bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı36
- türkiye a milli futbol takımı9
- kadınların ilgisiz yaşayamaması9
- montella'nın mağlubiyet açıklaması3
- iyi bir insan olmanın sadece kaybettirmesi7
- acun ılıcalı'nın kol saatinin 139 milyon tl olması2
- şu memelere bak2
- risale-i nur7
- vincenzo montella13
- dakika 1 gol 15
- göbeksiz kadın kalmaması7
- ambulans arkasında oturana kahvenin nerden geldiği2
- 19 haziran 2026 recep tayyip erdoğan açıklaması3
- göbek eritme taktikleri7
- aynaya bakıp kendine sen çok güzelsin diyen kadın9
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı8
- kedisi öldü diye ağlayan erkek2
- hadi güzel bir cumartesi kahvaltısı hazırlayalım2
- aylık 356 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- nuh tufanı olayı gerçek midir4
- 10 kişilik köy takımına gol atamamak2
- barış alper yılmaz8
- noldu şimdi2
- kavga2
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- serçelerin artık ortada görünmemesi2
- sistem patlamış5
- fas5
- kemal kılıçdaroğlu16
- balıkesir denince akla ilk gelenler10
- en son aldığınız iltifat8
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- petek dinçöz bam bam3
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı23
- ona bir şey söyle17
- ısparta6
- çay koymak mı katmak mı8
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak7
- teen slasher film klişeleri6
- türkiye8
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- paraguay3
- cehaletln cazibesi10
- haşemayla site havuzuna alınmayan kadının isyanı6
- her sabah yoga yapan kadınlar2
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak10
- tek dünya devleti2
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- patrona kurulmak3
her şey daha ne kadar kötüye gidebilir diye düşünürken, her bölümde bu konuyu bir üst seviyeye taşımayı başarıyorlar. tabu olarak atfedilen, çoğu zaman konuşmaktan kaçınılan konuların üstüne oldukça cesur bir şekilde giden bir dizi euphoria: ensest, uyuşturucu bağımlılığı, pedofili... tüm bu başlıkları ise z kuşağının üyesi olan birkaç liseli genç üzerinden takip ediyoruz. sekmez bir şekilde hepsinin hayatında ciddi sorun(lar) mevcut. dizide sorunsuz bir hayat yaşayan 1 (bir) allah'ın kulu bile yok. bu sebepten dolayı, netflix veya diğer yapım şirketlerine nazaran pollyannacılık oynamak yerine daha realistik bir bakış açısıyla yaklaşıyor dizi. bizi ne tamamen bulutların üstünde gezdiriyor, ne de cehennemin dibinde saatlerce yakıyor. hayat gibi, bazen mutlu - çoğu zaman ise mutsuz.
euphoria'nın özellikle 35-40 yaşının üstündeki insanlar tarafından hakkının verilmediğini düşünüyorum. çünkü yaşanılan sorunlar ile empati kurmaları, 20 yaşındaki bir insana nazaran çok daha zor. rue'nun veya jules'un yaşadığı problemler, o yaş kitlesi için bir anlam ifade etmeyebiliyor. tabii aslında bu konu tüm içerikler tekelinde genişletilebilir. tükettiğimiz nesne veya objeyle ne kadar çok empati kurabiliyorsak, onun yaşatabileceği duygular ne kadar çok içimizde varsa; o nesne veya obje o ölçüde bize anlamlı geliyor ve dolaylı olarak da beğeniyoruz. euphoria da benim için benzer bir anlama sahip. dizinin her sahnesinde karakterler ile o kadar yakın bağ kurabiliyorum, onları o kadar iyi anlayabiliyorum ki; diziyi izlemekle kalmıyor, sanki içinde yaşıyormuşum gibi hissediyorum.
ki görsel kalitesine henüz gelmedim bile. tek kelimeyle mükemmel bir iş. kullanılan müzikler de hakeza öyle. bir seyirci olarak diziyi izlerken, bu dizinin üstüne ne kadar çok düşünüldüğünü fark edebiliyorum. ve bu da diziyi izlerken iyi hissettiriyor.
pek spoiler vermek istemem ancak şüphesiz ki son 10 senenin en iyi dizileri arasında euphoria. umarım aynı çizgisini korur ve zirvede son bulur. izleyin, izlettirin.
euphoria'nın özellikle 35-40 yaşının üstündeki insanlar tarafından hakkının verilmediğini düşünüyorum. çünkü yaşanılan sorunlar ile empati kurmaları, 20 yaşındaki bir insana nazaran çok daha zor. rue'nun veya jules'un yaşadığı problemler, o yaş kitlesi için bir anlam ifade etmeyebiliyor. tabii aslında bu konu tüm içerikler tekelinde genişletilebilir. tükettiğimiz nesne veya objeyle ne kadar çok empati kurabiliyorsak, onun yaşatabileceği duygular ne kadar çok içimizde varsa; o nesne veya obje o ölçüde bize anlamlı geliyor ve dolaylı olarak da beğeniyoruz. euphoria da benim için benzer bir anlama sahip. dizinin her sahnesinde karakterler ile o kadar yakın bağ kurabiliyorum, onları o kadar iyi anlayabiliyorum ki; diziyi izlemekle kalmıyor, sanki içinde yaşıyormuşum gibi hissediyorum.
ki görsel kalitesine henüz gelmedim bile. tek kelimeyle mükemmel bir iş. kullanılan müzikler de hakeza öyle. bir seyirci olarak diziyi izlerken, bu dizinin üstüne ne kadar çok düşünüldüğünü fark edebiliyorum. ve bu da diziyi izlerken iyi hissettiriyor.
pek spoiler vermek istemem ancak şüphesiz ki son 10 senenin en iyi dizileri arasında euphoria. umarım aynı çizgisini korur ve zirvede son bulur. izleyin, izlettirin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar