bugün
- osuruktan şiirler41
- okul kıyafeti zorunluluğu5
- irfan can kahveci3
- açılım5
- kanal ayarlama 1500 lira11
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı16
- devletin temeli adalettir9
- marmara denizi ne yapay ay yıldızlı iki ada2
- sözlükten soğuma nedenleri17
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- adana kebap6
- iyi parti17
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- simko315
- velvet'in aylık geliri6
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- kısır9
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- küçük sürprizler yapmak5
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- alttaki yazara motto ver16
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener4
- 777 diyen erkolar8
- yeni anayasa4
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- çerçeve yasa34
- mini elbise4
- akrep burcu kini8
- şeytanın insanlardan ders alması4
- zorunlu eğitim9
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- amedspor14
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- yazarların özel mesaj sayıları5
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- gollumun gözü yüzükte6
- aleksey batrakov12
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek2
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- sözlük ırkçıları8
- saçını pembeye boyayan erkek6
- uludağ sözlüğün reaktörü2
- bir daha doğmayacak olmak4
tek anlamı kişinin kendisi hakkında yeni bir hikaye bulup ona yapışmasıdır.
"kendimi daha iyi anlıyorum", "neyi isteyip neyi istemediğimi farkettim" deyince sanki daha önceden gizli olan bir yanın vardı da o andan sonra buna daha çok hakimmişsin gibi bir algı yaratır. oysa olan biten şey ya genel olarak ya da herhangi bir konuda kişinin kendisini 'daha önce denemediği' bir yöntemle yeniden tanımlaması, ve bu yeni tanıma inanmasıdır. inandığın şey ille de güzel olacak diye bir zorunluluk yok; bu 'öz farkındalık' masalının atmosferi can sıkıcı bile olabilir; önemli olan aklın yani kafada dönen dil rejiminin bu yeni hikayeyi benimseyip benimsememesidir.
"ama bir daha eskisi gibi olamayız!". bu biraz şuna benzer: on sene önce seni sarmış, "seyrettiğim en güzel şey" diye en tepeye oturttuğun bir televizyon dizisi artık bugün sana o kadar da muazzam gelmeyebilir, nihayetinde alışma ve sıkılma diye birşey var, yeni hikayeleri izledikçe perspektifinin değişmesi ve gelişmesi var, var oğlu var. işte "öz farkındalık" ya da bilinç diye adlandırılan ve hayatımızın başrolünü oynayan "ben/kendim" karakterinin kendisine bakma senaryosu veya kendisinden beklentileri de değişebilir, ve geri kalan hayatına sanki hiç değişmemiş, sanki aynı filmden aynı derin hazzı alabilirmiş gibi devam edemez. o tren artık kalkmış olur.
kişi bunu test edebilir: mesela, "ben şuyum, ben buyum" ya da "bu konuda şöyle düşünürüm/inanırım" diye kabullendiklerin her neler ise, sırf deneme ve oyun niyetine "acaba şöyle başka bir insan olsam nasıl davranırdım, nasıl hissederdim" diye ciddi bir mizansen kur. "ciddi" den kasıt o kurduğun hikaye ile kendini bir müddet meşgul etmen; hipnotize edecek kadar içine dalmasan bile en azından birkaç gün o farklı rolü benimsemen; yani sadece yüzeysel bir biçimde "ben falancanın yerinde olsam şöyle yapardım" gibi anlık bir acabanın ötesine geçip o rolü veya hikayeyi sanki gerçekmiş gibi benimsemek: iki gün sonra "öz farkındalığım gelişti" gibi bir hisse kapılırsın. oysa tek yaptığın bilincin yeni bir hikayeye konu edilmesidir, hepsi bu.
"kendimi daha iyi anlıyorum", "neyi isteyip neyi istemediğimi farkettim" deyince sanki daha önceden gizli olan bir yanın vardı da o andan sonra buna daha çok hakimmişsin gibi bir algı yaratır. oysa olan biten şey ya genel olarak ya da herhangi bir konuda kişinin kendisini 'daha önce denemediği' bir yöntemle yeniden tanımlaması, ve bu yeni tanıma inanmasıdır. inandığın şey ille de güzel olacak diye bir zorunluluk yok; bu 'öz farkındalık' masalının atmosferi can sıkıcı bile olabilir; önemli olan aklın yani kafada dönen dil rejiminin bu yeni hikayeyi benimseyip benimsememesidir.
"ama bir daha eskisi gibi olamayız!". bu biraz şuna benzer: on sene önce seni sarmış, "seyrettiğim en güzel şey" diye en tepeye oturttuğun bir televizyon dizisi artık bugün sana o kadar da muazzam gelmeyebilir, nihayetinde alışma ve sıkılma diye birşey var, yeni hikayeleri izledikçe perspektifinin değişmesi ve gelişmesi var, var oğlu var. işte "öz farkındalık" ya da bilinç diye adlandırılan ve hayatımızın başrolünü oynayan "ben/kendim" karakterinin kendisine bakma senaryosu veya kendisinden beklentileri de değişebilir, ve geri kalan hayatına sanki hiç değişmemiş, sanki aynı filmden aynı derin hazzı alabilirmiş gibi devam edemez. o tren artık kalkmış olur.
kişi bunu test edebilir: mesela, "ben şuyum, ben buyum" ya da "bu konuda şöyle düşünürüm/inanırım" diye kabullendiklerin her neler ise, sırf deneme ve oyun niyetine "acaba şöyle başka bir insan olsam nasıl davranırdım, nasıl hissederdim" diye ciddi bir mizansen kur. "ciddi" den kasıt o kurduğun hikaye ile kendini bir müddet meşgul etmen; hipnotize edecek kadar içine dalmasan bile en azından birkaç gün o farklı rolü benimsemen; yani sadece yüzeysel bir biçimde "ben falancanın yerinde olsam şöyle yapardım" gibi anlık bir acabanın ötesine geçip o rolü veya hikayeyi sanki gerçekmiş gibi benimsemek: iki gün sonra "öz farkındalığım gelişti" gibi bir hisse kapılırsın. oysa tek yaptığın bilincin yeni bir hikayeye konu edilmesidir, hepsi bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar