bugün
- game of thrones taki kerhaneci9
- sözlükteki sessiz yazarlar7
- sözlük kızları dertleşiyor7
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- almanya da sol partiyi destekleyen gurbetçi3
- gurbetçilerin oy kullanma saçmalığı3
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu6
- claudian clouds38
- mustafa kemal atatürk ün boyu8
- kimse seni sevmiyor4
- afd2
- ölümden korkuyor musunuz30
- hiç antidepresan kullanmayan insan6
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- hiçbir şey yapası gelmemek4
- habire1220
- öğrencinin kırtasiye masrafı 3 bin 335 lira2
- çağrı dayı2
- döner burger2
- kadın dövmek4
- yazılımcıların flört edememesi3
- atatürk diyor ki8
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- 2026 2027 uefa avrupa ligi şampiyonu3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- epoxis2
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- tuba büyüküstün2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- iltica16
- hamburgerin içindeki domates4
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- vedat muriqi6
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- meriç keskin4
- her biji amed8
- tulumba tatlısı6
- 0 0 719
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- depresyon6
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- gecenin şarkısı12
- kafakoparan dede3
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- sıfır atık vakfı11
Dün, eşimin arkadaşı misafirliğe geldi. Kocası da bir süre sonra onu almaya gelince içeri buyur ettik. Sigara içmek istediğini belirtince ikimiz terasa geçtik ve sohbet etmeye başladık. hal ve hatır sormalardan sonra samimi bir konuşmaya başladık.
Adam iki ay önce annesini kaybetmiş. Anlatımında kayıtsızlık vardı ama laf arasında, şart olmamasına rağmen bu bilgiyi bana verdi. Normalde huyum değildir fakat adam farkında olmadan annesi hakkında konuşmak istiyor diye düşündüm ve ben de bir buçuk sene evvel kaybettiğimi söyledim. Ne zaman özlesem, onun en sevdiği şarkıyı açtığımı söyledim. Tam ona soru soracakken adam gülmeye başladı. O kadar içli güldü ki artık ağlamaya döndü ve sonrasında arkasını dönüp kendini sıkarak ağlamaya başladı. Söz konuşu kişi yeni tanıştığım biri olduğu için nasıl davranmam gerektiğine karar veremedim ve masanın üstüne peçete koyup "lavaboya gidiyorum, istediğin kadar rahat olabilirsin" deyip terastan çıkıp mutfağa geçtim. Eşim ve arkadaşının yanına da geçmedim oturdum belli bir süre bekledim ve ardından kapıyı tıklatıp içeri girdim. Adamın yanına oturdum ve bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum. Teşekkür etti, akabindeki sessizlikten sonra bana açıklama borçluymuşçasına durumu anlattı.
Annesinin en sevdiği şarkıyı bilmiyormuş. Bu farkındalığın gelmesiyle diğer düşünceleri alevlenmiş ve annesiyle yeterince vakit geçiremediğini idrak etmiş. Onun bir gün bile rahat bir şekilde oturup keyfine baktığını hatırlamadığını söyledi. Varsa bile hiçbir hayalini, hobisini, arzusunu yerine getirmeye fırsatı olmadığından bahsetti. Bir ömür boyu çocuklarının geleceği için çabaladığını, fakat sonunda çocukları için arzuladığı hayat standartları yerine gelmiş olsa bile çocuklarının; yani adamın ve kardeşlerinin, annelerini hayatlarına dahil etmediklerini anlattı. Bir keresinde annesine, kardeşinin ailesi ve kendi ailesiyle kapadokya'ya gideceğini söylemiş. Bana, "kapadokya'ya annem gitmek istiyordu." dedi. o sırada adamın aklına gelmediğinden veya umursamadığından mı bilmiyorum annesini çağırmamış. Kadıncağız da "güle güle gidin, benim yerime de gezin." demiş. "Siktiğimin kapadokya'sına bile götürmedim." dedi. Diyecek bir şeyim yoktu, sessiz kaldım.
Muhabbet değişti, vakit geçti derken kalktılar ve gittiler. Yatmadan evvel uzanırken olayı eşime anlattım. Anlatırken gözlerimin dolduğunu fark ettim. Adamın anlattıklarına üzüldüğüm için, veya kendimi onun gibi suçladığım için ağlamadım. Annemin anne olmasına ağladım. Annemi sevdiğimden dolayı bir hayvanmışçasına doğurup, bakıp, ölmesi içimi yaraladı. Annem de o adamın annesi gibi hayatını, üremenin bedeliyle harcamıştı. Tabii ki her üreyen insan bu bedelleri ödemiyor. Daha farklı kültürler var fakat annem için öyle değildi. O sadece şanssızdı, diğer yandan ise sevgiyle zincirlenmişti. Duygular değişik şeyler. Öyle ki sevilmek bile insanın canını yakabiliyor.
Adam iki ay önce annesini kaybetmiş. Anlatımında kayıtsızlık vardı ama laf arasında, şart olmamasına rağmen bu bilgiyi bana verdi. Normalde huyum değildir fakat adam farkında olmadan annesi hakkında konuşmak istiyor diye düşündüm ve ben de bir buçuk sene evvel kaybettiğimi söyledim. Ne zaman özlesem, onun en sevdiği şarkıyı açtığımı söyledim. Tam ona soru soracakken adam gülmeye başladı. O kadar içli güldü ki artık ağlamaya döndü ve sonrasında arkasını dönüp kendini sıkarak ağlamaya başladı. Söz konuşu kişi yeni tanıştığım biri olduğu için nasıl davranmam gerektiğine karar veremedim ve masanın üstüne peçete koyup "lavaboya gidiyorum, istediğin kadar rahat olabilirsin" deyip terastan çıkıp mutfağa geçtim. Eşim ve arkadaşının yanına da geçmedim oturdum belli bir süre bekledim ve ardından kapıyı tıklatıp içeri girdim. Adamın yanına oturdum ve bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum. Teşekkür etti, akabindeki sessizlikten sonra bana açıklama borçluymuşçasına durumu anlattı.
Annesinin en sevdiği şarkıyı bilmiyormuş. Bu farkındalığın gelmesiyle diğer düşünceleri alevlenmiş ve annesiyle yeterince vakit geçiremediğini idrak etmiş. Onun bir gün bile rahat bir şekilde oturup keyfine baktığını hatırlamadığını söyledi. Varsa bile hiçbir hayalini, hobisini, arzusunu yerine getirmeye fırsatı olmadığından bahsetti. Bir ömür boyu çocuklarının geleceği için çabaladığını, fakat sonunda çocukları için arzuladığı hayat standartları yerine gelmiş olsa bile çocuklarının; yani adamın ve kardeşlerinin, annelerini hayatlarına dahil etmediklerini anlattı. Bir keresinde annesine, kardeşinin ailesi ve kendi ailesiyle kapadokya'ya gideceğini söylemiş. Bana, "kapadokya'ya annem gitmek istiyordu." dedi. o sırada adamın aklına gelmediğinden veya umursamadığından mı bilmiyorum annesini çağırmamış. Kadıncağız da "güle güle gidin, benim yerime de gezin." demiş. "Siktiğimin kapadokya'sına bile götürmedim." dedi. Diyecek bir şeyim yoktu, sessiz kaldım.
Muhabbet değişti, vakit geçti derken kalktılar ve gittiler. Yatmadan evvel uzanırken olayı eşime anlattım. Anlatırken gözlerimin dolduğunu fark ettim. Adamın anlattıklarına üzüldüğüm için, veya kendimi onun gibi suçladığım için ağlamadım. Annemin anne olmasına ağladım. Annemi sevdiğimden dolayı bir hayvanmışçasına doğurup, bakıp, ölmesi içimi yaraladı. Annem de o adamın annesi gibi hayatını, üremenin bedeliyle harcamıştı. Tabii ki her üreyen insan bu bedelleri ödemiyor. Daha farklı kültürler var fakat annem için öyle değildi. O sadece şanssızdı, diğer yandan ise sevgiyle zincirlenmişti. Duygular değişik şeyler. Öyle ki sevilmek bile insanın canını yakabiliyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar