bugün
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi12
- tom barrack3
- dünyanın en ünlü kişisi3
- pazar günü evde oturan insan3
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- dinsiz milliyetçilik4
- ikinci abdülhamid4
- şarkılarım dağlara2
- türk islam sentezi zırvaları2
- heybeliada ruhban okulu2
- bir fenerbahçeli ile tartışmak2
- sadece akçomarların gördüğü büyük oyun2
- durmazlar çetesi3
- futbol24
- gocunun freddy travması6
- cansever16
- galatasaray ın yine başını alması3
- okan buruk5
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- 09 ağustos 2026 istanbul da sağanak ve rüzgar uyar3
- dem parti3
- a9 tv3
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- victor osimhen8
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- ayşen gruda4
- özgür özel4
- kışlık domates konservesi yapmak5
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması5
- düşün ki o bunu okuyor5
- kaplanın sırtında2
- adnan oktar vs fethullah gülen3
- pkk lılara af çıkması4
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- anın görüntüsü10
- namuslu filmi3
- spor yapmak2
- çinliler4
- almanya11
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı3
- naif insanlar4
- okanınçükü2
- çirkef galatasaray5
- enflasyon hedefinin tutmaması4
- pocoyo daki pato'nun çok yakışıklı olması3
- galatasaray14
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- lisede kızlara şiir okuyanlar şimdi ne yapıyor3
- vfb stuttgart7
(bkz: his iptali)
-hissedememek.
his iptali meselesini belki de en güzel şekilde ifade eden kişi necip fazıl kısakürek olabilir.
“his iptali
bana korkunç bir hastalık çeşidinden bahsettiler: vücudumuz, dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor ve her türlü tenbih imkânının dışına çıkıyor.
hadise bir ingiliz lordunda şöyle tezahür etmiş: ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan ingiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok. müthiş bir his iptali; derin komayla bayılmaktan ve hatta ölümden beter.
işte türkiye'nin hali!.. türkiye ilahî gazabı af kabul etmez mikyasta belirten bu ne olduğundan habersizlik felaketi içindedir. her tarafımız alev alev yandığı halde dalgın dalgın gazetemizi okumaktayız.
acı duymanın bile imtiyaz belirttiği, ilahî rahmetten bir işaret teşkil ettiği intibak melekesinden mahrumluk... destan mevzuu bir vaziyet...
vaziyetimiz budur!..
kel bir kafada gür bir saç bitmiş gibi başımızı saran anarşi bitleri bir türlü temizlenemez, hep üstünden taranır ve altından gelir, daima bünye içinden fışkırır ve dışından temizlenmesine çalışılır. bir fasit daire ki, boyuna sürer, gider ve hiçbir noktada kırılamaz.
pahalılık o dereceye ulaşmıştır ki, kenar mahallelerde ahşap evlerin önünden geçerken hıçkırıklar ve iniltiler duyacağımız yerde (petroil) çığlıklarıyla karşılaşmaktayız. gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebilecek erkek aletli orospuların reklâmlarıyla donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları bir birini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasulî tıka basa doyurmak sevdasında... buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terk etmiş kuru mefhumlar...
en ağır ve azamî haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak... fakat bunun azabını çekenler nerede?.. polisle ev ev arasanız bulamazsınız!
bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız...”
-hissedememek.
his iptali meselesini belki de en güzel şekilde ifade eden kişi necip fazıl kısakürek olabilir.
“his iptali
bana korkunç bir hastalık çeşidinden bahsettiler: vücudumuz, dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor ve her türlü tenbih imkânının dışına çıkıyor.
hadise bir ingiliz lordunda şöyle tezahür etmiş: ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan ingiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok. müthiş bir his iptali; derin komayla bayılmaktan ve hatta ölümden beter.
işte türkiye'nin hali!.. türkiye ilahî gazabı af kabul etmez mikyasta belirten bu ne olduğundan habersizlik felaketi içindedir. her tarafımız alev alev yandığı halde dalgın dalgın gazetemizi okumaktayız.
acı duymanın bile imtiyaz belirttiği, ilahî rahmetten bir işaret teşkil ettiği intibak melekesinden mahrumluk... destan mevzuu bir vaziyet...
vaziyetimiz budur!..
kel bir kafada gür bir saç bitmiş gibi başımızı saran anarşi bitleri bir türlü temizlenemez, hep üstünden taranır ve altından gelir, daima bünye içinden fışkırır ve dışından temizlenmesine çalışılır. bir fasit daire ki, boyuna sürer, gider ve hiçbir noktada kırılamaz.
pahalılık o dereceye ulaşmıştır ki, kenar mahallelerde ahşap evlerin önünden geçerken hıçkırıklar ve iniltiler duyacağımız yerde (petroil) çığlıklarıyla karşılaşmaktayız. gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebilecek erkek aletli orospuların reklâmlarıyla donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları bir birini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasulî tıka basa doyurmak sevdasında... buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terk etmiş kuru mefhumlar...
en ağır ve azamî haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak... fakat bunun azabını çekenler nerede?.. polisle ev ev arasanız bulamazsınız!
bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız...”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar