bugün
- m r e r e c t o10
- larisalisa8
- uludağ sözlük discord grubu5
- cayır cayır yanan kız11
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- timsah4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- satranç haram yasaklansın17
- afganistan islam emirliği2
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- dul kalmak4
- suca suruklenen cocuk6
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak3
- en klas salgı3
- güzel bir kadını terk etmek3
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- gir içime hünharca12
- bankamatiğin para beğenmemesi2
- park sorunu6
- yazın terli memeleri öpmek3
- anın görüntüsü21
- iki parmakla sümkürme3
- chp de grup krizi kürsü kavgası3
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- amerika birleşik devletleri4
- mithat paşa2
- asidik bir cehennem3
- mihri belli2
- dogukan xd'yi bı güzel yumruklamak2
- onlyfans4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- file çorap giyen bir kıza aşık olmak4
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- ilk buluşmada yanaklarını trompetçi gibi şişirmek2
- kemal kılıçdaroğlu21
- muşlettin amca2
- başbirader2
- müzik haramdır5
- tampon takan erkek2
- cinsel niyetleri komik duruma düşürmek2
- türkiye17
- wagyu beef yiyince gelen entelektüellik hissi4
- saraca2
- faik öztrak5
- cahil halk bilimi2
- dövüş ustası olmanın silaha karşı işe yaramaması2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- kemal kılıçdaroğlu'nun chp grup toplantısı2
2017 yapımı bir semih kaplanoğlu filmi. Çekimleri yaklaşık 5 yıl süren film çok farklı coğrafya ve çok farklı iklimlerde çekiliyor haliyle bu kopukluğu önleyip tüm mekan farklılıklarını ortadan kaldırmak ve bütünlüğü sağlamak amacıyla siyah-beyaz olarak kurgulanmış. Görüntü yönetmeni muazzam şüphesiz fakat Kaplanoğlu her ne kadar sadece selamladım dese de ciddi tarkovsky etkisi var. Göze çarpan birkaç benzer sahneye daha sonra başka bir entry’de değinirim o çok ayrı bir konu. (şurada konuşuldu)
Film boyunca erol erin(jean marc barr) karakterinin değişimini izliyoruz. Yolculuğun başladığı andan itibaren bolca tasavvufi atıf var. Kehf suresi’nde geçen musa ve hızır kıssasından esinlenerek bir arayış hikayesi ortaya konmuş. Hatta “buğday mı, nefes(himmet) mi?” Olayı da hacı bektaşı veli ve yunus emre arasındaki hikayeden geliyor. Biliyorsunuz yunus emre de başta buğday demişti. Oysa sonra anlamıştı ki buğday dünyada görünen maddesel bir hal ve nefes olmadan o buğdaya da ulaşmak namümkün. ezcümle kahramanımızın buğday için yola çıktığı o maddesel arayış, sonunda ruhani bir boyuta dönüşüyor. aslında tam bu noktada filmin bir güzel yanı da izleyeni okumaya ve araştırmaya itmesi. şayet film metaforlardan bihaber okunduğunda çok havada kalıyor.
Filmde iki bilim adamı görüyoruz. Biri inançtan bağımsız elindeki bilgi ve teknolojinin yapabilecekleriyle doğanın kontrol altına alınabileceğini düşünüyor, diğeriyse tüm bunları terk etmiş ve başka boyutta bir arayışa geçmiş. Oysa Tarkovsky’nin de hep söylediği bir şey vardı; inanç ve bilim birbirinden çok farklı şeyler değil.
Kaplanoğlu filme distopya denmesine de karşı. Zira filmin verdiği mesajdan da anlayacağınız gibi yaşamın olduğu yerde her zaman umut vardır. Hatırlayın tarkovsky de bir sanat eserinin umutsuzluk üzerine kurulamayacağını söylerdi. Özellikle stalker için gelen eleştirilere umutsuzluk anları içerse bile bir yıkım hikayesi aynı zamanda izleyicide bir umut hissi bırakır diyordu.
görsel
Velhasıl sen gel koskoca bilimin arayıp da bulamadığı şeyi minicik karınca bulsun. Sonunda çizilen o karınca yuvası planını vaktiyle aramıştım fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım. kendisi de yörük bir nineden dinlediğini ve anlatırken oracıkta çizdiği planı alıp aynen filme taşıdığını söylüyordu. Fark ettiyseniz karıncaların her buğdayı taşımayışının da bir nedeni var. Her neyse film üstüne konuşulacak çok şey var da yeter yav yorulduk.
Film boyunca erol erin(jean marc barr) karakterinin değişimini izliyoruz. Yolculuğun başladığı andan itibaren bolca tasavvufi atıf var. Kehf suresi’nde geçen musa ve hızır kıssasından esinlenerek bir arayış hikayesi ortaya konmuş. Hatta “buğday mı, nefes(himmet) mi?” Olayı da hacı bektaşı veli ve yunus emre arasındaki hikayeden geliyor. Biliyorsunuz yunus emre de başta buğday demişti. Oysa sonra anlamıştı ki buğday dünyada görünen maddesel bir hal ve nefes olmadan o buğdaya da ulaşmak namümkün. ezcümle kahramanımızın buğday için yola çıktığı o maddesel arayış, sonunda ruhani bir boyuta dönüşüyor. aslında tam bu noktada filmin bir güzel yanı da izleyeni okumaya ve araştırmaya itmesi. şayet film metaforlardan bihaber okunduğunda çok havada kalıyor.
Filmde iki bilim adamı görüyoruz. Biri inançtan bağımsız elindeki bilgi ve teknolojinin yapabilecekleriyle doğanın kontrol altına alınabileceğini düşünüyor, diğeriyse tüm bunları terk etmiş ve başka boyutta bir arayışa geçmiş. Oysa Tarkovsky’nin de hep söylediği bir şey vardı; inanç ve bilim birbirinden çok farklı şeyler değil.
Kaplanoğlu filme distopya denmesine de karşı. Zira filmin verdiği mesajdan da anlayacağınız gibi yaşamın olduğu yerde her zaman umut vardır. Hatırlayın tarkovsky de bir sanat eserinin umutsuzluk üzerine kurulamayacağını söylerdi. Özellikle stalker için gelen eleştirilere umutsuzluk anları içerse bile bir yıkım hikayesi aynı zamanda izleyicide bir umut hissi bırakır diyordu.
görsel
Velhasıl sen gel koskoca bilimin arayıp da bulamadığı şeyi minicik karınca bulsun. Sonunda çizilen o karınca yuvası planını vaktiyle aramıştım fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım. kendisi de yörük bir nineden dinlediğini ve anlatırken oracıkta çizdiği planı alıp aynen filme taşıdığını söylüyordu. Fark ettiyseniz karıncaların her buğdayı taşımayışının da bir nedeni var. Her neyse film üstüne konuşulacak çok şey var da yeter yav yorulduk.
güncel Önemli Başlıklar
