bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi16
- fatma betül sayan kaya48
- gocu'ya özgürlük2
- cin filmleri4
- senden benden trilyonları çalanlar2
- türk korku filmi klişeleri3
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- sarımsak6
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- asrın soygunu14
- sabahları nefret edilen şeyler10
- pizza5
- pizza margarita4
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- tarsus ta karpuz yüklü kamyonun devrilmesi2
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı2
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- sözlük gıybeti12
- yeşil parka giyen kız2
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden2
- hangi tatlısınız10
- domates2
- nasıl birisiniz8
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- akp seçmeni16
- anın görüntüsü20
- napıyorsunuz8
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- kavun2
- kız kardeşlerim6
- gunluklerim aylik olmus11
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- arkadaşlar naber ya8
- kesme mantı2
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- üniversiteye gitme nedeni5
- mesajlaşırken btw yazmak9
- ok mesajına cevap veren erkek6
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- yazarların güncel flört listesi7
- tekerlek toplayan cocuk17
Ehl-i bid’a diyorlar ki: “Bu taassub-u dinî bizi geri bıraktı. Bu asırda yaşamak, taassubu bırakmakla olur. Avrupa taassubu bıraktıktan sonra terakki etti.”
Elcevap: Yanlışsınız ve aldanmışsınız! Veya aldatıyorsunuz. Çünkü Avrupa, dinine mutaassıptır.
Hattâ bir âdi Bulgara veya bir nefer-i ingilize veya bir serseri Fransıza, “Sarık sar. Sarmazsan hapse atılacaksın” denilse, taassupları muktezasınca diyecek: “Hapse değil, öldürseniz bile dinime ve milliyetime bu hakareti yapmayacağım.”
Hem tarih şahittir ki, ehl-i islâm ne vakit dinine tam temessük etmişse, o zamana nisbeten terakki etmiş; ne vakit salâbeti terk etmişse, tedennî etmiş. Hıristiyanlık ise bilâkistir. Bu da mühim bir fark-ı esasîden neş’et etmiş.
Hem islâmiyet sair dinlere kıyas edilmez. Bir Müslüman, islâmiyetten çıksa ve dinini terk etse, daha hiçbir peygamberi kabul edemez. Belki Cenâb-ı Hakkı dahi ikrar edemez ve belki hiçbir mukaddes şeyi tanımaz; belki kendinde kemâlâta medar olacak bir vicdan bulunmaz, tefessüh eder. Onun için, islâmiyet nazarında harbî kâfirin hakk-ı hayatı var. Hariçte olsa, musalâha etse; dahilde olsa, cizye verse islâmiyetçe hayatı mahfuzdur.
Fakat mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Çünkü vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyeye bir zehir hükmüne geçer. Halbuki, Hıristiyanın bir dinsizi, yine hayat-ı içtimaiyeye nâfi bir vaziyette kalabilir. Bazı mukaddesâtı kabul eder ve bazı peygamberlere inanabilir ve Cenâb-ı Hakkı bir cihette tasdik edebilir.
Acaba, bu ehl-i bid’a ve doğrusu ehl-i ilhâd, bu dinsizlikte hangi menfaati buluyorlar?
Eğer idare ve âsâyişi düşünüyorlarsa, Allah’ı bilmeyen dinsiz on serserinin idaresi ve şerlerini def etmesi, bin ehl-i diyanetin idaresinden daha müşküldür.
Eğer terakkiyi düşünüyorlarsa, öyle dinsizler idare-i hükûmete muzır oldukları gibi, terakkiye dahi mânidirler; terakki ve ticaretin esası olan emniyet ve âsâyişi kırıyorlar. Doğrusu, onlar meslekçe tahribatçıdırlar. Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyeyi beklesin.
Böyle ahmaklardan mühim bir mevkii işgal eden birisi demiş ki: “Biz Allah Allah diye diye geri kaldık; Avrupa top tüfek diye diye ileri gitti.”
“Cevâbü’l-ahmaki’s-sükût” kaidesince, böylelere karşı cevap sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht âkıller bulunduğundan deriz ki:
Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her günde otuz bin şahit, cenazeleriyle “El-mevtü hakkun” hükmünü imza ediyorlar ve o dâvâya şehadet ediyorlar.
Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şahitleri tekzip edebilir misiniz?
Madem edemiyorsunuz; mevt Allah Allah dedirtir.
Sekeratta Allah Allah yerine hangi topunuz, hangi tüfeğiniz, zulümat-ı ebedîyi o sekerattakinin önünde ışıklandırır, ye’s-i mutlakını ümid-i mutlaka çevirebilir?
Madem ölüm var, kabre girilecek, bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse, bin defa Allah Allah demek lâzım gelir.
Hem Allah yolunda olsa, tüfek de Allah der, top da Allahu ekber diye bağırır, Allah ile iftar eder, imsak eder.
> Risale-i Nur Külliyatı > Mektubat > Yirmi Dokuzuncu Mektup > Yedinci Kısım
Elcevap: Yanlışsınız ve aldanmışsınız! Veya aldatıyorsunuz. Çünkü Avrupa, dinine mutaassıptır.
Hattâ bir âdi Bulgara veya bir nefer-i ingilize veya bir serseri Fransıza, “Sarık sar. Sarmazsan hapse atılacaksın” denilse, taassupları muktezasınca diyecek: “Hapse değil, öldürseniz bile dinime ve milliyetime bu hakareti yapmayacağım.”
Hem tarih şahittir ki, ehl-i islâm ne vakit dinine tam temessük etmişse, o zamana nisbeten terakki etmiş; ne vakit salâbeti terk etmişse, tedennî etmiş. Hıristiyanlık ise bilâkistir. Bu da mühim bir fark-ı esasîden neş’et etmiş.
Hem islâmiyet sair dinlere kıyas edilmez. Bir Müslüman, islâmiyetten çıksa ve dinini terk etse, daha hiçbir peygamberi kabul edemez. Belki Cenâb-ı Hakkı dahi ikrar edemez ve belki hiçbir mukaddes şeyi tanımaz; belki kendinde kemâlâta medar olacak bir vicdan bulunmaz, tefessüh eder. Onun için, islâmiyet nazarında harbî kâfirin hakk-ı hayatı var. Hariçte olsa, musalâha etse; dahilde olsa, cizye verse islâmiyetçe hayatı mahfuzdur.
Fakat mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Çünkü vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyeye bir zehir hükmüne geçer. Halbuki, Hıristiyanın bir dinsizi, yine hayat-ı içtimaiyeye nâfi bir vaziyette kalabilir. Bazı mukaddesâtı kabul eder ve bazı peygamberlere inanabilir ve Cenâb-ı Hakkı bir cihette tasdik edebilir.
Acaba, bu ehl-i bid’a ve doğrusu ehl-i ilhâd, bu dinsizlikte hangi menfaati buluyorlar?
Eğer idare ve âsâyişi düşünüyorlarsa, Allah’ı bilmeyen dinsiz on serserinin idaresi ve şerlerini def etmesi, bin ehl-i diyanetin idaresinden daha müşküldür.
Eğer terakkiyi düşünüyorlarsa, öyle dinsizler idare-i hükûmete muzır oldukları gibi, terakkiye dahi mânidirler; terakki ve ticaretin esası olan emniyet ve âsâyişi kırıyorlar. Doğrusu, onlar meslekçe tahribatçıdırlar. Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyeyi beklesin.
Böyle ahmaklardan mühim bir mevkii işgal eden birisi demiş ki: “Biz Allah Allah diye diye geri kaldık; Avrupa top tüfek diye diye ileri gitti.”
“Cevâbü’l-ahmaki’s-sükût” kaidesince, böylelere karşı cevap sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht âkıller bulunduğundan deriz ki:
Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her günde otuz bin şahit, cenazeleriyle “El-mevtü hakkun” hükmünü imza ediyorlar ve o dâvâya şehadet ediyorlar.
Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şahitleri tekzip edebilir misiniz?
Madem edemiyorsunuz; mevt Allah Allah dedirtir.
Sekeratta Allah Allah yerine hangi topunuz, hangi tüfeğiniz, zulümat-ı ebedîyi o sekerattakinin önünde ışıklandırır, ye’s-i mutlakını ümid-i mutlaka çevirebilir?
Madem ölüm var, kabre girilecek, bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse, bin defa Allah Allah demek lâzım gelir.
Hem Allah yolunda olsa, tüfek de Allah der, top da Allahu ekber diye bağırır, Allah ile iftar eder, imsak eder.
> Risale-i Nur Külliyatı > Mektubat > Yirmi Dokuzuncu Mektup > Yedinci Kısım
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar