bugün
- kızları en güzel olan şehir12
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz12
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor13
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması11
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi12
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- kadın nefreti4
- hristiyanlık7
- sözlükteki satranç taşları4
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- cinlerin özünde iyi insanlar olması2
- gecenin şarkısı11
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak2
- mesaj atıp konuşmayan kız3
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sözler köşkü6
- ilişki yapmaya üşenmek3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- irmik helvası3
- arabada son ses dinlenecek şarkılar2
- erkek nefreti2
- sırrı süreyya önder28
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- silver ile evlenecek erkek52
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi3
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- gece geç saatte ışığı yanan evler4
- sözlüğü annesi gibi gören insan2
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- sıpsıkıcı olmanız4
- şikeci amedspor5
- sözlük açsanız ismi ne olurdu2
- askerde sözlüğe girmek4
- dün gece ne oldu13
- saçını mora boyatan kızın amacı3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak8
- multitap2
- burcu akrep olan birini akrep sokması3
- normal sözlük ismi ne2
- ataköy'deki anyma konserinin iptal edilmesi3
- sözlükte evlenecek adam kalmaması3
- bodofff2
- sözlüğün bitmiş olması3
- sarapci koala58
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması2
- fasulyeyi akşamdan suya koyan erkek5
Evet, başlıyorum.
geçen yıl bu saatlerde kardeşimle balkonda oturup saatlerce konuşmuş sigara ve kahve içiyorduk. annem içeride yatıyordu, hastaydı ama içerideydi, yatıyordu.. şimdi ise yok. 11 ay geçti ölümünün üstünden. Gerçekliğin gözümde sarsılmasının üstünden 11 ay, kardeşimle bu ihtimalden bahsedip ama buna inanmayışımızın üstünden ise tamı tamına 12 ay geçti. 365 gün 2-3 saat kadar.
Babam yoktu. Evde üç kedi yoktu. Şimdi onlar var, iyiler, bu kez onlar yatıyor içeride. Hayat bir alıp üç verdi der miyim, yine de bilemiyorum.
Benden çok fazla şey aldığı kesin. Hayatımın en kötü yılını geride bıraktığım kesin. Hala benden alabileceği çok fazla şey olmasına rağmen, artık bunların beni şaşırtmayacağı kesin.
Artık hiçbir şeyin sonsuza kadar gitmeyeceğini biliyorum. Tek tekerleği olmayan bir arabanın, ilerlese bile en nihayetinde bir gün duracağını biliyorum.
Aslında bu yazıyı buraya bir daha uğradığım zamanki bana yazdım. Artık bir kalem kağıt kullanmaktan daha kolay bir ekrana dokunarak ortaya bir şeyler koymak. Belki artık ortaya bir şeyler koymaya başlayacağım burada olmadığım zamanlarda. Ölüm var, ben yok olana kadar bir şeyler oluşturmaya başlayacağım.
Her günkü gibi önümüz tam bir meçhulken umut denen şeyden bahsetmek yersiz sanırım. Yine de zamanında ağızdan ağza dolanmış bir efsane gibi bunu geveleyip duracağımıza eminim zaman zaman.
Şimdi geçmiş mi daha karanlık yoksa geleceğim mi bilemiyorum. Çok ileriki yaşlarıma kadar sürdüreceğim bir işe başlayacağım yakın zamanda. Şimdi nereye sürükleneceğini bilmeden, nasıl yapacağını bilmeden bir tabure üstünde oturup sigaranı içiyorsun. Belki bunu bir daha okuduğun zaman elinden çıkan sigaraların daha düzgün sarılmış olacak. Kafeinsiz kahvenin fiyatını pahalı bularak bir daha almayacaksın belki, bu son paketin olacak. Belki aylar sonra bu saatlerde çarpıntılarını göze alarak kahve makinesinin başında dikiliyor olacaksın. Bambaşka bir yerde. Nasıl bir durumda olacağını hiç hayal edemiyorum. Beklenmedik şekilde hayatında yapıcı bir şeyler olmaya başlayacak geçen bu yıllardan sonra. Belki yine aldığın nefes ciğerine yetmiyormuş gibi hissedeceksin, belki ışıklardan çok uzak bir evde gökyüzündeki yıldızlara hayretle bakıyor olacaksın. Bu üşengeçlikle gözlüklerinin numarası hala aynı, camları günlerdir silinmemiş olacak yine. Belki hayata baktığında diğerlerinin yarısı kadar göreceksin her şeyi; değiştirmek senin elinde olsa bile. Belki de daha flu, daha karanlık görmeyi tercih edeceksin. Ama değiştirmek de yine senin elindeydi bir noktaya kadar. Olsun, nasıl olursa artık.
Yıllar önce ilaçlarına başlarken olmasını umduğun şeyleri; şimdi belki de ilaçlardan dolayı olmamasıyla suçluyorsun. Neyse boşver, belki buna da bir el atarsın. Belki bi gün onları yine bırakıp, umudunun tedavide olduğuna inanırsın. Birbirinin tersi her iki durumda da boku bir diğerine atacağını biliyorum. Bunu hep yaptın. Belki bir gün sebepler arayıp durmayı bırakırsın. inanmanın ya da inkârın sana bir yarar sağlamadığı bu süreçlerle oyalanıp durmayı bırakırsın belki. Belki bir gün annenle tekrar kavuşacağına dair bir umudun olur içinde. Belki bir gün tüm seslerin susmasının da huzurlu olduğna inanırsın. Bir gün çürüyen bir cesedin içindeki böcekleri düşünmeyi bırakırsın umarım. Ve belki bir gün bir mezarın başında olmak bile özlemini biraz olsun dindirmeyi başarır. Umarım yeniden bir mezar başında nefessiz kalmazsın.
Alkol ucuzlar, hükümet değişir, kedilerin hep mutlu yaşar umarım. Hayatla ve ölümle, insanların tümüyle, böceklerin bacakları ve kafandaki tanrı figürüyle barışırsın umarım. Bir şeyleri sadece ummaktan ve öylece zamanın geçmesini istemekten vazgeçersin umarım.
Hep anneni daha sık aramanı söylerdi sesler.
Tüm mesajlara kafanda cevap verir, aylar sonra gelen aramalara ölmüştüm yeniden dirilmişim gibi bahaneler sunardın. Hala yapıyorsun. Yapma. Umarım bir gün hepsine cevap verme gücü bulmuş olursun.
Babana bunu yapma. Onu ara. Bir gün bir telefonda kalan tüm kırıntılarını tek tek toplayarak acını dindirmeye çalışmak istemiyorsan eğer, hemen yap. Kardeşini de ara. Annen 48 yaşında öldü, bu hepimiz için genç bir ölüm, dövünürsün sonra. Kestaneyi de öp benim için. Geçmiş ve gelecek için.
geçen yıl bu saatlerde kardeşimle balkonda oturup saatlerce konuşmuş sigara ve kahve içiyorduk. annem içeride yatıyordu, hastaydı ama içerideydi, yatıyordu.. şimdi ise yok. 11 ay geçti ölümünün üstünden. Gerçekliğin gözümde sarsılmasının üstünden 11 ay, kardeşimle bu ihtimalden bahsedip ama buna inanmayışımızın üstünden ise tamı tamına 12 ay geçti. 365 gün 2-3 saat kadar.
Babam yoktu. Evde üç kedi yoktu. Şimdi onlar var, iyiler, bu kez onlar yatıyor içeride. Hayat bir alıp üç verdi der miyim, yine de bilemiyorum.
Benden çok fazla şey aldığı kesin. Hayatımın en kötü yılını geride bıraktığım kesin. Hala benden alabileceği çok fazla şey olmasına rağmen, artık bunların beni şaşırtmayacağı kesin.
Artık hiçbir şeyin sonsuza kadar gitmeyeceğini biliyorum. Tek tekerleği olmayan bir arabanın, ilerlese bile en nihayetinde bir gün duracağını biliyorum.
Aslında bu yazıyı buraya bir daha uğradığım zamanki bana yazdım. Artık bir kalem kağıt kullanmaktan daha kolay bir ekrana dokunarak ortaya bir şeyler koymak. Belki artık ortaya bir şeyler koymaya başlayacağım burada olmadığım zamanlarda. Ölüm var, ben yok olana kadar bir şeyler oluşturmaya başlayacağım.
Her günkü gibi önümüz tam bir meçhulken umut denen şeyden bahsetmek yersiz sanırım. Yine de zamanında ağızdan ağza dolanmış bir efsane gibi bunu geveleyip duracağımıza eminim zaman zaman.
Şimdi geçmiş mi daha karanlık yoksa geleceğim mi bilemiyorum. Çok ileriki yaşlarıma kadar sürdüreceğim bir işe başlayacağım yakın zamanda. Şimdi nereye sürükleneceğini bilmeden, nasıl yapacağını bilmeden bir tabure üstünde oturup sigaranı içiyorsun. Belki bunu bir daha okuduğun zaman elinden çıkan sigaraların daha düzgün sarılmış olacak. Kafeinsiz kahvenin fiyatını pahalı bularak bir daha almayacaksın belki, bu son paketin olacak. Belki aylar sonra bu saatlerde çarpıntılarını göze alarak kahve makinesinin başında dikiliyor olacaksın. Bambaşka bir yerde. Nasıl bir durumda olacağını hiç hayal edemiyorum. Beklenmedik şekilde hayatında yapıcı bir şeyler olmaya başlayacak geçen bu yıllardan sonra. Belki yine aldığın nefes ciğerine yetmiyormuş gibi hissedeceksin, belki ışıklardan çok uzak bir evde gökyüzündeki yıldızlara hayretle bakıyor olacaksın. Bu üşengeçlikle gözlüklerinin numarası hala aynı, camları günlerdir silinmemiş olacak yine. Belki hayata baktığında diğerlerinin yarısı kadar göreceksin her şeyi; değiştirmek senin elinde olsa bile. Belki de daha flu, daha karanlık görmeyi tercih edeceksin. Ama değiştirmek de yine senin elindeydi bir noktaya kadar. Olsun, nasıl olursa artık.
Yıllar önce ilaçlarına başlarken olmasını umduğun şeyleri; şimdi belki de ilaçlardan dolayı olmamasıyla suçluyorsun. Neyse boşver, belki buna da bir el atarsın. Belki bi gün onları yine bırakıp, umudunun tedavide olduğuna inanırsın. Birbirinin tersi her iki durumda da boku bir diğerine atacağını biliyorum. Bunu hep yaptın. Belki bir gün sebepler arayıp durmayı bırakırsın. inanmanın ya da inkârın sana bir yarar sağlamadığı bu süreçlerle oyalanıp durmayı bırakırsın belki. Belki bir gün annenle tekrar kavuşacağına dair bir umudun olur içinde. Belki bir gün tüm seslerin susmasının da huzurlu olduğna inanırsın. Bir gün çürüyen bir cesedin içindeki böcekleri düşünmeyi bırakırsın umarım. Ve belki bir gün bir mezarın başında olmak bile özlemini biraz olsun dindirmeyi başarır. Umarım yeniden bir mezar başında nefessiz kalmazsın.
Alkol ucuzlar, hükümet değişir, kedilerin hep mutlu yaşar umarım. Hayatla ve ölümle, insanların tümüyle, böceklerin bacakları ve kafandaki tanrı figürüyle barışırsın umarım. Bir şeyleri sadece ummaktan ve öylece zamanın geçmesini istemekten vazgeçersin umarım.
Hep anneni daha sık aramanı söylerdi sesler.
Tüm mesajlara kafanda cevap verir, aylar sonra gelen aramalara ölmüştüm yeniden dirilmişim gibi bahaneler sunardın. Hala yapıyorsun. Yapma. Umarım bir gün hepsine cevap verme gücü bulmuş olursun.
Babana bunu yapma. Onu ara. Bir gün bir telefonda kalan tüm kırıntılarını tek tek toplayarak acını dindirmeye çalışmak istemiyorsan eğer, hemen yap. Kardeşini de ara. Annen 48 yaşında öldü, bu hepimiz için genç bir ölüm, dövünürsün sonra. Kestaneyi de öp benim için. Geçmiş ve gelecek için.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar