bugün
- tai lung43
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler17
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- enayimiknatisii18
- izmirbeyefendisi6
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği13
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- başlıkta tek eksilenen entry'nin sana ait olması3
- bu dünya hayatının ebedi olması4
- salça yapan sözlük kızı4
- durduramazsınız ak parti geliyor9
- anın görüntüsü23
- allah beni cennete alacak mı diye endişelenmek5
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- keçiboynuzu5
- sevmediği biri okşayınca ayağını sirkeleyen kedi3
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- salçalı sosisli makarna2
- tantuni2
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- chp değişir mi2
- ateistlerin kendilerin fazla akıllı zannetmeleri3
- chp projeleri2
- deizm4
- rahat yaşamak3
- kızlarda jetonun düştüğü yaş2
- sol çomar2
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar4
- melih gökçek14
- iç anadolu çomarı2
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- dünyanın lojistik merkezi türkiye2
- yeni bir sayfa açsan ilk ne yazardın2
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- salata ile başlanan gün7
- avrupa daki tecavüzcülerin ırklarına göre dağılımı3
- sarapci koala54
- tayland a giden erkeğin asıl amacı6
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı10
- kan lekesi çıkartan deterjan reklamları4
- sürekli kötü konularla meşgul olmak2
- türkiye19
- bir babanın valiliğe yazdığı ötenazi dilekçesi5
- allah cennetten birçok meleği düşürdü4
- kabak çekirdeği3
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
Hem sahabiler, Kur’an’ın ve ayetlerin muhafazasından sonra en çok Resûl-u Ekrem’in
(aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa
Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün
kuvvetleriyle çalıştıklarına ve rivayetlerin sahih olması hususundaki son derece
dikkatlerine, tarih ve siyer şahitlik ediyor. Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ait en
küçük bir hareketi, bir ahlâk hususiyetini, bir hali ihmal etmemişler. Buna ve Hazreti
Peygamber’in her halini kaydettiklerine hadis kitapları şahittir.
Hem saadet asrında, mucizeleri ve dinin hükümlerinin kaynağı olan hadisleri çokları
kaydedip yazdılar. Bilhassa meşhur Yedi Abdullah kayda geçirdi. Hele Kur’an’ın
tercümanı olan Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs
ve bilhassa otuzkırk sene sonra tâbiînden binlerce muhakkik zât, hadisleri ve mucizeleri yazarak kayıt
altına aldılar.
Ondan sonra da, başta dört müçtehit imam olmak üzere binlerce muhakkik hadis âlimi
nakletti, yazıyla kayda geçirdiler.
Ardından, hicretten iki yüz sene sonra, başta Buhârî ve Müslim, kabul gören Kütüb-ü Sitte
ile hadisleri kayıt ve muhafaza vazifesini omuzlarına aldılar. ibnü’l-Cevzî gibi binlerce
sert tenkitçi çıkıp bazı dinsizlerin, bu hususta fikir sahibi olmayanların, hadislerin
muhafazasına dikkat etmeyenlerin veya cahillerin karıştırdıkları uydurma hadisleri ayırıp
gösterdiler.
Sonra keşf ehlinin tasdikiyle, uyanıkken yetmiş defa Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü
vesselam) kendisine göründüğü ve onun sohbetiyle şereflenen Celâleddin Süyutî gibi
büyük âlimler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını diğer sözlerden ve
uydurmalardan ayırdılar.
işte bahsedeceğimiz hadiseler ve mucizeler bize böyle elden ele, kuvvetli, güvenilir, çeşitli
ve çok, belki sayısız kaynaktan sağlam olarak gelmiştir. Buna
dayanarak, “Şu zamana kadar uzun mesafeden gelen, bugünden tâ o zamana kadar uzanan
bu hadiselerin içine başka şey karışmadığını, saf olduklarını nasıl bileceğiz?” diye
düşünülmemelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli işaret.
(aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa
Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün
kuvvetleriyle çalıştıklarına ve rivayetlerin sahih olması hususundaki son derece
dikkatlerine, tarih ve siyer şahitlik ediyor. Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ait en
küçük bir hareketi, bir ahlâk hususiyetini, bir hali ihmal etmemişler. Buna ve Hazreti
Peygamber’in her halini kaydettiklerine hadis kitapları şahittir.
Hem saadet asrında, mucizeleri ve dinin hükümlerinin kaynağı olan hadisleri çokları
kaydedip yazdılar. Bilhassa meşhur Yedi Abdullah kayda geçirdi. Hele Kur’an’ın
tercümanı olan Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs
ve bilhassa otuzkırk sene sonra tâbiînden binlerce muhakkik zât, hadisleri ve mucizeleri yazarak kayıt
altına aldılar.
Ondan sonra da, başta dört müçtehit imam olmak üzere binlerce muhakkik hadis âlimi
nakletti, yazıyla kayda geçirdiler.
Ardından, hicretten iki yüz sene sonra, başta Buhârî ve Müslim, kabul gören Kütüb-ü Sitte
ile hadisleri kayıt ve muhafaza vazifesini omuzlarına aldılar. ibnü’l-Cevzî gibi binlerce
sert tenkitçi çıkıp bazı dinsizlerin, bu hususta fikir sahibi olmayanların, hadislerin
muhafazasına dikkat etmeyenlerin veya cahillerin karıştırdıkları uydurma hadisleri ayırıp
gösterdiler.
Sonra keşf ehlinin tasdikiyle, uyanıkken yetmiş defa Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü
vesselam) kendisine göründüğü ve onun sohbetiyle şereflenen Celâleddin Süyutî gibi
büyük âlimler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını diğer sözlerden ve
uydurmalardan ayırdılar.
işte bahsedeceğimiz hadiseler ve mucizeler bize böyle elden ele, kuvvetli, güvenilir, çeşitli
ve çok, belki sayısız kaynaktan sağlam olarak gelmiştir. Buna
dayanarak, “Şu zamana kadar uzun mesafeden gelen, bugünden tâ o zamana kadar uzanan
bu hadiselerin içine başka şey karışmadığını, saf olduklarını nasıl bileceğiz?” diye
düşünülmemelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli işaret.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar