bugün
- gocu'nun kendini alen delon sanması9
- babam hiç dövmezdi insanı11
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- türklerin soykırımdaki ustalığı19
- fakirler neden isyan edip silahlanmıyor4
- evagreenin sürekli haklı olması2
- zaman baba4
- 2026 yks de soru iptali2
- true neden sevilmiyor5
- true namussuzdur5
- spor yapmayan erkek8
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
- pandela25
- sözlükte başın belaya girmesi3
- mel mel bakan gibson gocu sari renkli seker4
- 2026 dünya kupası37
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası14
- true online olunca olunca gelen mutluluk hissi3
- kolu alçılı kezonun kçını yıkar mısın3
- queen feristah6
- türklerin iq ortalaması4
- laf sokarken imla hatası yapmak6
- tanga giyen erkek6
- habersiz gelen misafir3
- true'nun yine online olması5
- fransa milli futbol takımı2
- sözlük yazarlarının kombinleri13
- erdoğanın eski gücünü kaybetmesi6
- yavudilerde torpil2
- meksika9
- semicenk4
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak8
- 1 temmuz 2026 meksika ekvador maçı6
- ekvador7
- zor erkeği oynamak4
- şırnak üniversitesi rektörü abdürrahim alkış4
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- iyi futbol oynar mısınız9
- true online olunca gelen mutluluk hissi2
- true club2
- olası israil türkiye savaşı2
- kadınlar ne ister4
- alihan ın ajdar ı dövmesi2
- amerika israil arası kızışma2
- nosferatu2
- futbol31
- kemal kılıçdaroğlu8
- çevrecilik emperyalizmin bir oyunudur2
- özgüveni düşük tuvalet kapağı3
ethica ordine geometrico demonstrata
geometrik düzenle gösterilen ahlak.
spinoza'nın, öklid geometrisinde olduğu gibi geometrik yöntemler kullanarak, önce tanımlar yaparak, sonra önermeler ve sonra bütün bunlardan sonuçlar çıkararak tümdengelim sonuçlarla ortaya koyduğu eserinin adı.
eser, aristoteles'in erdemler tanımında, örneğin cesaret erdemindeki cesaret ve korkaklık arasındaki dengeyi bulma ölçüsündeki geometri anlayışın devamı olduğu düşünülebilir.
keza metafizik açıdan da olsa özdekçi bir birciliği yani monizmi geliştirmiştir. bu açıdan da vahdet-i vücud düşüncesine ve panteizme benzemektedir.
kitabın ikinci bölümünde yazdığı ekte:
"'insanlar kendi isteklerini belirleyen nedenleri bilmedikleri için kendilerini özgür sanırlar. çevrelerindeki her şeyin kendileri için yapıldığını kafalarına koymuşlardır. bundan ötürüdür ki, kendi özgürlüklerine benzer güçlü bir özgürlüğün hep kendilerini düşünüp kendileri için çalıştığına inanırlar. bu üstün varlığın, ne kendisini, ne nedenini, ne de düşünce biçimini belirler. bundan ötürüdür ki, ona kendi biçimlerini, kendi nedenlerini, kendi düşüncelerini yakıştırırlar. birbirlerinden ayrı görünen bunca tapımların özeti budur. bütün bu yanılmaların zorunlu sonucu olarak, ona tapmakla onu hoşnut ettiklerini sanırlar. doymak bilmez hasisliklerini doyurabilmek için tüm doğayı hizmetlerinde kullanmak isterler. tanrı da elbet onların hizmetinde olmalıdır. tapmak gerçekte hizmete çağırmaktır. bu yanlış peşin ön yargının zorunlu sonucu da onları ereksel nedenselliği aramaya sürüklemiştir. insanlar kendi mutlulukları için doğa da buldukları birçok şeylerin yanında fırtınalar, depremler, hastalıklar, kötülükler gibi canlarını sıkan birçok şeylere rastlamışlardır. ya bunlar nedendi? bunlar da tanrılara gerekli saygının gösterilmemesindendi herhalde. kısırdöngüye girilmişti bir kez. tap ve iste. tapınmanı çoğalt ve isteğini arttır. deney durup dinlenmeksizin, bu yanlış uslamalara karşı kendini gösterdiği ve her gün milyonlarca örnekle iyilikler ve kötülükler sofularla sofu olmayanların başına aynı oranda geldiği halde, insanlar kendilerini bu boş peşin yargılardan kurtaramazlar. tanrıları içinden çıkılmaz bir çelişkiyle, hem iyi hem kötü saymak daha usa uygun bir sistem kurmaktan kolay gelmiştir. buysa insanları tanrı yargısının sonsuz ölçüde insan usunun üstünde bulunduğu kuramını yerleştirmeye götürmüştür. eğer nesnelerin ereksel nedenselliğini bir yana bırakarak, özlerini ve özelliklerini gözönünde tutan matematik bilimler insanlara doğru yolu göstermeseydi bu karanlık içinde boğulup gidebilirlerdi. gerçekte ereksel nedensellik bir kuruntudan ibarettir. doğa belli bir ereğe göre değil, kendi doğasından gelen bir zorunlulukla davranır."
zeka ve sezgiyi bilginin en üstün biçimi saymış, insansal davranışların kişisel çıkar ve savunmayla yönetildiğini ileri sürmüş, halk yığınlarının tarihi belirlemedeki büyük rolünü kavramamış, sadece kahraman kişilerin özgür olabileceğini ileri sürmüş.
yanılgıları dahi büyük dehasını gölgelemez. spinoza kurgusal insan düşüncesinin büyük aşamalarından biridir.
einstein kendisine sorulan "tanrıya inanıyormusunuz?" sorusuna şöyle cevap vermiş: "spinoza'nın tanrısına inanıyorum, kendini var olan her şeyin yasal uyumu içinde gösteren, ancak insanlığın kaderi ve yaptıklarıyla ilgilenen bir tanrı'ya değil."
geometrik düzenle gösterilen ahlak.
spinoza'nın, öklid geometrisinde olduğu gibi geometrik yöntemler kullanarak, önce tanımlar yaparak, sonra önermeler ve sonra bütün bunlardan sonuçlar çıkararak tümdengelim sonuçlarla ortaya koyduğu eserinin adı.
eser, aristoteles'in erdemler tanımında, örneğin cesaret erdemindeki cesaret ve korkaklık arasındaki dengeyi bulma ölçüsündeki geometri anlayışın devamı olduğu düşünülebilir.
keza metafizik açıdan da olsa özdekçi bir birciliği yani monizmi geliştirmiştir. bu açıdan da vahdet-i vücud düşüncesine ve panteizme benzemektedir.
kitabın ikinci bölümünde yazdığı ekte:
"'insanlar kendi isteklerini belirleyen nedenleri bilmedikleri için kendilerini özgür sanırlar. çevrelerindeki her şeyin kendileri için yapıldığını kafalarına koymuşlardır. bundan ötürüdür ki, kendi özgürlüklerine benzer güçlü bir özgürlüğün hep kendilerini düşünüp kendileri için çalıştığına inanırlar. bu üstün varlığın, ne kendisini, ne nedenini, ne de düşünce biçimini belirler. bundan ötürüdür ki, ona kendi biçimlerini, kendi nedenlerini, kendi düşüncelerini yakıştırırlar. birbirlerinden ayrı görünen bunca tapımların özeti budur. bütün bu yanılmaların zorunlu sonucu olarak, ona tapmakla onu hoşnut ettiklerini sanırlar. doymak bilmez hasisliklerini doyurabilmek için tüm doğayı hizmetlerinde kullanmak isterler. tanrı da elbet onların hizmetinde olmalıdır. tapmak gerçekte hizmete çağırmaktır. bu yanlış peşin ön yargının zorunlu sonucu da onları ereksel nedenselliği aramaya sürüklemiştir. insanlar kendi mutlulukları için doğa da buldukları birçok şeylerin yanında fırtınalar, depremler, hastalıklar, kötülükler gibi canlarını sıkan birçok şeylere rastlamışlardır. ya bunlar nedendi? bunlar da tanrılara gerekli saygının gösterilmemesindendi herhalde. kısırdöngüye girilmişti bir kez. tap ve iste. tapınmanı çoğalt ve isteğini arttır. deney durup dinlenmeksizin, bu yanlış uslamalara karşı kendini gösterdiği ve her gün milyonlarca örnekle iyilikler ve kötülükler sofularla sofu olmayanların başına aynı oranda geldiği halde, insanlar kendilerini bu boş peşin yargılardan kurtaramazlar. tanrıları içinden çıkılmaz bir çelişkiyle, hem iyi hem kötü saymak daha usa uygun bir sistem kurmaktan kolay gelmiştir. buysa insanları tanrı yargısının sonsuz ölçüde insan usunun üstünde bulunduğu kuramını yerleştirmeye götürmüştür. eğer nesnelerin ereksel nedenselliğini bir yana bırakarak, özlerini ve özelliklerini gözönünde tutan matematik bilimler insanlara doğru yolu göstermeseydi bu karanlık içinde boğulup gidebilirlerdi. gerçekte ereksel nedensellik bir kuruntudan ibarettir. doğa belli bir ereğe göre değil, kendi doğasından gelen bir zorunlulukla davranır."
zeka ve sezgiyi bilginin en üstün biçimi saymış, insansal davranışların kişisel çıkar ve savunmayla yönetildiğini ileri sürmüş, halk yığınlarının tarihi belirlemedeki büyük rolünü kavramamış, sadece kahraman kişilerin özgür olabileceğini ileri sürmüş.
yanılgıları dahi büyük dehasını gölgelemez. spinoza kurgusal insan düşüncesinin büyük aşamalarından biridir.
einstein kendisine sorulan "tanrıya inanıyormusunuz?" sorusuna şöyle cevap vermiş: "spinoza'nın tanrısına inanıyorum, kendini var olan her şeyin yasal uyumu içinde gösteren, ancak insanlığın kaderi ve yaptıklarıyla ilgilenen bir tanrı'ya değil."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar