bugün
- günlük tutan erkek19
- gammazlığı elinden alınan yazar5
- halk başkanlık sistemini istiyor6
- her yerde sümkürebilen insan5
- merhabalarr5
- wc'ye telefonsuz girmek2
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- merfulu6
- çok su içmek2
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde5
- kötü biri olduğunu fark etmek2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- gratisin içini merak etmek7
- kendini fazla ciddiye almak2
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- kendinden sıkılmak2
- mekke anlaşması14
- arda güler2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- spor olsun diye her yere yürüyen insan2
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri6
- arkadaşlar nasılsınız11
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- kavalali mehmet ali pasa4
- 40 hadis3
- cansever18
- simko317
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- futbol24
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- kendine bir soru sor5
- insan sevmemek6
- hewal ebo9
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- sözlüğün kırbacı5
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- sarapci koala7
- anın görüntüsü10
- victor osimhen9
- ümit özdağ6
- tavuk pilav4
- tai lung16
-bilgilendirme-
Çok uzun bir entry olabilir.
-bilgilendirme bitmiştir-
Arada yaşadığım aydınlanmalardan birisini yaşadım geçen gün. Bir sohbet esnasında z kuşağı gençleri ve hayata bakış açıkları konuşuldu. Üzerine düşününce bizim neslin aslında melankoli ile yoğurulduğunu, bu yüzden sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlandığımızı farkettim. Hadi gelin biraz daha derinlere inelim.
Cumhuriyetten sonra, zor durumda olan halk hep ağıtlar, acı dolu şarkılar yazdı. Acılarını anlattılar birebir. Sonra zaman geçtikçe x kuşağı denen kuşak ortaya çıktı net olarak. Acılarından beslenen ve acıları ile isyanını ortaya çıkartan insanlar.
Sonrasında bizim kuşağımız y geldi. Y kuşağı ile yeni bir çağ başladı bizler için. Melankoli. Tatlı bir terkedilmişlik, kavuşamama, realist vazgeçmeler ama içten içe çok pişman olmalar. izlediğimiz dizileri hatırlayın sayın yazarlar, her seven 1 kişiyi severdi ama kendini ona layık görmediği için ya uzaktan severdi ya da vazgeçerdi. Ali cabbarlık o zamandan işledi biraz içimize. Dinlediğimiz şarkıları hatırlayın. Kişi bir kişiyi sever. Bütün temalar, o bir kişiyi sevmenin ve sevginin altında ezilmek altına kurulu. Kavuşamamak, bizden önceki kuşağın acısıydı. Bizimki kavuşma ihtimalinden bile vazgeçmeyi içerirdi hep. Kitaplar da öyle, filmler de.
Bir anıya atlayalım. Liseliyiz o zamanlar, 4. Sınıf bir abla var. Sohbetini severdik otururduk öğle arasında. Bize dedi ki bir gün “doğru erkekle doğru kadın asla birlikte olamaz. Çünkü doğru kadın ilk seferde kabul etmez, doğru erkek 2. Kere teklif etmez.” Mentalitemiz hep bu şekildeydi, eh ergenlik işte.
insanlar sever, acı çeker ve unutmak için başkasında avuntu bulmaya giderlerdi. Buradaki temel konu diğer insanlar hakkında onlar adına düşünmemiz, konuşmamızdı. “Kanka ben x i seviyorum ama o bana bakmaz” lafından sonra birçok öneri gelir fakat nadiren “ onun adına konuşma, bir dene şansını.” Lafıgelirdi. Neden? Çünkü asıl sevilene ulaşılabileceği en ufak ihtimaldi. Öyle dinledik şarkılardan, radyolardan.
Bizim neslimiz rap müziğe daha meyilli büyüdü. Sagopa ve ceza başta olmak üzere sürekli melankolik rap dinlenirdi. Sevilen kişi yüceltilir de yüceltilir hayranlık ifade edilirdi. ve derin bir yalnızlık hissi bizlere çocukluktan itibaren geçerdi. Karagümrük yanmış, adam hâlâ Aslı diyor örneğin. Ah o Gökhan kırdar, kerim tekin, Kayahan, koridor, Vega, badem….. liste uzar da gider. Pop şarkılar bile hep kavuşamamak, erişememek üzerineydi.
X kuşağı dediğimiz gençlere geldiğimizde hem bu kültürle yetişmiş insanlar hem de yeni müzik film türleri gündemlerini sardı. Onlarda erişememek diye bir şey yok. Her şey maddi, çünkü tüm duyguları tükettik zaten biz. Bizim zamanımızda sevgili övülürken kişi hep kendini yererdi. Şimdi kendilerini övüyorlar sadece.
Gün geçtikçe insanlar bu melankoli ortamından kurtulsa dahi, eski alışkanlıklar bir noktada tekrar kendini ortaya çıkartıyor. Çocuğu olanlar “ ben çocuğuma nasıl yeteceğim? Nasıl iyi anne-baba olacağım?” Diye yine karşısındakini yüceltiyor ve kendini küçük görüyor.
Bugün wertheri görünce aklıma geldi bu entry. Mesela kafka. Yıkık adam. Ama senelerce bayıla bayıla okuduk bu adamı. Şimdi gördüğümde kendimden utanıyorum milena’ya yazdıklarını anımsadıkça.
Sonuç entrysi şu ki, bizleri mükemmele ve ulaşılması zora göz dikmeyi o kadar çok ittiler ki bu melankoli ile hedeflerimiz hep yüksek, haddimizi hep olduğundan az görüyoruz. Alın size melankolik nesil.
Çok uzun bir entry olabilir.
-bilgilendirme bitmiştir-
Arada yaşadığım aydınlanmalardan birisini yaşadım geçen gün. Bir sohbet esnasında z kuşağı gençleri ve hayata bakış açıkları konuşuldu. Üzerine düşününce bizim neslin aslında melankoli ile yoğurulduğunu, bu yüzden sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlandığımızı farkettim. Hadi gelin biraz daha derinlere inelim.
Cumhuriyetten sonra, zor durumda olan halk hep ağıtlar, acı dolu şarkılar yazdı. Acılarını anlattılar birebir. Sonra zaman geçtikçe x kuşağı denen kuşak ortaya çıktı net olarak. Acılarından beslenen ve acıları ile isyanını ortaya çıkartan insanlar.
Sonrasında bizim kuşağımız y geldi. Y kuşağı ile yeni bir çağ başladı bizler için. Melankoli. Tatlı bir terkedilmişlik, kavuşamama, realist vazgeçmeler ama içten içe çok pişman olmalar. izlediğimiz dizileri hatırlayın sayın yazarlar, her seven 1 kişiyi severdi ama kendini ona layık görmediği için ya uzaktan severdi ya da vazgeçerdi. Ali cabbarlık o zamandan işledi biraz içimize. Dinlediğimiz şarkıları hatırlayın. Kişi bir kişiyi sever. Bütün temalar, o bir kişiyi sevmenin ve sevginin altında ezilmek altına kurulu. Kavuşamamak, bizden önceki kuşağın acısıydı. Bizimki kavuşma ihtimalinden bile vazgeçmeyi içerirdi hep. Kitaplar da öyle, filmler de.
Bir anıya atlayalım. Liseliyiz o zamanlar, 4. Sınıf bir abla var. Sohbetini severdik otururduk öğle arasında. Bize dedi ki bir gün “doğru erkekle doğru kadın asla birlikte olamaz. Çünkü doğru kadın ilk seferde kabul etmez, doğru erkek 2. Kere teklif etmez.” Mentalitemiz hep bu şekildeydi, eh ergenlik işte.
insanlar sever, acı çeker ve unutmak için başkasında avuntu bulmaya giderlerdi. Buradaki temel konu diğer insanlar hakkında onlar adına düşünmemiz, konuşmamızdı. “Kanka ben x i seviyorum ama o bana bakmaz” lafından sonra birçok öneri gelir fakat nadiren “ onun adına konuşma, bir dene şansını.” Lafıgelirdi. Neden? Çünkü asıl sevilene ulaşılabileceği en ufak ihtimaldi. Öyle dinledik şarkılardan, radyolardan.
Bizim neslimiz rap müziğe daha meyilli büyüdü. Sagopa ve ceza başta olmak üzere sürekli melankolik rap dinlenirdi. Sevilen kişi yüceltilir de yüceltilir hayranlık ifade edilirdi. ve derin bir yalnızlık hissi bizlere çocukluktan itibaren geçerdi. Karagümrük yanmış, adam hâlâ Aslı diyor örneğin. Ah o Gökhan kırdar, kerim tekin, Kayahan, koridor, Vega, badem….. liste uzar da gider. Pop şarkılar bile hep kavuşamamak, erişememek üzerineydi.
X kuşağı dediğimiz gençlere geldiğimizde hem bu kültürle yetişmiş insanlar hem de yeni müzik film türleri gündemlerini sardı. Onlarda erişememek diye bir şey yok. Her şey maddi, çünkü tüm duyguları tükettik zaten biz. Bizim zamanımızda sevgili övülürken kişi hep kendini yererdi. Şimdi kendilerini övüyorlar sadece.
Gün geçtikçe insanlar bu melankoli ortamından kurtulsa dahi, eski alışkanlıklar bir noktada tekrar kendini ortaya çıkartıyor. Çocuğu olanlar “ ben çocuğuma nasıl yeteceğim? Nasıl iyi anne-baba olacağım?” Diye yine karşısındakini yüceltiyor ve kendini küçük görüyor.
Bugün wertheri görünce aklıma geldi bu entry. Mesela kafka. Yıkık adam. Ama senelerce bayıla bayıla okuduk bu adamı. Şimdi gördüğümde kendimden utanıyorum milena’ya yazdıklarını anımsadıkça.
Sonuç entrysi şu ki, bizleri mükemmele ve ulaşılması zora göz dikmeyi o kadar çok ittiler ki bu melankoli ile hedeflerimiz hep yüksek, haddimizi hep olduğundan az görüyoruz. Alın size melankolik nesil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar