bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı9
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- anın görüntüsü24
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- duygu özaslan6
- timsah yürüyüşü4
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- özel ders vermek4
- kafanın çok büyük olması2
- bir ara mutlaka görüşelim2
- beni benden alırsan bene nolur3
- bazlama heykeli2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- ya şeytan haklıysa5
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 2008 09 süper lig3
- verrückt2
- almanca bir not bırak2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- dia saba2
- fenerbahçenin keşkeleri3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam2
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- helin kandemir4
- 90lar türkçe pop5
- espiyonaj dizisi3
- askerde özlenen şeyler9
- 15 kasım 20264
- bana aşık olan var mı3
- başkalarının hayatı dizisi4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- karaçulhaspor3
- zeynep2
- 1990 1995 arası beşiktaş3
- 17 kasım 2002 fenerbahçe bursaspor maçı2
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
Alemlerin Rabbi olan Allah
Bir peygamber gönderecekse eğer
Yıldızlarla duyurdu bu haberi
Kamer menzillerinde üç yıldız doğar,
Şimdi son kez doğacak yıldızlar
Müjde üstüne müjde
Nur üstüne nur gibi,
Şimdi son kez müjdeleyecek
O son aziz Peygamberi;
Elli iki gün var...
Hane-i Saadet'te hüzün ve sevinç iç içe
Tesellisini bekliyor annelerin annesi,
Eşini kaybetmiş hazin bakışlarıyla
incisini bekliyor
Belki o minik kalp atışlarını duyuyor.
Belki gözyaşı döküyor,
Babasız dünyaya geleceğine,
Ama taşıdığı rahmetin farkındadır Hz. Amine…
Tam elli iki gün var.
Ve yıldızlarında ötesinde hazırlıklar...
Kuşlar var,
Kuşlar...
Bakışlarıyla mesafeler aşmakta...
Kuşlar;
Dünyadan çok uzakta;
Ama hızla dünyaya yaklaşmakta...
Tam elli iki gün var.
Mekke-i Mükerreme'de bir felaket haberi;
Yemen valisi Ebrehe, Kabe'ye saldıracak!
Abdülmuttalib'in alınan iki yüz devesi...
Mekke reisi, develerini istiyor,
Kabe'nin sahibi Kabeyi koruyor!
Ebrehe öfkeli;'Onu bana karşı kimse koruyamaz' diyor.
Kureyş'in Ulusu son sözünü söylüyor;
Ben Ona karışmam, işte Sen işte O...
Elli iki gün var.
Mekke halkı tepelere yürüyor, dağ başlarına
Mekke boşaltılır, Harem-i Şerif mahsun, Abdülmuttalib mahsun...
Kureyş'in Ulusu Kabenin halkasına tutunur,
ilahi, dokunulmazlığı tehlikeye düşmüş olanları koru!
Kabe'yi ve Kabe Halkını Koru!
Ve ardından O da yürür Dağlara,
Bir tek örtüsü kalır Kabe'nin
Yemen alacası bir örtü...
Hane-i Saadet yalnız, makam-i ibrahim yalnız...
Hicri ismail, Hacer-ül Esvet,
Ve Kabe-i Muazzama yapayalnız…
Ve Kuşlar;
Ayak yapılarından belli ki, sadece uçmak için yaratılmışlar,
Bir yere kesinlikle konmayacaklar…
Kuşlar… hızla dünya semasına yaklaşmakta.
Elli iki gün var…
Muassaf vadisinde Ebrehe’nin ordusu,
En önde devasa bir fil, ardında altmış bin sefil,
Kabe’yi yıkmak için harekete geçiyor.
Daha adımını atmadan fil, Ebrehe’nin yol göstericisi Tufeyl,
Yaklaşıp kulağına bir şeyler fısıldıyor…
‘Mamut, sağ ve selametle geldiğin yere dön!,
Çünkü sen, Allah'ın dokunulmaz kıldığı memlekettesin;
Ve Tufeyl de çekilir dağlara...
Ve fil dizlei üstüne çöker.
orduda bir kargaşa.
ne oldu bu file?, yönü başka tarafa çevrilince koşuyor,
Hem de delice bir süratle...
Ama Kabe'ye doğru döndürülünce yüzü, kapanıyor dizlerinin üstüne.
Ucu sivri demirler sokuluyor burnuna, Mamut kalksın ve yürüsün diye,
Ama nafile...
Tam o esnada gökyüzünde Yemen tarafında bir karartı,
Kapkara bir bulut gibi, deniz üzerinden git gide yaklaşan,
Yaklaştıkca netleşen bir karartı...
Ve dehşetle açılan gözler...
Ve sapsarı kesilen yüzler...
Bir ses:
'Dayana bilecekseniz bakın' diyor. Çünkü,
Gökten Ebabiller yağıyor.
Yeryüzünde hiç görülmemiş kuşlar, irili ufaklı, bölük bölük, fırka fırka,
Birbiri ardınca,
Başları vahşi hayvanların başı gibi, gagalarında ve ayaklarında taşlar,
Pişirilmiş çamurdan.
Kanatları benek benek karbeyazı,
O ilahi nurdan, ve alınlarında bir yazı:
EL KAHHAR
Belli ki azap için yaratılmışlar.
işte başlıyor azap...
Ebrehe ile altmışbin kişilik ordusu ve sicim gibi yağan taşlar...
Taşlaşmış yürekleri söküp çıkaran taşlar.
Elli iki gün var,
Kabe yalnız değil, Kabe sahipsiz değil.
Ve haykırıyor Kabe;
Hani nerede ordunuz?
Hani gururlanıyordunuz?
Hani kaçış yurdunuz?
Hem nereye kaçıyorsunuz?
Takip eden Allah, nereye kaçıcaksınız?
Takip eden Allah...
Bu gün fil ordusundan bu azabı tatmayan hiç kimse kalmayacak.
Ebrehe malup, galip olan Allah,
Biliniz ki sonunuz alevli bir ahtır.
intikam alanların en hayırlısı Allah'tır.
Yarabbi;
Bu gün ve bu günden sonra,
Eğer bir Ebrehe ruhu, toplayıp ordusunu, yürürse haremine...
Ne olur Ebabillerini gönderme.
Muhammedi muhabbetle dolu bir tek kalpde duruncaya dek gönderme kuşlarını.
O gün dağlara çekilen halk,
Nasıl korku içinde izlediyse Onları,
Bu gün Ebabiller izlesin bizi,
Ve yeryüzü duysun sesimizi...
Kabe-i Muazzamanın koruyucusu biziz,
Çünkü biz Ümmeti Muhammediz…
Ebabiller uzaklaşırkan Mekke'den
Kabe-i Muazzama Gönüller Sultanı'nı bekkliyor.
Anneler Anne'si Gül'ünü bekliyor...
Tam elli iki gün var…
Dursun Ali Erzincanlı-elli iki gün
Bir peygamber gönderecekse eğer
Yıldızlarla duyurdu bu haberi
Kamer menzillerinde üç yıldız doğar,
Şimdi son kez doğacak yıldızlar
Müjde üstüne müjde
Nur üstüne nur gibi,
Şimdi son kez müjdeleyecek
O son aziz Peygamberi;
Elli iki gün var...
Hane-i Saadet'te hüzün ve sevinç iç içe
Tesellisini bekliyor annelerin annesi,
Eşini kaybetmiş hazin bakışlarıyla
incisini bekliyor
Belki o minik kalp atışlarını duyuyor.
Belki gözyaşı döküyor,
Babasız dünyaya geleceğine,
Ama taşıdığı rahmetin farkındadır Hz. Amine…
Tam elli iki gün var.
Ve yıldızlarında ötesinde hazırlıklar...
Kuşlar var,
Kuşlar...
Bakışlarıyla mesafeler aşmakta...
Kuşlar;
Dünyadan çok uzakta;
Ama hızla dünyaya yaklaşmakta...
Tam elli iki gün var.
Mekke-i Mükerreme'de bir felaket haberi;
Yemen valisi Ebrehe, Kabe'ye saldıracak!
Abdülmuttalib'in alınan iki yüz devesi...
Mekke reisi, develerini istiyor,
Kabe'nin sahibi Kabeyi koruyor!
Ebrehe öfkeli;'Onu bana karşı kimse koruyamaz' diyor.
Kureyş'in Ulusu son sözünü söylüyor;
Ben Ona karışmam, işte Sen işte O...
Elli iki gün var.
Mekke halkı tepelere yürüyor, dağ başlarına
Mekke boşaltılır, Harem-i Şerif mahsun, Abdülmuttalib mahsun...
Kureyş'in Ulusu Kabenin halkasına tutunur,
ilahi, dokunulmazlığı tehlikeye düşmüş olanları koru!
Kabe'yi ve Kabe Halkını Koru!
Ve ardından O da yürür Dağlara,
Bir tek örtüsü kalır Kabe'nin
Yemen alacası bir örtü...
Hane-i Saadet yalnız, makam-i ibrahim yalnız...
Hicri ismail, Hacer-ül Esvet,
Ve Kabe-i Muazzama yapayalnız…
Ve Kuşlar;
Ayak yapılarından belli ki, sadece uçmak için yaratılmışlar,
Bir yere kesinlikle konmayacaklar…
Kuşlar… hızla dünya semasına yaklaşmakta.
Elli iki gün var…
Muassaf vadisinde Ebrehe’nin ordusu,
En önde devasa bir fil, ardında altmış bin sefil,
Kabe’yi yıkmak için harekete geçiyor.
Daha adımını atmadan fil, Ebrehe’nin yol göstericisi Tufeyl,
Yaklaşıp kulağına bir şeyler fısıldıyor…
‘Mamut, sağ ve selametle geldiğin yere dön!,
Çünkü sen, Allah'ın dokunulmaz kıldığı memlekettesin;
Ve Tufeyl de çekilir dağlara...
Ve fil dizlei üstüne çöker.
orduda bir kargaşa.
ne oldu bu file?, yönü başka tarafa çevrilince koşuyor,
Hem de delice bir süratle...
Ama Kabe'ye doğru döndürülünce yüzü, kapanıyor dizlerinin üstüne.
Ucu sivri demirler sokuluyor burnuna, Mamut kalksın ve yürüsün diye,
Ama nafile...
Tam o esnada gökyüzünde Yemen tarafında bir karartı,
Kapkara bir bulut gibi, deniz üzerinden git gide yaklaşan,
Yaklaştıkca netleşen bir karartı...
Ve dehşetle açılan gözler...
Ve sapsarı kesilen yüzler...
Bir ses:
'Dayana bilecekseniz bakın' diyor. Çünkü,
Gökten Ebabiller yağıyor.
Yeryüzünde hiç görülmemiş kuşlar, irili ufaklı, bölük bölük, fırka fırka,
Birbiri ardınca,
Başları vahşi hayvanların başı gibi, gagalarında ve ayaklarında taşlar,
Pişirilmiş çamurdan.
Kanatları benek benek karbeyazı,
O ilahi nurdan, ve alınlarında bir yazı:
EL KAHHAR
Belli ki azap için yaratılmışlar.
işte başlıyor azap...
Ebrehe ile altmışbin kişilik ordusu ve sicim gibi yağan taşlar...
Taşlaşmış yürekleri söküp çıkaran taşlar.
Elli iki gün var,
Kabe yalnız değil, Kabe sahipsiz değil.
Ve haykırıyor Kabe;
Hani nerede ordunuz?
Hani gururlanıyordunuz?
Hani kaçış yurdunuz?
Hem nereye kaçıyorsunuz?
Takip eden Allah, nereye kaçıcaksınız?
Takip eden Allah...
Bu gün fil ordusundan bu azabı tatmayan hiç kimse kalmayacak.
Ebrehe malup, galip olan Allah,
Biliniz ki sonunuz alevli bir ahtır.
intikam alanların en hayırlısı Allah'tır.
Yarabbi;
Bu gün ve bu günden sonra,
Eğer bir Ebrehe ruhu, toplayıp ordusunu, yürürse haremine...
Ne olur Ebabillerini gönderme.
Muhammedi muhabbetle dolu bir tek kalpde duruncaya dek gönderme kuşlarını.
O gün dağlara çekilen halk,
Nasıl korku içinde izlediyse Onları,
Bu gün Ebabiller izlesin bizi,
Ve yeryüzü duysun sesimizi...
Kabe-i Muazzamanın koruyucusu biziz,
Çünkü biz Ümmeti Muhammediz…
Ebabiller uzaklaşırkan Mekke'den
Kabe-i Muazzama Gönüller Sultanı'nı bekkliyor.
Anneler Anne'si Gül'ünü bekliyor...
Tam elli iki gün var…
Dursun Ali Erzincanlı-elli iki gün
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com