bugün
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı64
- arkadaşlar size bi soru sorucam24
- beni neden sevmediniz13
- herkes istediği yazarı yazsın20
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- keşke benim olsa denilen yazarlar10
- sözlükteki galatasaraylılar5
- ne kadar paranız var9
- sözlük erkeklerine bir hediye bırak7
- baloncan çakır4
- bekar erkeklerin en büyük neşesi5
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- ortadoğuda kartlar dağıtılıyor4
- sevgilinin bisepsinden sushi yemek6
- 2027 de neler olsun8
- youtube shorts6
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- ilham aliyev28
- ingiliz yaprağı2
- trump'ın erdoğan'a saygı açıklaması2
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- maçı şeyine takmayan barçadan 4 yemek2
- miss turkey 20262
- çorba8
- simko332
- arkadaşlar bi bakar mısınız5
- satılık cennet arsası2
- sabahattin ali3
- posimhen karşı karşıya kaçırdı2
- nişanlının abisini traveler'a ayarlamak4
- ofsaytımsı vol 220
- yağmurlu havada buluşmayan erkek4
- gol gol gol gol gol gol gol gol gol gol gol gol2
- paradox interactive boykotu4
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- yavuz sultan selim15
- galatasaray5
- azerbeycandaki yasak2
- uludağ sözlük cadılar bayramı partisi6
- uludağ sözlük tv3
- arkadaşlar bakar mısınız diyen salaklar3
- donald trump3
- tuzlu kahve dizisi4
- çivisi çıkmış boklu dünyanın azgın pompacıları6
- nihal atsız3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- dile takılan anlamsız şarkılar3
- diamond bey birader ila kartoncu birader5
zamanında bu sözlükte o kadar çok yazdım ki... üniversiteye yeni başladığım dönemlerde, özellikle 2013-2015 arası her mutluluğumda, her üzüntümde, hayattaki her bocalayışımda, yediğim, tamam ilk değil belki ama ilkinden hiç de geri kalmayan o sağlam kazıkta, çektiğim en büyük aşk acısında, kendimi bir arada tutmaya çalışırken, belki de en büyük hayal kırıklığımda ve belki de ilk kez bencilliğin dibine vurup başkasını yarama basarken, nefret ede ede üniversiteye giderken, derslere girmemek için bütün gün kütüphanede takılıp kendime başka meşgaleler bulurken, her allahın günü göztepe kampüsünden çıkıp kulaklıklarımı takıp Kadıköy'e yürürken, rıhtımda otobüsleri bilerek kaçırıp tekrar ve tekrar beklediğim bütün yağmurlu sonbahar günlerinde, kulaklarımda hayatımın fon müziği, bölümü sevme çabalarımda, 'yok yapamıyorum kesin bırakacağım artık' dediğim her seferde, yine de hep toparlayıp devam ettiğimde, ben birilerinin kalbini kırarken, birileri benim kalbimi kırarken, rasimpaşa'daki denizi gören sokağı her inişimde, kendimi en çok delip deştiğim zamanlarda, Kadıköy'ün her sokağında, kahve içtiğim her kafesinde hep buradaymışım. zamanında buradan tanıştığım, kahrımı az çekmeyen, dur durak bilmeden konuştuğumuz insanlar melih, mustafa, merve, emrah, semih, serkan ve maalesef hatırlayamadıklarım farklı farklı şehirlerde olup bu kadar birbirimizi anlayıp bağ kurabildiğimiz insanları bir daha nerede nasıl bulabiliriz gerçekten bilmiyorum. ah o eski güzel zamanlar diye konuşup teyzeye bağlamak istemiyorum daha öyle bir yaşım yok swh ama o zamanları o kadar çok özlüyorum ki... o dönem hiç içinden çıkamayacağımı sandığım şeylerin çoğunu şu an hatırlamıyorum bile. neye o kadar üzülmüştüm, neye kendimi o kadar kahretmiştim, kime o kadar kırgındım evet biliyorum ama hisleri geçmiş gitmiş. bu o kadar büyük bir özgürlük hissi veriyor ki insana çünkü biliyorum şu an kafaya taktığım şeyler de aynı öncekiler gibi geçip gidecek birkaç yıl sonra. sanırım 19 yaşındaki ben'den 29 yaşındaki ben'e en güzel hediye bu olmuş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar