bugün
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar12
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması6
- cumartesi günü yapılabilecekler7
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- galatasaray büyüklüğü9
- anın görüntüsü23
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- arkadaşlar bakar mısınız9
- sözlükteki yazarların çok ahlaklı olması6
- hoşlanılan kızın evli bir adama aşık olması5
- yapılan ilginç salaklıklar4
- türkçeye sistemli saldırı7
- güne acı bir gerçek bırak8
- konuşurken yanlışlıkla tükürmek6
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- her yerden engelleyen kız6
- ispartalı kızlar9
- arkadaşlar bekar mısınız2
- muhallebi köpürtmek4
- anadol3
- tayt6
- straponlu kadın2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- gey ve şey kavgası5
- sözlükte ortamın çok gergin olması5
- travelerin aşık olduğu evli adam3
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik6
- silvoş kaç kilo verebildi acabası2
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- popo liposuction6
- kırdığımız kalbi tamir etmek4
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması5
- uğurcan çakır9
- kendi gölgesinden korkan insan2
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- hangi manifest kızısın6
- aşık olmuş kızın suratına nah çekmek2
- ben divayım5
- fatma betül sayan kaya69
- küpe4
- ellerim bos gonlum hosu israil'e göndermek2
- from gold from dust28
- traveler vs iock6
- ioçk hırkası3
- travelerin içince pisleşmesi3
- parcalandim toparlanamiyorum36
- hazaryada kağan neden yavudiliği seçti3
- fiziği güzel sözlük kızları56
Erdoğan'dan, randevu alamıyoruz diyen bir vatandaşa: ''Yanında doktor var ona sor''
Adam alamıyoruz diyor, kendi deneyimini anlatıyor doktorunkini değil, doktor ne alaka. Doktor mu vermiyor randevuyu. Şimdi bu ne demek? Gidin doktorlara saldırın demek. Çünkü şikayet almayı kendisine saldırı olarak görüyor, savuşturmaya çalışıyor hemen. O ne derse desin sonuç ortada: MHRS ve 182'den randevu alınamıyor. Eskiden hastaneye erken gidip sıra almak mümkündü. Sonra bu kalktı, sadece MHRS ve 182 ile randevu verilir oldu. Ama şimdi o da çalışmamaya başladı. Eskiden hastanede kuyruk olurdunuz, şimdi evlerde kuyruk oluyorsunuz. Bunun birinci sebebi durmadan şişirilen bir sağlık hizmeti talebi. Bu talebe denk düşen sayıda doktor, sağlık çalışanı ve hastane yok, oluşturulmuyor da. Mevcut randevu sistemi 10 dakikada bir, aynı anda 3 hastaya birden randevu verir hale geldi. Şimdi hastaneye randevusuz da kabul edilmiyorsun, randevu da alamıyorsun. Sistem, insanları özel hastanelere yönlendirmek için birebir. Adeta bunun için icat edilmiş. Bunun da kapitalist amaçlarını görebiliyorsunuz hemen. En büyük avantajları da ekonomik ve sosyal şartlardan dolayı Türkiye'de insanların çabuk hasta olması. Bunu kullanarak kurdukları şey tedavi, hastane, teknoloji, ilaç odaklı. Yoğun talepli bir tüketim pazarı oluşturuyorlar. Semt hastanelerini yıkıp tek bir noktada birleştirip şehir hastanesi yapmak da bu yüzden. Arzı kıstın mı malın değeri artar mantığı. Bunun bir diğer ayağı da tedavi edici sağlık hizmetinin gereksiz düzeyde aşırı kullanımı. Talebi koruyuculuktan alıp, toplum için çok daha pahalı olan tedavi ediciliğe yönlendiriyorlar. Sağlık alınıp satılan bir mal, hastaneler şirket, hastalar ise müşteri durumuna indirgenmişse orada başkasına yer yok. Başta bulaşıcı hastalıkların önlenmesi olmak üzere halk sağlığı çalışmalarını yapması beklenen sağlık ocakları, devlet hastaneleri ve üniversiteler kapitalistlere kazanç sağlamak için yapılandırıldığından, sermayeye kâr sağlamayan koruyucu sağlık hizmetinde yetersizlikler ortaya çıkıyor. Bilimsel teknik gelişmelerle üretimin canlı emek-gücüne olan bağımlılığı azaldıkça, kaynağı canlı emek olan ve can çekişen sermaye sağlık gibi sektörlere kayma gereği duyup, devletin herkese sağlık hizmeti sunması gereğini de ortadan kaldırıyor. Sermaye kendisi ölmemek için insanların sağlığa erişimini engelliyor yani. Öncelikle tedavi, hastane, gereksiz teknoloji ve ilaç yönelimini kırmak gerek. SSCB'deki tedavi hizmetleri yerine koruyucu hizmetlere öncelik verilmesi, ücretsiz sağlık hizmeti sunulması ve sağlık/hastalık anlayışında toplumsal faktörlerin temel alınması, ''Toplumsal ve Mesleki Hastalıklar Kliniği'' gibi merkezlerin açılması gerek. Hastalıklardan korunma önlemleri etkinleştirilmeli. Türkiye'de ise tamamen sermayenin çıkarları doğrultusunda ''birinci basamak sağlık hizmetleri'' önemsizleştirildi. Üst orta sınıf ya da üst gelir gruplarının sağlık hizmetlerini satın aldığı bir yapı oluşturuldu. Sigorta şirketlerinin belirlediği bir sanayi haline geldi. Bu dönüşüm halen sürüyor. Çünkü emekçi halk sağlığın hak olduğunu ve siyasal bir mesele haline gelmesi gerektiğini bilmiyor. Halkın talep etmesi gereken şu: prim ve katkı kapı gibi ücretlendirmelerin kaldırılması, her vatandaşa eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti verilmesi, özel hastanelerin ve sigorta şirketlerinin kamulaştırılması, tedavinin yanında korucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi, emeğin fiziki ve ruhsal korunması veya iyileştirilmesi için sağlık önlemlerinin hayata geçirilmesi, gezici sağlık birimlerinin kurulması ve faaliyetlerinin planlanması, sağlık hizmetinin toplumun içinde, eve girerek, yaşam koşullarını bir bütün olarak ele alıp değiştirmeye çalışacak şekilde toplumsal katılıma ve gündelik yaşamda bir faaliyete dönük planlanması, halk sağlığının bilim haline getirilmesi, sağlık bütçesinin halkın sırtından değil genel bütçeden karşılanması, sağlık harcamaları için servete artan oranlı vergi ve üretim getirisinden ayrılan, sağlık emekçileri başta gelmek üzere tüm emekçilerin denetimine açık toplumsal fonların oluşturulması. Bu temelde yapılacaklar devrimci bir program ve iktidarla mümkün. Açıkça burjuvaziye karşı bir eylem planı. Eğer onların istediği dönüşüm tamamlanmış olarak Türkiye salgına yakalansaydı, bugünkü korkunçluğu arar hale gelirdiniz. Erdoğan yanında doktor var diyor. Yanımıza doktorları, sağlık emekçilerini de alıp, bütün bir işçi sınıfı ve sistemin işe yaramadığını gören tüm toplumsal sağlık talepkarları olarak sermaye ve adamlarına isteklerimizi haykıralım!
Adam alamıyoruz diyor, kendi deneyimini anlatıyor doktorunkini değil, doktor ne alaka. Doktor mu vermiyor randevuyu. Şimdi bu ne demek? Gidin doktorlara saldırın demek. Çünkü şikayet almayı kendisine saldırı olarak görüyor, savuşturmaya çalışıyor hemen. O ne derse desin sonuç ortada: MHRS ve 182'den randevu alınamıyor. Eskiden hastaneye erken gidip sıra almak mümkündü. Sonra bu kalktı, sadece MHRS ve 182 ile randevu verilir oldu. Ama şimdi o da çalışmamaya başladı. Eskiden hastanede kuyruk olurdunuz, şimdi evlerde kuyruk oluyorsunuz. Bunun birinci sebebi durmadan şişirilen bir sağlık hizmeti talebi. Bu talebe denk düşen sayıda doktor, sağlık çalışanı ve hastane yok, oluşturulmuyor da. Mevcut randevu sistemi 10 dakikada bir, aynı anda 3 hastaya birden randevu verir hale geldi. Şimdi hastaneye randevusuz da kabul edilmiyorsun, randevu da alamıyorsun. Sistem, insanları özel hastanelere yönlendirmek için birebir. Adeta bunun için icat edilmiş. Bunun da kapitalist amaçlarını görebiliyorsunuz hemen. En büyük avantajları da ekonomik ve sosyal şartlardan dolayı Türkiye'de insanların çabuk hasta olması. Bunu kullanarak kurdukları şey tedavi, hastane, teknoloji, ilaç odaklı. Yoğun talepli bir tüketim pazarı oluşturuyorlar. Semt hastanelerini yıkıp tek bir noktada birleştirip şehir hastanesi yapmak da bu yüzden. Arzı kıstın mı malın değeri artar mantığı. Bunun bir diğer ayağı da tedavi edici sağlık hizmetinin gereksiz düzeyde aşırı kullanımı. Talebi koruyuculuktan alıp, toplum için çok daha pahalı olan tedavi ediciliğe yönlendiriyorlar. Sağlık alınıp satılan bir mal, hastaneler şirket, hastalar ise müşteri durumuna indirgenmişse orada başkasına yer yok. Başta bulaşıcı hastalıkların önlenmesi olmak üzere halk sağlığı çalışmalarını yapması beklenen sağlık ocakları, devlet hastaneleri ve üniversiteler kapitalistlere kazanç sağlamak için yapılandırıldığından, sermayeye kâr sağlamayan koruyucu sağlık hizmetinde yetersizlikler ortaya çıkıyor. Bilimsel teknik gelişmelerle üretimin canlı emek-gücüne olan bağımlılığı azaldıkça, kaynağı canlı emek olan ve can çekişen sermaye sağlık gibi sektörlere kayma gereği duyup, devletin herkese sağlık hizmeti sunması gereğini de ortadan kaldırıyor. Sermaye kendisi ölmemek için insanların sağlığa erişimini engelliyor yani. Öncelikle tedavi, hastane, gereksiz teknoloji ve ilaç yönelimini kırmak gerek. SSCB'deki tedavi hizmetleri yerine koruyucu hizmetlere öncelik verilmesi, ücretsiz sağlık hizmeti sunulması ve sağlık/hastalık anlayışında toplumsal faktörlerin temel alınması, ''Toplumsal ve Mesleki Hastalıklar Kliniği'' gibi merkezlerin açılması gerek. Hastalıklardan korunma önlemleri etkinleştirilmeli. Türkiye'de ise tamamen sermayenin çıkarları doğrultusunda ''birinci basamak sağlık hizmetleri'' önemsizleştirildi. Üst orta sınıf ya da üst gelir gruplarının sağlık hizmetlerini satın aldığı bir yapı oluşturuldu. Sigorta şirketlerinin belirlediği bir sanayi haline geldi. Bu dönüşüm halen sürüyor. Çünkü emekçi halk sağlığın hak olduğunu ve siyasal bir mesele haline gelmesi gerektiğini bilmiyor. Halkın talep etmesi gereken şu: prim ve katkı kapı gibi ücretlendirmelerin kaldırılması, her vatandaşa eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti verilmesi, özel hastanelerin ve sigorta şirketlerinin kamulaştırılması, tedavinin yanında korucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi, emeğin fiziki ve ruhsal korunması veya iyileştirilmesi için sağlık önlemlerinin hayata geçirilmesi, gezici sağlık birimlerinin kurulması ve faaliyetlerinin planlanması, sağlık hizmetinin toplumun içinde, eve girerek, yaşam koşullarını bir bütün olarak ele alıp değiştirmeye çalışacak şekilde toplumsal katılıma ve gündelik yaşamda bir faaliyete dönük planlanması, halk sağlığının bilim haline getirilmesi, sağlık bütçesinin halkın sırtından değil genel bütçeden karşılanması, sağlık harcamaları için servete artan oranlı vergi ve üretim getirisinden ayrılan, sağlık emekçileri başta gelmek üzere tüm emekçilerin denetimine açık toplumsal fonların oluşturulması. Bu temelde yapılacaklar devrimci bir program ve iktidarla mümkün. Açıkça burjuvaziye karşı bir eylem planı. Eğer onların istediği dönüşüm tamamlanmış olarak Türkiye salgına yakalansaydı, bugünkü korkunçluğu arar hale gelirdiniz. Erdoğan yanında doktor var diyor. Yanımıza doktorları, sağlık emekçilerini de alıp, bütün bir işçi sınıfı ve sistemin işe yaramadığını gören tüm toplumsal sağlık talepkarları olarak sermaye ve adamlarına isteklerimizi haykıralım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar