bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü24
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi41
- ara sıra kadın gibi hissetmek12
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- izmir'in akp'ye geçmesi18
- ağzı mantarlı ayak fetişisti6
- koç burcu insanları5
- kuran da namazın olmaması8
- tel avive atom bombası atmak8
- ellerim bos gonlum hos8
- sabahın köründe işe giden ezik11
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak8
- tayyip istifa5
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- yapay zeka moderatörü3
- yay burcu3
- kasap köfte4
- vakıflar'ın saraçhane'ye devir başvurusu2
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri9
- crystal lake3
- tut şunun ucunu döşeyelim abi5
- akrep burcu3
- otobüs durağında ayak tırnaklarını kesen adam2
- ayrı mutfakların insanları9
- koltuğuma kılıçdaroğlu oturdu napmalıyım4
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması10
- balık burcu insanları3
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker7
- sözlük yazarlarının inanılmaz kombinleri4
- başak burcu insanları3
- bahçeli'nin ermeni olduğu iddiası3
- başak burcu2
- sözlükteki aktroller8
- sarma9
- yengeç burcu2
- recep tayyip erdoğan31
- ingiliz erkekleri5
- vişneli sarma8
- turşu suyu içen bayan6
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek8
- gece gece bağırsakla ip atlayan salatalık görmek5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı21
- en çok istediğinizi dileseydiniz ne olurdu2
- gece gece nervioyu düşünüp efkarlanmak4
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- her şeyi akılla sorguya çekmek2
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- sözlük yazarlarının ruh hali15
- ay diyen erkek5
2017 yapımı bir semih kaplanoğlu filmi. Çekimleri yaklaşık 5 yıl süren film çok farklı coğrafya ve çok farklı iklimlerde çekiliyor haliyle bu kopukluğu önleyip tüm mekan farklılıklarını ortadan kaldırmak ve bütünlüğü sağlamak amacıyla siyah-beyaz olarak kurgulanmış. Görüntü yönetmeni muazzam şüphesiz fakat Kaplanoğlu her ne kadar sadece selamladım dese de ciddi tarkovsky etkisi var. Göze çarpan birkaç benzer sahneye daha sonra başka bir entry’de değinirim o çok ayrı bir konu. (şurada konuşuldu)
Film boyunca erol erin(jean marc barr) karakterinin değişimini izliyoruz. Yolculuğun başladığı andan itibaren bolca tasavvufi atıf var. Kehf suresi’nde geçen musa ve hızır kıssasından esinlenerek bir arayış hikayesi ortaya konmuş. Hatta “buğday mı, nefes(himmet) mi?” Olayı da hacı bektaşı veli ve yunus emre arasındaki hikayeden geliyor. Biliyorsunuz yunus emre de başta buğday demişti. Oysa sonra anlamıştı ki buğday dünyada görünen maddesel bir hal ve nefes olmadan o buğdaya da ulaşmak namümkün. ezcümle kahramanımızın buğday için yola çıktığı o maddesel arayış, sonunda ruhani bir boyuta dönüşüyor. aslında tam bu noktada filmin bir güzel yanı da izleyeni okumaya ve araştırmaya itmesi. şayet film metaforlardan bihaber okunduğunda çok havada kalıyor.
Filmde iki bilim adamı görüyoruz. Biri inançtan bağımsız elindeki bilgi ve teknolojinin yapabilecekleriyle doğanın kontrol altına alınabileceğini düşünüyor, diğeriyse tüm bunları terk etmiş ve başka boyutta bir arayışa geçmiş. Oysa Tarkovsky’nin de hep söylediği bir şey vardı; inanç ve bilim birbirinden çok farklı şeyler değil.
Kaplanoğlu filme distopya denmesine de karşı. Zira filmin verdiği mesajdan da anlayacağınız gibi yaşamın olduğu yerde her zaman umut vardır. Hatırlayın tarkovsky de bir sanat eserinin umutsuzluk üzerine kurulamayacağını söylerdi. Özellikle stalker için gelen eleştirilere umutsuzluk anları içerse bile bir yıkım hikayesi aynı zamanda izleyicide bir umut hissi bırakır diyordu.
görsel
Velhasıl sen gel koskoca bilimin arayıp da bulamadığı şeyi minicik karınca bulsun. Sonunda çizilen o karınca yuvası planını vaktiyle aramıştım fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım. kendisi de yörük bir nineden dinlediğini ve anlatırken oracıkta çizdiği planı alıp aynen filme taşıdığını söylüyordu. Fark ettiyseniz karıncaların her buğdayı taşımayışının da bir nedeni var. Her neyse film üstüne konuşulacak çok şey var da yeter yav yorulduk.
Film boyunca erol erin(jean marc barr) karakterinin değişimini izliyoruz. Yolculuğun başladığı andan itibaren bolca tasavvufi atıf var. Kehf suresi’nde geçen musa ve hızır kıssasından esinlenerek bir arayış hikayesi ortaya konmuş. Hatta “buğday mı, nefes(himmet) mi?” Olayı da hacı bektaşı veli ve yunus emre arasındaki hikayeden geliyor. Biliyorsunuz yunus emre de başta buğday demişti. Oysa sonra anlamıştı ki buğday dünyada görünen maddesel bir hal ve nefes olmadan o buğdaya da ulaşmak namümkün. ezcümle kahramanımızın buğday için yola çıktığı o maddesel arayış, sonunda ruhani bir boyuta dönüşüyor. aslında tam bu noktada filmin bir güzel yanı da izleyeni okumaya ve araştırmaya itmesi. şayet film metaforlardan bihaber okunduğunda çok havada kalıyor.
Filmde iki bilim adamı görüyoruz. Biri inançtan bağımsız elindeki bilgi ve teknolojinin yapabilecekleriyle doğanın kontrol altına alınabileceğini düşünüyor, diğeriyse tüm bunları terk etmiş ve başka boyutta bir arayışa geçmiş. Oysa Tarkovsky’nin de hep söylediği bir şey vardı; inanç ve bilim birbirinden çok farklı şeyler değil.
Kaplanoğlu filme distopya denmesine de karşı. Zira filmin verdiği mesajdan da anlayacağınız gibi yaşamın olduğu yerde her zaman umut vardır. Hatırlayın tarkovsky de bir sanat eserinin umutsuzluk üzerine kurulamayacağını söylerdi. Özellikle stalker için gelen eleştirilere umutsuzluk anları içerse bile bir yıkım hikayesi aynı zamanda izleyicide bir umut hissi bırakır diyordu.
görsel
Velhasıl sen gel koskoca bilimin arayıp da bulamadığı şeyi minicik karınca bulsun. Sonunda çizilen o karınca yuvası planını vaktiyle aramıştım fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım. kendisi de yörük bir nineden dinlediğini ve anlatırken oracıkta çizdiği planı alıp aynen filme taşıdığını söylüyordu. Fark ettiyseniz karıncaların her buğdayı taşımayışının da bir nedeni var. Her neyse film üstüne konuşulacak çok şey var da yeter yav yorulduk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar