bugün
- iç sıkıntısından intihar etmek10
- m r e r e c t o24
- birader beylerin birader beyler olmaları6
- kontrat fosfor karburator4
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler13
- yazarları gülümseten şeyler6
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı5
- mardin de bir ağanın inşa ettirdiği ilginç köy evi3
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- sarı yeleli aslan trump8
- 60 saat boyunca uyumayan insan4
- iş sıkıntısı olmasa okuyacağınız bölüm4
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı3
- yaz günü bira içmek6
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- hababam sınıfı semra hoca7
- müslim sarı2
- sıradan biri olarak ölmek istememek2
- zallın fake hesabı var mı9
- en son ne yediniz7
- montla sıçmak3
- mor semsiyeli yabanci21
- kıçına tekmeyi basmak2
- anın görüntüsü19
- ya maho ağa feyzo yla anlaşsaydı2
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- kendi kendine konuşmak5
- en gey özelliğiniz13
- olgay'ı pezevenklerin eline vermek3
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- sıradan bir hayatın güzel olmadığının sanılması2
- kalmadı3
- siyah araba4
- klima çarpması2
- gocu26
- özşen madencilik işçilerinin direnişi8
- ben bir hata yaptım4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- chp'nin hali ne olacak49
- ani gelen can sıkıntısı2
- 40 yaşında bekar kadın6
- dinciler4
- eşimi aldattım vicdan azabı çekiyorum4
- kadınlar hakkında net gerçekler4
- dönerci isim önerileri4
- türkiye a milli futbol takımı2
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- ben geldim naneler6
Sakın zannetme, tebdil-i memleket delilleri bu On iki Surete münhasırdır.
Belki had ve hesaba gelmez emareler, deliller var ki, şu kararsız mütegayyir memleket zevâlsiz, müstekar bir memlekete tahvil edilecektir.
Hem had ve hesaba gelmez işaretler, alâmetler var ki, bu ahali, şu muvakkat misafirhanelerden alınacak, saltanatın makarr-ı daimîsine gönderilecek.
Bahusus, gel sana On iki Suret kuvvetinden daha kuvvetli bir burhan daha göstereceğim. işte, gel, bak: Şu uzaktaki görünen cemaat-i azîme içinde, evvel adada gördüğümüz büyük nişan sahibi yâver-i ekrem bir tebliğatta bulunuyor.
Gidelim, dinleyelim. Bak, o parlak yâver-i ekrem, bak o yüksekte tâlik edilmiş ferman-ı âzamı ahaliye bildiriyor ve diyor ki: “Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmündedir.
Padişahımızın makarr-ı saltanatına gidip merhametine, ihsanlarına mazhar olacaksınız; eğer güzelce bu fermanı dinleyip itaat etseniz. Yoksa, isyan edip dinlemezseniz, müthiş zindanlara atılacaksınız” gibi tebliğatta bulunuyor.
Sen de görüyorsun ki, o ferman-ı âzamda öyle icazkâr bir turra var ki, hiçbir vech ile kabil-i taklit değil. Senin gibi sersemlerden başka herkes, o ferman padişahın fermanı olduğunu kat’î bilir.
Ve o parlak yâver-i ekremde öyle nişanlar var ki, senin gibi körlerden başka herkes, o zâtı padişahın pek doğru tercüman-ı evâmiri olduğunu yakinen anlar.
Acaba, o yâver-i ekrem, o ferman-ı âzamla beraber, bütün kuvvetiyle dâva edip tebliğ ettikleri şu tebdil-i memleket meselesi, hiç kabil midir ki itiraz kabul etsin? Evet, kabil değil illâ ki, bütün bu gördüğümüz herşeyi inkâr edesin. Şimdi, ey arkadaş, söz senindir, söyle. Ne diyorsan de!
“Ben ne diyeceğim, daha buna karşı birşey denilebilir mi? Gündüz ortasında güneşe karşı söz söylenebilir mi?
Yalnız derim ki: Elhamdülillâh, yüz bin defa şükür olsun ki, vehim ve heva tahakkümünden, nefis ve heves esaretinden kurtulup daimî hapis ve zindandan halâs oldum.
Ve inandım ki, bu karma karışık, kararsız misafirhanelerden başka ve kurb-u şahanede bir diyar-ı saadet vardır; biz de ona namzediz.”
işte, haşir ve âhiretten kinaye ve ibaret olan şu hikâye-i temsiliye burada tamam oldu.
Sözler kitabı / Risale-i nur / 10.söz
Belki had ve hesaba gelmez emareler, deliller var ki, şu kararsız mütegayyir memleket zevâlsiz, müstekar bir memlekete tahvil edilecektir.
Hem had ve hesaba gelmez işaretler, alâmetler var ki, bu ahali, şu muvakkat misafirhanelerden alınacak, saltanatın makarr-ı daimîsine gönderilecek.
Bahusus, gel sana On iki Suret kuvvetinden daha kuvvetli bir burhan daha göstereceğim. işte, gel, bak: Şu uzaktaki görünen cemaat-i azîme içinde, evvel adada gördüğümüz büyük nişan sahibi yâver-i ekrem bir tebliğatta bulunuyor.
Gidelim, dinleyelim. Bak, o parlak yâver-i ekrem, bak o yüksekte tâlik edilmiş ferman-ı âzamı ahaliye bildiriyor ve diyor ki: “Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmündedir.
Padişahımızın makarr-ı saltanatına gidip merhametine, ihsanlarına mazhar olacaksınız; eğer güzelce bu fermanı dinleyip itaat etseniz. Yoksa, isyan edip dinlemezseniz, müthiş zindanlara atılacaksınız” gibi tebliğatta bulunuyor.
Sen de görüyorsun ki, o ferman-ı âzamda öyle icazkâr bir turra var ki, hiçbir vech ile kabil-i taklit değil. Senin gibi sersemlerden başka herkes, o ferman padişahın fermanı olduğunu kat’î bilir.
Ve o parlak yâver-i ekremde öyle nişanlar var ki, senin gibi körlerden başka herkes, o zâtı padişahın pek doğru tercüman-ı evâmiri olduğunu yakinen anlar.
Acaba, o yâver-i ekrem, o ferman-ı âzamla beraber, bütün kuvvetiyle dâva edip tebliğ ettikleri şu tebdil-i memleket meselesi, hiç kabil midir ki itiraz kabul etsin? Evet, kabil değil illâ ki, bütün bu gördüğümüz herşeyi inkâr edesin. Şimdi, ey arkadaş, söz senindir, söyle. Ne diyorsan de!
“Ben ne diyeceğim, daha buna karşı birşey denilebilir mi? Gündüz ortasında güneşe karşı söz söylenebilir mi?
Yalnız derim ki: Elhamdülillâh, yüz bin defa şükür olsun ki, vehim ve heva tahakkümünden, nefis ve heves esaretinden kurtulup daimî hapis ve zindandan halâs oldum.
Ve inandım ki, bu karma karışık, kararsız misafirhanelerden başka ve kurb-u şahanede bir diyar-ı saadet vardır; biz de ona namzediz.”
işte, haşir ve âhiretten kinaye ve ibaret olan şu hikâye-i temsiliye burada tamam oldu.
Sözler kitabı / Risale-i nur / 10.söz
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar