bugün
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur8
- keyif kaçıran şeyler6
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- akp'nin kemalistleşmesi5
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit3
- sözlüğün en ılık yazarı5
- cennet çamuru3
- anın görüntüsü25
- sözlüğün yeni tasarımı22
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- samsak döveci9
- ne bu fon vurgunu5
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- aşk17
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- tinto brass12
- aponun villası9
- opel vectra b4
- günün sözü2
- masterchef 20263
- hoca2
- galatasaray amed operasyonu4
- italyan arabaları3
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- paranın mutluluk getirmemesi7
- kötü bir insan mıyım ben5
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- holocaust2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- pforzheim toplum mürşidi piizci ismed efendi2
- uludede ile hacca gitmek3
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- terhis oluyorum sözlük21
- hayal garip2
- bik bik'in gerçek yüzü2
- sense and sensibility2
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- küfürlü atasözleri4
- hababam sınıfı3
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
Beşinci yüzyılda Avrupa'nin altını üstüne getirmiş olan konfederatif yapı.
Asya'daki devletlerinin dağılmasında sonra Hunların bir kısmı kendisine Aral Gölü civarını yurt olarak seçmiş ve IV. yy'ın sonlarına kadar orada yaşamaya başlamışlardır. IV. yy'ın sonlarına doğru ise, kendilerine yeni bir yurt edinmek amacıyla, Batı'ya doğru hareket etmeye başlamışlardır. Avrupa'ya gelmeden önce, Hun birlikleri iki kola ayrılarak, bir kısmı Suriye ve Mısır'a, diğer bir kısmı ise, Anadolu üzerine akınlar yapmışlardır. Bu akınlar, o kadar etkili ve yıkıcı olmuştur ki, Roma imparatorluğu'nun her yerinde, Hun atlıları hakkında efsaneler yayılmaya başlamıştır. Daha sonra Hunlar, Balamir önderliğinde Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya gelmişlerdir. Bunun sonucunda ilk olarak Gotların, yerlerini terketmesiyle başlayan zincirleme reaksiyon sonucu, Kavimler Göçü adı verilen olay gerçekleşmiş ve Avrupa'nın demografik yapısı tamamen değişmiştir. Bu değişimin muazzamlığını bir örnek vererek açıklamaya çalışacağım: Vandallar, Kavimler Göçü öncesinde Baltık kıyısında takılmakta olan bir halktı. Göçten sonra, önce, Galya'ya yerleşmeye çalıştılar. Daha sonra, iber yarımadasına geçtiler, burada da durmayarak, Kuzey Afrika'ya geçtiler. Fakat burada da kalıcı olmadılar ve italya yarımadasına çıktılar ve Batı Roma imparatorluğunun yıkılışında önemli bir rol oynadılar ve daha sonra tarih sahnesinden silindiler. Konumuza tekrar dönersek, bu göç sonucunda, Roma imparatorluğu çok büyük bir güç kaybetti ve ortaya çıkan otorite boşluğunu ise, büyük ölçüde Hunlular sağladılar. Balamir'in oğlu Uldız'ın hükümdarlığı döneminde Attila'ya kadar sürecek olan, klasik Hun siyasetinin temeli atılmıştır: Batı Roma'yı baskı altında tut, Doğu Roma'yla iyi geçin. Nitekim, Attila'ya kadar, Hunlular ve diğer kavimlerle birlikte oluşturdukları ordu, genel olarak, Batı Roma üzerine seferler yaparak, büyük ganimetler kazanmıştır. Uldız'ın oğlu olan Rua'nın ölümüyle, devletin başına Rua'nın kardeşi, Muncuk'un oğulları, Bleda ve Attila geçmiştir. Bleda'nın bir süre sonra ölümü* neticesinde devleti Attila yönetmiştir. Zaten Bleda yaşarken de, devleti fiilen Attila yönetiyordu. Attila, Uldız'ın geleneksel politikasına son vererek, keyfe keder kralına değil, alayına gider nidasıyla, hem Doğu, hem Batı Roma'ya karşı cephe aldı. Doğu Roma'yı ağır vergilere bağladı. Hatta öyleki, inanılmaz zengin topraklara sahip olan Doğu Roma bunu ödeyemez duruma gelmişti. Attila, vergilerin ödenmedi durumlarda, göz korkutmak amacıyla, bir kaç sefer Trakya'yı yağmalamış ve istanbul önlerine kadar ordusunu yürütmüştür. Batı Roma'ya karşı da savaşçı bir politika yürütmüş ve meşhur Honoria olayından sonra, imparatorluğun yarısını çeyiz olarak istemiştir. Teklifi reddedilince, büyük bir orduyla, italya seferine çıkmıştır. Roma ordusuyla Po ovasında yapılan(451) savaş neticesinde, kazanan bir taraf çıkmamış, her iki taraf da büyük kayıplar vermiştir. Bu savaş, o zamana kadar yapılan en büyük meydan savaşlarından birisi olarak tarihte yerini almıştır. Attila ordusunu geri çekmiş, Roma kumandanı Aetyüs ise takip edememiştir. Ertesi yıl, Attila Roma üzerine tekrar yürümüş fakat bir çok sebepten dolayı, italya'yı fethetmeden geri dönmüştür, fakat bu sefer sonrası, Avrupa'da Hun gücüne karşı çıkacak bir güç kalmamıştır.
453 yılında Attila'nın şüpheli ölümü neticesinde oğulları ilek, irnek ve Dengizik devleti birarada tutamamış ve Hunlar, Karadeniz steplerine geri dönerek tarihe karışmışlardır.
Avrupa Hunlarının merkezi olarak şimdiki Macaristan toprakları gösterilebilir. Çünkü hakanlar genelde burada yaşardı. Hunlar bu zamanda, Karadeniz'in güneyinden, Trakya'ya, Balkan coğrafyasının kuzeyinden, Fransa topraklarına ve Baltık kıyıları ile kuzeyde iskandinavyaya kadar geniş bir toprakta söz sahibi olmuştur. Fakat bu coğrafyada, yerleşik merkezi bir otoriteden bahsetmek güçtür, genel olarak kabile biçimindeki örgütlenmelere Hun üstünlüğü kabul ettirildikten sonra, kabileler serbest bırakılmaktaydı. Bu sebepten dolayı, devletin çöküşü de, yükselişi kadar hızlı olmuştur.
Bir de şunu belirteyim; Macarlar da, kendi ataları olarak Hunları kabul etmekteler. Hatta şimdiki Macaristan'ın ismi Hun-gariabiçiminde, Hun diyarı falan şeklinde bir anlama gelmekte. Ayrıca, bizim tarih yazınımızdan başka ''Hunlar, Türktür'' iddiası yabancı tarihçiler tarafından pek kabul görmemekte, sadece doğudan geldikleri kabul edilmektedir.
Ayrıca Tanrının kırbacı için:
(bkz: Attila)
Asya'daki devletlerinin dağılmasında sonra Hunların bir kısmı kendisine Aral Gölü civarını yurt olarak seçmiş ve IV. yy'ın sonlarına kadar orada yaşamaya başlamışlardır. IV. yy'ın sonlarına doğru ise, kendilerine yeni bir yurt edinmek amacıyla, Batı'ya doğru hareket etmeye başlamışlardır. Avrupa'ya gelmeden önce, Hun birlikleri iki kola ayrılarak, bir kısmı Suriye ve Mısır'a, diğer bir kısmı ise, Anadolu üzerine akınlar yapmışlardır. Bu akınlar, o kadar etkili ve yıkıcı olmuştur ki, Roma imparatorluğu'nun her yerinde, Hun atlıları hakkında efsaneler yayılmaya başlamıştır. Daha sonra Hunlar, Balamir önderliğinde Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya gelmişlerdir. Bunun sonucunda ilk olarak Gotların, yerlerini terketmesiyle başlayan zincirleme reaksiyon sonucu, Kavimler Göçü adı verilen olay gerçekleşmiş ve Avrupa'nın demografik yapısı tamamen değişmiştir. Bu değişimin muazzamlığını bir örnek vererek açıklamaya çalışacağım: Vandallar, Kavimler Göçü öncesinde Baltık kıyısında takılmakta olan bir halktı. Göçten sonra, önce, Galya'ya yerleşmeye çalıştılar. Daha sonra, iber yarımadasına geçtiler, burada da durmayarak, Kuzey Afrika'ya geçtiler. Fakat burada da kalıcı olmadılar ve italya yarımadasına çıktılar ve Batı Roma imparatorluğunun yıkılışında önemli bir rol oynadılar ve daha sonra tarih sahnesinden silindiler. Konumuza tekrar dönersek, bu göç sonucunda, Roma imparatorluğu çok büyük bir güç kaybetti ve ortaya çıkan otorite boşluğunu ise, büyük ölçüde Hunlular sağladılar. Balamir'in oğlu Uldız'ın hükümdarlığı döneminde Attila'ya kadar sürecek olan, klasik Hun siyasetinin temeli atılmıştır: Batı Roma'yı baskı altında tut, Doğu Roma'yla iyi geçin. Nitekim, Attila'ya kadar, Hunlular ve diğer kavimlerle birlikte oluşturdukları ordu, genel olarak, Batı Roma üzerine seferler yaparak, büyük ganimetler kazanmıştır. Uldız'ın oğlu olan Rua'nın ölümüyle, devletin başına Rua'nın kardeşi, Muncuk'un oğulları, Bleda ve Attila geçmiştir. Bleda'nın bir süre sonra ölümü* neticesinde devleti Attila yönetmiştir. Zaten Bleda yaşarken de, devleti fiilen Attila yönetiyordu. Attila, Uldız'ın geleneksel politikasına son vererek, keyfe keder kralına değil, alayına gider nidasıyla, hem Doğu, hem Batı Roma'ya karşı cephe aldı. Doğu Roma'yı ağır vergilere bağladı. Hatta öyleki, inanılmaz zengin topraklara sahip olan Doğu Roma bunu ödeyemez duruma gelmişti. Attila, vergilerin ödenmedi durumlarda, göz korkutmak amacıyla, bir kaç sefer Trakya'yı yağmalamış ve istanbul önlerine kadar ordusunu yürütmüştür. Batı Roma'ya karşı da savaşçı bir politika yürütmüş ve meşhur Honoria olayından sonra, imparatorluğun yarısını çeyiz olarak istemiştir. Teklifi reddedilince, büyük bir orduyla, italya seferine çıkmıştır. Roma ordusuyla Po ovasında yapılan(451) savaş neticesinde, kazanan bir taraf çıkmamış, her iki taraf da büyük kayıplar vermiştir. Bu savaş, o zamana kadar yapılan en büyük meydan savaşlarından birisi olarak tarihte yerini almıştır. Attila ordusunu geri çekmiş, Roma kumandanı Aetyüs ise takip edememiştir. Ertesi yıl, Attila Roma üzerine tekrar yürümüş fakat bir çok sebepten dolayı, italya'yı fethetmeden geri dönmüştür, fakat bu sefer sonrası, Avrupa'da Hun gücüne karşı çıkacak bir güç kalmamıştır.
453 yılında Attila'nın şüpheli ölümü neticesinde oğulları ilek, irnek ve Dengizik devleti birarada tutamamış ve Hunlar, Karadeniz steplerine geri dönerek tarihe karışmışlardır.
Avrupa Hunlarının merkezi olarak şimdiki Macaristan toprakları gösterilebilir. Çünkü hakanlar genelde burada yaşardı. Hunlar bu zamanda, Karadeniz'in güneyinden, Trakya'ya, Balkan coğrafyasının kuzeyinden, Fransa topraklarına ve Baltık kıyıları ile kuzeyde iskandinavyaya kadar geniş bir toprakta söz sahibi olmuştur. Fakat bu coğrafyada, yerleşik merkezi bir otoriteden bahsetmek güçtür, genel olarak kabile biçimindeki örgütlenmelere Hun üstünlüğü kabul ettirildikten sonra, kabileler serbest bırakılmaktaydı. Bu sebepten dolayı, devletin çöküşü de, yükselişi kadar hızlı olmuştur.
Bir de şunu belirteyim; Macarlar da, kendi ataları olarak Hunları kabul etmekteler. Hatta şimdiki Macaristan'ın ismi Hun-gariabiçiminde, Hun diyarı falan şeklinde bir anlama gelmekte. Ayrıca, bizim tarih yazınımızdan başka ''Hunlar, Türktür'' iddiası yabancı tarihçiler tarafından pek kabul görmemekte, sadece doğudan geldikleri kabul edilmektedir.
Ayrıca Tanrının kırbacı için:
(bkz: Attila)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com