bugün
- fotoğraflarda bir türlü gülemeyen insan6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı16
- hiçbir hobisi olmayan düz insan6
- zengin olunca yapacaklarınız3
- g i l d e d l i l y19
- kankadan sevgili olur mu6
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey13
- penisi seks objesi olarak görmek8
- yaşamak istenilen şeyler10
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler12
- sözlükteki fenerbahçeliler7
- askerde 200 metre atışı yapmak15
- geceye bir şarkı bırak10
- kadın olmanın avantajları16
- hayatın kuralları7
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi2
- nervio23
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin5
- sözlükteki fanatik fenerlilere giren kazık3
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması9
- bir yazar entry ni beğenmedi4
- kürtsüz türkiye4
- türkiye'ye geldim11
- erkin koray ın sesinin berbat olması2
- aldığınız en büyük risk3
- gençlerbirliği4
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- alkolsüz sosyalleşmede zorlanmak4
- friedrich hegel la bi cay icek5
- eski sevgiliden kanka olur mu2
- istiklal marşını ezbere bilmeyen türk2
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- özgürlük heykeli2
- kurtar bizi müsavat16
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- temkinli insan2
- arkadaşlar ben drama queen miyim4
- trans kadın çekiciliği5
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- galatasaray'ın fenerbahçe'yi yine altına alması2
- pkklı mezarları tahrip edildi diyen mv3
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek4
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- kadıköy solcusu4
- uyanıp giyinip gece sokaklarda turlamak3
- ismail kartal3
- kadınları anlamak4
- alevi kızların alev alev yanması13
Dün öğrendiğim bir olay beni inanamadığım derecede sarstı.
Uzun zamandır herhangi bir şeyden bu kadar etkilenmemiştim.
Neden böyle oldu, nasıl da böyle garip bir acı kanıma karışıp, damarlarımda gezerek beni mahvetti anlamadım.
Zira aslında, nesnel olarak baktığımda beni o kadar da ilgilendirmeyen, ilgilendirmemesi gereken bir olay.
Geçmişte kalmış, alelâde bir şey...
Acaba, söyleniş şekli mi beni bu kadar üzdü.
Ya da, iletişimde, iletinin kendisi kadar, geçtiği mekan ve zaman da en az ileti kadar önemlidir diyerek, zamanlaması ve o an içinde bulunduğum duygusal ve düşünsel alan mıydı beni etkileyen...
Nedeni ne olursa olsun, mehmet piskinin de dedigi gibi;
mutsuzum...
O acının vermiş olduğu donuklukla, köprüleri tamamen yaktım.
Evet, karşımda bir insan vardı. Bana bu olayı anlatan insan, ki olayın öznesi de kendisi zaten...
Ama kaldıramadım işte, tahammül edemedim, anlattığı olaya dair sekanslar istemsizce geldi durdu gözümün önünede, tiksindim.
Ama konu bu değil.
Esas konu, ben bu olaydan neden ve nasıl bu kadar etkilendim.
Öyle ki, ağzımın içine zehirler geldi sanki midemdem.
Nefesim daraldı, ellerim ayaklarım uyuştu...
Olaya ayrı, beni neden bu kadar etkilediğini anlayamama ayrı üzüldüm...
Ama sanırım şunu artık iyice bir anlamalı,
insanlar hep böyleydiler...Biz saf ve salak olduğumuz, nesnel gerçek yerine kendi yorumumuz olan düşünsel dünyamızı yaşamayı tercih ettgimiz için, nesnel gerçekle karşılaşmak zorunda olduğumuz böylesi anlarda şoka giriyoruz.
Yoksa, gerçek zayen buydu, hep buydu...
Elimden geldiğince nazik ve net bir uslupla ona bu olaydan çok etkilendiğimi, bu saatten sonra da etkisinden cikabilecegimi zannetmedigimi anlattım. Anladı, ama kabul etmek istemedi.
Fakat bir yerden sonra, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, araya ölüm gibi bir soğukluk giriyor. Ve o soğukluk girdi mi bir daha çıkmıyor...Öyle oldu yine. Ve o da hissetti soğuğu. Niyetim ona kötü hissettirmek değildi ama olan şeyin kendisi kötü ve soğuktu. Belki de o da yaptığı şeyin, yıllar geçmiş olsa da, ne kadar aptalca ve iğrenç olduğunu ilk defa dün anladı ve bunun karşılığında hiç istemediği bir durum oluştu. Yazık oldu...
Uzun zamandır herhangi bir şeyden bu kadar etkilenmemiştim.
Neden böyle oldu, nasıl da böyle garip bir acı kanıma karışıp, damarlarımda gezerek beni mahvetti anlamadım.
Zira aslında, nesnel olarak baktığımda beni o kadar da ilgilendirmeyen, ilgilendirmemesi gereken bir olay.
Geçmişte kalmış, alelâde bir şey...
Acaba, söyleniş şekli mi beni bu kadar üzdü.
Ya da, iletişimde, iletinin kendisi kadar, geçtiği mekan ve zaman da en az ileti kadar önemlidir diyerek, zamanlaması ve o an içinde bulunduğum duygusal ve düşünsel alan mıydı beni etkileyen...
Nedeni ne olursa olsun, mehmet piskinin de dedigi gibi;
mutsuzum...
O acının vermiş olduğu donuklukla, köprüleri tamamen yaktım.
Evet, karşımda bir insan vardı. Bana bu olayı anlatan insan, ki olayın öznesi de kendisi zaten...
Ama kaldıramadım işte, tahammül edemedim, anlattığı olaya dair sekanslar istemsizce geldi durdu gözümün önünede, tiksindim.
Ama konu bu değil.
Esas konu, ben bu olaydan neden ve nasıl bu kadar etkilendim.
Öyle ki, ağzımın içine zehirler geldi sanki midemdem.
Nefesim daraldı, ellerim ayaklarım uyuştu...
Olaya ayrı, beni neden bu kadar etkilediğini anlayamama ayrı üzüldüm...
Ama sanırım şunu artık iyice bir anlamalı,
insanlar hep böyleydiler...Biz saf ve salak olduğumuz, nesnel gerçek yerine kendi yorumumuz olan düşünsel dünyamızı yaşamayı tercih ettgimiz için, nesnel gerçekle karşılaşmak zorunda olduğumuz böylesi anlarda şoka giriyoruz.
Yoksa, gerçek zayen buydu, hep buydu...
Elimden geldiğince nazik ve net bir uslupla ona bu olaydan çok etkilendiğimi, bu saatten sonra da etkisinden cikabilecegimi zannetmedigimi anlattım. Anladı, ama kabul etmek istemedi.
Fakat bir yerden sonra, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, araya ölüm gibi bir soğukluk giriyor. Ve o soğukluk girdi mi bir daha çıkmıyor...Öyle oldu yine. Ve o da hissetti soğuğu. Niyetim ona kötü hissettirmek değildi ama olan şeyin kendisi kötü ve soğuktu. Belki de o da yaptığı şeyin, yıllar geçmiş olsa da, ne kadar aptalca ve iğrenç olduğunu ilk defa dün anladı ve bunun karşılığında hiç istemediği bir durum oluştu. Yazık oldu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar