bugün
- diamond bosphorus11
- deniz göktaş32
- sözlükte seviye ve üslup yoksunu yazarlar7
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı8
- 1 milyon verseler sözlük hesabınızı satar mısınız4
- ciddi ciddi aşure seven insan5
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu14
- kız arkadaşın menemen yüzünden ayrılmak istemesi3
- arkadaşlar kavga etmeyin2
- seyredilmiş en zevkli dünya kupası4
- zavallı olmak2
- ekşi yazarlarının daha zeki olması3
- abuk subuk başlık açmak3
- kağıt toplayan çocuklar4
- aç yatıyorum8
- yaş ilerledikçe fark edilen şey3
- tai lung29
- uludağ sözlük bilim kurulu3
- fransızların üstün ırk olması4
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- hayat kadınında veresiye defteri çıkması3
- birader yazar başlıkları5
- cumhuriyetin halka sormadan getirilmesi3
- açık oylayan yazarı yatağa atmak2
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması10
- 4 temmuz 2026 arjantin yeşil burun adaları maçı3
- gulmekicinyaratilmis3
- nathan ake5
- günün iddaa kuponu5
- suca suruklenen cocuk7
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- zara'nın müşteriden giysi askılamasını istemesi3
- eskiden sözlükte daha çok tayyipçi vardı2
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği6
- vurduranlar klübü7
- kadınların çok açık giyinmesinden rahatsız olmak3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği25
- cankan ismail yk boys anıların grup kurması2
- sevişilen en ilginç yer6
- sidny lopes cabral2
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
- günün şiiri14
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması2
- cehennem korkusu12
- geceye bir kadın yalanı bırak3
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- sözlük ibnelerine çok mühim bir soru3
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor2
- yaz yemeği2
Tevâfuk, birbirine denk gelme, latîfâne (hoş, zarif) bir şekilde uyum içinde olma anlamına gelen islamî terimdir. Anlamlı ve hikmetli (bilgece) amaçlarla, latîf bir şekilde birbirine yakışan ve birbiriyle ilişkili olan, uygunluk arz ederek bir düzenin varlığını gösteren, kısaca birbirine tevâfuk eden her şey, evrende tesâdüfe yer olmadığını işaret ve ispat eder.
Aynı şekilde; bir başıboşluk, belirsiz sebeplerle veya kendi kendine oluşma ya da doğa kanunları adı verilen bir "tabiat hâkimiyeti" düşünülemez. Hiçbir şey Allah'ın bilgisi ve kudretinin dışında olmadığı gibi, idaresi dışında da değildir.
Tümel (bütünsel) ya da tikel (kısmî) herşeyde bir amaç ve bir irâdenin belirtisi vardır. Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz. Bütün bunlar gösterir ki: "Kâinatta tesâdüf, hakîkî olarak yoktur."
Esâsen bütün bilimler, evrendeki bu nizâmın düsturları, esaslarıdırlar. Bu yolda yapılan tüm bilimsel çalışmalar ve araştırmalar, asla tesâdüf ve mantıksızlığa yer olmadığı, her şeyde yüksek gâyeler ve yüce hikmetler bulunduğu ilkesini peşînen kabûl ile bunları keşfetme amacına yöneltilmiştir.
Bütün bu hakîkatler, tevâfuka; yani her şeyin birbirine denk gelip bir nizâm ve uygunluk içinde oluşunun anlamına işâret ederler. Buna göre tevafûk, akla "perde arkasında birinin olduğunu" gösterir. O, Sultân-ı Kâinât'tır. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle halledilir. Hiçbir şey başıboş olmayıp, onun iradesi dışında değildir.
En küçük fertleriyle dahi, bir bütünlük ve birliği muhâfaza ederek uyum içinde olma durumu, yani tevâfukat; Kur'ân'da dahi bulunmaktadır.
Aynı şekilde; bir başıboşluk, belirsiz sebeplerle veya kendi kendine oluşma ya da doğa kanunları adı verilen bir "tabiat hâkimiyeti" düşünülemez. Hiçbir şey Allah'ın bilgisi ve kudretinin dışında olmadığı gibi, idaresi dışında da değildir.
Tümel (bütünsel) ya da tikel (kısmî) herşeyde bir amaç ve bir irâdenin belirtisi vardır. Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz. Bütün bunlar gösterir ki: "Kâinatta tesâdüf, hakîkî olarak yoktur."
Esâsen bütün bilimler, evrendeki bu nizâmın düsturları, esaslarıdırlar. Bu yolda yapılan tüm bilimsel çalışmalar ve araştırmalar, asla tesâdüf ve mantıksızlığa yer olmadığı, her şeyde yüksek gâyeler ve yüce hikmetler bulunduğu ilkesini peşînen kabûl ile bunları keşfetme amacına yöneltilmiştir.
Bütün bu hakîkatler, tevâfuka; yani her şeyin birbirine denk gelip bir nizâm ve uygunluk içinde oluşunun anlamına işâret ederler. Buna göre tevafûk, akla "perde arkasında birinin olduğunu" gösterir. O, Sultân-ı Kâinât'tır. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle halledilir. Hiçbir şey başıboş olmayıp, onun iradesi dışında değildir.
En küçük fertleriyle dahi, bir bütünlük ve birliği muhâfaza ederek uyum içinde olma durumu, yani tevâfukat; Kur'ân'da dahi bulunmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar