bugün
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması11
- yazarların mezun olduğu okullar17
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır15
- bir kadına verilecek en güzel çiçek9
- arjantin mısır maçı13
- ölümün en iyi tanımı6
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları14
- şişman kısa tembel kıllı ama egosu tavan kız4
- ankara da nato zirvesi13
- sürekli vurduran kadın nasıl anlaşılır2
- dünyayı kezbanlardan temizleme planım3
- döl bankası4
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- radiohead dinleyenlerin çok kız düşürmesi5
- aleyna tilki nin ayakları4
- ctrlx'in ayakları11
- bakire kadını gözünden tanımak6
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı7
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- sevgiliyle köpeköldüren içmek5
- günün şiiri25
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık10
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- murat yakın3
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler4
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- sevişmek istenen ünlüler2
- 23 yaş7
- sonsuza dek uyumak istiyorum4
- gecenin şiiri2
- en ilginç fetişler2
- milliyetçi olacakken faşist olmak4
- otel odasında dölü bulunmak2
- saraca finch house21
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- adana sokak lezzetleri5
- donald trumpun geceyi kızı neclada geçirmemesi3
- yoğurt11
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- tek başına5
- messi uzaylı abi5
- uzun entry giren yazar enayiliği2
- dövmesi olan erkek9
- lionel messi7
- gözleri güzel bir kadın olmak2
- bir kadına iltifat etme sanatı3
Hem sahabiler, Kur’an’ın ve ayetlerin muhafazasından sonra en çok Resûl-u Ekrem’in
(aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa
Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün
kuvvetleriyle çalıştıklarına ve rivayetlerin sahih olması hususundaki son derece
dikkatlerine, tarih ve siyer şahitlik ediyor. Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ait en
küçük bir hareketi, bir ahlâk hususiyetini, bir hali ihmal etmemişler. Buna ve Hazreti
Peygamber’in her halini kaydettiklerine hadis kitapları şahittir.
Hem saadet asrında, mucizeleri ve dinin hükümlerinin kaynağı olan hadisleri çokları
kaydedip yazdılar. Bilhassa meşhur Yedi Abdullah kayda geçirdi. Hele Kur’an’ın
tercümanı olan Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs
ve bilhassa otuzkırk sene sonra tâbiînden binlerce muhakkik zât, hadisleri ve mucizeleri yazarak kayıt
altına aldılar.
Ondan sonra da, başta dört müçtehit imam olmak üzere binlerce muhakkik hadis âlimi
nakletti, yazıyla kayda geçirdiler.
Ardından, hicretten iki yüz sene sonra, başta Buhârî ve Müslim, kabul gören Kütüb-ü Sitte
ile hadisleri kayıt ve muhafaza vazifesini omuzlarına aldılar. ibnü’l-Cevzî gibi binlerce
sert tenkitçi çıkıp bazı dinsizlerin, bu hususta fikir sahibi olmayanların, hadislerin
muhafazasına dikkat etmeyenlerin veya cahillerin karıştırdıkları uydurma hadisleri ayırıp
gösterdiler.
Sonra keşf ehlinin tasdikiyle, uyanıkken yetmiş defa Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü
vesselam) kendisine göründüğü ve onun sohbetiyle şereflenen Celâleddin Süyutî gibi
büyük âlimler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını diğer sözlerden ve
uydurmalardan ayırdılar.
işte bahsedeceğimiz hadiseler ve mucizeler bize böyle elden ele, kuvvetli, güvenilir, çeşitli
ve çok, belki sayısız kaynaktan sağlam olarak gelmiştir. Buna
dayanarak, “Şu zamana kadar uzun mesafeden gelen, bugünden tâ o zamana kadar uzanan
bu hadiselerin içine başka şey karışmadığını, saf olduklarını nasıl bileceğiz?” diye
düşünülmemelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli işaret.
(aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa
Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün
kuvvetleriyle çalıştıklarına ve rivayetlerin sahih olması hususundaki son derece
dikkatlerine, tarih ve siyer şahitlik ediyor. Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ait en
küçük bir hareketi, bir ahlâk hususiyetini, bir hali ihmal etmemişler. Buna ve Hazreti
Peygamber’in her halini kaydettiklerine hadis kitapları şahittir.
Hem saadet asrında, mucizeleri ve dinin hükümlerinin kaynağı olan hadisleri çokları
kaydedip yazdılar. Bilhassa meşhur Yedi Abdullah kayda geçirdi. Hele Kur’an’ın
tercümanı olan Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs
ve bilhassa otuzkırk sene sonra tâbiînden binlerce muhakkik zât, hadisleri ve mucizeleri yazarak kayıt
altına aldılar.
Ondan sonra da, başta dört müçtehit imam olmak üzere binlerce muhakkik hadis âlimi
nakletti, yazıyla kayda geçirdiler.
Ardından, hicretten iki yüz sene sonra, başta Buhârî ve Müslim, kabul gören Kütüb-ü Sitte
ile hadisleri kayıt ve muhafaza vazifesini omuzlarına aldılar. ibnü’l-Cevzî gibi binlerce
sert tenkitçi çıkıp bazı dinsizlerin, bu hususta fikir sahibi olmayanların, hadislerin
muhafazasına dikkat etmeyenlerin veya cahillerin karıştırdıkları uydurma hadisleri ayırıp
gösterdiler.
Sonra keşf ehlinin tasdikiyle, uyanıkken yetmiş defa Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü
vesselam) kendisine göründüğü ve onun sohbetiyle şereflenen Celâleddin Süyutî gibi
büyük âlimler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını diğer sözlerden ve
uydurmalardan ayırdılar.
işte bahsedeceğimiz hadiseler ve mucizeler bize böyle elden ele, kuvvetli, güvenilir, çeşitli
ve çok, belki sayısız kaynaktan sağlam olarak gelmiştir. Buna
dayanarak, “Şu zamana kadar uzun mesafeden gelen, bugünden tâ o zamana kadar uzanan
bu hadiselerin içine başka şey karışmadığını, saf olduklarını nasıl bileceğiz?” diye
düşünülmemelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli işaret.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar