bugün
- ucan tekme atan hipopotam28
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet20
- bir kadını keko gösteren detaylar16
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı2
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası28
- bacılar çabuk bakın15
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi33
- ceset sikmek2
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- babuş diyen kız10
- nervio'nun erkek olması31
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- iltica41
- bu sözlük çok kötüymüş ben de pembe götlüyüm9
- netanyahu7
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- beraber kavgaya gidilecek yazarlar7
- izmir büyükşehir belediye başkanı akp'ye geçiyor9
- kızlar bi bakın bişe göstercem9
- queen feristah10
- arkadaşlar güldük eğlendik7
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- her gün blazer ceket giyen kadın7
- çığlık filmindeki çığlık ın kovaladığı kızın adı2
- bacılar koşun yanıyorum6
- sözlükte kim kimle aşk yaşıyor veritabanı4
- kızlar bakın başlıkları birleştirilsin6
- sözlük kızlarının kekleri5
- arkadaşlar sözlükten ayrılıyorum6
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- fatma betül sayan kaya36
- dişil enerji yağı4
- kavaklıdere5
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması7
- aslında en iyi joker heath ledger değildir5
- çok uykum geldi4
- from gold from dust28
- maroon 5'ın bir dönem gerçekten müzik grubu olması6
- izmir'in akp'ye geçmesi23
- rüyamda örümcek maymun gördüm6
- heyt bea10
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
- yahudi kızları3
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük6
- adnan oktar'ın kedicikleri4
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı14
- neden yahudi intihar bombacısı yok5
- dişil enerji3
görsel
çiçek pasajı...
allah'ın cezası covid pandemisi yüzünden hasret kaldığımız, istanbul'un, hatta türkiye'nin sembol mekanlarından biri...
çiçek pasajı'nın asıl adı, cite de pera'dır.
galata'da bankerlik yapan hristaki zagrafos tarafından "biraz da müteahhitlik yapıp parayı vuralım" diyerekten, geçirdiği yangın sonrası harabe haline dönen naum tiyatrosunun yıkılması üzerine kazanılan arsada inşa edilmiştir.
bu yüzden buraya hristaki'nin hanı da denilmekteydi...
çok şeyler görmüş, çok şeyler geçirmiştir bu mekan.
tabi ki işgal yıllarını da...
işgal yıllarında beyoğlu'nun sakinleri arasında ekim devrimi nedeniyle rusya'dan kaçıp istanbul'a sığınan beyaz ruslar da vardı...
çarlık rusyasında her biri iyi bir konumda, rahat ve ferah bir hayat yaşayan bu mülteci zevat, istanbul'da bulundukları zamanlarda geçimlerini sağlamak için çalışmak zorundaydı.
kadınıyla, erkeği ile her biri çalışmaktaydı.
işte günlük nafakasını kazanmak için çalışan beyaz ruslar arasında cadde-i kebir'de çiçek satan rus hanımlar da vardı...
bunlar hristaki'nin hanındaki çiçekçi dükkanlarından çiçek alır, çeşitli şirinlikler ve işve naz hünerlerini kullanarak caddede satarlardı...
kimisi birkaç sene öncesine kadar kontesti, kimisi opera sanatçısı, kimisi general kızı...
hayat onlara acımasız davranmış, o eski hayatlarını ellerinden alıp üç kuruş paraya sabahtan akşama çalışmak zorunda bırakmıştı...
görsel
her biri de birbirinden güzel tabi...
o yıllarda beyoğlu'nun başka yabancı sakinleri de vardı.
işgal kuvvetleri askerleri...
kimi ingiliz, kimi fransız, kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...
işte memleketinden uzakta yabancı diyarda mülteci hayatı yaşayan ve üç kuruş nafaka kazanmak için sabahtan akşama çiçek satmaya çalışan bu rus kadınlara tebelleş olmuştu işgal kuvvetlerinin askerleri...
kadınları sokakta sıkıştırıyor, elliyor, mıncıklıyor, taciz ediyor, hatta kucaklayıp götürmeye çalışanlar bile oluyordu içlerinde.
bu güzel kadınlar da bu azgın ve vahşi yaratıklardan kurtulabilmek için her seferinde cite de pera'ya sığınıyorlar, dertlerini buradaki esnaf ile paylaşıp onlardan yardım görüyorlardı.
mülteci kadınları taciz eden sarkıntılık eden sapık işgalci askerler kadınlara esnafın yakınlık gösterip sahip çıktığını görüklerinde yapacakları pislikten vazgeçiyorlardı...
işte, işgal yılları boyunca çiçek satan beyaz rus kadınların sığınağı olan bu pasaj, işgal askerlerinin mağdur ettiği rus dilberlerinden dolayı zamanla "çiçek pasajı" olarak anılır olmuş, "hristaki'nin hanı" yahut "cite de pera" isimleri bir kenara bırakılıp buraya bu sebeple çiçek pasajı denilmeye başlanmış ve bu isimle günümüze gelmiştir...
**********************
not: işgal yıllarında karakol cemiyeti namına çalışıp milli mücadeleye destek olan beyaz rus kontesi vera hanım'ın hikayesini okumak isteyenler için;
(bkz: karakol cemiyeti üyesi rus kontesi vera hanım/#41093460)
#tarih
çiçek pasajı...
allah'ın cezası covid pandemisi yüzünden hasret kaldığımız, istanbul'un, hatta türkiye'nin sembol mekanlarından biri...
çiçek pasajı'nın asıl adı, cite de pera'dır.
galata'da bankerlik yapan hristaki zagrafos tarafından "biraz da müteahhitlik yapıp parayı vuralım" diyerekten, geçirdiği yangın sonrası harabe haline dönen naum tiyatrosunun yıkılması üzerine kazanılan arsada inşa edilmiştir.
bu yüzden buraya hristaki'nin hanı da denilmekteydi...
çok şeyler görmüş, çok şeyler geçirmiştir bu mekan.
tabi ki işgal yıllarını da...
işgal yıllarında beyoğlu'nun sakinleri arasında ekim devrimi nedeniyle rusya'dan kaçıp istanbul'a sığınan beyaz ruslar da vardı...
çarlık rusyasında her biri iyi bir konumda, rahat ve ferah bir hayat yaşayan bu mülteci zevat, istanbul'da bulundukları zamanlarda geçimlerini sağlamak için çalışmak zorundaydı.
kadınıyla, erkeği ile her biri çalışmaktaydı.
işte günlük nafakasını kazanmak için çalışan beyaz ruslar arasında cadde-i kebir'de çiçek satan rus hanımlar da vardı...
bunlar hristaki'nin hanındaki çiçekçi dükkanlarından çiçek alır, çeşitli şirinlikler ve işve naz hünerlerini kullanarak caddede satarlardı...
kimisi birkaç sene öncesine kadar kontesti, kimisi opera sanatçısı, kimisi general kızı...
hayat onlara acımasız davranmış, o eski hayatlarını ellerinden alıp üç kuruş paraya sabahtan akşama çalışmak zorunda bırakmıştı...
görsel
her biri de birbirinden güzel tabi...
o yıllarda beyoğlu'nun başka yabancı sakinleri de vardı.
işgal kuvvetleri askerleri...
kimi ingiliz, kimi fransız, kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...
işte memleketinden uzakta yabancı diyarda mülteci hayatı yaşayan ve üç kuruş nafaka kazanmak için sabahtan akşama çiçek satmaya çalışan bu rus kadınlara tebelleş olmuştu işgal kuvvetlerinin askerleri...
kadınları sokakta sıkıştırıyor, elliyor, mıncıklıyor, taciz ediyor, hatta kucaklayıp götürmeye çalışanlar bile oluyordu içlerinde.
bu güzel kadınlar da bu azgın ve vahşi yaratıklardan kurtulabilmek için her seferinde cite de pera'ya sığınıyorlar, dertlerini buradaki esnaf ile paylaşıp onlardan yardım görüyorlardı.
mülteci kadınları taciz eden sarkıntılık eden sapık işgalci askerler kadınlara esnafın yakınlık gösterip sahip çıktığını görüklerinde yapacakları pislikten vazgeçiyorlardı...
işte, işgal yılları boyunca çiçek satan beyaz rus kadınların sığınağı olan bu pasaj, işgal askerlerinin mağdur ettiği rus dilberlerinden dolayı zamanla "çiçek pasajı" olarak anılır olmuş, "hristaki'nin hanı" yahut "cite de pera" isimleri bir kenara bırakılıp buraya bu sebeple çiçek pasajı denilmeye başlanmış ve bu isimle günümüze gelmiştir...
**********************
not: işgal yıllarında karakol cemiyeti namına çalışıp milli mücadeleye destek olan beyaz rus kontesi vera hanım'ın hikayesini okumak isteyenler için;
(bkz: karakol cemiyeti üyesi rus kontesi vera hanım/#41093460)
#tarih
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar