bugün
- skoda fabia alınır mı4
- filenin sultanları yarı finalde8
- apo piçtir piç kalacak5
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var6
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu7
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- batının ahlaksızlığı safsatası3
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- motorine 8 24 tl zam gelmesi10
- devlet bahçeli8
- kız arkadaşı kerhaneye götürmek3
- habire1221
- uçan adam sabri'ye ne oldu5
- ilker canikligil2
- bel fıtığı olmasına rağmen 5 posta atabilen erkek2
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- kolları façalı bir kıza aşık olmak4
- bir bela geliyor8
- ellerim bos gonlum hos30
- seksin zevk vermediği an2
- suşiyi sadece kadınların çok sevmesi5
- kılıçdaroğlunun kılıcı nerede sorunsalı2
- arif kocabıyık16
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı6
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- sarapci koala64
- sarapci koala'nın radikalkemalist'e aktroll demesi3
- lahmacun9
- kedilerin ruh hastası olması4
- torpille bir yerlere gelenler5
- halkın umudu kılıçdaroğlu3
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- sevgiliye yara izlerinin hikayesini anlatmak2
- dolandırıcı2
- trakyalı yazarlar6
- ebgh'nin sözlüğün en orijinal yazarı olması3
- kaan sezyum7
- ay diyen erkek9
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- boşnak olmak ister miydiniz5
- basmane tren garı7
- silvermist9
- seri katilin tarziyla cinayet isleyen dedektif3
- youtube daki bot trafiğini kim yönetiyor2
- petek dinçöz2
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak4
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
komplo ya da değil, hükümetlerin ve kurumların resmi ağızlarından ya da sıradan bir vatandaştan çıkmış, ve hatta hatta kişi kendi kendine düşünmüş o da farketmez: nihayetinde duyduğun birşeye sırf bir an için mantıklı geldi diye tartmadan inanmak seni koyun yapar, düşüncenin koyunu.
ama "bir düşünceyi delilsiz almamak gerek" prensibini uygulayacaksak bunu da politize edemeyiz. devlet ya da adı çıkmış "otorite" kurum ve kişiler sabah akşam bu "komplocu" dedikleri fikirlere "delilin nerde, delilin nerde" diye deli muamelesi çekerek söylediklerini önemsizleştirme gayretindedir. "komplocu" denenlerin de bundan şikayet etme hakları pek yok; nihayetinde kendileri de sistemin söylediklerini önemsizleştirme gayretindeler. ama bunları dinleyen biri olarak merak ettiğim bu "delil geçerliliği" meselesi. çünkü bu "delil" kelimesi hiç de masum değil ve arkasında politik bir kavga var: neyin delil kabul edilip edilmeyeceğine kim neye göre ve nasıl karar veriyor soruları çok, ama çok önemli.
adam birşeyler anlatıyor; işte gizli güçler ve kesimler var, insan beynini ele geçirmeye, özgürlükleri gaspetmeye çalışıyor, falan filan. sistemin savunucusu da bir yetkili, bir bilim adamı edasıyla çıkıp diyor ki "delilin nerde?" Bre pezevenk, bre soysuz, bu kadar açlık ve adaletsizlik olan, heryerin talan edilip herşeyin içinin boşaltıldığı bir dünyada birileri tef çalıp oynuyor, yani bariz eşitsizliğin ve sömürünün döndüğü bir nizam var, ve sen bu konuda hiç çıkıp da iki kelime laf söylememişsin, demek ki senin anlayışına göre olan bitenler ya hiç olmuyor, ya da "normal", sonra bu zihniyetinle ve duruşunla çıkıp "delil" diyorsun. ölçen biçen bilim insanları birçok alanda işlerin iyiye gitmediğine dair sana rakamlar getiriyor, bunlar bildiğin ölçülmüş biçilmiş veriler, sen diyorsun ki "bu rakamlar abartı", "bu rakamlar önemsiz", "ama şu kadar da zenginlik geldi" vesaire vesaire.
işte o andan sonra bu komplo teorisyenlerinin en büyük delili zaten bu sistem savunucularının ta kendisi; bunların varlığı ve dünyanın gidişatından daha büyük bir delile ihtiyaç duymuyorlar ki. yani bir sorumlu arıyorlar ve görebildiklerini suçluyorlar.
delil ha...
ama "bir düşünceyi delilsiz almamak gerek" prensibini uygulayacaksak bunu da politize edemeyiz. devlet ya da adı çıkmış "otorite" kurum ve kişiler sabah akşam bu "komplocu" dedikleri fikirlere "delilin nerde, delilin nerde" diye deli muamelesi çekerek söylediklerini önemsizleştirme gayretindedir. "komplocu" denenlerin de bundan şikayet etme hakları pek yok; nihayetinde kendileri de sistemin söylediklerini önemsizleştirme gayretindeler. ama bunları dinleyen biri olarak merak ettiğim bu "delil geçerliliği" meselesi. çünkü bu "delil" kelimesi hiç de masum değil ve arkasında politik bir kavga var: neyin delil kabul edilip edilmeyeceğine kim neye göre ve nasıl karar veriyor soruları çok, ama çok önemli.
adam birşeyler anlatıyor; işte gizli güçler ve kesimler var, insan beynini ele geçirmeye, özgürlükleri gaspetmeye çalışıyor, falan filan. sistemin savunucusu da bir yetkili, bir bilim adamı edasıyla çıkıp diyor ki "delilin nerde?" Bre pezevenk, bre soysuz, bu kadar açlık ve adaletsizlik olan, heryerin talan edilip herşeyin içinin boşaltıldığı bir dünyada birileri tef çalıp oynuyor, yani bariz eşitsizliğin ve sömürünün döndüğü bir nizam var, ve sen bu konuda hiç çıkıp da iki kelime laf söylememişsin, demek ki senin anlayışına göre olan bitenler ya hiç olmuyor, ya da "normal", sonra bu zihniyetinle ve duruşunla çıkıp "delil" diyorsun. ölçen biçen bilim insanları birçok alanda işlerin iyiye gitmediğine dair sana rakamlar getiriyor, bunlar bildiğin ölçülmüş biçilmiş veriler, sen diyorsun ki "bu rakamlar abartı", "bu rakamlar önemsiz", "ama şu kadar da zenginlik geldi" vesaire vesaire.
işte o andan sonra bu komplo teorisyenlerinin en büyük delili zaten bu sistem savunucularının ta kendisi; bunların varlığı ve dünyanın gidişatından daha büyük bir delile ihtiyaç duymuyorlar ki. yani bir sorumlu arıyorlar ve görebildiklerini suçluyorlar.
delil ha...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar