bugün
- arkadaşlar hesabı silicem11
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- yılmaz güney5
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan5
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- rafael leao27
- gocu'nun gerçekten komik biri olması3
- velvet21
- türkiye22
- aleksey batrakov4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı4
- başbirader bey2
- saygıdeğer yazarlar saygıdeğer biraderdirler2
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- sosyal demokrat3
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- önüne gelene faşist demek3
- sarapci koala71
- kapadokya26
- hewal ebo2
- ümit özdağ4
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı3
- günün sözü23
- sözlüğün mal gibi olması2
- memduh bashgan2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı2
- idris naim şahin3
- antipanik9
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- kulak çınlaması2
- sabah namazına kalkmayı unutan ateist3
- yüksek enflasyon3
- sözlük yazarlarının saatleri8
- aktroller5
- selanikliler2
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- çaresizliği iliklere kadar hissetmek3
- akp seçimi kazanınca kalp krizi geçirecek yazarlar4
- hapoel beer sheva5
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması10
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
- gocu birader başka bir biraderdir3
- allah'ın büyüklüğünün sınırsızlığı2
- tai lung29
- ateistlerin yaşama amacı28
- mutlu bey bay birader3
zamanında bu sözlükte o kadar çok yazdım ki... üniversiteye yeni başladığım dönemlerde, özellikle 2013-2015 arası her mutluluğumda, her üzüntümde, hayattaki her bocalayışımda, yediğim, tamam ilk değil belki ama ilkinden hiç de geri kalmayan o sağlam kazıkta, çektiğim en büyük aşk acısında, kendimi bir arada tutmaya çalışırken, belki de en büyük hayal kırıklığımda ve belki de ilk kez bencilliğin dibine vurup başkasını yarama basarken, nefret ede ede üniversiteye giderken, derslere girmemek için bütün gün kütüphanede takılıp kendime başka meşgaleler bulurken, her allahın günü göztepe kampüsünden çıkıp kulaklıklarımı takıp Kadıköy'e yürürken, rıhtımda otobüsleri bilerek kaçırıp tekrar ve tekrar beklediğim bütün yağmurlu sonbahar günlerinde, kulaklarımda hayatımın fon müziği, bölümü sevme çabalarımda, 'yok yapamıyorum kesin bırakacağım artık' dediğim her seferde, yine de hep toparlayıp devam ettiğimde, ben birilerinin kalbini kırarken, birileri benim kalbimi kırarken, rasimpaşa'daki denizi gören sokağı her inişimde, kendimi en çok delip deştiğim zamanlarda, Kadıköy'ün her sokağında, kahve içtiğim her kafesinde hep buradaymışım. zamanında buradan tanıştığım, kahrımı az çekmeyen, dur durak bilmeden konuştuğumuz insanlar melih, mustafa, merve, emrah, semih, serkan ve maalesef hatırlayamadıklarım farklı farklı şehirlerde olup bu kadar birbirimizi anlayıp bağ kurabildiğimiz insanları bir daha nerede nasıl bulabiliriz gerçekten bilmiyorum. ah o eski güzel zamanlar diye konuşup teyzeye bağlamak istemiyorum daha öyle bir yaşım yok swh ama o zamanları o kadar çok özlüyorum ki... o dönem hiç içinden çıkamayacağımı sandığım şeylerin çoğunu şu an hatırlamıyorum bile. neye o kadar üzülmüştüm, neye kendimi o kadar kahretmiştim, kime o kadar kırgındım evet biliyorum ama hisleri geçmiş gitmiş. bu o kadar büyük bir özgürlük hissi veriyor ki insana çünkü biliyorum şu an kafaya taktığım şeyler de aynı öncekiler gibi geçip gidecek birkaç yıl sonra. sanırım 19 yaşındaki ben'den 29 yaşındaki ben'e en güzel hediye bu olmuş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar