bugün
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi4
- polisin ters kelepçe takabileceği durumlar4
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz2
- taksici arkadaşın anlattığı enteresan hikayeler4
- 35 yaşında ölmek6
- recep tayyip erdoğanı sevmiyorum4
- yazarlara verilmiş lakaplar7
- son kitaptan öncekiler bozulsun diye mi yaratıldı2
- kemal kılıçdaroğlu10
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek16
- iplenmeyen yazarlar2
- ben geldim naneler19
- iphone kullanan insan2
- sözlükte flörtleşmek18
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- pandela43
- x in memeleri5
- sözlük kullanma amacım2
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek8
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması7
- ferdi özbeğen9
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- 32 yaş altı yazarlar uçurulsun kampanyası2
- devlet kim lan7
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- galatasaray3
- wednesdayin annesi8
- azgın türbanlı10
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı7
- pandela tarzı entry gir6
- sözlüğün kahve olması13
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- çok çişi gelen insan5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- nasılsınız6
- izlenmiş en kusursuz film8
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- alttaki yazara aşık ol11
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı4
- evlenmekten korkmak10
- dikkat dikkat tai lung kız11
- mmm pandela poposu kocaman5
- annenin ölmesi5
- menekşe moru oje4
- alain delon vs cüneyt arkın5
''önemsemezsen yenilirsin'' dedi. hayatı önemsemeye çalıştık; düşüncelere daldık, irdeledik, kah konuştuk kah sustuk sonra yavaş yavaş idrak etmeye başladık ki hayatı fazla ciddiye aldık..
mulayim bu dünyaya ait olmayan bir mizaca sahiptir. bakar, duyar, görür sonra bambaşka anlatır karşısındakine. dersin bu benim bildiğim hikaye, bu benim gördüğüm çiçek mi..
yer etmek, kalıcı olmak, varlığını sadece şimdi için değil her daim hayata ispatlamak için uğraşan biridir o. tahminleri, hayata bakışı, hissettikleri, hissedemedikleri her şeyi ile mülayimdir.
evet insanları tanımak zordur. hele ki ''bu devir'' diye adlandırdığımız zaman diliminde.. gittikçe zorlaştırırken hayatı, duvarlar örerken çevremize ve ''güven'' noksanlığı ile sırt çevirirken insanlara; bu devirde ''ben anladım arkadaş'' lafı ütopya olur çıkar zihinlerde. ama ben gördüm, ben daha onun gözlerine bakmadan samimiyetine inandım. ve ben onu daha onu tanımadan tanıdığımı biliyordum.
çünkü; çok tanıdıktır aslında o. yıllardır konuştuğun iç ses gibi. gelir oturur karşına o konuşur sen incelersin. bakarsın mimikleri, konuşma tarzı, hareketleri, taklitleri hepsi birden içindeki tele dokunur. pıt eder ve anımsarsın geçmişini, kurguladıklarını, rüyalarını.. hani nasıl izlediğin filmde yahut okuduğun kitapta kahramanı kendine katıp bu benim dersin ya oysa bilirsin gerçek değildir; mülayim de öyledir. tek bir sözünde dahi kendini bulursun. evet mülayim budur, biraz senden biraz benden ama farklı bu dünyaya, sana, bana benzemeyen bir ruhtur.
Oysa; her daim siyah bir neskafede kendi yüzüme bakarken kendi iç sesini dinlemeye alışmış olan ben için, iç sesimmiş gibi mülayimin cümlelerini dinlemek ayrı bir zevkti benim için..
edit: aşağıdaki şiiri sana armağan edeyim derken; sen yazmışsın zaten sözlüğe.. diyecek sözüm yok; hep var ol mülayim..
Dinleyin !...
Bu yıldızları böyle
her gece
niçin yakarlar ?
Herhalde birisine gerekli diye?
Herhalde yanmalarını isteyen birisi var?
Ve herhalde birisi
bu balgam parçalarını
inci diye sayıklar?
Ve zorlayıp
bir öğle vakti kalkan toz borasını
Tanrı katına varır
geç kalmak korkusu yüreğinde
yalvarır
öper Tanrı'nın eline rahmet dilenerek
ağlar -
anlatır kendisine niçin bir yıldız
gerektiğini -
bu azaba yıldızsız katlanamayacağını
Ve sonra o birisi
gezdirir boğuntusunu diyar diyar
sakin gözükmeye çalışarak:
''Şimdi daha iyisin değil mi?''
diye sorar
yoluna ilk çıkana
''Korkmuyorsun artık
değil mi?''
Dinleyin !
Yaktıklarına göre bu yıldızları
böyle
her gece
Birisinin işine yaramaları şart
öyle değil mi
ve şart olsa gerek
gene her gece
hiç olmazsa bir yıldızın yanıp sönmesi ..
mayakovski
mulayim bu dünyaya ait olmayan bir mizaca sahiptir. bakar, duyar, görür sonra bambaşka anlatır karşısındakine. dersin bu benim bildiğim hikaye, bu benim gördüğüm çiçek mi..
yer etmek, kalıcı olmak, varlığını sadece şimdi için değil her daim hayata ispatlamak için uğraşan biridir o. tahminleri, hayata bakışı, hissettikleri, hissedemedikleri her şeyi ile mülayimdir.
evet insanları tanımak zordur. hele ki ''bu devir'' diye adlandırdığımız zaman diliminde.. gittikçe zorlaştırırken hayatı, duvarlar örerken çevremize ve ''güven'' noksanlığı ile sırt çevirirken insanlara; bu devirde ''ben anladım arkadaş'' lafı ütopya olur çıkar zihinlerde. ama ben gördüm, ben daha onun gözlerine bakmadan samimiyetine inandım. ve ben onu daha onu tanımadan tanıdığımı biliyordum.
çünkü; çok tanıdıktır aslında o. yıllardır konuştuğun iç ses gibi. gelir oturur karşına o konuşur sen incelersin. bakarsın mimikleri, konuşma tarzı, hareketleri, taklitleri hepsi birden içindeki tele dokunur. pıt eder ve anımsarsın geçmişini, kurguladıklarını, rüyalarını.. hani nasıl izlediğin filmde yahut okuduğun kitapta kahramanı kendine katıp bu benim dersin ya oysa bilirsin gerçek değildir; mülayim de öyledir. tek bir sözünde dahi kendini bulursun. evet mülayim budur, biraz senden biraz benden ama farklı bu dünyaya, sana, bana benzemeyen bir ruhtur.
Oysa; her daim siyah bir neskafede kendi yüzüme bakarken kendi iç sesini dinlemeye alışmış olan ben için, iç sesimmiş gibi mülayimin cümlelerini dinlemek ayrı bir zevkti benim için..
edit: aşağıdaki şiiri sana armağan edeyim derken; sen yazmışsın zaten sözlüğe.. diyecek sözüm yok; hep var ol mülayim..
Dinleyin !...
Bu yıldızları böyle
her gece
niçin yakarlar ?
Herhalde birisine gerekli diye?
Herhalde yanmalarını isteyen birisi var?
Ve herhalde birisi
bu balgam parçalarını
inci diye sayıklar?
Ve zorlayıp
bir öğle vakti kalkan toz borasını
Tanrı katına varır
geç kalmak korkusu yüreğinde
yalvarır
öper Tanrı'nın eline rahmet dilenerek
ağlar -
anlatır kendisine niçin bir yıldız
gerektiğini -
bu azaba yıldızsız katlanamayacağını
Ve sonra o birisi
gezdirir boğuntusunu diyar diyar
sakin gözükmeye çalışarak:
''Şimdi daha iyisin değil mi?''
diye sorar
yoluna ilk çıkana
''Korkmuyorsun artık
değil mi?''
Dinleyin !
Yaktıklarına göre bu yıldızları
böyle
her gece
Birisinin işine yaramaları şart
öyle değil mi
ve şart olsa gerek
gene her gece
hiç olmazsa bir yıldızın yanıp sönmesi ..
mayakovski
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar