bugün
- islam düşmanlarına bir soru8
- mehdiye inanıyor musunuz8
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi4
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- johnny sinsin mutfağına konuk olmak3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- yeni parti51
- uzun burunlu ince dudaklı kadın çekiciliği2
- kanlı gözlerle aynaya bakmak3
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı5
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- borsa 10 000 lere gidebilir mi3
- mobile legends2
- içeri gidip tv izleyecek olmam2
- tbmm de yaşanan cinsel istismar skandalı2
- cennetten düşerken canın yandı mı4
- özgür özel den yeni parti bağış kampanyası2
- forlove19 sorunsalı4
- manifest grubu vs tarkan16
- ahmet davutoğlu2
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak10
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak8
- masterchef şampiyonu eren kaşıkçı'nın ölümü2
- balerion4
- sözlük kızlarının kekleri11
- am ile pm yi karıştırmak5
- eren kaşıkçı3
- çorumda konser için müzik grubu öner7
- drone a ötv getirmek2
- huzur7
- eve girildiğinde ilk yapılan şeyler5
- the odyssey6
- hikayeyi devam ettir54
- tayyip'e oy vermeyenlerin mal mı olması3
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- kız düşürme teknikleri3
- yine çok fena burnum kanadı5
- aylık 403 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor11
- korkusuz korkak4
- opera tarayıcıya reklamsız vpnli gizli sörf yapmak3
- gocu8
- trump başkanlığı dahada zenginleşmek için mi3
- kale3112 nickli sözlük yazarı2
- renault modus2
- kıyafet alışverişi6
- bana onu sormayin5
- nissan skyline r342
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
2017 yapımı bir semih kaplanoğlu filmi. Çekimleri yaklaşık 5 yıl süren film çok farklı coğrafya ve çok farklı iklimlerde çekiliyor haliyle bu kopukluğu önleyip tüm mekan farklılıklarını ortadan kaldırmak ve bütünlüğü sağlamak amacıyla siyah-beyaz olarak kurgulanmış. Görüntü yönetmeni muazzam şüphesiz fakat Kaplanoğlu her ne kadar sadece selamladım dese de ciddi tarkovsky etkisi var. Göze çarpan birkaç benzer sahneye daha sonra başka bir entry’de değinirim o çok ayrı bir konu. (şurada konuşuldu)
Film boyunca erol erin(jean marc barr) karakterinin değişimini izliyoruz. Yolculuğun başladığı andan itibaren bolca tasavvufi atıf var. Kehf suresi’nde geçen musa ve hızır kıssasından esinlenerek bir arayış hikayesi ortaya konmuş. Hatta “buğday mı, nefes(himmet) mi?” Olayı da hacı bektaşı veli ve yunus emre arasındaki hikayeden geliyor. Biliyorsunuz yunus emre de başta buğday demişti. Oysa sonra anlamıştı ki buğday dünyada görünen maddesel bir hal ve nefes olmadan o buğdaya da ulaşmak namümkün. ezcümle kahramanımızın buğday için yola çıktığı o maddesel arayış, sonunda ruhani bir boyuta dönüşüyor. aslında tam bu noktada filmin bir güzel yanı da izleyeni okumaya ve araştırmaya itmesi. şayet film metaforlardan bihaber okunduğunda çok havada kalıyor.
Filmde iki bilim adamı görüyoruz. Biri inançtan bağımsız elindeki bilgi ve teknolojinin yapabilecekleriyle doğanın kontrol altına alınabileceğini düşünüyor, diğeriyse tüm bunları terk etmiş ve başka boyutta bir arayışa geçmiş. Oysa Tarkovsky’nin de hep söylediği bir şey vardı; inanç ve bilim birbirinden çok farklı şeyler değil.
Kaplanoğlu filme distopya denmesine de karşı. Zira filmin verdiği mesajdan da anlayacağınız gibi yaşamın olduğu yerde her zaman umut vardır. Hatırlayın tarkovsky de bir sanat eserinin umutsuzluk üzerine kurulamayacağını söylerdi. Özellikle stalker için gelen eleştirilere umutsuzluk anları içerse bile bir yıkım hikayesi aynı zamanda izleyicide bir umut hissi bırakır diyordu.
görsel
Velhasıl sen gel koskoca bilimin arayıp da bulamadığı şeyi minicik karınca bulsun. Sonunda çizilen o karınca yuvası planını vaktiyle aramıştım fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım. kendisi de yörük bir nineden dinlediğini ve anlatırken oracıkta çizdiği planı alıp aynen filme taşıdığını söylüyordu. Fark ettiyseniz karıncaların her buğdayı taşımayışının da bir nedeni var. Her neyse film üstüne konuşulacak çok şey var da yeter yav yorulduk.
Film boyunca erol erin(jean marc barr) karakterinin değişimini izliyoruz. Yolculuğun başladığı andan itibaren bolca tasavvufi atıf var. Kehf suresi’nde geçen musa ve hızır kıssasından esinlenerek bir arayış hikayesi ortaya konmuş. Hatta “buğday mı, nefes(himmet) mi?” Olayı da hacı bektaşı veli ve yunus emre arasındaki hikayeden geliyor. Biliyorsunuz yunus emre de başta buğday demişti. Oysa sonra anlamıştı ki buğday dünyada görünen maddesel bir hal ve nefes olmadan o buğdaya da ulaşmak namümkün. ezcümle kahramanımızın buğday için yola çıktığı o maddesel arayış, sonunda ruhani bir boyuta dönüşüyor. aslında tam bu noktada filmin bir güzel yanı da izleyeni okumaya ve araştırmaya itmesi. şayet film metaforlardan bihaber okunduğunda çok havada kalıyor.
Filmde iki bilim adamı görüyoruz. Biri inançtan bağımsız elindeki bilgi ve teknolojinin yapabilecekleriyle doğanın kontrol altına alınabileceğini düşünüyor, diğeriyse tüm bunları terk etmiş ve başka boyutta bir arayışa geçmiş. Oysa Tarkovsky’nin de hep söylediği bir şey vardı; inanç ve bilim birbirinden çok farklı şeyler değil.
Kaplanoğlu filme distopya denmesine de karşı. Zira filmin verdiği mesajdan da anlayacağınız gibi yaşamın olduğu yerde her zaman umut vardır. Hatırlayın tarkovsky de bir sanat eserinin umutsuzluk üzerine kurulamayacağını söylerdi. Özellikle stalker için gelen eleştirilere umutsuzluk anları içerse bile bir yıkım hikayesi aynı zamanda izleyicide bir umut hissi bırakır diyordu.
görsel
Velhasıl sen gel koskoca bilimin arayıp da bulamadığı şeyi minicik karınca bulsun. Sonunda çizilen o karınca yuvası planını vaktiyle aramıştım fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım. kendisi de yörük bir nineden dinlediğini ve anlatırken oracıkta çizdiği planı alıp aynen filme taşıdığını söylüyordu. Fark ettiyseniz karıncaların her buğdayı taşımayışının da bir nedeni var. Her neyse film üstüne konuşulacak çok şey var da yeter yav yorulduk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar