ellesmere geceleri

görsel

Başlangıçta dünya tek kıta imiş. Zamanla araları açılmış ve yedi kıta oluvermiş. Yedi kıta ve binlerce ada. Ellesmere de bu adalardan birisi; soğuk, yalnız ve unutulmuş...

Günlerin çabuk geçtiğinden şikayet edenler buraya gelmeli bence. Burada her gün bir sene. Her senesi bir gün gibi hızla geçen bizler için ne bulunmaz fırsat.

Burası yalnız bir ada değil, bir tribün. Bir maç oynanıyor: insanlığın tabiatla oynadığı bir maç. Kah biri atak yapıp öne geçiyor, kah öbürü. Fakat insanlık kendi kalesine ne çok gol atmaya başladı.

"Niçin her gece hayal atına binip bu adaya geliyorum?" diye soruyorum bazen kendime. Ve cevabı yine kendim veriyorum: Çünkü kendimden, insanlardan ve gerçeklerden kaçıyorum. "Kaçmak çözüm değil" derler ama "Kaçanın da anası ağlamazmış."

Sevgi, vefa, sadakat, iyilik gibi kavramların mumla arandığı bir devirde en iyisi hayal kalesine sığınmak, rehber-i ekberimiz Don Kişot misali. Bu ada bunun için aziz, bunun için sevimli: Yalnız benbeyaz kar, yalnız masmavi deniz, yalnız gri bulutlarıyla gök. Pervanenin ateşte erimesi gibi kar tanecikleri teninizde eriyiverir. Hiç değilse sizin uğrunuzda yanıp yok olanlar vardır burada.

Buradayken anlıyorum ki gerçek dünyada müzik sandığım sesler birer çığlıkmış. En çok güldüğüm komediler, müthiş birer trajediymiş. Zevkle okuduğum romanlar birer S.O.S sinyaliymiş. Fakat hepsi "haz" denilen garip bir sise bürünmüşler. Bu yüzden vermek istedikleri mesajları anlamıyoruz. Bu sarhoş gemideki yolculara bir fenerle yol göstereyim diyorsun, fenerin ışıkları sisin alacakaranlığında kayboluyor.
© copyright 2005 - 2026