bugün
- osuruktan şiirler40
- kanal ayarlama 1500 lira11
- devletin temeli adalettir9
- adana kebap5
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- sözlükten soğuma nedenleri17
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- karanlık bir yolda arabanın bozulması2
- yeni anayasa4
- velvet'in aylık geliri6
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- ben geldim kerkenezler18
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- küçük sürprizler yapmak5
- mini elbise4
- insan klonlama2
- şeytanın insanlardan ders alması4
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- claudian clouds22
- bir daha doğmayacak olmak4
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- iyi parti17
- beyaz tenli gotik kız3
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- mini etek karşıtı seküler2
- kısır9
- türbanı yasaklayan mallar2
- yazarların özel mesaj sayıları5
- gerdek gecesinde sevişmek zorunda mıyız3
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- simko315
- 777 diyen erkolar8
- mısırın türkiyeden güvenli olduğu iddası2
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener3
- çocukluğun son günü3
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- akrep burcu kini8
- bir gün uludağda kapanacak3
- normal taklidi yapmak4
- uludağ sözlükte yazma hevesini kaybetmek3
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- gollumun gözü yüzükte6
- cem yılmaz'dan daha komik olmak2
- alttaki yazara motto ver16
- tai lung4
- türbanlı bir kadınla evlenir misiniz2
- yobazlık belirtileri2
- karınıza haşema giydirir misiniz2
tek anlamı kişinin kendisi hakkında yeni bir hikaye bulup ona yapışmasıdır.
"kendimi daha iyi anlıyorum", "neyi isteyip neyi istemediğimi farkettim" deyince sanki daha önceden gizli olan bir yanın vardı da o andan sonra buna daha çok hakimmişsin gibi bir algı yaratır. oysa olan biten şey ya genel olarak ya da herhangi bir konuda kişinin kendisini 'daha önce denemediği' bir yöntemle yeniden tanımlaması, ve bu yeni tanıma inanmasıdır. inandığın şey ille de güzel olacak diye bir zorunluluk yok; bu 'öz farkındalık' masalının atmosferi can sıkıcı bile olabilir; önemli olan aklın yani kafada dönen dil rejiminin bu yeni hikayeyi benimseyip benimsememesidir.
"ama bir daha eskisi gibi olamayız!". bu biraz şuna benzer: on sene önce seni sarmış, "seyrettiğim en güzel şey" diye en tepeye oturttuğun bir televizyon dizisi artık bugün sana o kadar da muazzam gelmeyebilir, nihayetinde alışma ve sıkılma diye birşey var, yeni hikayeleri izledikçe perspektifinin değişmesi ve gelişmesi var, var oğlu var. işte "öz farkındalık" ya da bilinç diye adlandırılan ve hayatımızın başrolünü oynayan "ben/kendim" karakterinin kendisine bakma senaryosu veya kendisinden beklentileri de değişebilir, ve geri kalan hayatına sanki hiç değişmemiş, sanki aynı filmden aynı derin hazzı alabilirmiş gibi devam edemez. o tren artık kalkmış olur.
kişi bunu test edebilir: mesela, "ben şuyum, ben buyum" ya da "bu konuda şöyle düşünürüm/inanırım" diye kabullendiklerin her neler ise, sırf deneme ve oyun niyetine "acaba şöyle başka bir insan olsam nasıl davranırdım, nasıl hissederdim" diye ciddi bir mizansen kur. "ciddi" den kasıt o kurduğun hikaye ile kendini bir müddet meşgul etmen; hipnotize edecek kadar içine dalmasan bile en azından birkaç gün o farklı rolü benimsemen; yani sadece yüzeysel bir biçimde "ben falancanın yerinde olsam şöyle yapardım" gibi anlık bir acabanın ötesine geçip o rolü veya hikayeyi sanki gerçekmiş gibi benimsemek: iki gün sonra "öz farkındalığım gelişti" gibi bir hisse kapılırsın. oysa tek yaptığın bilincin yeni bir hikayeye konu edilmesidir, hepsi bu.
"kendimi daha iyi anlıyorum", "neyi isteyip neyi istemediğimi farkettim" deyince sanki daha önceden gizli olan bir yanın vardı da o andan sonra buna daha çok hakimmişsin gibi bir algı yaratır. oysa olan biten şey ya genel olarak ya da herhangi bir konuda kişinin kendisini 'daha önce denemediği' bir yöntemle yeniden tanımlaması, ve bu yeni tanıma inanmasıdır. inandığın şey ille de güzel olacak diye bir zorunluluk yok; bu 'öz farkındalık' masalının atmosferi can sıkıcı bile olabilir; önemli olan aklın yani kafada dönen dil rejiminin bu yeni hikayeyi benimseyip benimsememesidir.
"ama bir daha eskisi gibi olamayız!". bu biraz şuna benzer: on sene önce seni sarmış, "seyrettiğim en güzel şey" diye en tepeye oturttuğun bir televizyon dizisi artık bugün sana o kadar da muazzam gelmeyebilir, nihayetinde alışma ve sıkılma diye birşey var, yeni hikayeleri izledikçe perspektifinin değişmesi ve gelişmesi var, var oğlu var. işte "öz farkındalık" ya da bilinç diye adlandırılan ve hayatımızın başrolünü oynayan "ben/kendim" karakterinin kendisine bakma senaryosu veya kendisinden beklentileri de değişebilir, ve geri kalan hayatına sanki hiç değişmemiş, sanki aynı filmden aynı derin hazzı alabilirmiş gibi devam edemez. o tren artık kalkmış olur.
kişi bunu test edebilir: mesela, "ben şuyum, ben buyum" ya da "bu konuda şöyle düşünürüm/inanırım" diye kabullendiklerin her neler ise, sırf deneme ve oyun niyetine "acaba şöyle başka bir insan olsam nasıl davranırdım, nasıl hissederdim" diye ciddi bir mizansen kur. "ciddi" den kasıt o kurduğun hikaye ile kendini bir müddet meşgul etmen; hipnotize edecek kadar içine dalmasan bile en azından birkaç gün o farklı rolü benimsemen; yani sadece yüzeysel bir biçimde "ben falancanın yerinde olsam şöyle yapardım" gibi anlık bir acabanın ötesine geçip o rolü veya hikayeyi sanki gerçekmiş gibi benimsemek: iki gün sonra "öz farkındalığım gelişti" gibi bir hisse kapılırsın. oysa tek yaptığın bilincin yeni bir hikayeye konu edilmesidir, hepsi bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar