ellesmere geceleri

ellesmere geceleri 5

Öpünce prensleşen kurbağalar yok bu dünyada. Her şey alabildiğine sevimsiz.Zaman bir elmas, ama onu şekillendirebilecek çekicin yok. Her çekiç vuruşunda çekicin kırılıyor. Damla gibi yıllarca ve yıllarca büyük bir sabırla çalışarak şekillendirebilirsin onu. Fakat o sabır nerede? Ebediyet denilen elmas levhaya adını kazımak kolay değil. Yazabilsen bile ne olacak? Eserini ancak ölüm tamamlıyor. Göklere tırmanmak için kullandığın merdiveni ayağının altından çekmek isteyen cemiyet, sen öldükten sonra seni baştacı etmiş.. Neye yarar? Bizim Sokrates'e alkış tutmamız onu diriltebiliyor mu?

Yıldızlaşmak için yanmak lazım. Ama yıldızların da şiiriyeti kalmadı. Sokak lambaları daha cazip. Bir ömür boyu yandıktan sonra bir maskara kadar bile değere sahip olmamak.. Kim yıldızlaşmak ister ki? Göklere kanat açanlar ilgisini çekmiyor insanların. Uçuruma kendisini bırakanların akrobatik harketleri daha çok göze hitap ediyor. Bir meteor gibi atmosfere girip bir an için ışık saçmak ve yere kül olarak düşmek...Kim ışık olmak ister ki?

Mum gibi, aydınlatmak için erimek belki güzel. Fakat karanlıkla savaşınızda bir de rüzgar size düşmansa, kabuğunuza çekilip yalnız kendinizi aydınlatmak geliyor içinizde. Zaten dünyanıza davet edebileceğiniz kimse yok. Don kişot gibi kaybedilmiş bir davanın tek mümessilisiniz. Yaptığınız her hareket, söylediğiniz her söz başkalarına alaycı bir gülümseme armağan ediyor ediyor yalnızca. Bütün emeklerinizle derleyip topladığınız bir demet çiçeği ayıp olmasın diye kabul ediyor ve herhangi bir yerde çöpe atıyorlar. Başka bir dünyanın başka bir insanısınız. Konuştuğunuz lisanı kimse anlamıyor...

işte ebediyet yolunun bir kaç dikeni..
© copyright 2005 - 2026