bugün
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak18
- bir bela geliyor9
- fransa6
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri17
- izmir'in mis gibi kokması10
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler9
- müslüman ülkelerde ahlaksızlık neden yaygın5
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi10
- fransada büyük iç savaş çıkarsa olacaklar4
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi6
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi7
- özelden alet fotosu atan erkek yazar7
- yüksek enflasyon3
- salat namaz değildir12
- fall 22
- eski sevgiliye dönmek mantıklı mı sorunsalı4
- kaslı erkeklerin çükü kısa olur4
- arkadaşlar çüş6
- sabahları sevilen şeyler7
- the odyssey2
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi5
- meksika açmazı macerası15
- okul saldırısı7
- cemil tugay7
- izmir in fethi3
- bir gün herkes ak partili olacak14
- fon vurgunu akpli seçmene nasıl anlatılıyor5
- tekrar izlenebilecek diziler4
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi5
- enayimiknatisi9
- anın görüntüsü31
- bu durumda ne yapardınız9
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- izmir lağım gibi kokuyor diyen muhalif3
- iş yerinde sadece işle meşgul olup defolup gitmek6
- beni parayla değil ama kadınla kandırabilirsiniz2
- mezut barzani nin yahudi olması18
- arkadaşlar aranızda zengin varsa bana yazsın3
- iranlı kızlar4
- ebgh'a hakaret edenler3
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- çağatay güç2
- silkmeye çalışan erkek ilgisi3
- 40 yaşında bekar erkek5
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- akp'nin izmire yatırım yapmaması2
- game of thrones taki kerhaneci24
- cemil tugay'ın ak parti'ye katılması2
- çocuğa israil diye isim koymak17
Şehzade Cem kuşkusuz Osmanlı tarihindeki en ilginç şahsiyetlerden birisi.
Fatih'in en küçük oğlu. Fatih öldüğünde tek rakibi var o da Amasya'da bulunan Bayezid Han. Ölüm haberini Bayezid ile birlikte kendisine göndermeye yeltenen Karamanlı Mehmed Paşa yaptığı işin cezasını canıyla ödemiş. Ağabeyiyle iki kez taht kavgasına girişiyor. Yenilince eski Türklerde olduğu gibi devletin ikili yönetilmesini teklif ederek kendisi Anadolu'yu istiyor, ağabeyinin de Rumeli'yi yönetmesini diliyor. Bayezid buna karşılık olarak şu sözleri söylüyor:
“Bu kişver-i Rûm bir ser-i pûşîde-i arus-ı pür namustur ki, iki damad hutbesine tâb götürmez.”
Yani “Osmanlı Devleti öyle süslü, iffetli ve namuslu bir gelindir ki, iki damat kaldıramaz.'' Bu söz daha sonraları “Arûs-i saltanat taksim kabul etmez’’ biçiminde kısaltılarak söylenegelmiştir. M. Turhan Tan bunları ''Cem Sultan'' adlı kitabında çok güzel romanlaştırmıştır.
Bir oğlu vardı, adı Oğuzhan... Adını Oğuz geleneğince Fatih koymuştu. Diğer oğlu Bayezid'den olan torununa da Korkud adını verdiği gibi. Bayezid, Oğuzhan'a kıydı. Daha kundaktayken öldü Şehzade Oğuzhan. Şehzade Cem iyi bir şairdi. Yad ellerde bir ağıt yaktı oğluna ''Oğuzhan Mersiyesi'' deyu...
Bir kılına virseler virmezdüm Oğuz Hân'umun
Genc-i Kârûn ile bin bin milket-i Osmân felek
(Ey felek, Karun’un hazine teriyle binlerce Osmanlı ülkesini verseler Oğuz Han’ımın bir kılına değişmezdim.)
Cumhuriyet dönemini saymazsak, hanedanın hacca giden tek erkek mensubu. ikinci başkaldırısını da bundan sonra yaptı. Ancak yine yenilince Rodos Şövalyelerine sığındı. Bundan sonra yıllarca sürecek sürgün yaşamı başladı. Bir Papalık'ta, bir Macarlarla, bir Şövalyelerle Batı'nın oyuncağı ve Osmanlı'ya karşı sürdükleri kozu oldu.
Ağabeyinin iktidar sürmekteyken, kendisinin tutsak olmasına içlenmiş olacak ki, şu dizelerle serzenişte bulunuyor Bayezid'e:
"Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan,
Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne"
(Sen gül döşenmiş yatakta neşeyle gülerek yatarken, ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım, neden)
Bayezid de aynı şairane üslupla yanıt veriyor:
"Çün rüz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet,
Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne,
Haccacü'l-Haremeynüm deyüben da'va kılarsun,
Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne"
(Bize ezelden saltanat kısmet imiş, sen ise kadere rıza göstermedin buna sebep ne, Hacca gittin kendini temizlemek davasına düştün, peki dünya saltanatı için bunca hırs niye)
Papa kendisini Hristiyan yapmak için çok uğraşmış. Ancak kendisi hacca gitmiş birisi olarak, bunu yaparsa lanetleneceğini düşünmüş. "Değil Osmanlı Saltanatı, hatta bütün dünyanın padişahlığını verseniz dinimi değiştirmem" demiş. Ancak oğlu Şehzade Murad Hristiyanlığı seçmiş. Soyu da hala devam ediyor. Murad Bardakçı'nın anlattığına göre eski Osmanlı Aile Reislerinden Ertuğrul Osman'a, George Alexander Said-Zammit adlı birisi Osmanlı Hanedan soy ağaçlarında bulunmak için başvuruyor. Bu kişi Cem Sultan'ın vaftiz olan oğlu Murad'ın soyundan geliyor. Ayrıntılı bir hikayesini ''Fatih ile Cem Sultan'ın 'Papalık' ve 'Bizans Prensi' olan Hristiyan torunları'' başlığıyla Bardakçı, geçmişte Habertürk'te kaleme almıştı. Söz konusu kişinin soyundan gelenler Bizans ve Papalık Prensi olarak da görünüyorlar ve Osmanlı soy ağacına girecek kişilerin başka bir hanedandan unvan almaması gerektiği için istekleri reddediliyor.
Şehzade Cem on yıldan çok yabancı, düşman topraklarında geçiriyor yaşamını. Bir Papalık, bir Napoli, bir Fransa Kralı, bir Rodos Şövalyeleri derken onların aralarında oyuncak oluyor. Devlet de şahsı için yüklü miktarda altın veriyor sürekli. Yıllar sonra Osmanlı'nın, Papalık ile anlaşması sonucu, kendi çıkarlarına ters hareket edenler yüzünden Papalıkça zehirlenerek öldürülüyor.
Hazinli bir öyküsü var Şehzade Cem'in. Dönemin meşru iktidarınca adı ''Cem Sultan'' olarak adlandırılıyor. Bu bir tür hakarettir. Zira Osmanlılarda erkeklere verilen ''sultan'' unvanları, adın sonuna değil önüne konur. Bu durum kadınlarda tam tersidir: Kösem Sultan, Pertevniyal Sultan vb.
Emanetleri payitahta getirilirken, papağanını da getirirler. rivayete göre Yanındaki kişiler birkaç kelam öğretmiştir. Bayezid'in yanında ''Allah Sultan Cem'e rahmet eylesin'' deyince herkes hıçkırarak ağlamış...
Edebiyatımıza yazdığı şiirler dışında bir armağan daha bırakmıştır: Ebu'l Hayrî Rumî'ye Saltukname'yi kaleme aldırtmıştır.
Fatih'in en küçük oğlu. Fatih öldüğünde tek rakibi var o da Amasya'da bulunan Bayezid Han. Ölüm haberini Bayezid ile birlikte kendisine göndermeye yeltenen Karamanlı Mehmed Paşa yaptığı işin cezasını canıyla ödemiş. Ağabeyiyle iki kez taht kavgasına girişiyor. Yenilince eski Türklerde olduğu gibi devletin ikili yönetilmesini teklif ederek kendisi Anadolu'yu istiyor, ağabeyinin de Rumeli'yi yönetmesini diliyor. Bayezid buna karşılık olarak şu sözleri söylüyor:
“Bu kişver-i Rûm bir ser-i pûşîde-i arus-ı pür namustur ki, iki damad hutbesine tâb götürmez.”
Yani “Osmanlı Devleti öyle süslü, iffetli ve namuslu bir gelindir ki, iki damat kaldıramaz.'' Bu söz daha sonraları “Arûs-i saltanat taksim kabul etmez’’ biçiminde kısaltılarak söylenegelmiştir. M. Turhan Tan bunları ''Cem Sultan'' adlı kitabında çok güzel romanlaştırmıştır.
Bir oğlu vardı, adı Oğuzhan... Adını Oğuz geleneğince Fatih koymuştu. Diğer oğlu Bayezid'den olan torununa da Korkud adını verdiği gibi. Bayezid, Oğuzhan'a kıydı. Daha kundaktayken öldü Şehzade Oğuzhan. Şehzade Cem iyi bir şairdi. Yad ellerde bir ağıt yaktı oğluna ''Oğuzhan Mersiyesi'' deyu...
Bir kılına virseler virmezdüm Oğuz Hân'umun
Genc-i Kârûn ile bin bin milket-i Osmân felek
(Ey felek, Karun’un hazine teriyle binlerce Osmanlı ülkesini verseler Oğuz Han’ımın bir kılına değişmezdim.)
Cumhuriyet dönemini saymazsak, hanedanın hacca giden tek erkek mensubu. ikinci başkaldırısını da bundan sonra yaptı. Ancak yine yenilince Rodos Şövalyelerine sığındı. Bundan sonra yıllarca sürecek sürgün yaşamı başladı. Bir Papalık'ta, bir Macarlarla, bir Şövalyelerle Batı'nın oyuncağı ve Osmanlı'ya karşı sürdükleri kozu oldu.
Ağabeyinin iktidar sürmekteyken, kendisinin tutsak olmasına içlenmiş olacak ki, şu dizelerle serzenişte bulunuyor Bayezid'e:
"Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan,
Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne"
(Sen gül döşenmiş yatakta neşeyle gülerek yatarken, ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım, neden)
Bayezid de aynı şairane üslupla yanıt veriyor:
"Çün rüz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet,
Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne,
Haccacü'l-Haremeynüm deyüben da'va kılarsun,
Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne"
(Bize ezelden saltanat kısmet imiş, sen ise kadere rıza göstermedin buna sebep ne, Hacca gittin kendini temizlemek davasına düştün, peki dünya saltanatı için bunca hırs niye)
Papa kendisini Hristiyan yapmak için çok uğraşmış. Ancak kendisi hacca gitmiş birisi olarak, bunu yaparsa lanetleneceğini düşünmüş. "Değil Osmanlı Saltanatı, hatta bütün dünyanın padişahlığını verseniz dinimi değiştirmem" demiş. Ancak oğlu Şehzade Murad Hristiyanlığı seçmiş. Soyu da hala devam ediyor. Murad Bardakçı'nın anlattığına göre eski Osmanlı Aile Reislerinden Ertuğrul Osman'a, George Alexander Said-Zammit adlı birisi Osmanlı Hanedan soy ağaçlarında bulunmak için başvuruyor. Bu kişi Cem Sultan'ın vaftiz olan oğlu Murad'ın soyundan geliyor. Ayrıntılı bir hikayesini ''Fatih ile Cem Sultan'ın 'Papalık' ve 'Bizans Prensi' olan Hristiyan torunları'' başlığıyla Bardakçı, geçmişte Habertürk'te kaleme almıştı. Söz konusu kişinin soyundan gelenler Bizans ve Papalık Prensi olarak da görünüyorlar ve Osmanlı soy ağacına girecek kişilerin başka bir hanedandan unvan almaması gerektiği için istekleri reddediliyor.
Şehzade Cem on yıldan çok yabancı, düşman topraklarında geçiriyor yaşamını. Bir Papalık, bir Napoli, bir Fransa Kralı, bir Rodos Şövalyeleri derken onların aralarında oyuncak oluyor. Devlet de şahsı için yüklü miktarda altın veriyor sürekli. Yıllar sonra Osmanlı'nın, Papalık ile anlaşması sonucu, kendi çıkarlarına ters hareket edenler yüzünden Papalıkça zehirlenerek öldürülüyor.
Hazinli bir öyküsü var Şehzade Cem'in. Dönemin meşru iktidarınca adı ''Cem Sultan'' olarak adlandırılıyor. Bu bir tür hakarettir. Zira Osmanlılarda erkeklere verilen ''sultan'' unvanları, adın sonuna değil önüne konur. Bu durum kadınlarda tam tersidir: Kösem Sultan, Pertevniyal Sultan vb.
Emanetleri payitahta getirilirken, papağanını da getirirler. rivayete göre Yanındaki kişiler birkaç kelam öğretmiştir. Bayezid'in yanında ''Allah Sultan Cem'e rahmet eylesin'' deyince herkes hıçkırarak ağlamış...
Edebiyatımıza yazdığı şiirler dışında bir armağan daha bırakmıştır: Ebu'l Hayrî Rumî'ye Saltukname'yi kaleme aldırtmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar