bugün

felsefe ve zihin

Berkeley'in haklı olma fikri beni korkutuyor...
Aslında Hegel'e kadar öncüler pek değişmedi. Bu dünya zihnin eseridir lafzını ikisi de kullanıyor. Sadece içerik/ontoloji üzerine (öznel/nesnel) tartışma var.
Leibniz'in "sonsuz küçükler hesabı" maddenin sonsuza kadar bölünebileceğini savunur. Sonsuza kadar bölünebilen şey, nihai manada var olabilir mi? Bu bölünme eylemi, zihnin refleksiyonalitesi dışında bir anlama sahip midir? Maddenin farklı formlar alarak algı yetimize, ideye şekil vermesi fikri, bana pek olası gelmiyor. Zira biz atom'u Rutherford'a kadar içi dolu bir yapıda algıladık. Onda boşluk bizim için var değildi sonra yaptığı altın levha deneyinde boşluğun olduğu ortaya çıkınca bizim atom üzerine algımız olduğu gibi değişti. Ya da Bohr'dan sonra elektronların bulutsu yapıda bulunduğu hacim noktaları (orbitaller) bizim için anlam kazandı. Daha önceki algı biçimimizde bunlar yoktu. Dolayısıyla bunlar bireysel zihin için varlığı söz konusu olan yapılar değildi. Yani atom'un varlığını, algımız ölçüsünde bilebiliyoruz, ve içindekilere zihnin kategorik devinimleri ışığında "var" diyebiliyoruz.
Marx'ın, Ernst Mach'ın savunduğu "süreci tersine çevirme" fikri enteresan ve benim için kabul edilemez bir metafizik yargıdan ibaret.

Bireysel zihin demeyin direkt zihin deyin. Hegel'in absolute mind'ını kenara atmak edebe aykırı olur...
© copyright 2005 - 2026