bugün
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar11
- akrabaların içindeki en zengin insan15
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- akplilerin akp yi hiç eleştirmemesi4
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- halk tv'ye kayyum atanması4
- yeni parti'nin halk tv protestosu9
- ithal kürtler4
- ankara abisi iyilik derneği9
- nişanlı biriyle öpüşmek5
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru7
- ketum olmayan erkek3
- enayimiknatisii25
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan3
- erkeği karizmatik gösteren şeyler25
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- yağmurdan nefret etmeye başlamak4
- açık ilişki7
- sözlükte heyecanlanmak2
- moğolların araplara saldırma nedeni14
- husiler'in balistik füze geliştirmesi2
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz10
- laptopun su çekmesi6
- tutuklandı kayyum atandı gözaltına alındı5
- eski ilişkilerinden bahseden insan2
- nervionun beni reddetmesi4
- 14 ekim 202610
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması3
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar3
- sözlükteki seks tarikatı10
- birisi bakarken işeyememek9
- seks neden ayıptır11
- yazılımcıların ilk buluşmada kod konuşması3
- tavukların pişmesi4
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- komünizm geldiğinde villalarda kim oturacak5
- 007 dayı12
- dün gece intihar eden sözlük yazarı13
- israilin husilere karşı suudilere katılması11
- yogartiksen17
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- alpay4
- arı alerjisi3
- tarih çalışmak6
- carlsberg biranın fiyat tutarsızlığı3
- aliyev hükümetine başörtüsü protestoları4
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- dede nine isimleri7
- uzaylılarda üreme nasıl gerçekleşiyor5
her türk'ün asker doğmaya zorlandığı, demokratik olup olmadığı tartışmalı ama askeri devlet olduğu tartışmasız türkiye'de askerlik salt vatan görevi, ordu sadece askeri güç değildir. ordu aynı zamanda toplumun militarize ve disipline edilmesinde öteki kontrol aygıtlarından daha etkili bir ideolojik odaktır. askeri değerler ise kültürel yapı taşıdır, benzetmek gerekirse ordu-millet'in dna'sıdır.
türkiye'de bireyin kendisini ve toplumla ilişkilerini sivil değerlerle değil askeri değerlerle tanımlama süreci ailede başlar, okulda sürer, kitle iletişim araçlarının mesaj bombardımanıyla beslenip güçlenir. sonrasında anneler babalar, bin yılların kazandırdığı tevekkül duygusuyla, nerede, neden, kim için şehit olacaksa olsun, evlatlarını düğün dernek havasında davul zurnayla, ellerine kına yakarak askere gönderirler. doğaldır ki, kışlada daha yoğun bir militarizasyon yaşanır. türkiye'de adaletsiz düzene karşı kitle tepkilerinin az olmasında, 18 yaşında askere gidenlerin yaşadıkları militarizasyon ve disiplin de hayli pay sahibidir. gençlik döneminde kışlada maruz kalınan, itaatkâr ve sorgulamayan birey tipinin kurgulandığı militarizasyonun tortusu, terhisten sonra bitmeyen askerlik anılarıyla sürer gider. hâlen okullarda okutulan milli güvenlik bilgisi ders kitabındaki ifadesiyle ''askerlik yapmayan kişi kendisine, ailesine ve yurduna faydalı olamaz.'' (yani, askerlik yapmadıklarına göre, kadınların ne kendilerine, ne ailelerine ne de ülkelerine faydaları vardır) (!)
''ordu millet'' böbürlenmesi milliyetçiliğin çocukluk hastalığıdır. her çocuk bu hastalıkları geçirir, bağışıklık kazanır, büyür hayata atılır.ilk ''ordu-millet'' fransızlar, onlardan etkilenen almanlar ve öteki uluslar ''ordu-millet'' olmaktan çoktan vazgeçtiler, militarizmi vicdanen reddettiler. türkler ise hala olduğu yerde sayıyor.
her türk asker doğuyor, asker doğduğu için her şeye asker gözüyle bakıyor, karşılaştığı her soruna askeri çözüm arıyor, kendisi çözüm bulamadığında çözümü askerden bekliyor; asker doğmaya itiraz eden biri çıkıp yargılandığında, adliye kapısında linç etmeye yelteniyor.
kışladaki asker elbette asker doğduğunu düşünür, hayatı böyle algılayıp yaşar. şaşılacak şey değildir. çünkü askerdir. kışla, askerce düşünüp askerce yaşanacak yerdir.asıl şaşılacak olan; kışla dışında siyasetçi, bürokrat, hukukçu, doktor, mühendis, gazeteci, esnaf, işçi, marangoz, oto tamircisi, hangi meslek grubunda olursa olsun; sağcı, solcu, milliyetçi, dinci, hangi siyasal kompartımanda olursa olsun, sivillerin de asker doğması, hayatı askerce algılayıp yaşaması; militarizmle gizli ya da açık aşk ilişkisi yaşamayan aydın sayısının neredeyse hiç olmayışıdır.
zorunlu askerlik ise türk halkinin sirtindaki kamburdur. kangren olmus bir bacak gibi düsünün. ya bu bacaği kesmeli, ya da...
neyse...
türkiye'de bireyin kendisini ve toplumla ilişkilerini sivil değerlerle değil askeri değerlerle tanımlama süreci ailede başlar, okulda sürer, kitle iletişim araçlarının mesaj bombardımanıyla beslenip güçlenir. sonrasında anneler babalar, bin yılların kazandırdığı tevekkül duygusuyla, nerede, neden, kim için şehit olacaksa olsun, evlatlarını düğün dernek havasında davul zurnayla, ellerine kına yakarak askere gönderirler. doğaldır ki, kışlada daha yoğun bir militarizasyon yaşanır. türkiye'de adaletsiz düzene karşı kitle tepkilerinin az olmasında, 18 yaşında askere gidenlerin yaşadıkları militarizasyon ve disiplin de hayli pay sahibidir. gençlik döneminde kışlada maruz kalınan, itaatkâr ve sorgulamayan birey tipinin kurgulandığı militarizasyonun tortusu, terhisten sonra bitmeyen askerlik anılarıyla sürer gider. hâlen okullarda okutulan milli güvenlik bilgisi ders kitabındaki ifadesiyle ''askerlik yapmayan kişi kendisine, ailesine ve yurduna faydalı olamaz.'' (yani, askerlik yapmadıklarına göre, kadınların ne kendilerine, ne ailelerine ne de ülkelerine faydaları vardır) (!)
''ordu millet'' böbürlenmesi milliyetçiliğin çocukluk hastalığıdır. her çocuk bu hastalıkları geçirir, bağışıklık kazanır, büyür hayata atılır.ilk ''ordu-millet'' fransızlar, onlardan etkilenen almanlar ve öteki uluslar ''ordu-millet'' olmaktan çoktan vazgeçtiler, militarizmi vicdanen reddettiler. türkler ise hala olduğu yerde sayıyor.
her türk asker doğuyor, asker doğduğu için her şeye asker gözüyle bakıyor, karşılaştığı her soruna askeri çözüm arıyor, kendisi çözüm bulamadığında çözümü askerden bekliyor; asker doğmaya itiraz eden biri çıkıp yargılandığında, adliye kapısında linç etmeye yelteniyor.
kışladaki asker elbette asker doğduğunu düşünür, hayatı böyle algılayıp yaşar. şaşılacak şey değildir. çünkü askerdir. kışla, askerce düşünüp askerce yaşanacak yerdir.asıl şaşılacak olan; kışla dışında siyasetçi, bürokrat, hukukçu, doktor, mühendis, gazeteci, esnaf, işçi, marangoz, oto tamircisi, hangi meslek grubunda olursa olsun; sağcı, solcu, milliyetçi, dinci, hangi siyasal kompartımanda olursa olsun, sivillerin de asker doğması, hayatı askerce algılayıp yaşaması; militarizmle gizli ya da açık aşk ilişkisi yaşamayan aydın sayısının neredeyse hiç olmayışıdır.
zorunlu askerlik ise türk halkinin sirtindaki kamburdur. kangren olmus bir bacak gibi düsünün. ya bu bacaği kesmeli, ya da...
neyse...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar