bugün
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar14
- deniz göktaş24
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam12
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu10
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği11
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi14
- sözlükte flörtleşmek22
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- erkekleri taciz eden kadın9
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- eşiniz rol gereği öpüşse5
- sizce ben güzel miyim7
- kemal kılıçdaroğlu13
- nemin en çok olduğu il3
- recep tayyip erdoğanı sevmiyorum6
- true nickli yazar4
- kadınların daha hayvansever olduğu gerçeği4
- alttaki yazar ile kafes dövüşü yapıyoruz3
- suca suruklenen cocuk6
- 3000 yıldır kitap okuyoruz2
- uzay neyin içerisinde genişliyor5
- evli kadınla ilişki yaşar mısınız2
- mevlana2
- sizlerdenbirisi2
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı8
- tai lung24
- pandela44
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi2
- özgür özel'in kastamonu da orman köylülerine sesle2
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek16
- taksici arkadaşın anlattığı enteresan hikayeler5
- karanlık kafese inen ruh kuşu3
- güzel satranç oynayan kız var mıdır3
- kale3112 nickli sözlük yazarı2
- polisin ters kelepçe takabileceği durumlar4
- ben geldim naneler19
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- başlıkların silinme sebepleri3
- ona bir şey söyle8
- son kitaptan öncekiler bozulsun diye mi yaratıldı3
- 35 yaşında ölmek6
- ai analizin tavsiyelerine kulak vermek2
- en son gelen mesaj2
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek8
- ev kedisi2
- ali haydar fırat2
- ferdi özbeğen9
- sıla türkoğlu2
komplo ya da değil, hükümetlerin ve kurumların resmi ağızlarından ya da sıradan bir vatandaştan çıkmış, ve hatta hatta kişi kendi kendine düşünmüş o da farketmez: nihayetinde duyduğun birşeye sırf bir an için mantıklı geldi diye tartmadan inanmak seni koyun yapar, düşüncenin koyunu.
ama "bir düşünceyi delilsiz almamak gerek" prensibini uygulayacaksak bunu da politize edemeyiz. devlet ya da adı çıkmış "otorite" kurum ve kişiler sabah akşam bu "komplocu" dedikleri fikirlere "delilin nerde, delilin nerde" diye deli muamelesi çekerek söylediklerini önemsizleştirme gayretindedir. "komplocu" denenlerin de bundan şikayet etme hakları pek yok; nihayetinde kendileri de sistemin söylediklerini önemsizleştirme gayretindeler. ama bunları dinleyen biri olarak merak ettiğim bu "delil geçerliliği" meselesi. çünkü bu "delil" kelimesi hiç de masum değil ve arkasında politik bir kavga var: neyin delil kabul edilip edilmeyeceğine kim neye göre ve nasıl karar veriyor soruları çok, ama çok önemli.
adam birşeyler anlatıyor; işte gizli güçler ve kesimler var, insan beynini ele geçirmeye, özgürlükleri gaspetmeye çalışıyor, falan filan. sistemin savunucusu da bir yetkili, bir bilim adamı edasıyla çıkıp diyor ki "delilin nerde?" Bre pezevenk, bre soysuz, bu kadar açlık ve adaletsizlik olan, heryerin talan edilip herşeyin içinin boşaltıldığı bir dünyada birileri tef çalıp oynuyor, yani bariz eşitsizliğin ve sömürünün döndüğü bir nizam var, ve sen bu konuda hiç çıkıp da iki kelime laf söylememişsin, demek ki senin anlayışına göre olan bitenler ya hiç olmuyor, ya da "normal", sonra bu zihniyetinle ve duruşunla çıkıp "delil" diyorsun. ölçen biçen bilim insanları birçok alanda işlerin iyiye gitmediğine dair sana rakamlar getiriyor, bunlar bildiğin ölçülmüş biçilmiş veriler, sen diyorsun ki "bu rakamlar abartı", "bu rakamlar önemsiz", "ama şu kadar da zenginlik geldi" vesaire vesaire.
işte o andan sonra bu komplo teorisyenlerinin en büyük delili zaten bu sistem savunucularının ta kendisi; bunların varlığı ve dünyanın gidişatından daha büyük bir delile ihtiyaç duymuyorlar ki. yani bir sorumlu arıyorlar ve görebildiklerini suçluyorlar.
delil ha...
ama "bir düşünceyi delilsiz almamak gerek" prensibini uygulayacaksak bunu da politize edemeyiz. devlet ya da adı çıkmış "otorite" kurum ve kişiler sabah akşam bu "komplocu" dedikleri fikirlere "delilin nerde, delilin nerde" diye deli muamelesi çekerek söylediklerini önemsizleştirme gayretindedir. "komplocu" denenlerin de bundan şikayet etme hakları pek yok; nihayetinde kendileri de sistemin söylediklerini önemsizleştirme gayretindeler. ama bunları dinleyen biri olarak merak ettiğim bu "delil geçerliliği" meselesi. çünkü bu "delil" kelimesi hiç de masum değil ve arkasında politik bir kavga var: neyin delil kabul edilip edilmeyeceğine kim neye göre ve nasıl karar veriyor soruları çok, ama çok önemli.
adam birşeyler anlatıyor; işte gizli güçler ve kesimler var, insan beynini ele geçirmeye, özgürlükleri gaspetmeye çalışıyor, falan filan. sistemin savunucusu da bir yetkili, bir bilim adamı edasıyla çıkıp diyor ki "delilin nerde?" Bre pezevenk, bre soysuz, bu kadar açlık ve adaletsizlik olan, heryerin talan edilip herşeyin içinin boşaltıldığı bir dünyada birileri tef çalıp oynuyor, yani bariz eşitsizliğin ve sömürünün döndüğü bir nizam var, ve sen bu konuda hiç çıkıp da iki kelime laf söylememişsin, demek ki senin anlayışına göre olan bitenler ya hiç olmuyor, ya da "normal", sonra bu zihniyetinle ve duruşunla çıkıp "delil" diyorsun. ölçen biçen bilim insanları birçok alanda işlerin iyiye gitmediğine dair sana rakamlar getiriyor, bunlar bildiğin ölçülmüş biçilmiş veriler, sen diyorsun ki "bu rakamlar abartı", "bu rakamlar önemsiz", "ama şu kadar da zenginlik geldi" vesaire vesaire.
işte o andan sonra bu komplo teorisyenlerinin en büyük delili zaten bu sistem savunucularının ta kendisi; bunların varlığı ve dünyanın gidişatından daha büyük bir delile ihtiyaç duymuyorlar ki. yani bir sorumlu arıyorlar ve görebildiklerini suçluyorlar.
delil ha...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar