bugün
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım15
- bir seri katilin tarzını taklit eden katil5
- temas bağımlılığı6
- galericiler battı mutlu musunuz5
- islam barış dinidir11
- sözlüğün en güzel kız yazarı6
- 1948 arap israil savaşı10
- kadınların şiirden anlamaması2
- bodrum3
- dünya da kimse işe gitmezse kapitalist sistem3
- yazarların favori oyun karakteri15
- flört kelimesinin son zamanlarda sık kullanılması3
- kars kaşarı vs izmir kaşarı2
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- caddebostan6
- sürekli peki neyse diyen kız3
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- sabahları nefret edilen şeyler8
- 23 ağustos 2026 göztepe gençlerbirliği maçı3
- avram galanti2
- urfa dürüm2
- abur öldü mü lan5
- adalet birlik ve beraberlik partisi2
- persac2
- laik teyze5
- meriçlik2
- osuruktan şiirler89
- futbol14
- nervio hamferdi10
- sözlüğe karı kız düşürme amacıyla gelen insan3
- evleneceği kadının geçmisini umursayan tip2
- bakımsız kadını nafakasız boşama hakkı2
- dolar isterse 100 olsun41
- israil2
- nelerin koleksiyonu yapılabilir6
- tai lung26
- günün sözü5
- para mı aşk mı sorunsalı8
- alparslan kuytul ve eşinin tutuklanması2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- velvet50
- mutlu ama uzak olsun12
- brezilya7
- süper lig7
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- milan skriniar8
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- nervio varıdı nerede o11
Bayram özel haftası, hakkaten bayram şenliği gibiydi.
Sahra Hanım'a hem kızdım, hem de bu durumu hak etti diye düşündüm kendi kendime. ilk yarışmada, (Daha kendi evine gidilmeden önce) ailesi balıkçı olan genç çocuğa, servis sanatının inceliklerini anlattığında, takdirimi kazanmış "Vay be bu kadın hakkaten güngörmüş" diye düşünmüştüm. Amma velakin, evindeki ziyafet onun sonu oldu. Hele de bayram yarışmasındaki performansı çok kötüydü. Yemekten çıkan kıllar konusunda pek yorum yapmak istemiyorum. Gerçekten, onun adına üzüldüm. (Bence kıllar, sofraya gelin duvağı gibi olsun diye örttüğü örtüden kaynaklandı)
Tabi ki bu bir yemek yarışması. Eşya yarışması değil. Ama ben yine de bale yapan, az buçuk sanatla iştigal eden bir insana, böyle bir evi yakıştıramadım. Eski Türk filmlerinde zengin göstersin diye kullanılan kenarı tahta oymalı rüküş koltuklar ve büfe çok sıradandı. Türkiye'de herhangi bir ev hanımının evi gibiydi.(Bunun parayla da ilgisi yok. Benim eşyalarım da nuh nebiden kalma. Ama işin içine estetik kavramı girince eskilik değil, farklılık ve hoşluk öne çıkıyor.)
Buzdolabını söylemiyorum. (Alt kapak elinde kaldı. Buzluk kısmını ise bıçakla kanırtarak açtı resmen) Herneyse bunu da geç, belki kadıncağız kazanacağı parayla yeni bir buzdolabı alacaktı.
Gelelim sofrasına... Herkese şık sofra aklı veren kadın, çorbayı, porselen çorba kasesinde değil, basit, çukur cam kapta servis etti. Üstelik çorba kaseleri de porselen değil, camdı. Masyı Türk bayrağı gibi düzenleyip, şark kurnazlığı yaparak puan toplamak istedi. (Güzelim bayrağımızı her yerde kullanıp bu kadar ucuzlaştırmanın anlamı yok. Biz Amerikalı değiliz. Onlar, bayraklarını don olarak bile giyiyor) Peçeteler yine çok kötüdü. Köy düğünlerindeki sağdıç mendili gibi. Bu arada su istendiğinde de sürahi yerine pet şişeyi masaya koydu.
Yemekleri, ellerini her birşeye daldıra daldıra yapması çok kötüdü. Ama, Kurban Bayramı'nda kavurma fena bir fikir değildi.
Nil'i geçen yarışmada kenar mahalle kızı Kezbana benzetmiş, ama sonradan (Umduğumdam iyi çıkıp) beni şaşırttı demiştim. Bayram yarışmasında gerçek yüzünü gösterdi.
Bir de benim anlamadığım, insanlar kafayı mı yemiş nedir bilmiyorum, yeni tanıdığı insanın boynuna sarılıyor. Çüş yani. Sanki kırk yıllık ahbabı. Çok yapmacık.
Nil'in koca poposu ve eğri büğrü slikonlu dudakları da feciydi. En çok da ne olursa olsun annesi yaşındaki Sahra Hanım'a yaptığı terbiyesizliğe kızdım. Kadını resmen yalnız bıraktılar Ümit'in evinde. Terbiyesizceydi. Umarım kendisine de benzer şekilde davranırlar. Böylece, ne kadar kötü bir şey yaptığını anlamış olur.
Nil ve Şenginar kırıta kırıta Ümit'e yardım etti. Bu yardım talebinde bulunan bir kadın olsaydı.Kırk kere laf ederlerdi. Ümit'e her türlü yalakalığı yapıp, ondan sonra da, 3 puan verdiler. Kötü Naim bile onlardan dürüst çıktı.
Bu arada Nil, Ümit'e bariz bir şekilde asıldı. Yüz bulamayınca da "Ümit'i abi gibi görüyorum" muhabbetine girdi. Biz de bunu yemedik. Damak tadımıza uymadı. Sıfır puan.
Sahra Hanım'a hem kızdım, hem de bu durumu hak etti diye düşündüm kendi kendime. ilk yarışmada, (Daha kendi evine gidilmeden önce) ailesi balıkçı olan genç çocuğa, servis sanatının inceliklerini anlattığında, takdirimi kazanmış "Vay be bu kadın hakkaten güngörmüş" diye düşünmüştüm. Amma velakin, evindeki ziyafet onun sonu oldu. Hele de bayram yarışmasındaki performansı çok kötüydü. Yemekten çıkan kıllar konusunda pek yorum yapmak istemiyorum. Gerçekten, onun adına üzüldüm. (Bence kıllar, sofraya gelin duvağı gibi olsun diye örttüğü örtüden kaynaklandı)
Tabi ki bu bir yemek yarışması. Eşya yarışması değil. Ama ben yine de bale yapan, az buçuk sanatla iştigal eden bir insana, böyle bir evi yakıştıramadım. Eski Türk filmlerinde zengin göstersin diye kullanılan kenarı tahta oymalı rüküş koltuklar ve büfe çok sıradandı. Türkiye'de herhangi bir ev hanımının evi gibiydi.(Bunun parayla da ilgisi yok. Benim eşyalarım da nuh nebiden kalma. Ama işin içine estetik kavramı girince eskilik değil, farklılık ve hoşluk öne çıkıyor.)
Buzdolabını söylemiyorum. (Alt kapak elinde kaldı. Buzluk kısmını ise bıçakla kanırtarak açtı resmen) Herneyse bunu da geç, belki kadıncağız kazanacağı parayla yeni bir buzdolabı alacaktı.
Gelelim sofrasına... Herkese şık sofra aklı veren kadın, çorbayı, porselen çorba kasesinde değil, basit, çukur cam kapta servis etti. Üstelik çorba kaseleri de porselen değil, camdı. Masyı Türk bayrağı gibi düzenleyip, şark kurnazlığı yaparak puan toplamak istedi. (Güzelim bayrağımızı her yerde kullanıp bu kadar ucuzlaştırmanın anlamı yok. Biz Amerikalı değiliz. Onlar, bayraklarını don olarak bile giyiyor) Peçeteler yine çok kötüdü. Köy düğünlerindeki sağdıç mendili gibi. Bu arada su istendiğinde de sürahi yerine pet şişeyi masaya koydu.
Yemekleri, ellerini her birşeye daldıra daldıra yapması çok kötüdü. Ama, Kurban Bayramı'nda kavurma fena bir fikir değildi.
Nil'i geçen yarışmada kenar mahalle kızı Kezbana benzetmiş, ama sonradan (Umduğumdam iyi çıkıp) beni şaşırttı demiştim. Bayram yarışmasında gerçek yüzünü gösterdi.
Bir de benim anlamadığım, insanlar kafayı mı yemiş nedir bilmiyorum, yeni tanıdığı insanın boynuna sarılıyor. Çüş yani. Sanki kırk yıllık ahbabı. Çok yapmacık.
Nil'in koca poposu ve eğri büğrü slikonlu dudakları da feciydi. En çok da ne olursa olsun annesi yaşındaki Sahra Hanım'a yaptığı terbiyesizliğe kızdım. Kadını resmen yalnız bıraktılar Ümit'in evinde. Terbiyesizceydi. Umarım kendisine de benzer şekilde davranırlar. Böylece, ne kadar kötü bir şey yaptığını anlamış olur.
Nil ve Şenginar kırıta kırıta Ümit'e yardım etti. Bu yardım talebinde bulunan bir kadın olsaydı.Kırk kere laf ederlerdi. Ümit'e her türlü yalakalığı yapıp, ondan sonra da, 3 puan verdiler. Kötü Naim bile onlardan dürüst çıktı.
Bu arada Nil, Ümit'e bariz bir şekilde asıldı. Yüz bulamayınca da "Ümit'i abi gibi görüyorum" muhabbetine girdi. Biz de bunu yemedik. Damak tadımıza uymadı. Sıfır puan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar