bugün
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu8
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- halter kaldırırken osurmak4
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- yagmurcu ile yağmur altında dans etmek5
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- iremga4
- eski sevgiliyle karşılaşmak4
- e'e f e5
- ölümden korkmamak5
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- teoman ın en güzel 3 şarkısı3
- algı çetesi7
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak5
- özgür özel10
- masklavinin siyaseti bırakırsa düzeleceği kanısı8
- idam anında kendini zehirlemek3
- heyt bea birader4
- sözlükteki 4 harfliler4
- sigaraya kahve sürmek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- 81r4d3r5
- kargocularla kanka olmak4
- sezen aksu şarkılarında geçen acımasız sözler2
- s'i l v'e r m'i s t29
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir9
- mazotun litresi 90 lira13
- armageddon savaşı3
- günün sözü26
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi7
- arkadaşlar kavga etmeyin8
- anın görüntüsü19
- kabe'ye secde etmek on emri ihlal ediyor mu4
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- mülayim'in hiç sevmediği herif3
- miçotakis ten türkiye'ye iyi geçinme çağrısı6
- revizyonist troçkist kırması yeni oportünist cephe2
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- pkk'nın silah bırakması2
- ne yapıyorsunuz arkadaşlar5
- allah'ın gazabından korkmamak2
- çok artılara rağmen karmanın çok yavaş yükselmesi4
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçtim2
- allah'ın çok merhametli kıskanç bi tanrı olması4
- parti tüzüğü okumak8
- yahudilerle yaşamaktansa onları israilde tutmak2
- mülteciler akp yüzünden türkiye de zannetmek4
- berhan şimşek'in kadına şiddet faili olması9
- üsküdar belediyesi9
zoraki tanım: babasına hasret bir piçliğin kümesi.
hiç okşanmamış, hiç öpülmemiş saçları vardı. kucağına oturtulmamış ve "oğlum" diye sevilmemişti. oysa belki bir gün koklanır diye hep en güzel kokan şampuanlarla yıkanmıştı. hep öpülüp koklanmaya hazırdı. hep masumdu, hep temizdi, hep sevilesiydi. yıllarını biriktirdiği köşelerinde kırıklarının sivrilerini saçlarına yol olmuş gidişlerden hep sakınmıştı. tevekkülsüz bir duaya acınası bir son hak etmemek için hep masum ve korunasıydı. hep sevilesiydi.
öpülesi saçlarını öpesi dudaklar günahla kirlendiğinde, yılların özlemiyle yanıp tutuşan hasretini bir sandığa kilitleyecek kadar da asildi. okşanası saçlarına dokunacak eller günahla yıkandığında, ukdelerini onurlu bir yaza saklayacak kadar da sadıktı. özlediği hep babasıydı. kollarında küçülttüğü dağ gibi adam değildi babası, sardığında çocuk gibi gözleri ışıldayan ama dili lal olmuş adam değildi babası; kucağında küçülüp kollarında sıkılmayı beklediği adamdı...
sağanak yağan sevgilerinden bir buket de şahsına münhasır bulabilmek arzusuyla yanmaktı piçliği. hayatının günlerinin 100'de !'i kadar karşılıklı akşam yemeği yiyememekti belki de... belki de çocukluğunun, beklenenle apartman kapısında karşılaşarak sabahları, yitirilmesinden hasıl olan bir hadiseydi. bir yanı özlemek, bir yanı beklemekti piçliğin. ikisi de hiç geçmedi. ikisi de hiç bitmedi.
en çok, değiştirilmiş bir cekette bulunan 2 sinema bileti dağlamıştı yüreğini piçliğin. piçliği hiç bu kadar piççe hissetmek olmamıştı. hiç bu kadar zoruna gitmemişti özlemlerin. babayla omuz omuza o sinemada oğul olmalıydı oysa... ruhunu kiralayıp etini satan bir kahpe değil. o sinemada oğulun saçları okşanmalıydı, oğulun yanakları öpülmeliydi.
zaman, çocukluğu da tüketirken evlatlığı tüketememişti. beklemek aynı beklemek, özlem aynı özlemdi. şaşılası şey, yaşanmamış şeyi özlemekti. hayatın cilvesi acımasız bir oyun oynarken, yüzleşmelere hazır hissedilemeyen beklenen gerçek, piçliği katmerlemeye niyetli cellat gibi adım atıyor; oğul yine her zamanki gibi dua ediyordu. hastanenin soğuk merdivenleri; özlemlere, dualara ve gerçeğe köprü kuran sessiz bir şahitti. kahrolası sebeplerle çıkılan taneleri, sadece alışıldık piçliğe razı inişlere şahit olması dualarıyla kim bilir kaç kere yorulmuştu... o en çok kahredilen piçliğe razı oluş da buydu.
piç kere piç olmaktansa baba ve piçi kalabilmek evladın dileği. lütfet ya rab!
(bkz: #4659869)
hiç okşanmamış, hiç öpülmemiş saçları vardı. kucağına oturtulmamış ve "oğlum" diye sevilmemişti. oysa belki bir gün koklanır diye hep en güzel kokan şampuanlarla yıkanmıştı. hep öpülüp koklanmaya hazırdı. hep masumdu, hep temizdi, hep sevilesiydi. yıllarını biriktirdiği köşelerinde kırıklarının sivrilerini saçlarına yol olmuş gidişlerden hep sakınmıştı. tevekkülsüz bir duaya acınası bir son hak etmemek için hep masum ve korunasıydı. hep sevilesiydi.
öpülesi saçlarını öpesi dudaklar günahla kirlendiğinde, yılların özlemiyle yanıp tutuşan hasretini bir sandığa kilitleyecek kadar da asildi. okşanası saçlarına dokunacak eller günahla yıkandığında, ukdelerini onurlu bir yaza saklayacak kadar da sadıktı. özlediği hep babasıydı. kollarında küçülttüğü dağ gibi adam değildi babası, sardığında çocuk gibi gözleri ışıldayan ama dili lal olmuş adam değildi babası; kucağında küçülüp kollarında sıkılmayı beklediği adamdı...
sağanak yağan sevgilerinden bir buket de şahsına münhasır bulabilmek arzusuyla yanmaktı piçliği. hayatının günlerinin 100'de !'i kadar karşılıklı akşam yemeği yiyememekti belki de... belki de çocukluğunun, beklenenle apartman kapısında karşılaşarak sabahları, yitirilmesinden hasıl olan bir hadiseydi. bir yanı özlemek, bir yanı beklemekti piçliğin. ikisi de hiç geçmedi. ikisi de hiç bitmedi.
en çok, değiştirilmiş bir cekette bulunan 2 sinema bileti dağlamıştı yüreğini piçliğin. piçliği hiç bu kadar piççe hissetmek olmamıştı. hiç bu kadar zoruna gitmemişti özlemlerin. babayla omuz omuza o sinemada oğul olmalıydı oysa... ruhunu kiralayıp etini satan bir kahpe değil. o sinemada oğulun saçları okşanmalıydı, oğulun yanakları öpülmeliydi.
zaman, çocukluğu da tüketirken evlatlığı tüketememişti. beklemek aynı beklemek, özlem aynı özlemdi. şaşılası şey, yaşanmamış şeyi özlemekti. hayatın cilvesi acımasız bir oyun oynarken, yüzleşmelere hazır hissedilemeyen beklenen gerçek, piçliği katmerlemeye niyetli cellat gibi adım atıyor; oğul yine her zamanki gibi dua ediyordu. hastanenin soğuk merdivenleri; özlemlere, dualara ve gerçeğe köprü kuran sessiz bir şahitti. kahrolası sebeplerle çıkılan taneleri, sadece alışıldık piçliğe razı inişlere şahit olması dualarıyla kim bilir kaç kere yorulmuştu... o en çok kahredilen piçliğe razı oluş da buydu.
piç kere piç olmaktansa baba ve piçi kalabilmek evladın dileği. lütfet ya rab!
(bkz: #4659869)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar