bugün
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- antalya şu an 28 derece3
- tez yazmak4
- geceniz nasıl geçiyor7
- en iyi simit hangi şehirdedir20
- latin atasözleri4
- sabahattin zaim üniversitesi2
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- uluslararası ilişkiler2
- ağlamamak için kendini tutmak11
- ctrlx22
- gürcistan22
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- şu an çalan müzik2
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- asla yapmam denilen şeyler4
- hewal ebo18
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- kuran da namaz yok21
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- yalnız yaşamak5
- lahmacunu elle yiyen kız14
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- e'e f e6
- içim yanıyor be sözlük7
- ilgi isteyen kız16
- kalem şakir2
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- sigortalı bir iş bul çalış4
- neden namaz kılmıyorsun4
- cep telefonu2
- güneş gözlüğü3
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- intihar3
- eskisi gibi olamamak2
- rüya2
- chatgpt ile dertleşmek3
- zenci isyanı2
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- asansörde kalmak7
- parcalandim toparlanamiyorum5
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- memelerini okşarken kız nasıl inler4
- gece gece 3 tane kurabiye yemek2
- mutfağına konuk olunan yazarın işine karışmak3
- türk düşmanları4
Yahu ne yalan söyleyeyim, ben de doksanlarda yaşadığım çocukluğumdan ve gençliğimden aldığım tadı unutamıyorum ancak bunların hepsi günün sonunda subjektif deneyimlerdir. Uzun uzadıya nedeninden bahsetmeye gerek yok ancak birkaç örnek vermek isterim.
Öncelikle eskiden Taksim diye bir yer vardı. Bildiğim kadarıyla artık yabancılara terk edilmiş durumda ve sanırım herkes kadıköy'e gidiyor. Eğlenceliydi. Yeni biriyle tanışmak, birilerinin masasına oturmak veya iskemle çekmek normaldi. insanlar birbirleriyle tanışmaktan çekinmezlerdi. Şimdi kimse tanışmak istemiyor demiyorum, her şey o ana bağlıydı diyorum. Bunun değişme sebebi tabii ki telefonla gelen sosyal medya. iyi kötü demiyorum tespit olarak söylüyorum. Eskiden insanlar hacet giderirken, dışarıda tek başlarına oturup arkadaşlarının gelmesini beklerken, sıra beklerken, otururken vs. ellerinde onları o andan alıkoyacak bir şeye sahip değillerdi. Bayağı dümdüz oturuyorduk öyle. Bazısının walkmani olur, bazısı açar kitap okur ama hiçbir şey yapmasa bile etrafa bakar ve istemsiz şekilde konuşmalara kulak misafiri olurduk. Sınırlar daha inceydi. Meşhur doksanların komşuluğu denen şey, kısaca eskinin samimiyetinin fazlalığına dem vuran nidaların hepsinin temel sebebi buydu. Farkında olmadan birbirimizin hayatına dahil oluyorduk ve birbirimizi gözlemliyorduk.
Bunun dışında doksanların kötü yanı yok muydu deseniz tabii ki vardı derim. Mesela siyah bir transporter veya vito gelip osmanağa'da kokoreçinizi kemirirken gözünüzün önünde birini alıp götürebilirdi. Mafya çoktu. Şahsen hiç kaçırılma deneyimi veya haraç ödeme zorunluluğu gibi şeyler yaşamadığım için bana güzel geliyor. Eskiden taksim vardı diyorum bu doğru ancak taksim de o kadar güzel değildi. Tekrar söylüyorum ben kötü bir deneyim yaşamadım ancak yaşayan tabii ki var. tinercilerle, balicilerle iyi deneyimleri olan var, kötü deneyimleri olan da var. Aynı şekilde romanlarla iyi ve kötü deneyimleri olan var. Tamamiyle subjektif. Şimdiyi mi yoksa doksanları mı tercih edersin deseniz, gerçekten umurumda değil.
Eminim genç olmak genel olarak güzeldir ancak şu anın gençlerinin zamane gençleri gibi takılacak maddi durumu olmadığını biliyorum. Maksimum ne yapabilirler bilemedim. Bu açıdan düşününce çok üzücü. Delikanlı çağının bu şekilde heba olması ziyan, israf. Çok yazık.
Öncelikle eskiden Taksim diye bir yer vardı. Bildiğim kadarıyla artık yabancılara terk edilmiş durumda ve sanırım herkes kadıköy'e gidiyor. Eğlenceliydi. Yeni biriyle tanışmak, birilerinin masasına oturmak veya iskemle çekmek normaldi. insanlar birbirleriyle tanışmaktan çekinmezlerdi. Şimdi kimse tanışmak istemiyor demiyorum, her şey o ana bağlıydı diyorum. Bunun değişme sebebi tabii ki telefonla gelen sosyal medya. iyi kötü demiyorum tespit olarak söylüyorum. Eskiden insanlar hacet giderirken, dışarıda tek başlarına oturup arkadaşlarının gelmesini beklerken, sıra beklerken, otururken vs. ellerinde onları o andan alıkoyacak bir şeye sahip değillerdi. Bayağı dümdüz oturuyorduk öyle. Bazısının walkmani olur, bazısı açar kitap okur ama hiçbir şey yapmasa bile etrafa bakar ve istemsiz şekilde konuşmalara kulak misafiri olurduk. Sınırlar daha inceydi. Meşhur doksanların komşuluğu denen şey, kısaca eskinin samimiyetinin fazlalığına dem vuran nidaların hepsinin temel sebebi buydu. Farkında olmadan birbirimizin hayatına dahil oluyorduk ve birbirimizi gözlemliyorduk.
Bunun dışında doksanların kötü yanı yok muydu deseniz tabii ki vardı derim. Mesela siyah bir transporter veya vito gelip osmanağa'da kokoreçinizi kemirirken gözünüzün önünde birini alıp götürebilirdi. Mafya çoktu. Şahsen hiç kaçırılma deneyimi veya haraç ödeme zorunluluğu gibi şeyler yaşamadığım için bana güzel geliyor. Eskiden taksim vardı diyorum bu doğru ancak taksim de o kadar güzel değildi. Tekrar söylüyorum ben kötü bir deneyim yaşamadım ancak yaşayan tabii ki var. tinercilerle, balicilerle iyi deneyimleri olan var, kötü deneyimleri olan da var. Aynı şekilde romanlarla iyi ve kötü deneyimleri olan var. Tamamiyle subjektif. Şimdiyi mi yoksa doksanları mı tercih edersin deseniz, gerçekten umurumda değil.
Eminim genç olmak genel olarak güzeldir ancak şu anın gençlerinin zamane gençleri gibi takılacak maddi durumu olmadığını biliyorum. Maksimum ne yapabilirler bilemedim. Bu açıdan düşününce çok üzücü. Delikanlı çağının bu şekilde heba olması ziyan, israf. Çok yazık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar