bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü39
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması9
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor6
- kadının en öpülesi yeri8
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi45
- görünmez savaş uçağı5
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- kuran da namazın olmaması11
- claudian clouds6
- sevgili6
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek9
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- ak troller3
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek2
- güllü muhallebi5
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- gocu kaç gün çaylak oldu sorunsalı2
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- fiziği güzel sözlük kızları52
- en iyi antidepresan4
- koç burcu insanları7
- özel uçak alacaklara tavsiyeler7
- sabahın köründe işe giden ezik13
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler3
- yahudi kıyafetleri3
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı3
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler3
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- tayyip istifa7
- erkeklerin sadece cinsel obje olarak görülmesi2
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- kadın şoför5
- gül lokumu2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- ellerim bos gonlum hos8
- yay burcu4
- tel avive atom bombası atmak8
- kalp krizi3
- aşerei mubeşşere4
- my name is buck4
- birini unutmak7
- ayrı mutfakların insanları9
- parka giyince kendini deniz gezmiş sanan tip2
karanlık bir yoldu. zifiri bir karanlık. dapdar, upuzun, dikenli tellerle, sert duvarlarla çevrili. yılanlar vardı irili ufaklı. kara ağaçlar vardı yaprakları dökülmüş. sahte yüzler vardı, maskeli. katran gibi yapış yapış, kapkara çamurlar vardı bastığım yerlerde. bir de cam kırıkları, her bastığımda ayak tabanlarım gibi ruhumu da paramparça eden. açtı ruhum sevgiye. susuzluktan çatlamıştı dudaklarım. deli gibi üşüyordu tüm bedenim. hem cehennem sıcağını, hem kutup soğuğunu yaşıyordum tek bir bedende. kör karanlıkta yolumu bulmak için uzattığım kollarım dikenli tellere çarpıyordu. kanatıyordu yüreğimi. sahte ışıklar yüzünden böyle olmuştu. ışık sandığım bir sürü aldatmaca, bir sürü yalan sevda. ve ben sırf söz verdiğim için, onlara sadık kaldığım için seni geç farkettim belki de. ya da sen, ben tam 'olmadı, olmayacak' derken tünelin ucundaki o ışık oldun. seni farkettiğim an, o ufacık ışığını fark ettiğim an kamaştı gözlerim. o kadar muhtaçtım ki varlığına, koşarak geldim yanına. ben geldikçe ışık büyüdü. ışık büyüdükçe kayboldu yılanlar, cam kırıkları, dikenli teller. yüreğime açılan bütün gedikler kapandı. geleceğim gözlerimin önünde şekillendi sanki. bundan elli yıl sonrasını gördüm. bundan elli yıl sonra seni yanımda gördüm.
aslında bunların hepsini biliyorsun. ben söylesem de söylemesem de biliyorsun işte. kendim inanamazken böyle bir şeyin olacağına bana bu cesareti verdin. ben 'acaba?' derken sen tuttun elimden.
şimdi bu entryi yazdığım saati görünce kızacaksın yine bana biliyorum. 'yine uyumamışsın, alacağın olsun!' diye içerleneceksin. ama elimde değil. olmuyor. ben uyumak istesem de ruhum, tüm hücrelerim öyle bir seviyorlar, öyle bir özlüyorlar ki seni, gözlerimi kapasam da kalbimin deli çırpınışlarını duyuyorum. ateşimin yükseldiğini, uyurken bile yüzüme o aşıklara özgü şapşal ifadenin oturduğunu çok iyi biliyorum. sen yine de kızma bana. her gece olduğu gibi bu gece de senin için bir şeyler karalamak geldi içimden. ama bu sefer kağıda değil, buraya döktüm içimdekileri. herkes duysun istiyorum ne yaşadığımı, ne kadar mutlu olduğumu...
söyleyecek çok şey var, ama hiçbir şey anlatamıyorum sanırım. kelimeler bu kadar mı aciz kalır. ben ki duygularını, düşüncelerini kimsenin olamayacağı kadar net anlatabilen bir insanken seni anlatırken yetersiz kalıyorum her seferinde.
bu kadar az ve bu kadar çok şeyden sonra sana söyleyebileceğim bir tek şey var aslında:
seni çok seviyorum, hepsi bu.
aslında bunların hepsini biliyorsun. ben söylesem de söylemesem de biliyorsun işte. kendim inanamazken böyle bir şeyin olacağına bana bu cesareti verdin. ben 'acaba?' derken sen tuttun elimden.
şimdi bu entryi yazdığım saati görünce kızacaksın yine bana biliyorum. 'yine uyumamışsın, alacağın olsun!' diye içerleneceksin. ama elimde değil. olmuyor. ben uyumak istesem de ruhum, tüm hücrelerim öyle bir seviyorlar, öyle bir özlüyorlar ki seni, gözlerimi kapasam da kalbimin deli çırpınışlarını duyuyorum. ateşimin yükseldiğini, uyurken bile yüzüme o aşıklara özgü şapşal ifadenin oturduğunu çok iyi biliyorum. sen yine de kızma bana. her gece olduğu gibi bu gece de senin için bir şeyler karalamak geldi içimden. ama bu sefer kağıda değil, buraya döktüm içimdekileri. herkes duysun istiyorum ne yaşadığımı, ne kadar mutlu olduğumu...
söyleyecek çok şey var, ama hiçbir şey anlatamıyorum sanırım. kelimeler bu kadar mı aciz kalır. ben ki duygularını, düşüncelerini kimsenin olamayacağı kadar net anlatabilen bir insanken seni anlatırken yetersiz kalıyorum her seferinde.
bu kadar az ve bu kadar çok şeyden sonra sana söyleyebileceğim bir tek şey var aslında:
seni çok seviyorum, hepsi bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar