bugün
- ezberin gereksiz olduğu yanılgısı3
- yuzırların ekşiye kaçması2
- acil durumda aranacak kişi6
- 29 ekim cumhuriyet bayramı8
- satranç3
- hayat koçu ile yaşam koçu arasındaki fark3
- tehafütüt tehafüt2
- bir kıza saklama kabı hediye etmek10
- istanbul11
- koşmak yerine ağırlık kaldırmak2
- escort taş mı yesin5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı12
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek7
- sarı saçın yakıştığı ünlüler8
- fenerbahçe9
- lays zeytinyağlı2
- protein tozu fiyatlarinin çıldırmış olması3
- rafine zevkleri olan erkek12
- kedilerle uyumak9
- gecenin şarkısı9
- fırında tavuk10
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- liverpool fc2
- yazılımcıların flört edememesi9
- sohbete hmmm ile bitiren kıza verilecek cevaplar2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- dolapta iki biram var6
- cumhuriyet bayramı8
- salon erkeği10
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- şiir yazmak3
- yaprak dökümü ferhunde2
- giysi fiyatlarının uçması9
- yüzüklerin efendisi5
- sevişmek hüner değil6
- lüks araba istemeyen erkek9
- ekşi sözlük9
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- ak parti2
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- içten içe üşümek5
- trabzonspor17
- değerli olduğunu hissettirmek6
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
--spoiler--
öncelikle filmin sonunun havada kaldığını söyleyemeyiz, çünkü filmin başında "olay sonrası parkta bulunan kamera" diye bir video tanıtımı var, sonra kameradakileri izliyoruz... demek ki insanlar newyork a tekrar girebilmişler, yaratığı öldürüp öldürmedikleri muamma olsa da... yaratığın nerden geldiği sorusunu ise yönetmen yine rollercoaster üzerinden okyanus manzarasını çekerken cevaplamış...
bir de hiçbir mesajı olmadığı konusuna katılmıyorum... tabii ki sade akan bir film; hızlı sahne geçişleri, slow-motionlar falan yok, -hatta partiden sonra sahneleri süsleyen tek bir müzik bile yok- olduğu gibi olayın içindesiniz; kameranın... sonunda da hayatın anlamını açıklamıyor zaten... ama göndermeleri var; mesela hiç düşürmedi eleman elindeki kamerayı, düşünmek bile istemiyorum öyle bir durumdayken -yani ölümle burun burunayken ve çaresiz haldeyken bir insan kendine neden "bütün bu olanları ne pahası olursa olsun çekip insanlara izletmeliyim" diye bir misyon yükler ki anlamış değilim, ama öyle oluyor işte, kameralar, fotoğraf makinaları ve cep telefonlarının öyle esiri olmuş ki insanlar, filmin başından sonuna kadar kalabalığın olduğu her yerde elinde bir cihazla görüntü almaya çalışan tek salak bizim "hud" değildi, herkes de bir bağımlılık hakim...
bir de mağaza nın yağmalanma olayı çok ilgimi çekti, yani bir çok insan -muhtemelen mağaza sahibi de- canını kurtarmak için kaçışıyor ve yine de bazı insanlar bunu fırsat bilip mağazaları yağmalıyorlar ve bilin bakalım ne çalıyorlar? altın? para? mücevher? hayır... elektronik eşya... abinin biri bir koltuğuna müzik seti sıkıştırmış diğer koltuğuna dvd player... yok mu daha portatif, pahalı bişey? evine mi koyucan onları?
tabii filmin hataları yok değil, mesela yaratık neden bizim hud u midesine indirmiyor da geri yere atıyor? ya da rob, marlena nın soyadını nereden biliyor ki filmin sonunda kameraya söylüyor? partide sadece birkaç defa aynı ortam da bulunduklarını söylemişti kız, ne ara ezberledi soyadını hatunun?
--spoiler--
iyi film... çığır açıcam diye yaratıcılığın bokunu çıkaran ve hiç bir halta benzemeyen filmlerdense; iyi işlenmiş ve farklı bir yorumla insanlara sunulmuş klişe konuları izlemeyi tercih ederim...
öncelikle filmin sonunun havada kaldığını söyleyemeyiz, çünkü filmin başında "olay sonrası parkta bulunan kamera" diye bir video tanıtımı var, sonra kameradakileri izliyoruz... demek ki insanlar newyork a tekrar girebilmişler, yaratığı öldürüp öldürmedikleri muamma olsa da... yaratığın nerden geldiği sorusunu ise yönetmen yine rollercoaster üzerinden okyanus manzarasını çekerken cevaplamış...
bir de hiçbir mesajı olmadığı konusuna katılmıyorum... tabii ki sade akan bir film; hızlı sahne geçişleri, slow-motionlar falan yok, -hatta partiden sonra sahneleri süsleyen tek bir müzik bile yok- olduğu gibi olayın içindesiniz; kameranın... sonunda da hayatın anlamını açıklamıyor zaten... ama göndermeleri var; mesela hiç düşürmedi eleman elindeki kamerayı, düşünmek bile istemiyorum öyle bir durumdayken -yani ölümle burun burunayken ve çaresiz haldeyken bir insan kendine neden "bütün bu olanları ne pahası olursa olsun çekip insanlara izletmeliyim" diye bir misyon yükler ki anlamış değilim, ama öyle oluyor işte, kameralar, fotoğraf makinaları ve cep telefonlarının öyle esiri olmuş ki insanlar, filmin başından sonuna kadar kalabalığın olduğu her yerde elinde bir cihazla görüntü almaya çalışan tek salak bizim "hud" değildi, herkes de bir bağımlılık hakim...
bir de mağaza nın yağmalanma olayı çok ilgimi çekti, yani bir çok insan -muhtemelen mağaza sahibi de- canını kurtarmak için kaçışıyor ve yine de bazı insanlar bunu fırsat bilip mağazaları yağmalıyorlar ve bilin bakalım ne çalıyorlar? altın? para? mücevher? hayır... elektronik eşya... abinin biri bir koltuğuna müzik seti sıkıştırmış diğer koltuğuna dvd player... yok mu daha portatif, pahalı bişey? evine mi koyucan onları?
tabii filmin hataları yok değil, mesela yaratık neden bizim hud u midesine indirmiyor da geri yere atıyor? ya da rob, marlena nın soyadını nereden biliyor ki filmin sonunda kameraya söylüyor? partide sadece birkaç defa aynı ortam da bulunduklarını söylemişti kız, ne ara ezberledi soyadını hatunun?
--spoiler--
iyi film... çığır açıcam diye yaratıcılığın bokunu çıkaran ve hiç bir halta benzemeyen filmlerdense; iyi işlenmiş ve farklı bir yorumla insanlara sunulmuş klişe konuları izlemeyi tercih ederim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar