bugün
- mikrodalgaya sucuk koymak4
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı14
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması4
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması4
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru5
- gecenin şiiri4
- brad pitt5
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- çaylak olunca hissedilenler4
- mason greenwood5
- yazarların bildiği en kötü küfür4
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi23
- kezoların burada kibirlenmesi2
- tavsiye2
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız4
- artı oy alma yolları3
- fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi hasreti3
- fenerlilerin yine gaza gelmesi2
- yazın yorganla yatan insan2
- moderatörlere sesleniş5
- kalburunuza bastırır mısınız3
- anderson talisca3
- memduh bashgan14
- nihoşun ölümü16
- renault 9 broadway4
- ilginç rüyalar3
- güne bir türkü barcı bırak2
- aylık 440 bin lira iyi para mıdır sorunsalı4
- linux3
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- gammaz çetesi çökertildi11
- tuba büyüküstün7
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- sevmediğiniz iki yazarın kavga etmesi3
- ergenlik dönemi2
- simko39
- insanlar2
- rambo ariel ortega8
- g'i l d'e d l'i l y3
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- seri gizli artı oy veren melek5
- mohamed salah ghaly8
- yastığa sarılarak uyumak2
- asteğmen6
- emret komutanım ahmet başçavuş3
- gram altındaki şiddetli yükseliş3
- ev temizleyen erkek5
- fenerbahçe6
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
Sakın zannetme, tebdil-i memleket delilleri bu On iki Surete münhasırdır.
Belki had ve hesaba gelmez emareler, deliller var ki, şu kararsız mütegayyir memleket zevâlsiz, müstekar bir memlekete tahvil edilecektir.
Hem had ve hesaba gelmez işaretler, alâmetler var ki, bu ahali, şu muvakkat misafirhanelerden alınacak, saltanatın makarr-ı daimîsine gönderilecek.
Bahusus, gel sana On iki Suret kuvvetinden daha kuvvetli bir burhan daha göstereceğim. işte, gel, bak: Şu uzaktaki görünen cemaat-i azîme içinde, evvel adada gördüğümüz büyük nişan sahibi yâver-i ekrem bir tebliğatta bulunuyor.
Gidelim, dinleyelim. Bak, o parlak yâver-i ekrem, bak o yüksekte tâlik edilmiş ferman-ı âzamı ahaliye bildiriyor ve diyor ki: “Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmündedir.
Padişahımızın makarr-ı saltanatına gidip merhametine, ihsanlarına mazhar olacaksınız; eğer güzelce bu fermanı dinleyip itaat etseniz. Yoksa, isyan edip dinlemezseniz, müthiş zindanlara atılacaksınız” gibi tebliğatta bulunuyor.
Sen de görüyorsun ki, o ferman-ı âzamda öyle icazkâr bir turra var ki, hiçbir vech ile kabil-i taklit değil. Senin gibi sersemlerden başka herkes, o ferman padişahın fermanı olduğunu kat’î bilir.
Ve o parlak yâver-i ekremde öyle nişanlar var ki, senin gibi körlerden başka herkes, o zâtı padişahın pek doğru tercüman-ı evâmiri olduğunu yakinen anlar.
Acaba, o yâver-i ekrem, o ferman-ı âzamla beraber, bütün kuvvetiyle dâva edip tebliğ ettikleri şu tebdil-i memleket meselesi, hiç kabil midir ki itiraz kabul etsin? Evet, kabil değil illâ ki, bütün bu gördüğümüz herşeyi inkâr edesin. Şimdi, ey arkadaş, söz senindir, söyle. Ne diyorsan de!
“Ben ne diyeceğim, daha buna karşı birşey denilebilir mi? Gündüz ortasında güneşe karşı söz söylenebilir mi?
Yalnız derim ki: Elhamdülillâh, yüz bin defa şükür olsun ki, vehim ve heva tahakkümünden, nefis ve heves esaretinden kurtulup daimî hapis ve zindandan halâs oldum.
Ve inandım ki, bu karma karışık, kararsız misafirhanelerden başka ve kurb-u şahanede bir diyar-ı saadet vardır; biz de ona namzediz.”
işte, haşir ve âhiretten kinaye ve ibaret olan şu hikâye-i temsiliye burada tamam oldu.
Sözler kitabı / Risale-i nur / 10.söz
Belki had ve hesaba gelmez emareler, deliller var ki, şu kararsız mütegayyir memleket zevâlsiz, müstekar bir memlekete tahvil edilecektir.
Hem had ve hesaba gelmez işaretler, alâmetler var ki, bu ahali, şu muvakkat misafirhanelerden alınacak, saltanatın makarr-ı daimîsine gönderilecek.
Bahusus, gel sana On iki Suret kuvvetinden daha kuvvetli bir burhan daha göstereceğim. işte, gel, bak: Şu uzaktaki görünen cemaat-i azîme içinde, evvel adada gördüğümüz büyük nişan sahibi yâver-i ekrem bir tebliğatta bulunuyor.
Gidelim, dinleyelim. Bak, o parlak yâver-i ekrem, bak o yüksekte tâlik edilmiş ferman-ı âzamı ahaliye bildiriyor ve diyor ki: “Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmündedir.
Padişahımızın makarr-ı saltanatına gidip merhametine, ihsanlarına mazhar olacaksınız; eğer güzelce bu fermanı dinleyip itaat etseniz. Yoksa, isyan edip dinlemezseniz, müthiş zindanlara atılacaksınız” gibi tebliğatta bulunuyor.
Sen de görüyorsun ki, o ferman-ı âzamda öyle icazkâr bir turra var ki, hiçbir vech ile kabil-i taklit değil. Senin gibi sersemlerden başka herkes, o ferman padişahın fermanı olduğunu kat’î bilir.
Ve o parlak yâver-i ekremde öyle nişanlar var ki, senin gibi körlerden başka herkes, o zâtı padişahın pek doğru tercüman-ı evâmiri olduğunu yakinen anlar.
Acaba, o yâver-i ekrem, o ferman-ı âzamla beraber, bütün kuvvetiyle dâva edip tebliğ ettikleri şu tebdil-i memleket meselesi, hiç kabil midir ki itiraz kabul etsin? Evet, kabil değil illâ ki, bütün bu gördüğümüz herşeyi inkâr edesin. Şimdi, ey arkadaş, söz senindir, söyle. Ne diyorsan de!
“Ben ne diyeceğim, daha buna karşı birşey denilebilir mi? Gündüz ortasında güneşe karşı söz söylenebilir mi?
Yalnız derim ki: Elhamdülillâh, yüz bin defa şükür olsun ki, vehim ve heva tahakkümünden, nefis ve heves esaretinden kurtulup daimî hapis ve zindandan halâs oldum.
Ve inandım ki, bu karma karışık, kararsız misafirhanelerden başka ve kurb-u şahanede bir diyar-ı saadet vardır; biz de ona namzediz.”
işte, haşir ve âhiretten kinaye ve ibaret olan şu hikâye-i temsiliye burada tamam oldu.
Sözler kitabı / Risale-i nur / 10.söz
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar