bugün
- hep kendini suçlamak12
- kılıçdarı destekleyen sanatçılar9
- yeni biriyle tanışmak4
- son 20 yılın en gıcık lafı14
- winamp msn messenger half life windows 983
- hangi manifest kızısın10
- lgs de 5 yanlış yapan kızı annesinin zorbalaması5
- yks'ye öylesine girmek2
- ona bir şey söyle18
- hazır mantı6
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- kabe'deki skandal izdiham görüntüsü2
- sözlük içi etkileşimin düşük olması3
- havalar da ısındı9
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey2
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak6
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek3
- yalnız yaşamak12
- yapay zeka ile kod yazmanın getirdiği tembellik2
- güne bir şarkı bırak6
- sigarayı tersten yakmak4
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı10
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği6
- ergenlikten kişilik analizi2
- adolf hitler'in 6 milyon yahudi öldürdüğü yalanı4
- araplaşmış türkler3
- true'ya arkadan sahip olmak16
- kuran-ı kerim2
- eyüpsultan'da cookie dağıtan kız2
- şapka2
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı13
- türkçe ezana kuduran türk3
- merhaba arkadaşlar ben geldim2
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri4
- baygın koku2
- götü büyük kadın3
- yanlız o hareketi yalnış yapıyorsun4
- güne bir söz bırak2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- çelenk2
- paşa gönlüm bilir2
- sadece bayan entrylerini okumak4
- pizzanın kenarını yememek4
- vazgeçmek3
- bir avukatın suçlu olduğu bilinen kişiyi savunması3
- uysaljakoben11
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı4
- evlenmeyi başaramamış erkek5
Dün öğrendiğim bir olay beni inanamadığım derecede sarstı.
Uzun zamandır herhangi bir şeyden bu kadar etkilenmemiştim.
Neden böyle oldu, nasıl da böyle garip bir acı kanıma karışıp, damarlarımda gezerek beni mahvetti anlamadım.
Zira aslında, nesnel olarak baktığımda beni o kadar da ilgilendirmeyen, ilgilendirmemesi gereken bir olay.
Geçmişte kalmış, alelâde bir şey...
Acaba, söyleniş şekli mi beni bu kadar üzdü.
Ya da, iletişimde, iletinin kendisi kadar, geçtiği mekan ve zaman da en az ileti kadar önemlidir diyerek, zamanlaması ve o an içinde bulunduğum duygusal ve düşünsel alan mıydı beni etkileyen...
Nedeni ne olursa olsun, mehmet piskinin de dedigi gibi;
mutsuzum...
O acının vermiş olduğu donuklukla, köprüleri tamamen yaktım.
Evet, karşımda bir insan vardı. Bana bu olayı anlatan insan, ki olayın öznesi de kendisi zaten...
Ama kaldıramadım işte, tahammül edemedim, anlattığı olaya dair sekanslar istemsizce geldi durdu gözümün önünede, tiksindim.
Ama konu bu değil.
Esas konu, ben bu olaydan neden ve nasıl bu kadar etkilendim.
Öyle ki, ağzımın içine zehirler geldi sanki midemdem.
Nefesim daraldı, ellerim ayaklarım uyuştu...
Olaya ayrı, beni neden bu kadar etkilediğini anlayamama ayrı üzüldüm...
Ama sanırım şunu artık iyice bir anlamalı,
insanlar hep böyleydiler...Biz saf ve salak olduğumuz, nesnel gerçek yerine kendi yorumumuz olan düşünsel dünyamızı yaşamayı tercih ettgimiz için, nesnel gerçekle karşılaşmak zorunda olduğumuz böylesi anlarda şoka giriyoruz.
Yoksa, gerçek zayen buydu, hep buydu...
Elimden geldiğince nazik ve net bir uslupla ona bu olaydan çok etkilendiğimi, bu saatten sonra da etkisinden cikabilecegimi zannetmedigimi anlattım. Anladı, ama kabul etmek istemedi.
Fakat bir yerden sonra, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, araya ölüm gibi bir soğukluk giriyor. Ve o soğukluk girdi mi bir daha çıkmıyor...Öyle oldu yine. Ve o da hissetti soğuğu. Niyetim ona kötü hissettirmek değildi ama olan şeyin kendisi kötü ve soğuktu. Belki de o da yaptığı şeyin, yıllar geçmiş olsa da, ne kadar aptalca ve iğrenç olduğunu ilk defa dün anladı ve bunun karşılığında hiç istemediği bir durum oluştu. Yazık oldu...
Uzun zamandır herhangi bir şeyden bu kadar etkilenmemiştim.
Neden böyle oldu, nasıl da böyle garip bir acı kanıma karışıp, damarlarımda gezerek beni mahvetti anlamadım.
Zira aslında, nesnel olarak baktığımda beni o kadar da ilgilendirmeyen, ilgilendirmemesi gereken bir olay.
Geçmişte kalmış, alelâde bir şey...
Acaba, söyleniş şekli mi beni bu kadar üzdü.
Ya da, iletişimde, iletinin kendisi kadar, geçtiği mekan ve zaman da en az ileti kadar önemlidir diyerek, zamanlaması ve o an içinde bulunduğum duygusal ve düşünsel alan mıydı beni etkileyen...
Nedeni ne olursa olsun, mehmet piskinin de dedigi gibi;
mutsuzum...
O acının vermiş olduğu donuklukla, köprüleri tamamen yaktım.
Evet, karşımda bir insan vardı. Bana bu olayı anlatan insan, ki olayın öznesi de kendisi zaten...
Ama kaldıramadım işte, tahammül edemedim, anlattığı olaya dair sekanslar istemsizce geldi durdu gözümün önünede, tiksindim.
Ama konu bu değil.
Esas konu, ben bu olaydan neden ve nasıl bu kadar etkilendim.
Öyle ki, ağzımın içine zehirler geldi sanki midemdem.
Nefesim daraldı, ellerim ayaklarım uyuştu...
Olaya ayrı, beni neden bu kadar etkilediğini anlayamama ayrı üzüldüm...
Ama sanırım şunu artık iyice bir anlamalı,
insanlar hep böyleydiler...Biz saf ve salak olduğumuz, nesnel gerçek yerine kendi yorumumuz olan düşünsel dünyamızı yaşamayı tercih ettgimiz için, nesnel gerçekle karşılaşmak zorunda olduğumuz böylesi anlarda şoka giriyoruz.
Yoksa, gerçek zayen buydu, hep buydu...
Elimden geldiğince nazik ve net bir uslupla ona bu olaydan çok etkilendiğimi, bu saatten sonra da etkisinden cikabilecegimi zannetmedigimi anlattım. Anladı, ama kabul etmek istemedi.
Fakat bir yerden sonra, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, araya ölüm gibi bir soğukluk giriyor. Ve o soğukluk girdi mi bir daha çıkmıyor...Öyle oldu yine. Ve o da hissetti soğuğu. Niyetim ona kötü hissettirmek değildi ama olan şeyin kendisi kötü ve soğuktu. Belki de o da yaptığı şeyin, yıllar geçmiş olsa da, ne kadar aptalca ve iğrenç olduğunu ilk defa dün anladı ve bunun karşılığında hiç istemediği bir durum oluştu. Yazık oldu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar