bugün
- her sözlük aşkı nefretle başlar8
- evde kalmış 30 yaşında kız13
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- sokakta sürü halinde gezen erkekler4
- müzik haram mıdır7
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı5
- bir bela geliyor5
- hangi ülke de doğmak isterdin11
- sözlükteki zengin yazarlar5
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- halloween2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn2
- saçları sıfıra vurmak2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- amedspor22
- şaban oğlu şaban oğlu şaban filmi3
- cübbeli ahmet hoca3
- anın görüntüsü26
- aponun villası2
- avm tuvaleti4
- 14 mart 20115
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek7
- asgari ücret4
- ermenisiz kafkasya3
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- çare ismail kartal4
- öcalan'ın imralı da yeni yere geçmesi2
- öylesine bir şeyler yaz2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- kedi maması değişikliği2
- pazar günü yapılacak en iyi şey4
- havaların erken kararmaya başlaması3
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- sözlük yazarlarının çayları7
- iddaa bayii nin olmazsa olmazları2
- futbol17
- o paraya mercedes bmw audi var5
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- ibo show orkestrası3
- belediye işçisinin 162 bin tl maaş alması2
- arabam nasıl arkadaşlar4
- süper lig9
- 1 kasım 2026 trabzonspor gaziantep maçı2
- imranlı3
- aşk3
- yaran twitter iletileri3
- eyüpspor3
- gocu aslında influncer8
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
20’li yaşlar, bir insanın hayatının en güzel zamanları gibi anlatılır hep. gençsin, enerjiksin, iş o kadar da önemli değil, zaten yarısına kadar okuldasın, arkadaşların, çevren, sosyal hayatın çok hızlı... belki hala ailenle yaşıyorsun, dolayısıyla masrafların çok daha az, belki hala babandan harçlık alıyorsun ve hala senin için paranın değeri yok... metabolizman daha hızlı, cildin daha parlak, vücudun daha dayanıklı... sonuçta 20’lerindesin ve hayatın daha çok başındasın. o kadar ki 30’larında ya da 40’larında biri hakkında konuşurken “eşek kadar adam” ya da “koskoca kadın” tabirlerini kullanıyorsun.
halbuki göz açıp kapayıncaya kadar geliyor 30’lu yaşlar. önce bir zorlanıyorsun 30 demeye. sonra alışıyorsun. arada çok da uzun zaman yok aslında ama 30’lara geldin mi bambaşka bir insan oluveriyorsun. her şeyin başında sorumlulukların artıyor. işe, paraya, eve, arabaya bakış açın değişiyor. gerçekten yetişkin olmaya 30’larında başlıyorsun çünkü. bundan sonra daha sorumluluk sahibisin. daha klassın, eh biraz da “daha zevklisin” 20’lerindeki gibi eline ne geçerse giymiyorsun artık, bir tarzın var. önüne gelene asılmıyorsun bir ağırlığın var. ve 30’larında olmanın en güzel yanı artık aşkın da senin için farklı bir anlamı var.
30’larında, 20’lerindeki kadar sık aşık olmuyor, çabuk sıkılmıyorsun. artık birine kalbini kaptırmadan önce çok daha bilinçlisin. bir sevgilide ne aradığını çok daha iyi biliyorsun ve artık aradığın bu özellikler sadece fiziksel değil. aşık olacağın kişinin kalbi, karakteri hatta işi bile önemli senin için.
30’larındaki aşkın kuralları da başka zaten. 20’lerindeki gibi seks büyük bir tabu değil, kalp oyunları ise artık mazi. sevgiliyle mükemmel bir gece o bar senin bu bar benim gezip sabaha kadar içmek de değil artık. 30’larında romantik yemeklerin, iyi bir şarabın ve hoş bir sohbetin keyfini daha çok çıkarıyorsun çünkü.
artık para da 20’lerindeki kadar kıt değil cebinde. sevgiline güzel bir hediye almak ya da onunla muhteşem bir tatil yapmak imkansız değil.
her şeyden önce ne istediğini ve daha da önemlisi ne istemediğini çok daha iyi anlamaya başlıyorsun bu yaşlarda. hem de her konuda... 20’li yaşlarda daha kendini bile tanımazken, hayatta karşına çıkacak birçok konuda ne gibi tepkiler vereceğin konusunda fikrin bile yokken bir başka insandan ne beklediğini nereden bilebilirsin ki zaten?! daha da önemlisi daha kendini anlayamazken, başka bir insanı nasıl anlayıp empati kurabilirsin ki?
30’larında başarısız giden her ilişki, uyum konusunun ne kadar önemli olduğunu sana tekrar tekrar hatırlatıyor. bu bir miktar akşam ne yapacağına karar verirken yaşadıklarınla kıyaslanabilir. 20’li yaşlarda akşam ne yapalım diye sorulsa muhtemelen hemen “ne olursa!” diye yapıştırırsın. çünkü nereye gitsen, hangi müziği dinlesen eğlenirsin. 30’lu yaşlara gelip de aynı soruyu duyduğunda ise gideceğin mekanın seni evden çıkartmaya yetecek etkiyi bırakması gerekir. yani öyle her yere gidemezsin artık.. birçok yeri görmüş, yemeğini yemiş müziğini dinlemiş, tarzlarını biliyorsundur. sana uygun olanını da... aslında biliyorsundur ki ideal mekan seni evinden çıkartıp, gittiğinde yine evinde hissettirecek olandır. o aidiyet hissini yaratan yani...
işte 20’li yaşlardaki ilişkilerle 30’lu yaşlardaki ilişkilerin farkı da aynen böyledir.
20’li yaşlarda kim olsa olur... 30’lu yaşlarda ise sana kendini evinde hissettirecek biri şarttır. ve dünyanın en huzurlu ve mutlu yeri her zaman evin olacaktır.
yaş kaç olursa olsun, aşk hiç biter mi?
halbuki göz açıp kapayıncaya kadar geliyor 30’lu yaşlar. önce bir zorlanıyorsun 30 demeye. sonra alışıyorsun. arada çok da uzun zaman yok aslında ama 30’lara geldin mi bambaşka bir insan oluveriyorsun. her şeyin başında sorumlulukların artıyor. işe, paraya, eve, arabaya bakış açın değişiyor. gerçekten yetişkin olmaya 30’larında başlıyorsun çünkü. bundan sonra daha sorumluluk sahibisin. daha klassın, eh biraz da “daha zevklisin” 20’lerindeki gibi eline ne geçerse giymiyorsun artık, bir tarzın var. önüne gelene asılmıyorsun bir ağırlığın var. ve 30’larında olmanın en güzel yanı artık aşkın da senin için farklı bir anlamı var.
30’larında, 20’lerindeki kadar sık aşık olmuyor, çabuk sıkılmıyorsun. artık birine kalbini kaptırmadan önce çok daha bilinçlisin. bir sevgilide ne aradığını çok daha iyi biliyorsun ve artık aradığın bu özellikler sadece fiziksel değil. aşık olacağın kişinin kalbi, karakteri hatta işi bile önemli senin için.
30’larındaki aşkın kuralları da başka zaten. 20’lerindeki gibi seks büyük bir tabu değil, kalp oyunları ise artık mazi. sevgiliyle mükemmel bir gece o bar senin bu bar benim gezip sabaha kadar içmek de değil artık. 30’larında romantik yemeklerin, iyi bir şarabın ve hoş bir sohbetin keyfini daha çok çıkarıyorsun çünkü.
artık para da 20’lerindeki kadar kıt değil cebinde. sevgiline güzel bir hediye almak ya da onunla muhteşem bir tatil yapmak imkansız değil.
her şeyden önce ne istediğini ve daha da önemlisi ne istemediğini çok daha iyi anlamaya başlıyorsun bu yaşlarda. hem de her konuda... 20’li yaşlarda daha kendini bile tanımazken, hayatta karşına çıkacak birçok konuda ne gibi tepkiler vereceğin konusunda fikrin bile yokken bir başka insandan ne beklediğini nereden bilebilirsin ki zaten?! daha da önemlisi daha kendini anlayamazken, başka bir insanı nasıl anlayıp empati kurabilirsin ki?
30’larında başarısız giden her ilişki, uyum konusunun ne kadar önemli olduğunu sana tekrar tekrar hatırlatıyor. bu bir miktar akşam ne yapacağına karar verirken yaşadıklarınla kıyaslanabilir. 20’li yaşlarda akşam ne yapalım diye sorulsa muhtemelen hemen “ne olursa!” diye yapıştırırsın. çünkü nereye gitsen, hangi müziği dinlesen eğlenirsin. 30’lu yaşlara gelip de aynı soruyu duyduğunda ise gideceğin mekanın seni evden çıkartmaya yetecek etkiyi bırakması gerekir. yani öyle her yere gidemezsin artık.. birçok yeri görmüş, yemeğini yemiş müziğini dinlemiş, tarzlarını biliyorsundur. sana uygun olanını da... aslında biliyorsundur ki ideal mekan seni evinden çıkartıp, gittiğinde yine evinde hissettirecek olandır. o aidiyet hissini yaratan yani...
işte 20’li yaşlardaki ilişkilerle 30’lu yaşlardaki ilişkilerin farkı da aynen böyledir.
20’li yaşlarda kim olsa olur... 30’lu yaşlarda ise sana kendini evinde hissettirecek biri şarttır. ve dünyanın en huzurlu ve mutlu yeri her zaman evin olacaktır.
yaş kaç olursa olsun, aşk hiç biter mi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar