (özellikle de psikosomatik) sorunları olan bireylerin, "tıp nişanı"na sahip doktorlarca muayene edilmesi ve "sağlıklı" bulunarak yatırılmadan eve yollanmalarının ardından; ekipçe doktorlara haber verilerek, bir araştırma için hastaneye "sağlıklı" ve "hasta" bireylerin, bu sefer karma olarak yollanacağının iletilmesi. sonuç olarak; doktorların doğru hastayı "tutturma" yüzdelerinin trajikomik bir sayıda kalması, yatarak tedavi görmesi gereken hastalar dışarı salınırken, proje grubu da dahil olmak üzere, oldukça fazla sayıda "sağlıklı" kişinin, doktorları ikna edememesi ve "akıl hastası" tanısıyla içerde tutulmaları, dışarı çıkamamaları gibi.
örnekten hareketle söylersek; norm ya da olması gereken şey, kurumdan kuruma bile sayısız farklılık gösterir. norm ve gerçek bir değil birden fazladır. toplumsal gerçeklik de öyle. benim öğrendiğim; biri ötekine "doğru" ya da "yanlış" farketmez; hepsinin bir arada ve yan yana yaşamak zorunda olmalarıdır. korkarak ya da benimseyerek, tercih kişilerin neticede.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com