bugün
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı8
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek6
- yazarların şu an istediği şey6
- iç sıkıntısından intihar etmek10
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- birader beylerin birader beyler olmaları6
- bir şarkı sözü der ki2
- m r e r e c t o24
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- kamu görevlilerinin zıvanadan çıkması2
- yazarları gülümseten şeyler6
- kontrat fosfor karburator4
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor19
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- müslim sarı3
- sarı yeleli aslan trump8
- nargile tütünü2
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- 60 saat boyunca uyumayan insan4
- iş sıkıntısı olmasa okuyacağınız bölüm4
- mardin de bir ağanın inşa ettirdiği ilginç köy evi3
- yaz günü bira içmek6
- hababam sınıfı semra hoca7
- aylık 279 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı5
- mor semsiyeli yabanci21
- zallın fake hesabı var mı9
- anın görüntüsü19
- sıradan biri olarak ölmek istememek2
- en gey özelliğiniz13
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- montla sıçmak3
- kendi kendine konuşmak5
- gocu26
- kıçına tekmeyi basmak2
- olgay'ı pezevenklerin eline vermek3
- chp'nin hali ne olacak49
- ya maho ağa feyzo yla anlaşsaydı2
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- siyah araba4
- kalmadı3
- özşen madencilik işçilerinin direnişi8
- ben bir hata yaptım4
- klima çarpması2
- en son ne yediniz7
- sıradan bir hayatın güzel olmadığının sanılması2
- dinciler4
- 40 yaşında bekar kadın6
Bilmiyorum neden kafası şimdi geldi pişmanlıkların, prefrontal korteksim çok geriden geliyor. Yıllar geçmiş, her şey bitmiş, tüm öfkeler kırgınlıklar geçmişte kalmışken, dönüp yaptığım şeyleri hatırladıkça suratımın ortasında çarpasım geliyor. Mesela gayet de yıllarca Aşık olduğum mutlu mutlu gezdiğim bir eski sevgilim vardı üniversitede, öyle kötü bitti ki her şey, sonunda o kadar yıl benim onu hiç sevmediğimi düşünüyordu sanırım sözlük. Bilmiyorum ben mi sebep oldum yoksa sadece izin mi verdim öyle düşünmesine, ama sanırım bir seçim yapmak zorunda kaldım. Ya “ben seni bayağı sevdim aslında ama saçma sapan şeyler yaptım, şu an kendime bile açıklayamıyorum, sen gerçekten bunu hak edecek bişey yapmadın” diyecektim ve kendimden nefret etmem gereken bir durumda kalacaktım, ya da bir şekilde meşrulaştıracaktım işte. Ya o benden nefret edecekti, ya ben kendimden. O zamanlar kendimi seviyordum sözlük, bayağı kendini seven, düştü mü kalkan, canı sıkkın bile olsa yatıp uyuyabilen bir insandım, sanırım gerçekte kim olduğumu sorgulamaya da hazır değildim, kendimi sevmekten vaz geçmeye de.
Geçmişe dönmek istediğimden değil, şu anki hayatımdan vazgeçeceğimden değil ama, ne bileyim düşünür oldum işte olup biten geride kalan siyah beyaz anılara dönüşen şeyleri.
Kendimi çok iyi tanıdım şu son birkaç senede, hem azcık beynime ilacı basıp da kan gönderince, hem de mesleğimden ötürü, içime dönüp kendime bakmaya cesaret ettim yıllardır. Eskiden güçlerimi, ilgi alanlarımı, sevdiğim şeyleri mikroskop altına yatırırmışım sadece, daha Karanlık şeylere sırtımı dönüp. Birkaç yıldır sadece bakması kolay şeyleri değil, her şeyi inceledim yavaş yavaş, özellikle de terapiye başladıktan sonra. Hiç kolay değildi desem herhalde “understatement of the century” olur.
Keşke üzdüğüm kırdığım herkese bir sürü mutluluk gönderebilseydim, keşke geri alabilseydim tüm bencilliklerimi, keşke zamanında sessizce hayatlarından çıkıp gidebilseydim bu kadar yıkıp dökmeden.
Keşke 18 yaşında ders çıkışı o hocayla konuştuğum gün saçmalamasaydım da zamanında tanı alabilseydim, ilaca başlasaydım, kendime dönüp bakmaya cesaret edebilseydim, kendine güvenin altında yatan korkular ve güvensizlikleri, umursamaz gamsız imajın altında yatan çocukluk travmalarını görebilseydim. O zaman anlardım belki dopamin peşinde koşarken aptal aptal şeyler yaptığımı, kendimi kandırdığımı, olmak istediğim kişi olmadığımı. Gerçi kendime duyduğum o parlak, sıcak sevgiyi özlemiyor değilim, ne kadar yüzeysel olduğu ortaya da çıksa. Yüzeysel bir şekilde seviyormuşum kendimi de dünyayı da, şimdi derin bir şekilde anlamaya çalışıyorum, sakin bir şekilde izliyorum.
Bazen merak ediyorum, acaba beni böyle tanısalar severler miydi diye. Çünkü şu an sadece eski ben gibi davranmış bulurken kendimi, sakar, heyecanlı, iyimser, kaosun vücut bulmuş hali gibi yaşarken seviyorum kendimi, ve sanırım o anlar için seviliyorum.
Ne tuhaf üstelik, üstünden birkaç ufak tefek şey ve bir travmatik ilişki geçmiş, yine kendimi bir fe dominant erkekle buldum. Çok farklılar tabii ki, ama bazen şu an benim için yaptığı şeylere bakınca böyle flashback gibi bir his geliyor, diyorum bunu bir sen yaparsın bir de o yapardı, eminim yapardı. O an öyle bir suçluluk duyuyorum ki. Geçmişte ti fonksiyonumu kullanıp da fe’yi görmezden geldiğim her an için şu an ağzıma gelenleri yutuyorum. Geçmişte gördüğüm ama değerini bilemediğim güzel muameleyi hatırlayıp üzüldükçe şimdiki hayatımdaki insanlar için çabalıyorum.
Merak ediyorum, o da bu kadar değişti mi acaba, umarım değişmemiştir, umarım kalbi hala sıcacık ve yumuşacıktır.
Ne tuhaf, objektif olarak daha iyi bir insanım artık, bir senedir terapistimle konuştuğum her saatte büyüdüm sanki ve olmak istediğimi sandığım insana yaklaştım. Hatta hayalini kurmaya cesaret edemeyeceğim bir şehirde hayallerimin eğitimini alıyorum, her gün insanların kalbine dokunuyorum kendimce, gurur duyuyorum vazgeçmediğim ve başardığım şeylerle, sürekli değişik bir huzur hissi içindeyim ama, kendimi bir daha asla eskisi kadar sevebileceğimi sanmıyorum.
Geçmişe dönmek istediğimden değil, şu anki hayatımdan vazgeçeceğimden değil ama, ne bileyim düşünür oldum işte olup biten geride kalan siyah beyaz anılara dönüşen şeyleri.
Kendimi çok iyi tanıdım şu son birkaç senede, hem azcık beynime ilacı basıp da kan gönderince, hem de mesleğimden ötürü, içime dönüp kendime bakmaya cesaret ettim yıllardır. Eskiden güçlerimi, ilgi alanlarımı, sevdiğim şeyleri mikroskop altına yatırırmışım sadece, daha Karanlık şeylere sırtımı dönüp. Birkaç yıldır sadece bakması kolay şeyleri değil, her şeyi inceledim yavaş yavaş, özellikle de terapiye başladıktan sonra. Hiç kolay değildi desem herhalde “understatement of the century” olur.
Keşke üzdüğüm kırdığım herkese bir sürü mutluluk gönderebilseydim, keşke geri alabilseydim tüm bencilliklerimi, keşke zamanında sessizce hayatlarından çıkıp gidebilseydim bu kadar yıkıp dökmeden.
Keşke 18 yaşında ders çıkışı o hocayla konuştuğum gün saçmalamasaydım da zamanında tanı alabilseydim, ilaca başlasaydım, kendime dönüp bakmaya cesaret edebilseydim, kendine güvenin altında yatan korkular ve güvensizlikleri, umursamaz gamsız imajın altında yatan çocukluk travmalarını görebilseydim. O zaman anlardım belki dopamin peşinde koşarken aptal aptal şeyler yaptığımı, kendimi kandırdığımı, olmak istediğim kişi olmadığımı. Gerçi kendime duyduğum o parlak, sıcak sevgiyi özlemiyor değilim, ne kadar yüzeysel olduğu ortaya da çıksa. Yüzeysel bir şekilde seviyormuşum kendimi de dünyayı da, şimdi derin bir şekilde anlamaya çalışıyorum, sakin bir şekilde izliyorum.
Bazen merak ediyorum, acaba beni böyle tanısalar severler miydi diye. Çünkü şu an sadece eski ben gibi davranmış bulurken kendimi, sakar, heyecanlı, iyimser, kaosun vücut bulmuş hali gibi yaşarken seviyorum kendimi, ve sanırım o anlar için seviliyorum.
Ne tuhaf üstelik, üstünden birkaç ufak tefek şey ve bir travmatik ilişki geçmiş, yine kendimi bir fe dominant erkekle buldum. Çok farklılar tabii ki, ama bazen şu an benim için yaptığı şeylere bakınca böyle flashback gibi bir his geliyor, diyorum bunu bir sen yaparsın bir de o yapardı, eminim yapardı. O an öyle bir suçluluk duyuyorum ki. Geçmişte ti fonksiyonumu kullanıp da fe’yi görmezden geldiğim her an için şu an ağzıma gelenleri yutuyorum. Geçmişte gördüğüm ama değerini bilemediğim güzel muameleyi hatırlayıp üzüldükçe şimdiki hayatımdaki insanlar için çabalıyorum.
Merak ediyorum, o da bu kadar değişti mi acaba, umarım değişmemiştir, umarım kalbi hala sıcacık ve yumuşacıktır.
Ne tuhaf, objektif olarak daha iyi bir insanım artık, bir senedir terapistimle konuştuğum her saatte büyüdüm sanki ve olmak istediğimi sandığım insana yaklaştım. Hatta hayalini kurmaya cesaret edemeyeceğim bir şehirde hayallerimin eğitimini alıyorum, her gün insanların kalbine dokunuyorum kendimce, gurur duyuyorum vazgeçmediğim ve başardığım şeylerle, sürekli değişik bir huzur hissi içindeyim ama, kendimi bir daha asla eskisi kadar sevebileceğimi sanmıyorum.
güncel Önemli Başlıklar