bugün
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır5
- bu koyden olsam ne olacak4
- sözlük içi güzel renkler4
- tai lung8
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- sözlüğün en cilveli kızı3
- kedi kumu4
- ioçk'nın mutfağı6
- tantuni5
- yağmurcu neden akpli13
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- radikal karar almak5
- mantının gereğinden fazla abartılması3
- antalya şu an 29 derece2
- sözlüğü aşevine çeviren tipler4
- mersin şu an 30 derece2
- ekmek poşeti taşımak2
- sevdiğin bir yazarı gammazlamak3
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi3
- beni özleyenler elime mum diksin19
- insansı robota ev temizliği yaptırmak2
- şükürcülük6
- erdal beşikçioğlu'nun tutuklanma nedeni2
- kedi köpek2
- erdal beşikçioğlu17
- muşlettin amca bey erecto birader2
- tost3
- mantı3
- gammazların sözlüğü bitirmiş olması3
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- kızlar naber10
- minnoş kızların obur takliti yapması2
- yemek paylaşımı yapan yazarlar2
- teknik borç2
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu8
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- sözlüğün çok durgun olması2
- zeytinyağlı tabağı2
- herkese fetöcü diyenin genelde fetöcü olması4
- call of duty black ops3
- pazartesi diyete başlamak4
- komşuya kahveye gitmek8
- velvet hanım aşk kadınıdır3
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- borsa5
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- bik bik'in mutfağına konuk olmak30
- çok sıcak olması4
- g3 ile intihar etmek3
Hz. Yûnus (a.s)'m ismi, Kur'ân-ı Kerîm'in; Nisa, En'âm, Yûnus ve Saffât Sûresinde olmak üzere dört yerde geçmektedir.
iki yerde ise, Allah'ın ona taktığı lakap ile anılmaktadır. Bunlardan biri, "Zünnûn" (Balık sahibi)'dur. Onun bu lakabı, Enbiyâ Sûresinde şöyle geçmektedir:
"Zünnûn (Yûnus) 'a gelince, o öfkeli bir halde (halkını bırakıp) gitmişti. Bizim, kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içerisinde: 'Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.' diye niyaz etti."
Diğeri ise, "Sahibu'l-Hut" (Balık sahibi) 'tur. Bu lakabı da, Kalem Sûresinde şöyle geçmektedir:
"Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. "Balık sahibi" (Yûnus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etti. Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka çırıl çıplak kınanacak bir halde oraya atılacaktı."(3)
Görüldüğü üzere, Hz. Yûnus'un ismi, Kur'ân-ı Kerîm'in dört yerinde "Yûnus", bir yerinde "Zünnun" lakabı ile diğer bir yerinde ise "Sahibu'1-Hut" lakabı olmak üzere toplam altı yerinde geçmektedir.(4)
Hz. Yûnus (as), israiloğulları peygamberlerindendir. Soyu, Hz. Yakûb (as)'un oğullarından Bünyâmîn'e ulaşır. Bünyâmîn ise, Hz. Yûsuf (as)'un öz kardeşidir.
Hz. Yûnus (a.s), Şam bölgesindeki beldelerden Ninova'ya giderek oradaki halkı Allah'a davet etti. Fakat halk, onun davetini kabul etmeyerek risaletini yalanladılar.Yüce Allah, bu tür memleket halkının çoğunun durumu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, 'Biz, size gönderilmiş olan şeyi hemen inkar ediyoruz.' derler."(6)
Hz. Yûnus (a.s), Ninova halkına; öğüt veriyor, nasihat edîyor ve onları Allah'a davet ediyordu. Bu şekilde aralarında yıllarca kaldı. Fakat Hz. Yunus (as), onlardan; hakka tıkanmış kulaklar ve kılıflı kalplerden başka bir şeyle karşılaşmadı. Onları Allah'ın yoluna getirmede gücü yetmedi. Daha sonra onlara, eğer Allah'a iman etmezlerse, başlarına ilahi azabın geleceğini vaat etti. Kavminin durumunda bir değişiklik olmayınca, kendilerine üç gün sonra ilahi azabın geleceğini vaat ederek kızgın bir şekilde aralarından ayrılıp gitti.
Hz. Yûnus (a.s), Yüce Allah'ın, kendisine oradan çıkması ile ilgili emri gelmeden önce aralarından çıkıp gitmişti. Çünkü Hz. Yûnus (a.s), memleketini terk edip ailesiyle birlikte oradan çıkması ile ilgili Allah'ın emri gelmeden önce çıkışından dolayı kendisini hesaba çekmeyeceğini ve sıkıntıya düşürmeyeceğini sanmıştı... Yüce Allah'ın şu sözü, bu görüşü desteklemektedir:
"Zünnun (Yûnus)'a gelince, o, öfkeli bir halde (halkını bırakıp) gitmişti. Bizim, kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti."
Abdullah ibn Mes'ud, Mücahid ve Seleften bir topluluk dediler ki: "Hz. Yûnus (a.s), onların aralarından çıkıp gidince ve onlar da başlarına gelecek olan azabı hak edince, Cenab-ı Allah, onların kalplerine pişmanlık ve tövbe bıraktı. Peygamberlerine yaptıklarından ötürü pişman olup Allah'a yöneldiler. Canlarına eziyet vermek için de kıldan örülmüş giysiler giyindiler. Sonra da Yüce Rablerine feryadı figanla yalvarıp yakardılar. Hayvanlar ile yavrularını birbirinden ayırdılar. Allah'ın huzurunda boyun büküp sükunet gösterdiler. Erkekler, kadınlar, oğullar, kızlar ve analar hep ağlaştılar. irili-ufaklı hayvanlar, davarlar ve binekler bağrıştılar. Hz. Yûnus (as)'a yaptıkları haksızlık nedeniyle Cenab-ı Allah; kendi gücü, şefkati ve merhameti gereği-karanlık gece parçaları gibi başlarının üstünde dönen azabı, onların üzerinden kaldırdı. işte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Yûnus'un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz memleketlerden) herhangi bir memleket halkı, keşke (kendilerine azab gelmeden) iman etse de imanları kendilerine fayda verseydi. Onlar iman edince, onlardan dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir müddet daha (dünya nimetlerinden) faydalandırdık."
Hz. Yûnus (a.s), kavminden ayrılıp denizin kenarına vardı. Orada yolculuğa hazır bir gemi buldu. Gemiye binmek için gemi halkından izin istedi. Onda bir hayır olduğunu anladılar ve onun gemiye binmesine izin verip onu gemiye bindirdiler.
Denizin ortasına vardıklarında, şiddetli rüzgar esmeye ve deniz dalgalanmaya başlayınca:
- "Aramızda bir günahkar var." dediler. Bunun üzerine aralarında kura çekmeye ve kura kime çıkarsa, onu denize atmaya karar verdiler. Kura, Hz. Yûnus (as)'a çıkınca, ona, başından geçeni sordular. O da, kavmi ile arasında geçeni anlatınca, hayret edip onu denize atmak istemediler. Onu deniz sahiline bırakmaya karar verdiler. Fakat Hz. Yûnus (as), Allah'ın, onlara olan gazabının dinmesi için kendisini denize atmalarını istedi. Onlar da, Hz. Yûnus (as)'u denize attılar. Allah'ın emri ile, onu, büyük bir balık yuttu. Balık, Hz. Yûnus (as)'u, Allah'ın koruması ve himayesi altında karanlıklar içerisinde gezdirdi. Mucize tamam olunca, Allah, balığa; Yûnus peygamberin etinden bir şey eksiltmemesini ve kemiklerini kırmamasını vahyetti.
Balık, onu taşıdı ve Hz. Yûnus (as)'u, Allah'ı tesbih ve istiğfar eder bir vaziyette denizin karanlıklarında diri olarak gezdirdi.
Hz. Yûnus (a.s), denizin karanlıkları içerisinde:
"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, zalimlerden oldum." (Enbiyâ: 21/87) diye niyaz etti.
Allah'ta, onun bu duasını kabul ederek onu kederli halden kurtardı. Allah, balığa, Hz. Yûnus (as)'u sahilde düz ve geniş bir alana atmasını vahyetti. Hz. Yûnus (as), kurtuluşundan dolayı Allah'a hamd etti. Allah, onun üzerine gövdesiz bir ağaç bitirdi. O da, o ağacın meyvesinden yedi ve gölgesinde oturdu. Böylece Allah, onun rahatsızlığını giderdi ve duasını kabul etmiş oldu.
Yüce Allah, Hz. Yûnus (a.s)'ın gemiye binişini ve ondan sonra başına gelenleri şöyle anlatmaktadır:
"Doğrusu Yûnus da, gönderilen peygamberlerdendi. Hani o, dolu gemiye binmişti. Gemide olanlarla karşılıklı kura çektiler de yenilenlerden oldu. Yûnus, (gemide bulunanlara Allah'a karşı yaptığı ile ilgili) kendisini kötülerken onu bir balık yuttu. Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı. Halsiz bir vaziyette iken kendisini dışarı çıkardık. Ve üstüne (gölge yapması vb. şeyler için) kabak türünden geniş yapraklı bir bitki bitirdik. Yûnus 'u, yüz bin veya daha çok kişiye Peygamber olarak gönderdik. Sonunda ona iman ettiler. Bunun üzerine Biz de, onları, bir müddete kadar yaşattık." (11)
Hz. Yûnus (a.s), (sağlığına kavuşup) yürümeye güç yetirince, kavmine döndü. Kavmini, Allah'a tövbe edip Allah'a iman etmiş ve emrine uyup onu tasdik etmek için peygamberleri Hz. Yûnus (as)'un dönüşünü bekler vaziyette buldu. Onların içerisinde kalıp onlara (Allah'ın emri ile yasaklarını) öğretiyor, kılavuzluk yapıyor, Allah'a giden yolu gösteriyor ve onları dosdoğru yola iletiyor.
Cenab-ı Allah, Ninova halkına; Hz. Yûnus (as), onların içinde kaldığı sürece ve ondan sonraki müddet içinde, (sapıtıp bozulmadıkları ve) inanmışlar olarak kaldıkları sürece çeşitli nimetler verdi. Fakat onlar daha sonra bozulup sapıtınca, Allah, onların şehirlerini yerle bir eden kişiyi, onların başına musallat etti.
Abdullah ibn Abbas'ın rivayetine göre; Hz. Yûnus (a.s), sayısı, 120.000 kişi olan bir kavme peygamber olarak gönderildi.
iki yerde ise, Allah'ın ona taktığı lakap ile anılmaktadır. Bunlardan biri, "Zünnûn" (Balık sahibi)'dur. Onun bu lakabı, Enbiyâ Sûresinde şöyle geçmektedir:
"Zünnûn (Yûnus) 'a gelince, o öfkeli bir halde (halkını bırakıp) gitmişti. Bizim, kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içerisinde: 'Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.' diye niyaz etti."
Diğeri ise, "Sahibu'l-Hut" (Balık sahibi) 'tur. Bu lakabı da, Kalem Sûresinde şöyle geçmektedir:
"Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. "Balık sahibi" (Yûnus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etti. Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka çırıl çıplak kınanacak bir halde oraya atılacaktı."(3)
Görüldüğü üzere, Hz. Yûnus'un ismi, Kur'ân-ı Kerîm'in dört yerinde "Yûnus", bir yerinde "Zünnun" lakabı ile diğer bir yerinde ise "Sahibu'1-Hut" lakabı olmak üzere toplam altı yerinde geçmektedir.(4)
Hz. Yûnus (as), israiloğulları peygamberlerindendir. Soyu, Hz. Yakûb (as)'un oğullarından Bünyâmîn'e ulaşır. Bünyâmîn ise, Hz. Yûsuf (as)'un öz kardeşidir.
Hz. Yûnus (a.s), Şam bölgesindeki beldelerden Ninova'ya giderek oradaki halkı Allah'a davet etti. Fakat halk, onun davetini kabul etmeyerek risaletini yalanladılar.Yüce Allah, bu tür memleket halkının çoğunun durumu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, 'Biz, size gönderilmiş olan şeyi hemen inkar ediyoruz.' derler."(6)
Hz. Yûnus (a.s), Ninova halkına; öğüt veriyor, nasihat edîyor ve onları Allah'a davet ediyordu. Bu şekilde aralarında yıllarca kaldı. Fakat Hz. Yunus (as), onlardan; hakka tıkanmış kulaklar ve kılıflı kalplerden başka bir şeyle karşılaşmadı. Onları Allah'ın yoluna getirmede gücü yetmedi. Daha sonra onlara, eğer Allah'a iman etmezlerse, başlarına ilahi azabın geleceğini vaat etti. Kavminin durumunda bir değişiklik olmayınca, kendilerine üç gün sonra ilahi azabın geleceğini vaat ederek kızgın bir şekilde aralarından ayrılıp gitti.
Hz. Yûnus (a.s), Yüce Allah'ın, kendisine oradan çıkması ile ilgili emri gelmeden önce aralarından çıkıp gitmişti. Çünkü Hz. Yûnus (a.s), memleketini terk edip ailesiyle birlikte oradan çıkması ile ilgili Allah'ın emri gelmeden önce çıkışından dolayı kendisini hesaba çekmeyeceğini ve sıkıntıya düşürmeyeceğini sanmıştı... Yüce Allah'ın şu sözü, bu görüşü desteklemektedir:
"Zünnun (Yûnus)'a gelince, o, öfkeli bir halde (halkını bırakıp) gitmişti. Bizim, kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti."
Abdullah ibn Mes'ud, Mücahid ve Seleften bir topluluk dediler ki: "Hz. Yûnus (a.s), onların aralarından çıkıp gidince ve onlar da başlarına gelecek olan azabı hak edince, Cenab-ı Allah, onların kalplerine pişmanlık ve tövbe bıraktı. Peygamberlerine yaptıklarından ötürü pişman olup Allah'a yöneldiler. Canlarına eziyet vermek için de kıldan örülmüş giysiler giyindiler. Sonra da Yüce Rablerine feryadı figanla yalvarıp yakardılar. Hayvanlar ile yavrularını birbirinden ayırdılar. Allah'ın huzurunda boyun büküp sükunet gösterdiler. Erkekler, kadınlar, oğullar, kızlar ve analar hep ağlaştılar. irili-ufaklı hayvanlar, davarlar ve binekler bağrıştılar. Hz. Yûnus (as)'a yaptıkları haksızlık nedeniyle Cenab-ı Allah; kendi gücü, şefkati ve merhameti gereği-karanlık gece parçaları gibi başlarının üstünde dönen azabı, onların üzerinden kaldırdı. işte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Yûnus'un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz memleketlerden) herhangi bir memleket halkı, keşke (kendilerine azab gelmeden) iman etse de imanları kendilerine fayda verseydi. Onlar iman edince, onlardan dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir müddet daha (dünya nimetlerinden) faydalandırdık."
Hz. Yûnus (a.s), kavminden ayrılıp denizin kenarına vardı. Orada yolculuğa hazır bir gemi buldu. Gemiye binmek için gemi halkından izin istedi. Onda bir hayır olduğunu anladılar ve onun gemiye binmesine izin verip onu gemiye bindirdiler.
Denizin ortasına vardıklarında, şiddetli rüzgar esmeye ve deniz dalgalanmaya başlayınca:
- "Aramızda bir günahkar var." dediler. Bunun üzerine aralarında kura çekmeye ve kura kime çıkarsa, onu denize atmaya karar verdiler. Kura, Hz. Yûnus (as)'a çıkınca, ona, başından geçeni sordular. O da, kavmi ile arasında geçeni anlatınca, hayret edip onu denize atmak istemediler. Onu deniz sahiline bırakmaya karar verdiler. Fakat Hz. Yûnus (as), Allah'ın, onlara olan gazabının dinmesi için kendisini denize atmalarını istedi. Onlar da, Hz. Yûnus (as)'u denize attılar. Allah'ın emri ile, onu, büyük bir balık yuttu. Balık, Hz. Yûnus (as)'u, Allah'ın koruması ve himayesi altında karanlıklar içerisinde gezdirdi. Mucize tamam olunca, Allah, balığa; Yûnus peygamberin etinden bir şey eksiltmemesini ve kemiklerini kırmamasını vahyetti.
Balık, onu taşıdı ve Hz. Yûnus (as)'u, Allah'ı tesbih ve istiğfar eder bir vaziyette denizin karanlıklarında diri olarak gezdirdi.
Hz. Yûnus (a.s), denizin karanlıkları içerisinde:
"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, zalimlerden oldum." (Enbiyâ: 21/87) diye niyaz etti.
Allah'ta, onun bu duasını kabul ederek onu kederli halden kurtardı. Allah, balığa, Hz. Yûnus (as)'u sahilde düz ve geniş bir alana atmasını vahyetti. Hz. Yûnus (as), kurtuluşundan dolayı Allah'a hamd etti. Allah, onun üzerine gövdesiz bir ağaç bitirdi. O da, o ağacın meyvesinden yedi ve gölgesinde oturdu. Böylece Allah, onun rahatsızlığını giderdi ve duasını kabul etmiş oldu.
Yüce Allah, Hz. Yûnus (a.s)'ın gemiye binişini ve ondan sonra başına gelenleri şöyle anlatmaktadır:
"Doğrusu Yûnus da, gönderilen peygamberlerdendi. Hani o, dolu gemiye binmişti. Gemide olanlarla karşılıklı kura çektiler de yenilenlerden oldu. Yûnus, (gemide bulunanlara Allah'a karşı yaptığı ile ilgili) kendisini kötülerken onu bir balık yuttu. Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı. Halsiz bir vaziyette iken kendisini dışarı çıkardık. Ve üstüne (gölge yapması vb. şeyler için) kabak türünden geniş yapraklı bir bitki bitirdik. Yûnus 'u, yüz bin veya daha çok kişiye Peygamber olarak gönderdik. Sonunda ona iman ettiler. Bunun üzerine Biz de, onları, bir müddete kadar yaşattık." (11)
Hz. Yûnus (a.s), (sağlığına kavuşup) yürümeye güç yetirince, kavmine döndü. Kavmini, Allah'a tövbe edip Allah'a iman etmiş ve emrine uyup onu tasdik etmek için peygamberleri Hz. Yûnus (as)'un dönüşünü bekler vaziyette buldu. Onların içerisinde kalıp onlara (Allah'ın emri ile yasaklarını) öğretiyor, kılavuzluk yapıyor, Allah'a giden yolu gösteriyor ve onları dosdoğru yola iletiyor.
Cenab-ı Allah, Ninova halkına; Hz. Yûnus (as), onların içinde kaldığı sürece ve ondan sonraki müddet içinde, (sapıtıp bozulmadıkları ve) inanmışlar olarak kaldıkları sürece çeşitli nimetler verdi. Fakat onlar daha sonra bozulup sapıtınca, Allah, onların şehirlerini yerle bir eden kişiyi, onların başına musallat etti.
Abdullah ibn Abbas'ın rivayetine göre; Hz. Yûnus (a.s), sayısı, 120.000 kişi olan bir kavme peygamber olarak gönderildi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar