bugün
- togg'a lpg taktırmak7
- sözlükte erkekleri istemiyoruz13
- beyazsemsiyeliyabanci47
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır6
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak6
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- günaydın şarkısı3
- kızının düğününde oynayan baba6
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi5
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- yorgun mermi26
- aziz yıldırım13
- d'i s c o film2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- bugün mükemmel bir gün olacak2
- gammazlama yapmamak13
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- 7 haziran 2026 türkiye venezuela maçı2
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- haysenin1212
- gina carano13
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- aşık olmak9
- satranç haram yasaklansın7
- bu köyden olsam ne olacak8
- heyt bea3
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
- taylor sands3
- yapay zeka moderatörü15
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- anın görüntüsü21
- en gey özelliğiniz15
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- sözlükteki deliler3
- 8 haziran 20262
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- katatespizartmasi15
- uysaljakoben31
- çağrı isimli yazar4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- sözlükteki vatan hainleri4
- kabalcı3
- buddy dude17
öncelikle teşekkür ederim. orada yazılarımın daha fazla ilgi gördüğü var olan durum. bu var olan durumu başka nasıl anlatabilirim ki? düşünsenize satrançta şampiyonluğunuz var ve kibirli görünmemek için başarınızı sahiplenemiyorsunuz. bunu anlatırken seçeceğiniz cümle şu olur: satrançta x ilinde birinciliğim var. bu cümleyi kurmak sizi kibirli yapar mıydı? bence hayır, çünkü var olan durumu anlatıyorsunuz. tevazu kişinin kendisini olduğu yere koymasıdır. olduğu yerden yukarıya koyması kişiyi kibirli yaptığı gibi mütevazı görüneceğim diye olduğu yerden aşağıya koyması da kişiyi kibirli yapar. pısırıklık ile tevazu karıştırılmamalıdır. ki insanların büyük çoğunluğu iyi biri olmak için değil, iyi biri görünmek için uğraşır. tevazu da bu bağlamda asıl anlamının ırzına geçilmiş bir kavramdır. hemen her şeye "eheh estağfurullah" deyip başarısını bile sahiplenemeyen pısırık heriflere mütevazı diyemeyiz bence.
bakın, tasavvuf edebiyatının başlıca eserlerinden biri mantıku't-tayr'dır.
mantıku't-tayr'ın yazarı attâr, kitabın sonlarına doğru kendisinden oldukça emin, adeta çoğunluğa üstten bakarak şöylece meydan okur:
"bundan sonra da kıyamete kadar, benim gibi kendinden
geçmiş biri çıkıp da, sözü bu çeşit kaleme alamaz. bu tarzda bir kitap meydana getiremez!
ben hakikat denizlerinin incisini saçmaktayım. söz bana
verilmiştir, bende hatmolmuştur; nişanı da işte!
kendimi bir hayli övsem de, bu övüşümü kim takdir eder?
fakat bir insaf ehli çıkarsa, kadrimi bilir, anlar. çünkü
dolunayımın nuru gizli değildir ki!
halimi birazcık gizli söyledim, ama sözden anlayan, şüphe
yok ki, insaf eder, hak verir bana!"
tevazu tasavvufun ana kavramlarındandır. şimdi biz tasavvufun büyüklerinden biri sayılan feriduddin attar'a bu cümlelerinden dolayı kibirli mi diyeceğiz?
ya da cemil meriç, ribot'yu çocukken okudu. daha 10'lu yaşlarındayken ilk çevirisini yaptı, o yaşlarda çok okuduğunu ve en az 15 sayfa yazdığını kendisi söylüyor. (kaynak: bu ülke)
cemil meriç kendisini şöyle anlatıyor:
"türkçem zengindi, çok okumuştum. bu temrinler yazı kabiliyetimi bir
kat daha geliştirdi. şiir ezberlemekten hoşlanmazdım, gramere ısınamadım.
ama liseyi bitirene kadar kompozisyondan hep birinciydim."
cemil meriç sahiden de "lügat namustur" diyerek gündelik hayatta bile kendisini 6000 - 7000 kelime ile ifade eden bir kimseydi ki 300 400 kelime ile kendisini ifade eden birisinin onu anlaması da bu yüzden zordur ve ondan alabileceği pek bir şey de yoktur.
"anlıyorum ki, zalim ve
kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi, reel dünyadan kitaplar
dünyasına sığınmak" deyip
düşman bir çevreden kitaplara kaçan, kitaplar dünyasına sığınan adam cemil meriç bu ülke'de uzun uzun kendisini anlatıyor ve zaman zaman kendisini bildiğiniz övüyor. kendisi için "kendini
çevresindekilerden üstün gören bir ukalâ." dediği kısımlar bile var.
şimdi biz cemil meriç'e kurduğu bu cümlelerden dolayı kibirli mi diyeceğiz?
bana öyle geliyor ki bu "kibir, tevazu" kavramları yanlış anlaşılıyor. pısırıklık ile, başarısını sahiplenememek ile karıştırılıyor. şu programda bu kavram çok detaylı konuşulmuştu, izlemenizi tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=Ir4ZdeJtmto
burada yazma sebebim ise şu:
o mecradan biraz sıkıldım ve bembeyaz bir sayfa açmak istedim. sadece bu.
bakın, tasavvuf edebiyatının başlıca eserlerinden biri mantıku't-tayr'dır.
mantıku't-tayr'ın yazarı attâr, kitabın sonlarına doğru kendisinden oldukça emin, adeta çoğunluğa üstten bakarak şöylece meydan okur:
"bundan sonra da kıyamete kadar, benim gibi kendinden
geçmiş biri çıkıp da, sözü bu çeşit kaleme alamaz. bu tarzda bir kitap meydana getiremez!
ben hakikat denizlerinin incisini saçmaktayım. söz bana
verilmiştir, bende hatmolmuştur; nişanı da işte!
kendimi bir hayli övsem de, bu övüşümü kim takdir eder?
fakat bir insaf ehli çıkarsa, kadrimi bilir, anlar. çünkü
dolunayımın nuru gizli değildir ki!
halimi birazcık gizli söyledim, ama sözden anlayan, şüphe
yok ki, insaf eder, hak verir bana!"
tevazu tasavvufun ana kavramlarındandır. şimdi biz tasavvufun büyüklerinden biri sayılan feriduddin attar'a bu cümlelerinden dolayı kibirli mi diyeceğiz?
ya da cemil meriç, ribot'yu çocukken okudu. daha 10'lu yaşlarındayken ilk çevirisini yaptı, o yaşlarda çok okuduğunu ve en az 15 sayfa yazdığını kendisi söylüyor. (kaynak: bu ülke)
cemil meriç kendisini şöyle anlatıyor:
"türkçem zengindi, çok okumuştum. bu temrinler yazı kabiliyetimi bir
kat daha geliştirdi. şiir ezberlemekten hoşlanmazdım, gramere ısınamadım.
ama liseyi bitirene kadar kompozisyondan hep birinciydim."
cemil meriç sahiden de "lügat namustur" diyerek gündelik hayatta bile kendisini 6000 - 7000 kelime ile ifade eden bir kimseydi ki 300 400 kelime ile kendisini ifade eden birisinin onu anlaması da bu yüzden zordur ve ondan alabileceği pek bir şey de yoktur.
"anlıyorum ki, zalim ve
kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi, reel dünyadan kitaplar
dünyasına sığınmak" deyip
düşman bir çevreden kitaplara kaçan, kitaplar dünyasına sığınan adam cemil meriç bu ülke'de uzun uzun kendisini anlatıyor ve zaman zaman kendisini bildiğiniz övüyor. kendisi için "kendini
çevresindekilerden üstün gören bir ukalâ." dediği kısımlar bile var.
şimdi biz cemil meriç'e kurduğu bu cümlelerden dolayı kibirli mi diyeceğiz?
bana öyle geliyor ki bu "kibir, tevazu" kavramları yanlış anlaşılıyor. pısırıklık ile, başarısını sahiplenememek ile karıştırılıyor. şu programda bu kavram çok detaylı konuşulmuştu, izlemenizi tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=Ir4ZdeJtmto
burada yazma sebebim ise şu:
o mecradan biraz sıkıldım ve bembeyaz bir sayfa açmak istedim. sadece bu.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
