bugün
- gokyuzunun silinen rengi16
- bu saatte hamburger yenir mi7
- yeni parti tüzüğünü baştan sona okumak8
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- hamas16
- kürdü sevmek ruha iyi gelir8
- gocu41
- hayatımda aldığım en iyi karar4
- gammaz çeteleri3
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı28
- burcunu açıklamayan insan14
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz21
- mazotun litresi 96 lira4
- çok uykum var2
- bir bela geliyor21
- özelden yürünen kızın sıranı bekle demesi17
- true denen ahlaksız3
- gokyuzunun silinen rengi hamferdi2
- sabahları sevilen şeyler3
- laf atan erkeklere tepki göstermeyen kızlar8
- sokak köpekleri4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- günün şarkısı8
- liberteryan öğretmen olmak4
- emret komutanim film muzigi2
- tulumba tatlısı5
- sözlük yazarları ne zıkkımlanıyor2
- dünya demokrasi günü2
- cedidacer6
- sözlüğün çapkın erkekleri14
- uyku tulumu2
- hakan fidan'a türklere azınlık dedi iftirası3
- film önerileri10
- teklas kauçuk akplas2
- hulusi2
- sözlükte herkesin birine yavşıyor olması10
- tai lung'un yakışıklı olma ihtimali9
- damarlı kol kası fetişi11
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası26
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem11
- mahmut tuncer2
- kolejle devlet okulunun farkı10
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı10
- bugün can sıkan şeyler10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak24
- günün sözü7
- gocunun inanılmaz tartışma tekniği3
- sonbaharda yapılacak en iyi şey15
- çekmeköy de üst geçide çarpan hafriyat kamyonu2
Beşinci yüzyılda Avrupa'nin altını üstüne getirmiş olan konfederatif yapı.
Asya'daki devletlerinin dağılmasında sonra Hunların bir kısmı kendisine Aral Gölü civarını yurt olarak seçmiş ve IV. yy'ın sonlarına kadar orada yaşamaya başlamışlardır. IV. yy'ın sonlarına doğru ise, kendilerine yeni bir yurt edinmek amacıyla, Batı'ya doğru hareket etmeye başlamışlardır. Avrupa'ya gelmeden önce, Hun birlikleri iki kola ayrılarak, bir kısmı Suriye ve Mısır'a, diğer bir kısmı ise, Anadolu üzerine akınlar yapmışlardır. Bu akınlar, o kadar etkili ve yıkıcı olmuştur ki, Roma imparatorluğu'nun her yerinde, Hun atlıları hakkında efsaneler yayılmaya başlamıştır. Daha sonra Hunlar, Balamir önderliğinde Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya gelmişlerdir. Bunun sonucunda ilk olarak Gotların, yerlerini terketmesiyle başlayan zincirleme reaksiyon sonucu, Kavimler Göçü adı verilen olay gerçekleşmiş ve Avrupa'nın demografik yapısı tamamen değişmiştir. Bu değişimin muazzamlığını bir örnek vererek açıklamaya çalışacağım: Vandallar, Kavimler Göçü öncesinde Baltık kıyısında takılmakta olan bir halktı. Göçten sonra, önce, Galya'ya yerleşmeye çalıştılar. Daha sonra, iber yarımadasına geçtiler, burada da durmayarak, Kuzey Afrika'ya geçtiler. Fakat burada da kalıcı olmadılar ve italya yarımadasına çıktılar ve Batı Roma imparatorluğunun yıkılışında önemli bir rol oynadılar ve daha sonra tarih sahnesinden silindiler. Konumuza tekrar dönersek, bu göç sonucunda, Roma imparatorluğu çok büyük bir güç kaybetti ve ortaya çıkan otorite boşluğunu ise, büyük ölçüde Hunlular sağladılar. Balamir'in oğlu Uldız'ın hükümdarlığı döneminde Attila'ya kadar sürecek olan, klasik Hun siyasetinin temeli atılmıştır: Batı Roma'yı baskı altında tut, Doğu Roma'yla iyi geçin. Nitekim, Attila'ya kadar, Hunlular ve diğer kavimlerle birlikte oluşturdukları ordu, genel olarak, Batı Roma üzerine seferler yaparak, büyük ganimetler kazanmıştır. Uldız'ın oğlu olan Rua'nın ölümüyle, devletin başına Rua'nın kardeşi, Muncuk'un oğulları, Bleda ve Attila geçmiştir. Bleda'nın bir süre sonra ölümü* neticesinde devleti Attila yönetmiştir. Zaten Bleda yaşarken de, devleti fiilen Attila yönetiyordu. Attila, Uldız'ın geleneksel politikasına son vererek, keyfe keder kralına değil, alayına gider nidasıyla, hem Doğu, hem Batı Roma'ya karşı cephe aldı. Doğu Roma'yı ağır vergilere bağladı. Hatta öyleki, inanılmaz zengin topraklara sahip olan Doğu Roma bunu ödeyemez duruma gelmişti. Attila, vergilerin ödenmedi durumlarda, göz korkutmak amacıyla, bir kaç sefer Trakya'yı yağmalamış ve istanbul önlerine kadar ordusunu yürütmüştür. Batı Roma'ya karşı da savaşçı bir politika yürütmüş ve meşhur Honoria olayından sonra, imparatorluğun yarısını çeyiz olarak istemiştir. Teklifi reddedilince, büyük bir orduyla, italya seferine çıkmıştır. Roma ordusuyla Po ovasında yapılan(451) savaş neticesinde, kazanan bir taraf çıkmamış, her iki taraf da büyük kayıplar vermiştir. Bu savaş, o zamana kadar yapılan en büyük meydan savaşlarından birisi olarak tarihte yerini almıştır. Attila ordusunu geri çekmiş, Roma kumandanı Aetyüs ise takip edememiştir. Ertesi yıl, Attila Roma üzerine tekrar yürümüş fakat bir çok sebepten dolayı, italya'yı fethetmeden geri dönmüştür, fakat bu sefer sonrası, Avrupa'da Hun gücüne karşı çıkacak bir güç kalmamıştır.
453 yılında Attila'nın şüpheli ölümü neticesinde oğulları ilek, irnek ve Dengizik devleti birarada tutamamış ve Hunlar, Karadeniz steplerine geri dönerek tarihe karışmışlardır.
Avrupa Hunlarının merkezi olarak şimdiki Macaristan toprakları gösterilebilir. Çünkü hakanlar genelde burada yaşardı. Hunlar bu zamanda, Karadeniz'in güneyinden, Trakya'ya, Balkan coğrafyasının kuzeyinden, Fransa topraklarına ve Baltık kıyıları ile kuzeyde iskandinavyaya kadar geniş bir toprakta söz sahibi olmuştur. Fakat bu coğrafyada, yerleşik merkezi bir otoriteden bahsetmek güçtür, genel olarak kabile biçimindeki örgütlenmelere Hun üstünlüğü kabul ettirildikten sonra, kabileler serbest bırakılmaktaydı. Bu sebepten dolayı, devletin çöküşü de, yükselişi kadar hızlı olmuştur.
Bir de şunu belirteyim; Macarlar da, kendi ataları olarak Hunları kabul etmekteler. Hatta şimdiki Macaristan'ın ismi Hun-gariabiçiminde, Hun diyarı falan şeklinde bir anlama gelmekte. Ayrıca, bizim tarih yazınımızdan başka ''Hunlar, Türktür'' iddiası yabancı tarihçiler tarafından pek kabul görmemekte, sadece doğudan geldikleri kabul edilmektedir.
Ayrıca Tanrının kırbacı için:
(bkz: Attila)
Asya'daki devletlerinin dağılmasında sonra Hunların bir kısmı kendisine Aral Gölü civarını yurt olarak seçmiş ve IV. yy'ın sonlarına kadar orada yaşamaya başlamışlardır. IV. yy'ın sonlarına doğru ise, kendilerine yeni bir yurt edinmek amacıyla, Batı'ya doğru hareket etmeye başlamışlardır. Avrupa'ya gelmeden önce, Hun birlikleri iki kola ayrılarak, bir kısmı Suriye ve Mısır'a, diğer bir kısmı ise, Anadolu üzerine akınlar yapmışlardır. Bu akınlar, o kadar etkili ve yıkıcı olmuştur ki, Roma imparatorluğu'nun her yerinde, Hun atlıları hakkında efsaneler yayılmaya başlamıştır. Daha sonra Hunlar, Balamir önderliğinde Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya gelmişlerdir. Bunun sonucunda ilk olarak Gotların, yerlerini terketmesiyle başlayan zincirleme reaksiyon sonucu, Kavimler Göçü adı verilen olay gerçekleşmiş ve Avrupa'nın demografik yapısı tamamen değişmiştir. Bu değişimin muazzamlığını bir örnek vererek açıklamaya çalışacağım: Vandallar, Kavimler Göçü öncesinde Baltık kıyısında takılmakta olan bir halktı. Göçten sonra, önce, Galya'ya yerleşmeye çalıştılar. Daha sonra, iber yarımadasına geçtiler, burada da durmayarak, Kuzey Afrika'ya geçtiler. Fakat burada da kalıcı olmadılar ve italya yarımadasına çıktılar ve Batı Roma imparatorluğunun yıkılışında önemli bir rol oynadılar ve daha sonra tarih sahnesinden silindiler. Konumuza tekrar dönersek, bu göç sonucunda, Roma imparatorluğu çok büyük bir güç kaybetti ve ortaya çıkan otorite boşluğunu ise, büyük ölçüde Hunlular sağladılar. Balamir'in oğlu Uldız'ın hükümdarlığı döneminde Attila'ya kadar sürecek olan, klasik Hun siyasetinin temeli atılmıştır: Batı Roma'yı baskı altında tut, Doğu Roma'yla iyi geçin. Nitekim, Attila'ya kadar, Hunlular ve diğer kavimlerle birlikte oluşturdukları ordu, genel olarak, Batı Roma üzerine seferler yaparak, büyük ganimetler kazanmıştır. Uldız'ın oğlu olan Rua'nın ölümüyle, devletin başına Rua'nın kardeşi, Muncuk'un oğulları, Bleda ve Attila geçmiştir. Bleda'nın bir süre sonra ölümü* neticesinde devleti Attila yönetmiştir. Zaten Bleda yaşarken de, devleti fiilen Attila yönetiyordu. Attila, Uldız'ın geleneksel politikasına son vererek, keyfe keder kralına değil, alayına gider nidasıyla, hem Doğu, hem Batı Roma'ya karşı cephe aldı. Doğu Roma'yı ağır vergilere bağladı. Hatta öyleki, inanılmaz zengin topraklara sahip olan Doğu Roma bunu ödeyemez duruma gelmişti. Attila, vergilerin ödenmedi durumlarda, göz korkutmak amacıyla, bir kaç sefer Trakya'yı yağmalamış ve istanbul önlerine kadar ordusunu yürütmüştür. Batı Roma'ya karşı da savaşçı bir politika yürütmüş ve meşhur Honoria olayından sonra, imparatorluğun yarısını çeyiz olarak istemiştir. Teklifi reddedilince, büyük bir orduyla, italya seferine çıkmıştır. Roma ordusuyla Po ovasında yapılan(451) savaş neticesinde, kazanan bir taraf çıkmamış, her iki taraf da büyük kayıplar vermiştir. Bu savaş, o zamana kadar yapılan en büyük meydan savaşlarından birisi olarak tarihte yerini almıştır. Attila ordusunu geri çekmiş, Roma kumandanı Aetyüs ise takip edememiştir. Ertesi yıl, Attila Roma üzerine tekrar yürümüş fakat bir çok sebepten dolayı, italya'yı fethetmeden geri dönmüştür, fakat bu sefer sonrası, Avrupa'da Hun gücüne karşı çıkacak bir güç kalmamıştır.
453 yılında Attila'nın şüpheli ölümü neticesinde oğulları ilek, irnek ve Dengizik devleti birarada tutamamış ve Hunlar, Karadeniz steplerine geri dönerek tarihe karışmışlardır.
Avrupa Hunlarının merkezi olarak şimdiki Macaristan toprakları gösterilebilir. Çünkü hakanlar genelde burada yaşardı. Hunlar bu zamanda, Karadeniz'in güneyinden, Trakya'ya, Balkan coğrafyasının kuzeyinden, Fransa topraklarına ve Baltık kıyıları ile kuzeyde iskandinavyaya kadar geniş bir toprakta söz sahibi olmuştur. Fakat bu coğrafyada, yerleşik merkezi bir otoriteden bahsetmek güçtür, genel olarak kabile biçimindeki örgütlenmelere Hun üstünlüğü kabul ettirildikten sonra, kabileler serbest bırakılmaktaydı. Bu sebepten dolayı, devletin çöküşü de, yükselişi kadar hızlı olmuştur.
Bir de şunu belirteyim; Macarlar da, kendi ataları olarak Hunları kabul etmekteler. Hatta şimdiki Macaristan'ın ismi Hun-gariabiçiminde, Hun diyarı falan şeklinde bir anlama gelmekte. Ayrıca, bizim tarih yazınımızdan başka ''Hunlar, Türktür'' iddiası yabancı tarihçiler tarafından pek kabul görmemekte, sadece doğudan geldikleri kabul edilmektedir.
Ayrıca Tanrının kırbacı için:
(bkz: Attila)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar