bugün
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz12
- muslettin amca ile halı sahaya gitmek4
- muslettin amca15
- fenerlilerin ağlaması4
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan7
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar10
- sex shop5
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı6
- gastronomi3
- yeni tanışılan kimse8
- ömer üründül'ün izdivaç programı sunması2
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru4
- bencil olmak2
- ucanpembekoala5
- cezaevine özenen gençler8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı28
- dedeağaç2
- sözlük klasikleri8
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- inancın sıcacık fırınları5
- yağmurlu bir güne uyanmak5
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- biz de birileriyiz3
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- aleksey batrakov27
- suavi nin tıraş bıçağı reklamında oynaması2
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- anın görüntüsü33
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- adolescence2
- akepem yapmaz5
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- 12 kasım 2026 türkiye belçika maçı3
- güne bir kitap alıntısı bırak3
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- yazılımcıların flörtleşme algoritması2
- kamala harris4
- kırıkkaleli olmak istemek10
- aşk4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı3
- doların 50 tl olması10
- teoman müziği bıraktı2
- sinan sardoğan2
- çöpe bırakılmış ıvır zıvır3
- insan sevmemek2
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- sözlük kürdü55
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi3
Hem sahabiler, Kur’an’ın ve ayetlerin muhafazasından sonra en çok Resûl-u Ekrem’in
(aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa
Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün
kuvvetleriyle çalıştıklarına ve rivayetlerin sahih olması hususundaki son derece
dikkatlerine, tarih ve siyer şahitlik ediyor. Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ait en
küçük bir hareketi, bir ahlâk hususiyetini, bir hali ihmal etmemişler. Buna ve Hazreti
Peygamber’in her halini kaydettiklerine hadis kitapları şahittir.
Hem saadet asrında, mucizeleri ve dinin hükümlerinin kaynağı olan hadisleri çokları
kaydedip yazdılar. Bilhassa meşhur Yedi Abdullah kayda geçirdi. Hele Kur’an’ın
tercümanı olan Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs
ve bilhassa otuzkırk sene sonra tâbiînden binlerce muhakkik zât, hadisleri ve mucizeleri yazarak kayıt
altına aldılar.
Ondan sonra da, başta dört müçtehit imam olmak üzere binlerce muhakkik hadis âlimi
nakletti, yazıyla kayda geçirdiler.
Ardından, hicretten iki yüz sene sonra, başta Buhârî ve Müslim, kabul gören Kütüb-ü Sitte
ile hadisleri kayıt ve muhafaza vazifesini omuzlarına aldılar. ibnü’l-Cevzî gibi binlerce
sert tenkitçi çıkıp bazı dinsizlerin, bu hususta fikir sahibi olmayanların, hadislerin
muhafazasına dikkat etmeyenlerin veya cahillerin karıştırdıkları uydurma hadisleri ayırıp
gösterdiler.
Sonra keşf ehlinin tasdikiyle, uyanıkken yetmiş defa Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü
vesselam) kendisine göründüğü ve onun sohbetiyle şereflenen Celâleddin Süyutî gibi
büyük âlimler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını diğer sözlerden ve
uydurmalardan ayırdılar.
işte bahsedeceğimiz hadiseler ve mucizeler bize böyle elden ele, kuvvetli, güvenilir, çeşitli
ve çok, belki sayısız kaynaktan sağlam olarak gelmiştir. Buna
dayanarak, “Şu zamana kadar uzun mesafeden gelen, bugünden tâ o zamana kadar uzanan
bu hadiselerin içine başka şey karışmadığını, saf olduklarını nasıl bileceğiz?” diye
düşünülmemelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli işaret.
(aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa
Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün
kuvvetleriyle çalıştıklarına ve rivayetlerin sahih olması hususundaki son derece
dikkatlerine, tarih ve siyer şahitlik ediyor. Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ait en
küçük bir hareketi, bir ahlâk hususiyetini, bir hali ihmal etmemişler. Buna ve Hazreti
Peygamber’in her halini kaydettiklerine hadis kitapları şahittir.
Hem saadet asrında, mucizeleri ve dinin hükümlerinin kaynağı olan hadisleri çokları
kaydedip yazdılar. Bilhassa meşhur Yedi Abdullah kayda geçirdi. Hele Kur’an’ın
tercümanı olan Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs
ve bilhassa otuzkırk sene sonra tâbiînden binlerce muhakkik zât, hadisleri ve mucizeleri yazarak kayıt
altına aldılar.
Ondan sonra da, başta dört müçtehit imam olmak üzere binlerce muhakkik hadis âlimi
nakletti, yazıyla kayda geçirdiler.
Ardından, hicretten iki yüz sene sonra, başta Buhârî ve Müslim, kabul gören Kütüb-ü Sitte
ile hadisleri kayıt ve muhafaza vazifesini omuzlarına aldılar. ibnü’l-Cevzî gibi binlerce
sert tenkitçi çıkıp bazı dinsizlerin, bu hususta fikir sahibi olmayanların, hadislerin
muhafazasına dikkat etmeyenlerin veya cahillerin karıştırdıkları uydurma hadisleri ayırıp
gösterdiler.
Sonra keşf ehlinin tasdikiyle, uyanıkken yetmiş defa Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü
vesselam) kendisine göründüğü ve onun sohbetiyle şereflenen Celâleddin Süyutî gibi
büyük âlimler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını diğer sözlerden ve
uydurmalardan ayırdılar.
işte bahsedeceğimiz hadiseler ve mucizeler bize böyle elden ele, kuvvetli, güvenilir, çeşitli
ve çok, belki sayısız kaynaktan sağlam olarak gelmiştir. Buna
dayanarak, “Şu zamana kadar uzun mesafeden gelen, bugünden tâ o zamana kadar uzanan
bu hadiselerin içine başka şey karışmadığını, saf olduklarını nasıl bileceğiz?” diye
düşünülmemelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli işaret.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar