bugün
- 0 0 7'nin kafasını tutup ağaca sürtmek5
- kimse kalmadı5
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- yasakçı zihniyet15
- ismail kartal15
- bugün ne yapsam9
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- baran dergisi3
- ekşi sözlük20
- gram altın4
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması6
- fazla araştırmak kötü müdür5
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- 35 yaş üstü kadın kontenjanı5
- maşa ile koca ayı3
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması7
- marco asensio2
- mutlu ama uzak olsun10
- roberto carlos'un müslüman olması3
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı6
- sidiki cherif5
- güneş gözlüğü takıp müzik dinleyerek gezmek3
- güllünün roman havası oynarken balkondan düşmesi5
- biz sakal gibiyiz kestikçe uzarız4
- felsefe9
- görür görmez eksi oy verilen yazarlar3
- kafein2
- siyahlar içinde bir kadın2
- yandaş iş adamı3
- bir çomarla finoyu çiftleştirmek4
- bana neden eksi verdiğinizi sorabilir miyim acaba2
- avanoslu insanlar3
- başınıza gelen enteresan vakalar3
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti4
- alparslan kuytul8
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- alamancı akraba klişeleri3
- kadın öğretmenler4
- avrupa'nın zengin olması afrika'nın fakir olması3
- apo orospu çocuğu değildir demek9
- seri eksiciyi yemleyip asıl mevzuda kilitlemek3
- içki içen akp li6
- halit ergenç olması ama halit eryaşlı olmaması2
- tarikatlar ve cemaatler5
- ruh eşinizin sizi beğenmemesi2
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması6
- alaman finosu2
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı6
- kendini çok sağlıklı hissetmek2
Tevâfuk, birbirine denk gelme, latîfâne (hoş, zarif) bir şekilde uyum içinde olma anlamına gelen islamî terimdir. Anlamlı ve hikmetli (bilgece) amaçlarla, latîf bir şekilde birbirine yakışan ve birbiriyle ilişkili olan, uygunluk arz ederek bir düzenin varlığını gösteren, kısaca birbirine tevâfuk eden her şey, evrende tesâdüfe yer olmadığını işaret ve ispat eder.
Aynı şekilde; bir başıboşluk, belirsiz sebeplerle veya kendi kendine oluşma ya da doğa kanunları adı verilen bir "tabiat hâkimiyeti" düşünülemez. Hiçbir şey Allah'ın bilgisi ve kudretinin dışında olmadığı gibi, idaresi dışında da değildir.
Tümel (bütünsel) ya da tikel (kısmî) herşeyde bir amaç ve bir irâdenin belirtisi vardır. Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz. Bütün bunlar gösterir ki: "Kâinatta tesâdüf, hakîkî olarak yoktur."
Esâsen bütün bilimler, evrendeki bu nizâmın düsturları, esaslarıdırlar. Bu yolda yapılan tüm bilimsel çalışmalar ve araştırmalar, asla tesâdüf ve mantıksızlığa yer olmadığı, her şeyde yüksek gâyeler ve yüce hikmetler bulunduğu ilkesini peşînen kabûl ile bunları keşfetme amacına yöneltilmiştir.
Bütün bu hakîkatler, tevâfuka; yani her şeyin birbirine denk gelip bir nizâm ve uygunluk içinde oluşunun anlamına işâret ederler. Buna göre tevafûk, akla "perde arkasında birinin olduğunu" gösterir. O, Sultân-ı Kâinât'tır. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle halledilir. Hiçbir şey başıboş olmayıp, onun iradesi dışında değildir.
En küçük fertleriyle dahi, bir bütünlük ve birliği muhâfaza ederek uyum içinde olma durumu, yani tevâfukat; Kur'ân'da dahi bulunmaktadır.
Aynı şekilde; bir başıboşluk, belirsiz sebeplerle veya kendi kendine oluşma ya da doğa kanunları adı verilen bir "tabiat hâkimiyeti" düşünülemez. Hiçbir şey Allah'ın bilgisi ve kudretinin dışında olmadığı gibi, idaresi dışında da değildir.
Tümel (bütünsel) ya da tikel (kısmî) herşeyde bir amaç ve bir irâdenin belirtisi vardır. Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz. Bütün bunlar gösterir ki: "Kâinatta tesâdüf, hakîkî olarak yoktur."
Esâsen bütün bilimler, evrendeki bu nizâmın düsturları, esaslarıdırlar. Bu yolda yapılan tüm bilimsel çalışmalar ve araştırmalar, asla tesâdüf ve mantıksızlığa yer olmadığı, her şeyde yüksek gâyeler ve yüce hikmetler bulunduğu ilkesini peşînen kabûl ile bunları keşfetme amacına yöneltilmiştir.
Bütün bu hakîkatler, tevâfuka; yani her şeyin birbirine denk gelip bir nizâm ve uygunluk içinde oluşunun anlamına işâret ederler. Buna göre tevafûk, akla "perde arkasında birinin olduğunu" gösterir. O, Sultân-ı Kâinât'tır. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle halledilir. Hiçbir şey başıboş olmayıp, onun iradesi dışında değildir.
En küçük fertleriyle dahi, bir bütünlük ve birliği muhâfaza ederek uyum içinde olma durumu, yani tevâfukat; Kur'ân'da dahi bulunmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar