bugün
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum13
- üstteki yazar ne yapıyor4
- 30 lu yaşlar6
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı6
- güne iyi başlatan şeyler3
- sevgili yazarlar biz burada ne yapıyoruz amk4
- şirinevler8
- üşenirken yapılan saçmalıklar5
- normal sözlükten uluya gelmek4
- flört edinmek7
- metrobüste yer bulmak4
- egay sucukcu4
- biraderleri üst üste koymak7
- aşık yorguni10
- sözlükte altın günü yapmak3
- kızartma yağından sabun yapmak8
- eşek sucuğu14
- kimseyi memnun edememek13
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- ayakların geriye gitmesi4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- insanın bu hayattaki amacı17
- yabani olmakla cool olmayı karıştıran tip4
- enayimiknatisii9
- devlet bahçeli7
- saxo bank'tan altın yükseliş yorumu5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın8
- maldivler3
- kargo beklemek3
- var bunda bir karın ağrısı3
- tartıştığı sürücüye iftira atan kadın2
- dost katılım bankası2
- 54 ilde tetikçi övücü paylaşımlara operasyon2
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi10
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
- fenerbahçe'nin kemalistlerin takımı olması5
- ilk buluşmada öpen kız4
- hatay arap şehridir5
- gül kokusu3
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi7
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- yor yolgunu2
- 17 haziran 2026 avusturya ürdün maçı3
- işi gücü borsa siyaset olan insan2
- ingiltere hırvatistan maçı saat 23 te trt 1 de2
- aint your mama3
- doktor yalakası tipler2
- akademisyen egosu6
- 17 haziran 2026 arjantin cezayir maçı3
karanlık bir yoldu. zifiri bir karanlık. dapdar, upuzun, dikenli tellerle, sert duvarlarla çevrili. yılanlar vardı irili ufaklı. kara ağaçlar vardı yaprakları dökülmüş. sahte yüzler vardı, maskeli. katran gibi yapış yapış, kapkara çamurlar vardı bastığım yerlerde. bir de cam kırıkları, her bastığımda ayak tabanlarım gibi ruhumu da paramparça eden. açtı ruhum sevgiye. susuzluktan çatlamıştı dudaklarım. deli gibi üşüyordu tüm bedenim. hem cehennem sıcağını, hem kutup soğuğunu yaşıyordum tek bir bedende. kör karanlıkta yolumu bulmak için uzattığım kollarım dikenli tellere çarpıyordu. kanatıyordu yüreğimi. sahte ışıklar yüzünden böyle olmuştu. ışık sandığım bir sürü aldatmaca, bir sürü yalan sevda. ve ben sırf söz verdiğim için, onlara sadık kaldığım için seni geç farkettim belki de. ya da sen, ben tam 'olmadı, olmayacak' derken tünelin ucundaki o ışık oldun. seni farkettiğim an, o ufacık ışığını fark ettiğim an kamaştı gözlerim. o kadar muhtaçtım ki varlığına, koşarak geldim yanına. ben geldikçe ışık büyüdü. ışık büyüdükçe kayboldu yılanlar, cam kırıkları, dikenli teller. yüreğime açılan bütün gedikler kapandı. geleceğim gözlerimin önünde şekillendi sanki. bundan elli yıl sonrasını gördüm. bundan elli yıl sonra seni yanımda gördüm.
aslında bunların hepsini biliyorsun. ben söylesem de söylemesem de biliyorsun işte. kendim inanamazken böyle bir şeyin olacağına bana bu cesareti verdin. ben 'acaba?' derken sen tuttun elimden.
şimdi bu entryi yazdığım saati görünce kızacaksın yine bana biliyorum. 'yine uyumamışsın, alacağın olsun!' diye içerleneceksin. ama elimde değil. olmuyor. ben uyumak istesem de ruhum, tüm hücrelerim öyle bir seviyorlar, öyle bir özlüyorlar ki seni, gözlerimi kapasam da kalbimin deli çırpınışlarını duyuyorum. ateşimin yükseldiğini, uyurken bile yüzüme o aşıklara özgü şapşal ifadenin oturduğunu çok iyi biliyorum. sen yine de kızma bana. her gece olduğu gibi bu gece de senin için bir şeyler karalamak geldi içimden. ama bu sefer kağıda değil, buraya döktüm içimdekileri. herkes duysun istiyorum ne yaşadığımı, ne kadar mutlu olduğumu...
söyleyecek çok şey var, ama hiçbir şey anlatamıyorum sanırım. kelimeler bu kadar mı aciz kalır. ben ki duygularını, düşüncelerini kimsenin olamayacağı kadar net anlatabilen bir insanken seni anlatırken yetersiz kalıyorum her seferinde.
bu kadar az ve bu kadar çok şeyden sonra sana söyleyebileceğim bir tek şey var aslında:
seni çok seviyorum, hepsi bu.
aslında bunların hepsini biliyorsun. ben söylesem de söylemesem de biliyorsun işte. kendim inanamazken böyle bir şeyin olacağına bana bu cesareti verdin. ben 'acaba?' derken sen tuttun elimden.
şimdi bu entryi yazdığım saati görünce kızacaksın yine bana biliyorum. 'yine uyumamışsın, alacağın olsun!' diye içerleneceksin. ama elimde değil. olmuyor. ben uyumak istesem de ruhum, tüm hücrelerim öyle bir seviyorlar, öyle bir özlüyorlar ki seni, gözlerimi kapasam da kalbimin deli çırpınışlarını duyuyorum. ateşimin yükseldiğini, uyurken bile yüzüme o aşıklara özgü şapşal ifadenin oturduğunu çok iyi biliyorum. sen yine de kızma bana. her gece olduğu gibi bu gece de senin için bir şeyler karalamak geldi içimden. ama bu sefer kağıda değil, buraya döktüm içimdekileri. herkes duysun istiyorum ne yaşadığımı, ne kadar mutlu olduğumu...
söyleyecek çok şey var, ama hiçbir şey anlatamıyorum sanırım. kelimeler bu kadar mı aciz kalır. ben ki duygularını, düşüncelerini kimsenin olamayacağı kadar net anlatabilen bir insanken seni anlatırken yetersiz kalıyorum her seferinde.
bu kadar az ve bu kadar çok şeyden sonra sana söyleyebileceğim bir tek şey var aslında:
seni çok seviyorum, hepsi bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar